kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

GERİCİLİK İLERİCİLİĞİN DIŞKISIDIR

Posted by kaniyasor 14 Kasım 2017

k.y.Kani Yado – 14.11.2017:

Gericilikten bahsedildiği zaman artık Türkiye akla geliyor. Türkiye toplumu diğer Müslüman toplumlar gibi sağıyla, soluyla dincisi ve cinsisiyle çağın düşünce seviyesinin çok altında bir seyir yaşıyor.

Gericilik bir anda ortaya çıkmaz. İnsanların mağaraları terk edip toplum olduklarından beri  gericilik ve tekâmül birbirini izlerler. Yaşam geri geleneklerin bataklığında çekilmez hal alır!

Dinlerin ilahî şarabıyla ser-hoş olmuş toplumların hiç bir siyasal teşekkülünde  bireyin hür iradesi esas alınmıyor.

Dinleri tanrıların talimatları olarak algılayan din masalcıları, siyasette de kendini dayatıyor. Çöl karanlık ilahlarından, çamurdan, çaputtan, darıktan yarattıkları şirk tanrılara doyamayan müşrikler, siyasette liderleri tanrılaştırarak şirk yaratma çabalarında açlıklarını gideriyorlar.

Günümüzde sağın ve solun eseri olan toplum üstü şirk liderler yaratan tekçi siyasal sistemler ile geçmişte çöl yalanlarıyla yaratılan köleci toplum din sistemi  arasında fark yoktur.

Şirk tanrılar dikiş tutturamayınca devlet tanrısal kudret ürünü liderler tanrı elçisi algı ve kanıksamasıyla hurafe piyasasında arz ve talebe göre gerici sağ ve sol siyasal fiyatlarla etiketlenerek ömürlerini uzatıyorlar.

Böylece dini cemaatlerin ümmetçiliği, siyasal alanda da siyasal ümmetçiliğe dönüşerek şirk-liderlerin ümmeti oluşuyor.

Kırsaldan hortlayarak göçen yontma taş devri cemaatleri de şehirleri gecekondu ablukasına alarak Metropol semtlerinde ve mahallelerinde ortaya çıkan yeni din türleri de kendine taraftar bir toplum yaratıyor.

Osmanlı iman gücüyle geri ortamdan pırtlayan Abdurrecep Tayyip Bin Şaban böyle bir ortamın ürünüdür. Çöl fırtınası  taklidindeki heyecandan yarattıkları  taraftarlar da bu öğenin ismiyle anılıyor.

Bu çürümüşlükte köleci toplum sistemini yeniden horlatan din, sağ ve sol siyaset becerileriyle  yeniden inşa etmenin sonu hep felaket olur!

Çağımızın koşullarında geriliği yaşatmak insanlığı terk ederek maymunlaşmaya geri dönüş olarak ifade edilebilir!

Dinleri, kölelerin köle sahiplerine sadakat sistemi ideolojisi olarak kabul ettiğimizde, hala bu temel üzerinde yaşatılan siyaset de egemen şiddet gücüne sadakat olarak ortaya çıkıyor.

Günümüzde  gördüğümüz gibi lideri tanrılaştırıp ona itaatte kusur etmemek bu köleci geleneğin yaşadığı anlamına geliyor.

İnsan iradesi belli şirklere, erklere, devletlere, iktidarlara tutsak düştüğünde liderlerin kapıkulları muhafızlar ordusu şeklinde  ortaya çıkar. Bu model Osmanlı felaketini dünyaya yaşatmıştı.

Böylelikle biz Alici olmayı, Şabancı olmayı, AbdurRecepçi olmayı gerici dinsel sadakat kavramları olarak ifade etmek zorundayız.

İnsan özgür birey olmadığı zaman mutlaka “cicili bicili” olur. Yüzyıllardır insanlar Kabe denen şirke sadakatle bağlıdırlar. Bu putperest müşrik durum yerlerin ve göklerin yaratıcısı rabbimizin inkârıdır.

Etrafınıza bakın, her taraf hacı! Ya Rabbim bu ne ayıp, bu ne acı!

Her taraf cici ve cucu!

Recepçiler, AbdulŞabancılar, odun gibi herifler habire Kabe’nin etrafında dolanıp kendilerini taşlıyorlar!

Bu müşriklere dokunabiliyor muyuz?

Dokunamıyorsak bırakalım kendi tanrı-şirklerine bağlı kalsınlar. Bu müşriklerin dediği olsaydı insanlar yeniden mağara devrine dönerdi.

Demek ki gericiler tarihin çarkını geriye çevirecek kudrete sahip değildirler ve toplumlar tekâmül ederek şimdi uzay çağına geldik.

Bir ülkede hangi sınıf toplum içinde veya siyasal alanda iktidar olursa, toplum o muktedir gücün limanlarına demir atar.

Dünyaya damgasını vuran sınıflardan en acımasızı, korkuluklar yaratarak bir korkutucu güç olan parazit din sektörüdür.

Dün bu dinciler, cinciler  Hıristiyan şeriatı olarak Avrupa’da iktidardılar. Bugün coğrafyamızda bu asalak güç her yeri ele geçirmişlerdir.

Bu ucubelik, bu asalak din sektörünün sınıf karakterinden kaynaklanıyor. Bu gerilikten sağıyla, soluyla her kes nasibini alıyor.

Sekular(laik) Avrupa’da özgürlükçülük(liberalizm) bir yaşam biçimine dönüşmüşse, bu durum  özgürlükçülüğün  artık vazgeçilmez olduğunu gösteriyor anlamına geliyor.

Böylece Ortadoğu’da şirklere dayalı hurafeler(yalan dolan), Avrupa’da ise özgürlük bir yaşam biçimine dönüşüyor.

Kurdistan’ın bağımsızlığı gündeme geldiğinde  tüm gerici Müslüman devletler TC gibi kırmızı çizgileri gereği tepki gösterdiler. Bu devletlerin  üretme çiftliklerinde üretilen unsurların reaksiyonlarını gördük.

Kurd ulusu mutlaka  dünya ile beraber Kürdlerin kaderini bağımsızlıktan yana tayın edecektir. Bölge, gerici devletlerin istediği biçimde şekillenmesi artık mümkün değildir.

Dinci/cinci Kurdler de amaçlarına ulaşamazlar. Kurdistan sekular demokratik bir cumhuriyet olarak bölge haritasında yer alacaktır.

Mekke çöl talancı devletinin dine dayanarak nasıl oluştuğuna baktığımızda parazit bir sınıfın toplumun ruh dünyasını ve maddi dünyasını nasıl ele geçirildiğini görüyoruz.

Köleler efendilerini büyütmeseler bölge ucubeliği “kral çıplak” zuhur ederek, bu unsurlar  olduğu gibi görünürler.

Savaşçı köle sahipleri dini metinleri toplayıp bu nazariyelerle köleleri savaştırmak için ajitasyon olarak kullandılar.

Bölgedeki gerici devletler talan amaçlı olarak ortaya çıktılar. Bu durum asırlardır bu şekilde devam ediyor.

Bunlar barbar çöl aşiretleri olarak üretimi bol alanlara saldırdılar. Mallarla beraber kadınları da talan edip götürdüler ve bununla büyük ganimet sahibi olarak devletleşerek daha geniş alanlara saldırdılar.

 

Mezopotamya uygarlığının yıkışını ve bu coğrafyanın hala karanlıkta kalmasını başka nasıl izah edebiliriz?

Bölgemizin semavi dinleri dediğimiz çöl dinleri köleci toplum gericiliğinin ideolojisi olarak ifade etsek yanlış olmaz.

Tarihe göz attığımızda, Hıristiyan dini ne kadar insanlara kötülük yapmışsa, İslamiyet o kadar kötülük yaptığını görürüz.

Kurdlerin kültürel gelişimi de böyle bir karanlıkta bir yaşam biçimi olarak şekillendiğini görüyoruz. Ruhunu efendilerine teslim etmiş köle neslinden çıkan aydınlar da bu gerilikten nasibini alır.

Bu hastalar siyasette taşeronluk üstlendiğinde bilimi aşıp uzayda 7. katta yer kaparak tanrılaşırlar.

Secdeciler bu tanrı-şirke kul olur. Bu pozisyon tanrı-kul ilişkisinde yaşamı anlamsızlaştırır. Kemalist atmosferde de biçimlenen her Kemal, kemalsiz bir insan olarak dünyada yerini aldı.

 

Reklamlar

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TÜRKLER DÜNYANIN BAŞINA, KÜRDLER KENDİ BAŞINA BELA

Posted by kaniyasor 9 Kasım 2017

k.y.Kani Yado – 09.11.2017:

Gericilik sürekli olarak ‘dinlere saygı’ karanlık kalelerinde korunup gelişerek günümüzün kanlı ortamını yarattı. Ortadoğu dinler çöplüğünde çöl dinleriyle beyninden vurulan Kürdler çözüme yaklaşırken, gericilik Kürdlerin yakasını bırakmıyor!

Bu durumda hurafeler üreten çöl gericiliği dünyanın başına bela olurken, Kürdler kendi başına bela oldu.

Çöl dinleriyle beyninden vurulan Mezopotamyalılarla birlikte mağdur olan Kürdler çözüme en yakın olan ulustur.

On dört asırdan beri dinci cinci, şeriatçı, tarikatçı Araplar ve Ortaasya talancıları uygarlığın beşiği olan Mezopotamya’yı hurafelerin karanlık mezarlığına çevirerek yaşanmaz hale getirdiler.

Bölgemizde her türlü hurafelere dayanan gericilik insan beynini istila etti. Darbelenen beyin hücreleri dinsel korkularla felç oldu.

Değişen dünya koşullarının yarattığı olanaklarla şimdi dangalak gericilerin yarattığı karanlık ortama karşı yeni umutlar ufuklarda görünüyor.

Aydınlığı kutsal sayan Mezopotamyalı Kürdlerin, bölgenin karanlıktan kurtulmasında başrolde olması Kürdleri onurlandıracaktır.

Köleci toplum sisteminin çeşitli biçimleri, sağ ve sol ideolojik pınarlardan beslenerek hala varlıklarını sürdürüyorlar.

Kimi, köleci toplum sistemini sahte komünist modellerle, kimi din şeriatıyla güncelliyor.

Gerici aidiyet, dinî ve siyasî mevzilenmelerle her alanda konumlanmıştır. Biz bu aidiyeti siyasi konuda ele alacağız.

Kürdistan Bölge Yönetimi’nin oluşması bir milli mücadele sonucunda ortaya çıkmadı. ABD ve müttefik güçlerin Saddam diktatörlüğünü devirmesiyle ortaya çıkan denge boşluğunda oluştu.

Milli mücadele bundan sonra emek verilerek ortaya çıkabilir. Tüm Kürd örgütleri devletlerle olan derin ilişkilerini koparmalıdırlar. Kimi TC için, kimi İran için siyasal güç olmayı sürdürmesi mide bulandırıyor!

Müslüman devletler hepsi Kürdlere düşmandır, artık Kürdler akıllarını başlarına almalıdırlar.

Şimdi sıkça Kürdistan’ın satıldığından ve ihanetin kurumlaştığı aşiretler arasındaki husumetinden bahsediliyor.

Biz Kuzeyliler olarak tür ilişkilere yabancı değiliz, her zaman MİT istişare masalarında Kürdistan’ın onuru masaya yatıyor!

14 asırdır ülkemizi ve ruhumuzu Mekke merkezli çöl barbarlığına kaptırdığımız yetmedi, şimdi onların taşeronlarına pazarlanıyoruz.

Biz neden böyleyiz? İsimlerimiz Arapça, soy isimlerimiz nesebi sahih olmayan bir cins olan Türkçe ucubesi!….

Kürde ait kültürel değerler Arap çöl vahşetinin köleci toplum sistemiyle erozyona uğradı. Tüm davranış biçimleri ve ibadet ritüelleri çöl  cahiliye ilişkilerinden alınmış.

Yerlerin ve göklerin yaratıcısı Xweda, çöl barbarlığının ve onlara taşeronluk yapan her kesin belasını versin!

Çöl barbarlık kültürüyle insanlıktan çıkanlar için için en büyük bela insanlaşmak ve çağdaşlaşmaktır.

Mezopotamya, Alici ve Sünnî Muaviyeci yamyamlardan kurtulmadıkça kendi değerleriyle buluşamaz.

Bölgenin oluşması bir mili mücadele ile oluşmadı. ABD ve müttefik güçlerin Saddam diktatörlüğünü devirmesiyle ortaya çıkan denge güçleri arasındaki yörüngede oluştu.

Kürdlerin bölgede insanlık için yararlı bir güç olacağına inanmalıyız. Toplum sosyolojinin kurallarına göre tekamül edeceği ortaya çıkıyor.

Klandan aşirete, aşiretten millete ve milletten devletleşmeye tekamül ederek mükemmel bir güç olur.

Güneyde Kürdlerin nasıl düşünmesi gerektiğini Kürdlerin beynine monte edecek TC olmayacağına göre, Kürd siyaseti kendi toplumuna özgü toplumsal dinamizmin ürünü olarak ortaya çıkma şansı ortaya çıkabilir.

Kürdistan çöl kültüründen arınırsa  tüm Ortadoğu’nun saplandığı karanlıktan kurtulmanın öncülüğünü bile yapabilir.

Değişmeden mevcut koşullarda devletleşse diğer Müslüman gerici devletlerden ne farkı olabilir?

Kürdlerin milli bir çözüme ulaşması için kafalarında inşa edilen Arap çöl karanlığının karakolları yıkılmalıdır.

Türkiye’deki Kürdlerin kafalarında inşa edilen TC karakolları da onları korkunç bir şekilde asimilasyonun gülünç alanına çevirdi.

Kuzeyde Kemalizm ümmeti, Güneyde ve diğer parçalarda Arap çöl ümmeti olmak en büyük felakettir. Kürdler bu iğrenç felaketlerden kurtulursa tarihi rollerini oynayabilirler.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KÜRDLERİN DEVLETLEŞMESİNE KARŞI DERİN TUZAKLAR

Posted by kaniyasor 5 Kasım 2017

k.y.Kani Yado – 05.11.2017:

Klandan aşirete, aşiretten millete ve milletten devlete geçiş sosyolojik tekâmul olayıdır. Toplumların tekâmülü, doğada ağaçlardan müteşekkil ormanların oluşumu gibidir.

Siz kendi ormanınızı din siyaseti veya siyaset dini vasıtasıyla yakmadıkça veya sizin dışınızda birileri ormanı yakmadıkça, o orman doğanın bir üyesi/parçası olarak varlığını devam eder.

Ulusların kendi kaderlerini tayin etme evrensel hakkı ise, çağdaş uluslararası hukukun tanıdığı haktır.

Kürdlerin komşuları çağın çok gerisinde oldukları için sorun çıkıyor. Ülkelerin toprak bütünlüğü, bölünme korkusu tamamıyla bu çağdışı gerici devletlerin yapay olarak dayattığı politk yaklaşımdır.

Çünkü dünyada sadece bölünen ülkeler geliştiler. TC, İsviçre gibi parçalanmış kanton biçimnde yapılandırılsaydı şimdi halklar arasında düşmanlık olmayacaktı.

Derin TC’nin işbirlikçi olarak yönlendirdiği Kürdlerin, devletleşme karşıtlığı tamamıyla TC’nin faşist karakterinin uniter diretmesinin “bölünmez bütünlük” politikasının örgütlü halinin bir parçasıdır.

Bağımsız Kurdistanın gündeme gelmesiyle, Kürdler karşılarında başta faşist TC ve tüm ırkçı faşist Müslüman devletleri görecekler. Bu ayrışma barbarlar ile uygarların karşıtlığı olarak öne çıkacak.

Çöl yamyamlarının mitolojisini unutmak için Mezopotamya asaletine geri dönmeye kararlıyız.

Xweda yardımını esirgemeyecektir. Canlıların ve cansızların, yerlerin ve göklerin sahibi Xweda’ya şahidimiz olsun ki, tüm zalim Müslümanların ve devletlerinin maskeleri düşecektir.

Kurdistan devleti, Mezopotamya uygarlığının temeli üzerinde 21. Yüzyılın demokratik uygarlığını inşa edecektir.

Çöl köleci toplum sisteminin yıkılışı başta Kürdler olmak üzere Mezopotamyalı mağdurların eliyle olacaktır.

Tüm Müslüman devletler, Türkiye’nin öncülüğünde  IŞİD denen terör örgütü vasıtasıyla Kurdistanı işgal ederek Kurdistanın bağımsızlık idealini gündemden düşürmeye çalıştı.

Dost güçlerin yardımıyla Kürdler, IŞİD terör örgütünü Kurdistan’dan süpürüp atma becerisini gösterdikten sonra gündeme gelen Bağımsızlık Referandum’a karşı barbar TC Müslüman devletlerden aldığı desteğin moraliyle Kürdleri tehdit ederek geri adım attırmaya çalıştılar.

Kurdistan devleti ilan edildikten sonra komünist devletler ile Müslüman devletler Kurdistanı tanımayacaklar. Her ne kadar Amerika’ya karşı tavır gibi gösterilse de İslamiyetin köleci toplum sisteminin kamusal mülkiyete dayalı olması bağlamında her iki sistem arasında tahakküm benzerliği yok mu? Yani biri 14 asırlık köleci toplum sistemi, diğeri yeni koşullara göre biçimlenmiş modern köleci toplum sistemi. Biz bu durumu sorgulayamazsak çağdaşlığımızın bir anlamı kalmaz.

Her nedense tüm İslam ülkeleri darbeler, tuzaklar, çelmeler sistemine sahiptirler. Xweda bize yardımcı olsun!

Bunlara benzemekten kurtulmak için altından Dicle ve Fırat’ın geçtiği Firdews’in sade su ırmanlarında yıkanıp ruhumuzu temizlemeliyiz. Mezopotamya asaletine sahip Kürdlerin bedeni ve ruhu tahir olmalıdır.

Biz çöl barbarlarından farklılığımızı kısa sürede dünyaya göstermek zorundayız. Dünyaya karşı verdiğimiz erdem sınavını kazanacağımıza inanıyoruz. XWEDAYÊ ERD Û EZMANAN! KURDAN JI HOVAN BIPARÊZE!

Tahakküm altına aldıkları insanlara köle muamelesi yapmak yeni bir tarz değildir.

Bu konuda sadece Türkleri, Türkiyeyi suçlamak doğru değildir. “Babarsistan” diye isimlendirdiğimiz tüm İslam coğrafyası çağın normlarının çok geri yaşam biçimine sahiptir.

En azından maymun kardeşlerimiz kadar sevecen olsaydılar bir anlama gelirlerdi. Tahakküm altına aldıkları insanlara köle muamelesi yapmak yeni bir tarz değildir.

Bu konuda sadece Türkleri, Türkiyeyi suçlamak doğru değildir. “Babarsistan” diye isimlendirdiğimiz tüm İslam coğrafyası çağın normlarının çok geri yaşam biçimine sahiptir. En azından maymun kardeşlerimiz kadar sevecen olsaydılar bir anlama gelirlerdi.

Aşiretten millete tekâmul eden Kurdlerin devletleşmesi sosyolojik gerçektir. Halihazırda devletleş Güney Kürdisstan, uluslararası koşullar ve dengeler izin verdiğinde mutlaka Kürdleri Birleşmiş Milletlerde temsil edilecek bağımsız devlet olacaktır. Devletleşmeye karşı direnen Kürdler TC’nin iç politikası ile yaşadıkları için TC için kamu görevi icra ediyorlar. Kuzey Kurdlri TC’nin yasalarına göre partileştiklerii çin TC’ye karşı sadakatı esas alıyorlar. Oysa Kürdlerin çözülmesi gereken demokrasi sorunu değil, ulusal sorunu vardır. Siyasi misyonerler kasıtlı olarak çappıtıyorlar ve gerçekleri toplumdan saklıyorlar.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

DİNLER TOPLUMLARI İNSANLIKTAN ÇIKARIYOR

Posted by kaniyasor 30 Ekim 2017

k.y.Kani Yado – 30.10.2017:

Şeriatçı Ali  veya şeriatçı Yezid üzerinden Mekke çöl üfürükçülüğüne yönlendirilen müşrik insanların beyni felç, çağdaş ilişkileri oturtmak için onları ikna etmek artık mümkün değildir.

Ne söylerseniz söyleyin, onlar “odunum odunum” derler. Sözün bittiği noktaya sürüklendik. Böylece yukarıdan bombalar ıslahat bereketinde bunların başına yağmur gibi yağmazsa iflah olmazlar ve insanlık erdemleri bereketinde insanlık yeniden yeşermez.

Müslüman olup köleliği red etmek mümkün değildir. Çünkü İslamiyet diğer çöl dinleri gibi köleci toplum sisteminin kendisidir!

Geleneksel köleci üst sınıfın tercihleri çöl ideolojisine tutsak olan insanların özgür iradesi olamaz.

Kürd siyasal İslamcıların Kürdistanî görünmeleri çöl kültürel gericiliğini Kurdlere bulaştırmak içindir.

Çünkü bu ucubelerin talepleri geriye yöneliktir! Gericiliğe eğilimli Kurd, kendi kültürünü yaşamayıp Kemalist ümmet veya Arap köleci ümmeti yaşıyorsa Kürd milli değerlerden eser kalmaz!

Bir müessese hangi amaçla faaliyet gösterirse o amacın gerçekleşmesini hedeflerken taktiksel davranışlar belirleyici olmaz.

Türkiyelilik politik Kemalist ümmet siyaseti de arabesk ümmet gibi hizmet ettikleri güçlere bağımlıdırlar. Bunların çabaları Kurdistan’ın bağımsızlığını engellemeye yönelik olduğunu görüyoruz.

Her müessese kuruluş amacına göre çalışır ve iradeleri kuruluş amacına göredir. Eğer bu müesseseler Kurdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkıyorlarsa amaçlarına uygun hareket ettikleri içindir.

Bu işler zevk olsun diye yapılmıyor, bu alana çok büyük yatırımlar yapılmış. Biz,  Kürdlerin kafalarında inşa edilen ırkçı Türk ve gerici çöl karakollarını yıktıkça bağımsız Kurdistan hedefine yaklaşırız.

Bağımsız Kürdistan bölge rönesansının kapısıdır. Dünyanın beklentisi olan Mezopotamya güneşi mutlaka ışıl ışıl doğacak.

Demokratik uygar güçlerin Kurdistan’ın yanında yer almasından sonra Arap ve Türk karanlık kafalı barbarlar, yarasalar gibi karanlık mağaralara  sığınmak için kendilerine sığınacak yer arayacaklar.

TC bir devlettir. Bu ceberut devletin Kürdleri kendi çıkarları için kullanmaya çalışmaları tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor.

Bağımsız Kurdistan ilanından sonra biz Türkmenleri Kürd milli çıkarlarına göre yönlendirmeyecek miyiz?

Biz bundan sonra devletlerin resmi tarihlerine ve din yalanlarına dayanarak gerçeğe varamayız. Bundan sonra antropolojiden yararlanacağız. Bu barbarlar din yalanlarıyla Kürdlerin tarihini kararttılar. Barbar Mekke merkezli güçler ve barbar TC gerçekleri karartıyorlar.

Avrupa ülkeleri hür dünya ile birlikte faşizme karşı verdiği mücadele ile demokratik alanda önemli mevziler kazandı.

Avrupa’nın bir parçası olduğunu iddia eden ve muasır medeniyete ulaşmak için iddialı olduklarını her seferinde vurgulayan Türkiye gittikçe Avrupa’ya ters düşerek bataklığa savruldu.

Avrupa,  Nazi anlayışını tasfiye ettikten sonra, Türkiye’deki bağlı derin bağlantıları serseri mayın gibi ortada!

Türkiye’de üretim dışı asalak güçlerin çeşitli isimlerle ortaya çıkan partilerle sürekli iktidarı ellerinde tutması değişimi dondurmuştur.

Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü demagojisiyle farklılıkları yok sayan ırkçı yaklaşımlara göre kendilerine bağlı şubeler tesis etmişlerdi.

Bunlar diktatörlüklerle veya İslam şeriat anlayışına yapışıp ömürlerini uzatmaya çalıştılar…

Dünyadaki bu şer güçleri battıkça Mezopotamya’nın yıldızı Kurdistan daha çok parlayacaktır.

Din istismarından başka hiç bir güç Kurdleri batıramazdı. Çünkü 14 asır önce Mekkeliler Mezopotamya’yı işgal ettikten sonra Kürdler esaret yaşamına girdiler ve Türklere de esir düşerek katmerli köle oldular.

Günümüzde, Saddam, Kaddafî gibi diktatörler fare deliğinde yakalanmasıyla tarihi hesaplaşma başladı.

Rabbimiz Xweda, yüzkarası gerici çöl karanlığının ve barbar TC’nin belasını mutlaka verecektir.

Diktatörlüğe dayalı gerici devletler hariç, tüm uygar hür devletler bizimle beraberdir. Xweda Kürdlerle beraber olsun!

Gasp ettikleri ulusal haklarımız, kaybettiğimiz Kürd erdemleri fitil fitil burunlarından gelecektir.

Kurdistan’ın çıkmazı da gericiliğe dayanıyor. Mekke merkezli lanetlik gericiliği benimseyen toplumumuzu karanlık çöl cinleri çarpmış. Mekkeli Ali ve Yezit kafalarımızda Arap karakolları kurmuşlar; insanlık erdemlerimiz kelepçelenmiş, mahkumiyetten kurtulamıyoruz.

Hele görmek için bakarak bir görmeye çalışın! İslam ülkeleri sorunların kördüğümü olmuş rezalet içindedir.

Kralı çıplak görmek için maskeleri çıkardığımızda altında ya Arap Ali çıkıyor ya da Arap Yezit çıkıyor.

Çocukların cücüklerine bile suikast yapan bu sünnetçi barbarlara bilimin etkisi olmaz. Hitlerin başına yağan bombalar bu çöl barbarlarının üstlerine yağmadıkça kimse tefekkür etmez!

Dünyadaki büyük devlerimler büyük savaşların ürünüdür. Üçüncü Dünya Savaşı Barbaristanı hizaya koyarak İnsan Hak ve Özgürlükleri devrimini taçlandıracaktır.

Mekke çöl karanlığı yerini Mezopotamya güneşine bırakacaktır. Hıristiyanlık şeriatının ve İslam şeriatının babası yalancı çoban Musa öyle büyük üfürdü ki, çölde yaşayan tüm insanlar adım adım çölleşti.

Kürdlerin atalarını itibarsızlaştırma Yahudi diniyle başladı. Yahuya dedikleri tanrı da şirkti. Çünkü bunların Müslümanlarda olduğu gibi bir sürü şirkleri olan çok tanrılı müşrik dinleri vardır.

Mevcut Hıristiyanlığın ve Müslümanlığın babası Yahudilik denen din gericiliğine karşı, İsrail devleti ciddi önlemler almıştır. Yahudlik Museviliktir, İslamiyettir, Hıristiyanlıktır; çağdaş İsrail milletiyle karıştırmamalıyız.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

EŞEKLERİN EŞEKLİĞİ VE ÇÖL DEVELERİNİN DEVELİĞİ

Posted by kaniyasor 26 Ekim 2017

k.y.Kani Yado – 26.10.2017:

Eşek aklı bir muammadır. İnsanların, deve ve atların siyasal stratejilerinin mimarları eşeklerdir. Pusula icat edilmeden önce eşeklerin insanlara ve develere  önderlik yaptığını hiç duymadınız mı?

Bu yüzdendir ki, insanlık tarihinde geleneksel önderliklerin kıymet-î harbiyesi hep baki kalmış.

İnsanlar her zaman eşeklerin eşekliğini sırtına vurulan yük ile ifade etmişler ama eşeklerin önderlik vasıflarını bilirler. Gece yolculuğunda eşekleri kendilerine yol gösterici lider olarak tayin ederler.

Toplumsal yaşamda karada eşek olmak varsa, denizde gemi, çölde deve olmak, havada uçan kuş olmak da vardır.

Topluma develik pompalamak öyle sanıldığı gibi basit değildir. Önce deve asaletine sahip olmak gerekiyor, sonra develerin dilini, dinini, imanını, şeriatını, fıkhını, tefsirini, üfürme ve talanın savaş ve ganimet sanatını, deve seyisliği becerisinden ortaya çıkan siyaset stratejisini öğrenmek gerekiyor.

Üfürme selahiyetine haiz olmak için, Recep Tayyip İbnî Şaban gibi şura-i Kemalin sahte diplomasını hakketmek gerekiyor.

Kilisede papaz olmak için kaç tez vermek gerektiğini bir bilseniz! İneğe tapan Hintliler üfürme sanatını icra etmek için inek üzerinde en az bir tez ibraz etmek gerekiyor.

Müslümanların evliya topraklarında imanlı üfürmenin ehl-i beyt asaletine yakışır olması gerekiyor.

En başta ilm-i kelam, sonra aşure, muharrem ve biraz yahudilikle kokteyl ikram, bir kalkan bir zülfikar, al sana arabesk iman!

Karanlık karaların içinde badi badi yürüyen analar, kendilerini kırbaçlayan danalar ve matemde ayınlar…!

Eyli Sünnet El Camaat boş durur mu! Kürdlerle alaturka savaşın mimarı düdükçü Kenan Evren Paşa tarafından, o zamanın bediüzzamanı Fetullah İbni Keremullah’ın eline Suudî  RABITA dolarları tutuşturuldu.

Turancı ve üfürkçü basın kuleleri, hilafet planları, medya patronları, uluslararası Turancı mektep inşaat ve tedrisat şirketleri yaratıldı.

Hani uçakla İslam aleminin ahir zaman halifesi ve MEHDİ sıfatıyla bediüzzaman Fetullah İbni Keremullah Amerika’dan getirilecekti ve milyonlar Atatürk havaalanında karşılayacaktı!

Ne oldu o derin anlaşmalara?

Fethullah İbni Keremullah’ın yetiştirdiği Recep Tayyip İbni Şaban danışıklı darbede hayırsız çıkmış.

Düdükçübaşı Kenan Paşa hesap veremeden ölüp giderken, yeniden inşa ettiği alaturka Cemaat, operasyon üzerine operasyon yiyiyor.

Bediüzzaman Fetullah İbni Keremullah Hoca uzaktan üfüremiyordu, Paşa ölüm döşeğinde Fethullah’ın hasreti içinde ölüp gitti. Şimdi Cennet-i Alada hurilerle arabesk danslar icra ediyor…

Eşeklerin rehberliğinde yollarını bulan develerin önderliğinde şekillenen toplumlar, kendi iradeleriyle hiç bir zaman ne iyi ne de kötü tercihlerde bulunmuştur, hep düdüklerle yürümüşler.

Bu imanlı toplumlar her zaman koyun gibi güdülmüştür. Kullandıkları tüm sözcükler ” vallah, allah, inşallah, maşallah, Abdullah, subhanellah, hebibullah, nebiyullah, elhemdulillah…” şeklindedir.

Her zaman köleci üst sınıfın veya günümüzdeki aynı sınıfın varisleri olan üfürükçülerin fermanlarına bağlı kalmışlardır.

Coğrafyamızda tüm sağ ve sol gerici müesseselerde söylenen “alt-üst ilişkileri ve emir-talimat mevzuları köle sadakatinin günümüzdeki biçimleriyle ilgili siyasal kavramlardır.

Böyle gelmiş böyle gitmez…Ezberler bozulacak bir gün…

Türkiye mezarlığında ve diğer arabesk mezarlık toplumlarında, bu çamurdan, bu karanlık ve bu hamurdan hiç bir şey çıkmaz ama insana güldürü esprisinde zevk veren velinimetler vardır.

Eşeklerin eşekliğinden ilham alan develer, onların rehberliğinde yürüyor. Allah razı olsun develer bizi güldürüyor.

Elifi tanımayan veliler, nebiler, sahabeler güldürüyor.

Allahın yarattığı cinsiyet biçimini beğenmeyip kendi çocuklarının cücüklerine suikast yapan geri zekalılar güldürüyor…

Allah’ın dili Arapça ile yazılan Bin Bir Masallarda Ali’nin elinde zülfikar,  IŞİDçi komutan gibi ha bire sallayıp uçurulan kafaların gökyüzünde arabesk müziğin eşliğinde yaptıkları danslar güldürür…

Çocuklar bu masalları dinleye dinleye kendilerini çöllerin deve ahırlarının seyislik müptelası olarak görüyor.

Ya Arapların zır zır zamanının bediüzzamanı İmam-ı Azam’ın Ehli Sünnetine ait çift hörğüçlü develerin haşmetine ne demeli?

Develer için pusula görevi yapan lider eşekler velinimettirler.

Arap masallarından başka ne bilirler?

Bu ruh halleriyle siyasi ve dini tarikatların kapı kulu olurlar. Arap hörgüçlü develerinin hem huyundan ve hem de tüyünden kapan Kürdler bu yüzden değil mi secde siyasetinin dışına çıkamıyorlar!

Bölge dengelerinin Kürdistan devletine ihtiyacının zamanlaması sadece Kürdlerin tercihine bağlı değildir.

Güney Kürdistan uluslararasılaştı. Kuzeyin siyaset meydanı oyunlarına benzemiyor.

Kuzeyli Kürdlere sahte umudu pompalayan TC’nin siyaset komisyoncuları vasıtasıyla umudu her yıl gelecek baharlara erteleye erteleye bu yorgun güne gelindi.

Hiç birimizin “yahu TC! Verdiğin umut nedir? Neden bizi Türklüğe ve Türkiyeliliğe  yamamak için demokratik cumhuriyet marka, ‘made in Turkey’ tutkalını kullanıyorsun?” diye soru sormak aklımıza gelmedi.

Bir de misak-i milli esaret yeminini, Mecliste TC’ye sadakat yeminini öküzün boynuna boyunduruk yapar gibi Kürdlerin boynuna taktılar. Bu zalim düşman kandırma sanatını ne güzel icra ediyor! Hem de Kürdlerin borazancıbaşılarını kullanarak aldatıyor.

Meğer tüm deveci Müslüman Arap ve farsların ve TC’nin siyaseti, Kürdlerin anlamazlığı üzerinde kuruluymuş! Kürdleri istediği kadar kendine karşı savaştırmış, istediği kadar barıştırmış! İstediği biçimde Türk dili, Türk Kemalist dini ve imanı zehriyle zehirlemiş!

Bütün dünya milletleri Kürdlerin mağduriyetini biliyor. Sadece barbarlık imanı güçlü olan Müslüman devletler Kürdlere düşman!

Hür dünya bölgenin baş belası çöl faşizmine karşı mücadele edebilecek tek ülkenin Kürdistan olduğunu biliyor.

Bu karanlıkta el yordamıyla yolumuzu arıyoruz.

İmdat ya Hızır! İmdat ya Ali! İmdat ya Yezit!

 

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

BARBARLIĞIN ÇAPRAZ ATEŞİ ALTINDAKİ KÜRDLER

Posted by kaniyasor 22 Ekim 2017

k.y.Kani Yado – 22.10.2017:

Kerkuk’un danışıklı teslimi ile başlayan süreç İslam coğrafyasının Mekke merkezli çöl vahşetini yeniden gündeme getirdi. Militar ve paramilitar silahlı güçler çöl barbarlığının orduları oldukları gözden kaçmıyor. Sorunların çözümünü güçleştiren muamma bu gerici düğümdür!

Çöl barbarları 14 asırdan beri Kürdlerin erdemli Mezopotamya kültürel dokusunu bozmak için çok sayıda siyasî unsurlarını, danışıklı elemanlarını dinin ve siyasetin tilki pazarına sürdüler.

Bu çabalar Kürdleri sosyal, siyasal ve inançsal anlamda  kendilerine benzetmek amaçlıdır.

Siyaset pazarına çıkıp elinizi sallasanız eliniz binlerce TC ve çöl barbarlığı misyonerine değer. Bunlar erdemden vururlar, beyinden vururlar, Paris sokaklarında vururlar!

Her Kürd dünyaya gelir gelmez kendi düşmanları tarafından önlerine konmuş yol güzergahıyla karşı karşıya gelir.

Biz dile düşer düşmez, Alinin kanlı zülfikarından, Yezidin, Ömerin zalim kılıcından, katil Mustafa Kemal hakkında, Mekke putperest çöl vahşileri hakkında övgüyle bahsedildiğini duyarız.

Toplumsal yapı bu çamurlu sahada şiddetin palyaçoları olarak kalıbını aldı. Biz nasıl iflah olabiliriz?

Devlet olsak veya olmasak da aynı sorun ile karşı karşıyayız. Bu koşullarda bağımsız devlet olduğumuzda, kurduğumuz devleti, Alinin, Yezidin, Kemalizm sevdasının hatırı için yıkmayacağımız ne malûm!

Bu bataklıktan kurtulmak için bir yol bulunmalı!

IŞİD zihniyeti her gün evimizde cirit atmıyor mu?

İŞİD’in ibadet biçimi, bayramı, seyranı evlerimize taşınmadı mı?

IŞİD, İslam kılıcıyla kelle kesiyor, “Allahu Ekber!” ile yargılıyor ve insanları katlediyor.

Toplumun kirletilmiş inançsal zemininde Ali’nin zülfikarından, Muaviye, Yezit, Ömer’in zalim kılıcından övgüyle bahsediliyor.

Bu düşürülmüşlük, Alili, Yezitli, Ömerli, 12 imamlı çöl gericiliğinin karanlık ortamında şekillendi. Çöl yamyamlığına özenen insanlar nasıl aydınlığa çıkılabilirler söyleyebilir misiniz?

Sahiden bizden sağlıklı insan çıkar mı?

Yoksa Hz. Ali’nin, Ömer’in, Yezit’in şeriatının dayandığı çöl inanç sistemine bağlı kalarak IŞİD zihniyetine zemin hazırlamaya devam mı edeceğiz?

IŞİD İslam’ın kendisidir. Ali, Muaviye, Ömer, Osman ve diğerlerinin gerici yolundan gidiyor.

IŞİD dört dörtlük İslam’dır. Bu karanlık ortamlar IŞİD için elverişli ortamdır.  Bu koşullarda hangi İslam ülkesinde insanlık gelişebilir?

Hz. Ali’yi, Hz. Ömeri benimsemek IŞİD’i benimsemek demektir. Çünkü IŞİD bunların savunduğu şeriatı savunuyor.

Mekke köle sahipleri  çevre coğrafyayı talan etmek için çağrı yaparken “altından ırmaklar geçen cennet ve cennette huriler” vaat ediyor.

İnsanlar dönüp “sizin bu cennetiniz zina yeri mi?” diye sorgulamaları gerekmiyor muydu?

Erkek köle savaşçılar erkekliklerinin sapık isterikliğiyle koşa koşa savaş alanında kendilerini bulurlar. Ali’nin, Ömerin, Osman’ın, Muaviye’nin, Yezit’in peşine takıldılar.

Hurilere kavuşmak için insanlığını kaybedenlerin erdemli bir geçmişi olmadığı için erdemli bir geleceği olamaz.

Hiç kimse sağa sola çekmesin. IŞİD Ali’nin, Osman’ın, Ömer’in, Yezit’in İslam şeriatını 4 dörtlük uyguluyor.

Aliciliği, Muaviyeciliği savunan her kes IŞİD’in yoldaşı sayılır. Bir etrafınıza bakın! İslam ülkelerinde şiddetten, terörden, zulümden başka ne var?

Bu coğrafya nasıl bu hale geldi?

Ak Parti’de ortaya çıkan talancılık İslamcı çöl talan geleneklerine aykırı değildir. Buna besmeleli talan da diyebiliriz. Şimdi ise  besmeleli ve tekbirli sahte demokrasi üfürükçülerin din piyasasına sürüldü.

İnsan basit bir yaratık hafifliğinde şirklerin tutsağı olduğunda ve önüne bir  çöl-Arap vahşet  kutsalını koyduğunuzda yüzyıllarca karanlığa mahkum olabilir. Dünya bu karanlıkta ortaya çıkan Sünnî  gerici Yezitçi ve Alici gerici korkuluklarla daha onlarca yıl uğraşacaktır.

14 asırdır Mezopotamya ve Anadolu insanının kafasında Mekke çöl iklimi oluşturuluyor. İnsan beyni çölleşince ne insanlık erdemleriyle tanışabilir ne de doğanın insana sunduğu güzellikleri görebilir.

Çölleşen beyin şiddet üretir!

Müridler havada bulup tavada yiyen cübbeli sarıklı şeyhleri,yaratıp uçurur.  Siyasallaşıp hızını alamayarak siyasal hergele pazarında siyasi paşalar yaratmaktan geri durmazlar!

Talipler arabesk makamda üfüren Alici seyitleri, İran mollalarını yaratır, çobanın koyun sürüsü olurlar.

Babadan oğula geçen hanedanlıklar ve TC’nin memur olarak/kamu görevlisi olarak atadığı dini ve siyasi liderler tabulaşarak başımıza taş olurlar!

Savaş meydanlarında kazandığımız ülke,  dinci ve cinci üfürükçülere kaptırma tehlikesi her an önümüzde duruyor.

İnsanların beyni çöl zihniyetinin Alici ve Muaviyeci/Yezitçi karanlıkla istila edilmişse, Kurdistan’ın barbarlar tarafından istilası kolaylaşıyor. Çünkü ihanet bu kurumlarla şekillenir ve toplum düşmanın rengine girer.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

BARBARİSTANIN ABLUKASINDAKİ KURDİSTAN

Posted by kaniyasor 19 Ekim 2017

k.y.Kani Yado – 19.10.2017

Kürd silahlı güçlerine çekilme emri veren Koalisyon Güçleri ve Kürd parti sorumluları Kürdlerin şaşkınlıklarına bir cevap vermek zorundadırlar. Kürdler kendi efendilerine toz kondurmamak için yüzyıllardan beri birbirini suçladılar.

Karşılıklı olarak birbirlerini siyasal alandan tasfiye etmek için her türlü girişimlerde bulunurken bölgede meydana gelen gelişmelerde de aynı tavırları sergilemekten geri durmuyorlar.

Kürd silahlı güçlerinin geri çekilmesi için talimat veren Koalisyon güçleri Kürdlerin birbirine karşı çalıştırdıkları çenelerine karşı da önlem almak zorundadır.

Bölgedeki yamyam komşularımızın çirkefliğini iyi biliyoruz. Koalisyon güçleri olmasaydı biz ne yapabilirdik? Bölgedeki savaş beynelmilel olduğu için bunun gereği yapılmalıdır.

Kanaatimizce Milattan Sonra 6. Yüzyılda Kürdler Mekkeli Arapların işgaline uğradıktan sonra, Kürdler çöl geriliğinin doğasına uygun çekişmeli bölge karakterlerini bir yaşam biçimi olarak kanıksadılar.

Çöl barbarlığı bir infaz kültürü olarak yerleşti!

Kürdler Müslüman olduktan sonra Arabın huyundan ve suyundan şekillendikleri için dünya aklıselimi ile uyumlu olamıyorlar.

Ayrıca bu olaydan ders çıkarmalı. Kürd liderleri Türk ve Arap algısıyla çözümleri tanrısal kurtarıcı arayışların geriliklere sahiptirler. Bu durum büyük tahribatlara neden olmaktadır.

Kendilerini insan gerine koymayan kavimler kurtarıcıları beyaz atın üzerinde mutlaka kendilerini kurtarmaya geleceklerine inanırlar! Hızır yaratırlar, serok yaratırlar, Şaban ve Recep ve benzerlerini yaratırlar!

Kendilerini insan yerine koymayanların sarıldığı tabular mitolojilerini kendi esaretlerindeki derinlikte aramak gerekiyor.

Meselenin uluslararası boyutunu hep toplumdan saklıyorlar. Koalisyon güçleri olmasaydı biz bir tavuğumuza dahi sahip çıkamazdık. Bu gerçeğe rağmen, tabularının övgülerinde geleneksel kurtarıcılık saçmalığına saplandılar. Kimileri ise bölge için çözüm teori balonlarını ürettiler!

Güney Kürdistan Bölge Hükümeti, Koalisyon Güçlerinin Saddamcı Arap Sünni Ba’s faşistlerine karşı verdiği savaşta ortaya çıkan imkanla oluştu. Referandum ile KDP’nin prestijini kurtarmaya yönelik olsun veya olmasın bu önemli gerçek değişmiyor.

Bölgedeki şeriatçı çöl gericiliğine karşı mücadelede başarılar ve kayıplar Kürdlerin büyük desteğinin hanesine verildiği gibi Koalisyon Güçlerinin hanesine yazılır.

Güneyin geleneksel Kürd dinsel ve feodal gericilerinin siyasi bir güçleri yoktur. Onlar kendi koşullarında tekamül etmediler. Arap çöl  gericiliğinden besleniyorlardı. Şimdi o bağ kopmuştur.

Tüm Müslüman devletler Kürd düşmanı olduğu koşullarda Kürdler demokratik uygar devletlerle uyumlu olmak zorundadır.

Güney Kürdistan Kürdlerin insafına terk edilseydi Kürd partileri Kürtleri birbirlerine karşı savaştırarak bitirebilirlerdi!

Irak Arap Ba’s gericiliğine karşı savaşan koalisyon güçlerinin yarattığı imkan ile Güney Kürdistan federe hükümeti oluştu.

Öncelikle bu bölgede çağdışı İslam ülkelerinin arkasında olduğu şeriatçı güçler ile  Kürdlerin müttefikleri olan uygar devletler arasında kıyasıya bir mücadele olduğu gözden kaçmıyor.

Bu büyük güç dengeleri arasında Kürdler için siyasal fırsatlar ortaya çıktı. Kürdlerin dünyadaki pozitif imajlarının yükselmesiyle Kürd partileri birbirine üstünlük sağlamak için kıyasıya yarış içine girdiler.

Bu yarış eskiden olduğu gibi onları karşı karşıya getirebiliyor.  Bundan sonraki gelişmeleri hep beraber göreceğiz.

Askeri sahalarda başarılar sağlanabilir ama gericilik bölgede insanlığın başına bela olmaya devam edecektir.

Kurdlerde ve Araplarda aşiretsel yapılarlarla çağın gerçeklerine göre yaşamak isteyen yeni nesil arasında büyük anlayış farkları vardır. Din sektörü gericilikten yana ağırlığını koyuyor. İşbirlikçiliğin temel sebebi din ve mezhepler olduğu açıkça görülüyor.

Koalisyon güçlerinin sayesinde Kürdler önemli mevziler kazanabilir ama gericilik en büyük sorun olarak kendini dayatmaya devam edecektir. Dünya aklıselimi ise gericiliği büyük tehlike olarak görüyor.

Çağdaş Kürdler öne çıkmalıdır. Dünya insanlığı, serpêçık geri İslamcı Kürdler ile Arap gericilerini aynı şekilde potansiyel tehlike olarak görüyor.

Bölgede bilimsel gerçeklere sayalı uygar dünya ile hurafelere dayalı Mekke merkezli çöl gericiliği karşı karşıya gelmiştir.

Temel çelişki uygarlar ile barbarlar arasındadır. Bu sahada barbar Ali ile barbar Yezid’in kılıcı çekiliyor. En büyük tehlike budur!

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

ÖZGÜRLÜĞE DAYANMAYAN SİSTEMLERİN YAŞAMA ŞANSI YOKTUR

Posted by kaniyasor 15 Ekim 2017

k.y.Kani Yado – 15.10.2017:

Son iki bin yılda din istibdadı ve sol ve sağ siyasal diktatörlük biçimlerinin neden olduğu savaşlar milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur. Bu konuda Hıristiyanlık şeriat diktatörlüğü, nasyonal sosyalizm doktrinine dayalı faşist/nazi diktatörlükleri ve irili ufaklı sosyalist diktatörlükler özgürlükleri yok ederken kendileri de yok olup gitmişlerdir.

İnsanlığın midesini bulandıran İslam şeriat istibdadı da yok olmaktan kurtulamaz.

Burada sol diktatörlükler ile  dinsel şeriat diktatörlükleri üretim güçleri üzerindeki katı tahakküm benzerliği her iki biçimde de  egemen parazit sınıfların emekçi insanı tutsak alan diktatörlüğü öne çıkıyor.

Her iki biçimin dayandığı sınıfları tahlil etmeden, insanın insan üzerinde tahakküm biçimi dediğimiz köleci toplum sisteminin günümüze kadar sirayet ettiğini kavrayamayız.

Binlerce yıldan beri işgücü üzerinde tahakküm kuran köle sahiplerinin geleneksel köleci toplum sistemiyle günümüzdeki işgücü üzerinde tahakküm kuran sistemler arasında sadece zaman farkı vardır.

Bu sistemler sıra ile yıkılıyorlar. Nasyonal Sosyalistler Hitler ile birlikte yıkıldılar. Deşifre olan yüzleriyle birlikte bir daha toparlanamıyorlar. Sovyet sosyalistleri de özgürlükçü yaşam biçimine karşı direnemedi, yıkıldı. Arap Ba’s sosyalistleri fare deliklerinde yakalandılar. Mekke merkezli çöl köleci toplum ümmeti çatırdıyor.

Dine dayalı faşist biçimler tabulardan oluşan korkuluklarla toplumu sindirdiği için Hıristiyan şeriat faşizminin yıkılışı gibi İslam köleci tahakküm şeriat  sisteminin yıkılışı da zor olacaktır.

  1. Dünya savaşından önce Türkiye dahil, dünyadaki tüm faşist devlet bir cephe, hür dünya bir cephe oldular. Sonuçta hür dünyanın zaferiyle sonuçlandı. Şimdi 3. Dünya savaşının sonuçlarını bekliyoruz!

Türkiye dahil, IŞİD ve diğer tüm gerici faşistler bir cephede, Kürdistan dahil hür dünya bir cephede yerini aldı.

Çöl barbarlık yaşam biçimine dayalı olarak mevzilenen çağdışı Türkiye ve müttefikleri diğer gerici güçler kaybedecektir.

Türk nazi hareketi CHP destekli iktidardaki Ak Parti İslam faşizmi de bu akıbetten kurtulamaz. Bu gericilerin mağlubiyeti dünyayı yaşanılır bir duruma getirecektir. Sinagogların, kiliselerin, camilerin müze olacağı bir dünya için sabır ve metanetle adım adım ilerliyoruz.

Orta Asya talancı barbar akıncı kavimler, Alici, Yezitçi, Ömerci ve Osmancı barbarlar Anadolu’yu ve Mezopotamya’yı talan ederken bu uygarlıkları yıkıp kendilerine benzetmeyi amaçlamışlardı…

Orta Asya barbar akıncı kavimler ve talancı Mekke çöl barbarlarının Mezopotamya işgali, bölge insanlığının karanlığa girmesine neden oldu. Bu büyük hadiseler cehaleti yayarak günümüzdeki sorunların kördüğümü oldular. Bu bağlamda Mezopotamyalı Kürdler dünya sorunu haline geldi ve bu kördüğümü dünya uygar güçleri çözecektir.

Barbar toplumlardan tecrit olmak Kürdistan’ın insanlıkla bütünleşmesine neden olacaktır. Kürdler sekular demokratik uygar toplumlarla ortaklaşmayı fazlasıyla hak etmiştir. Tarihsel yazgımız bizi çöl barbarlarından uzak, uygar toplumlara yakın edecektir.

Çöl barbarları, altından ırmaklar (Dicle ve Fırat) geçen Mezopotamya’yı işaret eden cennet tasavvuruyla, başta Mezopotamyalı  kadın olmak üzere tüm maddi ganimetler için sapık savaşçılarını işgale özendirdiler.

Böylece Mezopotamya’nın işgali çöl barbarları tarafından gerçekleşti. Şimdi bu çöl barbarlarının vasiliğine soyunan talancı Türkiye Cumhuriyeti Devleti,  Kürdistan’ın bağımsızlık adımlarına karşı ukalaca tavırlardan geri durmuyor. Dünya aklıselimi bu çirkeflere gereken cevabı verecektir.

İran ve Türkiye’nin Kürdlere karşı birbirlerine yakınlaşmasına bir anlam verebiliyoruz.

Barbarlar, Aliciler, Muaviyeciler ve hariciler olarak çıkar çatışmasına girmekle beraber, bunlar birbirine düşman kardeşlerdir. Erdemli milletlere karşı birlikte hareket ederler.

Çünkü hurafelere dayalı resmi din ideolojileri çöl barbarlığına dayalıdır. Bu çöl hurafelerini bakteri gibi taşıyan her insan Kürdistan’ın geleceği için tehlikelidir. İnsanları köleleştirmeyi esas alan her siyaset ve inanç köleci sistem gelenekli yaşam biçimine sahiptir.

Doğal özgürlüğün temeli üzerinde inşa edilen sosyal özgürlüğü esas almayan hiç bir sistem ayakta kalamaz.

İnsanlar için en erdemli yaşam biçimine kimi hürriyet, kimi freedom, kimi azadî der.  ”Azad olmak“ Kürdlere daha tatlı görünür.

Analar hepsi anadır ama insanın anası bir başka güzel görünür insana. Çünkü hayatın sonuna kadar kaybetmek istemediğimiz çocukluğumuz, ana kucağının hayallerinde ısınır.

Şakaklarımıza kar yağdığı zaman da biz hala o hayalle ısınmaya çalışırız. Biz nereye gidersek gidelim, nereye yönlendirilirsek yönlendirilelim ana kucağı ’azad’lığın başkenti olduğu için onun özleminde kalırız. Kürdler için özgürlük, Kurdistan’ın bağımsızlığında anlam bulur.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

FELSEFE YA RÊZANÎ

Posted by kaniyasor 12 Ekim 2017

Kani Yado:k.y.

Felsefe ya rêzanî gelek girînge. Li vî jiyan a civakî de mirovatî bin bandûr a barbaran û kevneşopî ya wan bi êş e. Bandûra Hêzên  barbaran li ser jiyan û çand û huner, ne bi tenhayî gelê Kurdan, liser hemû gelên şarezat ên Anatolîa û Mezopotamîa çê bûd.

Bê felsefe ya rêzanî dîtina agahiyê kêm dibe. Ji boy rêzan ên Kurdan bi gava yekem, teorîya felsefe ya rêzanî pêwistî ye. Felsefe ji boy jiyana mirovatî û jiyan a rêzanî ronahî ye. Bê ronahî mirov dikare gavan bavê?

Îro di herêm a me de mirovatî bin bandûr û nezanî û bin lingên nezanan û bandûr a kevneşop ên wan de kaş dibe!

Hemberê hovên herêm, bi vî dilê şewitî em çawa  bi nezanî ya felsefe ya rêzanî,  derd û kul ên giran bikişînin?

Jiyan a xwezayî de mirov ne hewceyê rêzanî ye. Jiyan jî bi xwe wek mirov xwezayî ye. Hevce hemû di xweza de hene. Di kêmasî ya kesan de xweza gelek dewlemend e. Ne hewceye ki kes, kesên din bigire bin bandûra xwe.

Xulamî cawa bû hevce?

Peşketin a civakî de hewceyî gelek zêde bûn. Kar û bar û ked bi nirx û biha bûd. Kesên bihêz, kesên bêhêz kirin bin bandûra xwe û bi tade û zordestî sazûmana xwe çê kirin. Va  sazûman a koledarî pêş sazûmana feodalî de pêvajoyek dirêj bû êş û tade ya xulaman.

Di dîrok a mirovatiyê de hêz ên polan di sazûmana xulamiyê de pêk hatin. Endam ên civak bûn du pol. Koledarî bû sazûmanek bi zor û zordestî. Xulam bi vî ava ketin bin bar ê zordestan. Di dîrokê de jiyana xulamî pêvajoyek dirêj e.

Rêzanî bi vî ava bû hewceyî. Koledaran bi rêzani bandûr a xwe li ser xulaman çê kirin.  Rêzanî bo xulaman qedexe kirin. Sazûman a koledarî de xulam di statû ya hemwelatî nîne.

Faşizm zordestî ya hemdemî ye. Di sazûmanên vî çaxa de jî serok ên hêzan, bi navê rêxistin û  dewletan bi xapandinên siyasî li ser gel dîktatorî ya bêrêzî çê dikin. Çaxa feodalî û çax a sermiyandarî û sosyalîzmê de jî bandûr a kesan li ser gel zordestî çê bû. Çareseriyek dadmendî pewîst e. Mirovatî ya cihanê bi navê “sazûman a demoqrasî ya şarezar” ava kir.

Îro tevgerên Kurdîstanê de bêrêzî û zordestî ya rêxistin, bandûra hêz û dewletan tune? Eger siyasetmed bi tilî yên xwe bi gef dipeyvin, bi fikr û ramanên koledaran dimeşin.

Tırs wek tirs ên dilê xulaman, tirsên ji hêzan, rêxistinan û dewletan di dilê gel de dije. Hemû rezanên  çep û rêzanên rast, bi gef û bi sazûmanên xwe kewneperestin. Bi derew û dekên xwe dekbazî dikin.

Rêzanî ya bêdek, wek fikr û raman ên Gandhi û Mandela nerm, ronî, rast, bêdek e û birêz e. Ka bi fikr û ramanên xwe rêzanî ya herêm ên Rojhelata Navîn çawa ye? Di mêjî yên wan de  dîtin a sazûmana koledarî nîne? Mirov bi felsefe ya jîyanî mirove. Birûmetî bi fikr û ramanên paqiş rûmet e.

Rêzanî bi kîndarî û tol nameş e. Armanca rêzanî  çareserî ya pirsgrêkên mirovahî ye. Eger  rêzanên zordar hemberê gel tol û kîn ên xwe hene dixwaze sazûmanek zorbazî ava bike û xwe bi tol a xwe de serkeftin be.

Mirov cawa hemberê gelê xwe kîndar û toldar dibe? Va mijar, mijara felsefe nîne, mijara psîkolojî ye. Em dikarin wî mijarê jî, di babet a psikolojî ya civakî bînin ser zimîn. Di mijara bînbîr a kesan, an jî binbîr a zorbazan de bînin ser zimîn baş dibe.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

 CUCULAR VE CİCİLER

Posted by kaniyasor 10 Ekim 2017

k.y.Kanî Yado – 10.10.2017:

Cu, ci, çi sözcük olarak Kurdçe ve Farsçadan Türkçe diline girmiştir. Biz, meselenin etimoloji yönünü değil, siyasetin sayesinde bol bol malzeme üreten komedi yönünü ele alacağız.

Bize lazım olan gülmek değil mi?

İnsanların siyasetle ilgilenmesi, bir siyasal çizginin tarafı olması çok doğaldır ama siyasette bu cu ve ciciler insanın kafasını karıştırıyor.

Gerici aidiyet erkleri, dini, siyasi, sosyal konularla çok ilgilidir. Biz bu aidiyeti siyasi konuda ele alarak meselenin komedi yönünü ele alacağız.

Dünyayı etkileyen büyük olaylar karşısında sağcı, solcu, oduncu, Memocu, Alici, Yezitçi, İslamci, şekalci gibi cici cucularla biten şirketler kendi ezberleri ile dünyayı değerlendirdiler.

Kimi kendini Maocu, kimi Mahocu, kimi Fetocu, kimi Şabancı, kimi oduncu kimi dinci, kimi cinci oluyor.

Mesleki olarak kimi kendini mahallebicici ismiyle ifade etmesi mahallenin cici çocuklarını sevindirir. Cici siyasiler o kadar sevimli değildir!

Öyle pozlara giriyorlar ki, bir düğmelerini koparmak isyan suçuna girer!

Bekçi Murtaza’nın ismi çıkmış ama Murtaza siyasi abilerin yanında çocuk kalır!

Eskiden köleler kendilerini efendisinin adıyla ifade ederlerdi.

Marabalar, kendilerini Maho Ağalarıyla ifade ederlerdi.

Bu çağda ilerici olduğunu, devrimci olduğunu söyleyenler kendilerini kimin ismiyle ifade ederler acaba?

Yirmi birinci Yüzyılda bunların da efendilerinin ismiyle adlandıracaklarını aklımızın köşesinden geçmemişti!

Siyasette kapıkulluğu bu olsa gerek…

Çağın gerisinde şekillenen toplumsal biçimlerde insanlar kendilerini Maho Ağa  ve Bilo tiplemelerinde ifade etmelerine bir anlam veriyoruz da, kendilerine ilericiyim diyenlerin cucu ve cici olmaları ne demek?

Hani ilericiler Maho ağadan ve onun marabalarından daha ileri, daha devrimciydiler!

Gelo sahiden gülelim mi ağlayalım mı?

Kendilerini ilerici kabul edenlerin binlerce yıllık eski köleci sistem geleneğini yaşatmayı misyon olarak kabul etmeleri aklıselim aklın kârı değildir, olsa olsa devlet ayarlarıyla ilgilidir.

Güldüren her şeyden Allah razı olsun! Siyasiler bizi çok güldürdüğü için Allah siyasilerden bin bir kere razı olsun!

Hele rüyalarında, göğsünde binbir palyaço madalyası taşıyan kızıl paşa olma rüyalarını görenler!

Endamları, boyları, posları, xıngılıkları mıngılıkları, görkemli duruşları bir başka haşmetli görünüyor…

İnsan onları bir kilometre uzaktan gördüğünde gayri ihtiyari olarak hazırola geçiyordu!

Cuculuk ve cicilik mesleki alanlarda da kullanılır ama siyasette kullanıldığı biçimiyle komedi tadı damakta bir başkadır.

Mesela, Mahocu, Maocu, Abdocu, Fetocu, Kemocu, oduncu şeklinde kullanıldığı gibi, bir de bunun cicileri vardır.

Mahallebicici, deveci, gerici, haci, solci, sağci, tenekeci, işgalci… gibi birbirine çok yakışan çok ciciler vardır!

Kemal Burkay abinin isminin önünde Mustafa vardır, Kemocular Mustafasız yetim sayılır.

Kemal Kılıçdaroğlu kardeşimin babası Kamer bey onun ismini nüfusa yazdırırken her nedense Mustafa’sını unutmuş!

O yüzden sola kayarak sosyal demokrat Ecevit’çi olmuştu.

İnsan devleti devletten daha fazla savunduğunda cucular ve ciciler çoğalır.

Hele siyaset pazarlarında, siyasi ihalelerin ekonomik ihalelere döndürüldüğünde her taraf, her mahalle ve semt ithalatçılar, ihracatçılar, tavukçular, lavukçular, koyuncular ve  soyguncularla dolup taşıyor.

Bizim civarda Mehemed’e Maho diyorlar. Bu yüzden Maholar her zaman Mao ile karıştırılıp siyasi cezalara neden olabilirdi. Birinde sadece H harfinin fazlalığı gözden kaçınca kıyamet kopar!

Diğerinde TC’yi bilerek veya bilmeyerek WC olarak söylemek veya yazmak büyük sorunlar yaratacak sonuçlar doğurabilirdi.

Siyasilerin rantları, saltanatları bozulmasın diye devletin caydırıcılığı ölümle bitebilirdi!

Bürokraside de bu cucu ve ciciler yüzünden çok  olaylar oluyordu.

TC Devletinin çanağından yemek için bir yarış içinde olan devletin soyguncu kadroları birbirilerinin kuyusunu kazarken cuculuk veya cicilikle şikayet edip ayaklarını kaydırırlardı.

Bir zamanlar devlet ayarlı siyaset pazarlarında, her yerde, çarşıda-pazarda cuculuk ve cicilik çok konuşulurdu.

Dincilik, cincilik sağcılık, solculuk odunculuk, Maoculuk, Mahoculuk gırla gidiyordu!

Palu’nun Bulanık Mıntıkasında  yaşayan dayım muhtar Maho sağ olsaydı size anlatsaydı!

Kirvesi öğretmen Tahir Polat’la birlikte neredeyse başları belaya  giriyordu.

Dayım Maho, Mao ile karıştırılacak, Tahir Polat hocam ise Maocu olarak tutuklanacaktı neredeyse!

İkisi de rahmetlerine kavuştular ama bize gülen yüzlerinden başka, basına bile yansıyan bu hatıralarını bırakıp bu dünyadan göçtüler.

Geçmişte Maocu olmak için işkenceyi, zindanı, hapisleri göze almak gerekiyordu. Şimdiki gibi değildi.

Şimdi Mit Müsteşarı Hakan Fidan mutlaka cici veya cuculardandır. Yani dinci veya cincidir!

Cumhurbaşkanı  Şaban oğlu Recep Tayyip, Bilo oğlu Başbakan Binali hakeza Fetullahçıdırlar.

Ümmet-i Arapların nur-i cemallerini aksettirenlerin  Mahocu olacak halleri yok ya!

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »