kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

ERKEK EGEMENLERE KARŞI VİCDAN SOPASI

Posted by kaniyasor 19 Haziran 2017

k.y.Kani Yado – 19.06.2017:

Çağdışı dini istibdat ve faşizm, tek tanrılı sol diktatörlükler erkek egemenliğinin en belirgin yaşandığı sistemlere sahiptirler. Toplumsal tahliller erkek egemenliği hesaba katılmadığı zaman konu anlaşılmaz.

Erkek egemenlikli sistemlerde şiddet esastır. Şiddet aynı zamanda şiddetin panzehiri olduğunda temel çözüm gücü olabilir.

Tüm dünyada birbirine benzer biçimde söylenen  “sözden anlamayanın hakkı sopadır” sözü hep hatırlanır. Hazreti Sopa kimine göre “meşru şiddet”, kimine göre “zorunlu şiddet” biçiminde tanımlanır.

Bazı sorunlar vardır sopasız çözülmez; bazı sorunlar vardır sopalı çözülmez. Bu durumda faşizmin sopasız mücadele ile yıkıldığını duyan varsa söylesin!

Hatta faşizm ve din istismarına dayalı diktatörlükler iç antifaşist dinamiklerle de yıkılmaz, dış müdahale şarttır. Nazi Almanya’sında faşizm hür dünya ittifakıyla yıkıldığı tarihi bir olaydır.

Bir milyarın üstünde insanı Rabbimizin adına söyledikleri yalanlarla köleleştiren çöl barbarlarının erkek müşrikleri de ancak dünyanın vicdan sopasıyla ıslah olabilir.

Toplumu liderlere kapıkulu haline getiren faktörün, dinden ve siyasetten önce erkek egemenliğini görmek gerekiyor. Erkek egemenliğinin olmadığı yerde dinsel ve siyasal diktatörlükler oluşmaz.

En azından iki bin yıldan beri erkek egemenliği, kuduran erkek aklıyla ne felaketlere neden olduğunu tarih tarafından kayıt altına alınmıştır.

Kadın anayı cadılıkla suçlayan Hıristiyan Katolik din adamlarının kadınlara yaptıkları işkenceler unutulmadı!

Köleci toplumun çöl dışkılanması ürünü olan yobazların buna mümin aklı demeleri erkek aklının kudurmuşluğunu gizleyemez.

Geçmişte Hıristiyan şeriatının erkek emenliğinde hüküm sürdüğü Roma vesayetli Avrupa’da tahakkümcü asalak din adamları sınıfı kendi savaşçı köleleriyle birlikte Allahın oğlu İsa’nın intikamını almak için Yahudilere karşı haçlı seferlerine başladıklarında ne acılara neden olduklarını insanoğlu acıları yaşayarak gördü.

Daha sonra acıya dayanamayan Avrupa toplumlarında din ve mezhep savaşları 100 yıldan fazla sürdü. Bu süre içinde milyonlarca insan hayatını kaybetti!

Çöl gericiliğinden ithal edilen düşmanlık birikerek Avrupa toplumlarındaki faşizmi inşa etti ve  Almanya’da Yahudi katliamı gerçekleşti. Almanya sopasız ıslah edilebildi mi?

Müslüman papazları da hala insanlara acı çektirme konusunda bundan farklı şeyler yapmadılar!

Danışıklı ve danışıksız siyaset ve din adına, derin devlet stratejileri adına toplumun başına diktikleri şeriatçı palyaço korkulukların neden olduğu felaketler kapımıza dayanmıştır.

Erkek kuduruk aklı ile başta Türkiye olmak üzere, tüm İslam ülkelerinin şer güçleri tarafından finanse edilen DAEŞ sopasız bertaraf edilebilir mi?

Almanya faşizmi, İkinci Dünya Savaşında hür dünyanın sopasıyla yenilgiye uğratıldıktan sonra önüne konan demokratik anayasa ile toplum demokrasi faziletiyle tanıştırıldı ve böylelikle demokrasiye kavuşan toplumlar bir daha demokrasiden vazgeçmiyorlar.

Askeri müdahale ile çözüm geçici çözümdür. Kalıcı çözümler için bütün dinlerin ve din adamların, din istismarcısı siyasilerin  Allah adına yalan söylemekten vaz geçmeleriyle mümkündür.

Bağnaz siyasilerden ve mahalle üfürükçülerinden farksız olan din adamlarından çekilen manevi işkenceye son verilmek zorundadır. Artık ıslah amaçlı zihniyet reformu gündeme gelmelidir.

Dinlerle, hurafelerle, tekçi siyasal rezaletlerle beyinleri darbelenmiş, idrak yoksunluğuyla karanlığa  mahkum olmuş toplumlarda her nesil gericiliğin taşıyıcısı olmuştur.

Toplum, din ve siyasal istismarla toplum liderlerin kapıkulu haline gelirken, insanlık erdemlerinden uzaklaşırlar. Bu bağlamda kendilerini ilerici sananlar da bu gerilikten nasiplerini aldıkları için birleştirici olmak yerine dağıtıcı olmuş, kendilerine biat edilmesinin bekleyişi içinde olurlar.

İslam gericiliği eskiden de güçsüz değildi, şimdi Türkiye’nin desteğindeki DAEŞ tarafından örgütlü hale geldi.

Bunlar bitse bunlar kadar tehlikeli olan çöl Şii gericiliği vardır, Mekke menşeli develer tepişmeye devam edecekler. Bu çöl barbarlarıyla savaşmak dünya insanlığının vicdani borcudur.

İslam ülkeleri, geçmişte Avrupa-Roma Hıristiyan şeriat yönetimi dönemindeki dine tutsak Avrupa’nın durumuna düştüğünü iddia etsek yanlış olmaz. İslam papazları o dönemin Hıristiyan papazlardan farksız olduklarını görüyoruz. Mağduriyet, zalimlik, tekamül etmemek, tanrı adına yalanlar, üfürükçü asalak din adamlarının toplumun üzerinde hakimiyeti… gibi konularda benzerlik gözden kaçmıyor…

Yahudilik ve Hıristiyan din istismarcıları etkisizleştirildikten sonra şimdi İslamiyet dizginlenmeye çalışılıyor.

Çöl inançlarını sömürü aracı olarak kullanan din adamları, dinsel kurumlar, din devletleri etkisizleşmeli.

Din istismarcıları dediğimiz asalak sınıf İslam ülkelerinde  en güçlü ve en etkili sınıftır. Her sorunda  sınıf tahlili doğru yapılmayan  hesaplar yanlış çıktığı tarihi vakalarda görüldü.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

BAĞIMSIZ KURDİSTAN BÖLGEDE KÖLECİ SİSTEMİN DAĞILMASINI SAĞLAR

Posted by kaniyasor 13 Haziran 2017

k.y.Kani Yado – 13.06.2017

Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta da görüldüğü gibi Müslüman çöl coğrafyasında çıkış alanı bulan ve din ideolojisine dayanan köleci toplum sistemi köleleri kendi mülkiyetinde tutarken özgürlüğün zemini olan toprağı Allah’ın mülkiyeti olarak tanımlayıp insanı toprağın kiracısı  yaptı.

Köleci sınıfa karşı gelişen Feodalizm, köleci toplum sisteminden sonra ve onun karşısında inkılapla ortaya çıkan sistemdir. Feodalizmi yaşayamayan toplumlar Müslüman yaşam alanlarında olduğu gibi köleci toplum sisteminde boğulup yozlaşır. Din istismarıyla feodalizme geçit vermeyen parazit dindarlar sınıfı köleci toplum sistemini günümüze kadar sürdürmüştür.

Avrupada Roma merkezli Hıristiyan köleci toplum sistemi ve coğrafyamızda Mekke merkezli köleci toplum sistemi tekâmülü engellemiştir.

Avrupa, demokrasinin sigortası olan sekular inkılapla asalak dindarlar sınıfını etkisizleştirerek kiliselere kapattı. DarIsı Müslümanların başına…

Yaşadığımız coğrafyada aşiretlerin millet olarak tekamül etmesi engellenen toplumlar milliyet üst kimliğine kavuşamayınca, din kimliğini dayatan asalak dindarlar sınıfı ve ilgili kurumları milli devletlerin kurulmasının önünde en büyük engel olarak kabul etmek gerekiyor.

Parazit din adamları sınıfı Hıristiyanlarda olduğu gibi Müslümanlarda da milletleşmeyi ümmetleşmeye kurban etmişlerdir.

Bu asalak sınıf, dini istismar ederek millet olmanın alt yapısını teşkil eden aşiretlerin önünde engel teşkil etmişlerdir.

Asalak ruhani sınıf, Allah’a yakın olduğu imasını  yaratarak hile ile toplumsal iradeyi kendi lehine felç etmiştir.

Böylece ülkemiz Kurdistan özelinde de feodal üretim şeklinin dinamiği olan Kurd mirlerinin üzerinde tahakküm kurarak milletleşmenin sosyolojik sürecini tamamlamasını engelledi.

Sosyolojinin yasalarını çiğneyen siyasi ve dini bağnazlık yüzünden Üçüncü Dünya Savaşı can almaya başladı. Çağdaş ülkeler mevcut ortama müdahil oldular. Bu karanlıklar da aşılacaktır.

Kurdistan bağımsız bir devlet olacaktır. Devletin ilanı için uygun zaman ortamını hazırlık yapmak için referandum tarihi 25 Eylül 2017 larak belirlendi. Türkiyede Türkleşmiş Kurdler ve Araplaşmış ümmetçi Kurdler buna engel olmak için her türlü taktiği kullanıyorlar.

Tüm demokratik uygar ülkeler Kurdistanın bağımsızlığını istiyorlar. Müslüman ülkelerin engelleme girişimleri bir sonuç veremez.

Kurdistan, Laik Demokratik Özgür ve Bağımsız Kurdistan olarak dünya camiası içinde yerini alacaktır. Gericilik bataklığına saplanmış unsurlar karanlığın müsebibi olarak lanetleneceklerdir.

Geçmişte Avrupa’da Hıristiyan dininin karanlığında yaşanan durum, günümüzde Müslüman coğrafyada yaşanıyor.

Avrupa Vatikan merkezli hıristiyanlığı etkisizleştirdikten sonra milli üst kimliği inanç kimliğinin önüne geçti ve millî devletler kuruldular. Millî devletler günümüzdeki çağdaş demokratik uygarlığın alt yapısını oluşturarak insanlığın ortaklaşmasının zemini oldular.

Hıristiyan mezhep savaşları çok kanlı geçti. 30 Yıl Savaşlarından sonra Westfalia anlaşmasını tarih okuyanlar bilirler.

Ortadoğu şimdi, o yılların Avrupa’da meydana gelen savaşlarla aynı özellikleri taşıyor. Hıristiyanlığın ve Müslümanlığın çıkış alanı olan çöl geri inançları reformdan geçmeden çağımızın insanıyla uyumlu olmaz.

Ortaçağ geriliğinin sonu milli devletlerin sosyolojik süreci oldu. Günümüzde devletler birliği şeklinde ortaklaşma ve uyumlar ortaya çıktı. Türkiyedeki aydınlar Ak Parti’li gerici lumpenlerle takışacağına Ortadoğu’daki mezhep çatışmalarının Avrupada da yaşandığını ve kiliseler etkisizleştirildikten sonra Avrupa her yönden geliştiğini anlatmalıdırlar.

Osmanlı devletinin son meclis-i mebusanın son oturumda Misak-i Milli denen Osmanının katbettiği toprakları yeniden işgal etme yemini vardır. Bu yeminle Filistin, Kuzey Afrika, Musul ve Kerkuk ile batı Trakya yeniden işgal edlmesi öngörüyordu.

Dünya barbar Ortaasya talancıları ve çöl Arap talancılarından kurtulmadıkça istikrar sağlanamaz. Çünkü bu barbar güçlerin talancılığı genetiktir. Osmanlı hükümetleri 1913 yılından sonra talancı TC devletinin kurucu dinamikiği olan ve CHP’nin temelini atan İttihat ve Terakkicilerin elindedir.

Osmanlı ve TC devleti bölgede talanı ve işgali amaçlamaktadır. Din rezaleti de bu talan amaçlıdır.

Recep Tayyip’in amiri Fethullah Gülen bir TC kuvvet komutanı kadar devlet içinde yetkiliydi. Gülen’in dünyaya açılması talimatını veren ve Rabıta destekli finanse eden Kenan Evren’dir.

Ecevit Fetullah Gülen’den icazet aldıktan sonra iktidar oldu. Feto’nun tasfiyesi Ergenekon operasyonlarıyla ilgilidir. Genel Kurmay Başkanı İlker Bağbuğ’un tasfiye edilip Recep Tayyip Erdoğan’a bağlanması gibi…

TC, dünya demokratik güçleri tarafından ya yok olması gerekir, ya da ıslah edilmesi gerekir.

Bu karanlık mezarlık böyledir. Bir kısmı kapkaranlık nakşibendi, bir kısmı başka üfürkçü soytarı tarikatlar. Kiminin elinde Yezidin barbar kılıcı, kiminn elinde Ali’nin barbar Zulfikarı….Bunlar hepsi Mekke merkezli çöl soytarısı…

Kürdler, karanlık kafalı Türk unsurlarının oluşturduğu TC devletinin engelleriyle karşılaşmaktadır.

Kürd toplumuna dayatılan ulus-devlet karşıtlığı TC projesidir. Oysa Kurd ulusunun devletleşmesi sosyolojik bir gerçekliktir.

Kürdistanın devletleşmesi dünya gündemine girdikten sonra TC kendi unsurlarına Kürdlerin devletleşmesine karşı teoriler yumurtlatmıştır. Kürd düşmanı olan devletler daha önce ümmetçiliği dayatarak Kürdlerin devletleşmesine karşı çıkmışlardı. Şimdi Kemalizm ümmeti engeliyle karşılaşyoruz!

Türkiye köylülüğün şehirleri kuşatığı bir süreci yaşıyor. Köylülük Ortaasyadan Anadoluya ve Mezopptaamyaya akın eden barbar Türk akınları gibi şehirleri kuşattı. Köleci toplum sistemi inançsal geleneklerine sahip köylülüğün şehirleri kuşattığı her ülke faşizme teslim olmuştur.

Türkiyede hem iktidar partisi olan Ak Parti ve hem de muhalefet partilerinde tarihin çarklarını geriye çeviren köylülük zihniyeti hakimdir. Türkiyede sınıf mevzilenmesi incelendiğinde üst kimlikler inançlarla zirvededir.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

BAĞIMSIZ VE ÖZGÜR KURDİSTAN

Posted by kaniyasor 8 Haziran 2017

k.y.Kani Yado – 08.06.2017

Bağımsızlık somut bir durumdur. Özgürlük bağımsızlığın mutlu yaşam biçimidir. Mutsuz ve ruhsuz bir bağımsız ülke zindandan başka bir şey olmadığı son yıllarada vuku bulan acı olaylar gösterdi.

Biz bu kavramları doğru tanımlamazsak erdemli toplulukların yönetim biçimi olan demokrasiye ve Kurdistan’ın bağımsızlığına da bir anlam veremeyiz.

Peki, özgürlüğün ve bağımsızlığın zemini olan toplum bu erdemleri yaşatacak duruma sahip midir?

Özgürlükler açısından iki tip insan yaşamı vardır. Biri emir ve talimatla Hitler  tarzında despot liderlere, cemaatlere, partilere tutsak,  düdükle yürüyen, düdükle duran secdelere mahkum insanlar.

İkinci kategorideki insan, özgürlüğü kişiliğinde taşır. Tutsaklığa itiraz eden ve özgür koşullarda yaşayan ve sorgulayan insandır.

Özgür kişilikler ne secdeci sürülere lider olurlar ne de kimsenin kapıkulu olurlar. Özgür insan temel insanlık erdemleriyle donanımlıdır.

Biri Türkiyelilik siyaseti çerçevesi içinde, Misak-i Milli ve TC üniter devletini koruma iddiasında olabilecek kadar açık politika güttüğünde diğeri özgürlüğü ve bağımsızlığı bir erdem olarak Kurdistan için esas alır.

Biri TC devleti misyonerliğine soyunuyorsa, biz de Kürdistan’ın ulusal bağımsızlığından, dört parçanın birliğinden bahsetmeliyiz.

Birileri tekçi baskıcı modeli de benimseyebilir, biz ise demokratik hak ve özgürlükleri savunuruz.

Birileri tekçi faşist görüşleri benimserse biz de çoğulculuğu, tahammül kültürünü, toleransı, çeşitliliği savunuruz.

Birileri Kürdleri yönlendirip sömürgecilerin peşine takmak için dini ve siyasi tabuları üretiyorsa, biz bu komedinin karşısında bağımsız devlet, özgürlükçü demokratik yönetimle cevap veririz.

Peki yaşadığımız zemin bağımsızlığa ve özgürlüğe yatkın mı?

Çöl kültürünün yer bulduğu İslam ülkelerinde kanıksanan yaşam tarzı bölgenin hokkabazlık sistemine uyumlu biçimlenmiştir. İnsanlar üste karşı kapıkulluğu yapmaya eğilimli iradeye sahiptirler.

Dini ve siyasal hokkabazlık halkın beğenisini kazanmak içindir. Bu beceriye sahip olmadıklarında halkın beğenisini, rant çevrelerinin beğenisini alamayacaklarını düşünürler.

Kurdistan daha çiçeği burnunda bağımsızlığa aday bir ülke olarak dini ve siyasi muhterislerin ablukasını delerek milli amaca ulaşmayı başarmalıdır. Bunun için  herkes çağdaş ilişkilere göre kendini hazırlamak zorundadır.

Toplum tüm umudunu şirk mahiyetinde bir kişiye bağlaması yerine, kendi hür iradesiyle hükumeti denetim altına alacak güce ulaşmalıdır. Aksi durumda bağımsız Kurdistan Suriye, Libya, Irak gibi dayanaksız bağımsızlığın talihsiz sonuçlarıyla karşılaşır.

Liderlerin  kurtarıcı tabu olarak gösterildiği ülkelerdeki sistemlerden hiç biri ayakta kalamadı.

Bireyin kurtarıcı olarak gösterme olayı başlı başında bir yaşam komedisidir. Birey ancak kendinin kurtarıcısı olabilir.

Toplum hür irade ile kendinin kurtarıcısı olur. Birey toplumsal iradeye karşı vicdani sorumluluk taşır.

Köleci sistemden kalan bir gelenekle kurtarıcı tanrı-şirk, yalanlarla süslü püslü fikirlerle cazibe haline getirilir.

Bu durum tanrı-krallar döneminden günümüze kadar yaşatılabiliyorsa,  geriliğin hala dünyada kendini yaşattığını gösteriyor.

Demokratik uygarlığın hedeflerinden biri de bu geleneği yaşatan siyasal/dinsel zihniyetler yerine toplumsal iradenin vazgeçilmezliğidir.

Demokratik sekular sistemde asalak sınıfın dinamikleri olan din adamları için siyaset bir suiistimal alanı sayıldığı için tecritlidir.

Türkiye’de mahalle üfürükçüleri bile din adamları kapsamında olduğu gibi en aktif siyasal aktör olarak siyasal sahnededirler.

Din adamları, karanlığın bekçileri olarak üretime hiç bir katkısı olmayan sınıftır.

Bütün İslam ülkelerinde aynı durum vardır ve bu yüzden sorunlar çözümsüz oluyor.

Biz diyoruz ki, din tüccarları gibi üretim dışı asalak unsurlar önümüzde barikat olmasınlar ki, üretime dayalı kalkınmayı esas alan bağımsız ve demokratik Kurdistan’ı cennete çevirelim.

Bunlar Rabbimizi bile korkuluk gibi göstererek vicdanımızın üzerinde tahakküm kuruyorlar.

Sekular olmayan ortamda ne kadar lavuklar, dalkavuklar varsa dini esaslara göre kurulmuş sistemin gereği olarak önümüzü tıkarlar….

Biz Kürdler yeteri kadar yaşamdan, esaretten,tarihten ders aldık. Diktatörlüklerin sonu yoktur. Bu saatten sonra kimse Saddam gibi fare deliklerinde yakalanmayı göze alamaz.

Ankara siyaset yolculuğu Kürdler için büyük felakettir. TC’nin siyasal çıkarlarına ters düşüyoruz, değil mi?

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TÜRKİYE’NİN KÜRD DÜŞMANLIĞI

Posted by kaniyasor 3 Haziran 2017

k.y.Kani Yado – 03.06.2017

TC’nin Kerkuk ve Musul’a sahip olmak için yeminli olduğu biliniyor. TC’nin niyeti kursağında kalacak elbette. Mevcut bölge dengelerinde bu amaca ulaşmanın imkanı olmadığından dolayı, TC Kürdlerin eliyle Kurdistan için devletsizliği dayatmayı teorileştirdi. Böylece Kürdler TC işbirliğinde  pasifleşmeye yönlendiriyor.

TC bunu yaparken devekuşu gibi başı kuma gömülü kıçı açıkta kalıyor. Kürdleri devletsiz yaşamaya ikna etmek o kadar kolay olmaz. Bu karanlık coğrafyada demokratik konfederasyon teorileri tutmaz.

Henüz aşiretten millete dönüşemeyen, din masallarıyla biçim alan bölge  halkları için  21.Yüzyıl demokratik uygarlık paradigmalarını üfüren unsurların arkasında TC vardır!

TC’in Kurdistan’ı ilhak niyetinin olduğunu her koşulda fark edebiliyoruz ve bu durumu görmemek mümkün değildir. Akıncı-talancı Türkçülüğün siyasallaşarak çağın taktiklerini kullandıkları görülüyor.

TC’nin Kürdlere karşı mücadele taktiklerini günün politik şartlarına göre belirleme zorunda kaldığını, işbirlikçi Kürd unsurların siyasal reflekslerinde görmek mümkündür.

Geçmişte Türkiye’nin muhtaç olduğu düşük yoğunluklu danışıklı şiddet yoluyla Kürdlere karşı Türkçülüğü bileme amacı güdülüyordu. Bu koşullarda Türkiye’nin ihtiyacı kadar şiddet üretilirdi.

Mevcut durumda, Kürdleri ulusal devlet olmaya karşı tavır almaya yönlendirme faaliyetlerinde danışıklı barış sürecine de ihtiyaç duyulabiliyor.

Türkiye’nin toplumsal karanlığında Türk aydınlarından bahsedildiğinde biz yeni taktiklerin gündeme getirildiğini farkederiz.

Karanlıkta tek bir aydın ararken birden bire binlerce aydın ortaya çıktığında TC’nin iğrenç kudretini tekrar farkediyoruz.

Kürdleri tutsak alma amacını taşımayan hiç bir girişim Türkiye aydını tarafından benimsenmez.

Mekkeliler tarafından 14 asırdan beri ruhen tutsak düşürülmüş iradesi kırılmış Kürdler için Türk faşist sistemine entegre olmak umut oluyorsa asimilasyona razı olup bitişle noktalanır.

Kürdlerin kendi kaderlerini belirleme hakkının kullanılması için Kürdlerin kendi taleplerinin olması gerekiyor.

Türk toplumu Kürdlerin ulusal değerlerinden vazgeçme ve köleliği kabul etme koşullarda  birlikte yaşamayı dayatıyor. Türkiye’de her kişi, her parti Kürdleri tutsak almayı amaçlar.

Sağdan sola kadar tüm siyasi hareketler Misak-i Milli denen iğrenç yemine dolaylı veya dolaysız biçimde bağlıdırlar. Yani devlet öyle yönlendirmiş. Bu koşulların aydını evrensel olabilir mi?

Keşke Türkiye’de bir aydın inisiyatifi olsaydı. En azından Kürd sorununda önce Türk sorununu gündeme getirirlerdi!

TC’nin sunî denge politikası sunî siyasal paradigmalar üretilerek toplum sosyolojik kuralların dışında yönlendirilmiştir.

Türkiye’de Kürdlerin, Türklerin ve diğer  etnik toplulukların nasıl düşünmesi gerektiğini, hangi sosyal ve inançsal kategorilerin hangi siyaseti benimsemesi gerektiğini TC’nin üst akıl otoriteleri belirliyor.

Dinler insan iradesi dışında yönlendirilmeye kader diyor. Biz ise siyasal anlamda buna aldatma diyoruz. Tanrıların insanları yönlendirme tarzı…Bir gün bu iddiamız belgeleriyle birlikte ortaya çıkacaktır. Biz görmesek, bizden sonraki nesiller mutlaka bu konuyu öğreneceklerdir.

Bölge dengeleri içinde Kurdlerin kötü düşmanlara ve iyi dostlara sahip olması Kurdler için tarihi bir fırsat yarattı.

Kurdler hala çöl masallarına takıntılı kalırlarsa bölgede bağımsız bir devlet ve bölgede örnek demokratik bir güç olma şansını kaybeder.

Dünyanın çöl barbarlığına artık tahammülü yoktur. Kimse değişmeden kendini dünyaya dayatamaz.

Kürdler de değişmeden çağın partneri olamaz!

Kurdistan’ı çembere alan faşist İslam güçlerine karşı uygar ülkeler Kurdistan’ın yanında yer aldılar.

Bu durum İslamcı ümmetçi/gerici Kürdleri ve TC ürünü Kürd politik yapıları çıkmaza soktu.

Kürdistan’ın bağımsız devlet olması tercihine sahip uygar ülkeler devletin ilanının zamanlamasını doğru hesap ediyor. Geri Türk ve Arap toplumlarına karşı caydırıcı önlemler alınması gerekiyor.

TC’nin umut bağladığı ve yönlendirdiği Kuzey Kurdistan toplumunun aldatılmışlığı geçicidir.

Dünyanın Kürdistan lehine olan tercihi Kürdlerin çöl yaşam biçiminden kopuşuna bağlıdır.

İlk aşamada Kürdistan’ın ulusal devlet olmanın belirleyici unsurları Başur ve Akdeniz’e açılan Rojava’dır. Kürdler, Araplaşma dediğimiz çöl gerici kültürleri ile birlikte kabul edilemez dumura düşmüşlerdir.

Türkiye takkiye yaparak ilerici bir rol oynarsa Kürdler gözden çıkarılabilir. Bu ise Kürdistan’ın tarihe karışması demektir.

Türkiye’de toplum, devletin istediği biçimde düşündürülür ve yürütülür. Kimin hangi siyasal tercihe sahip olması gerektiğini devlet ile bağlantılı unsurlar belirlediğini ortaya çıkan sonuçlardan çıkarabiliyoruz.

Türkçülüğü güçlendirmek için zıtlar devlet tarafından yaratılıyor ve bu zıtlar çatıştırılarak TC’nin lehine sonuçlar elde ediliyor.

AKP döneminde de aynı politika vardır. Bölgeye hakim olmak için Osmanlı Ocakları devlet tarafından örgütlendirilerek talancılığın paramilitar gücü oluşturuldu.

TC’nin ürettiği yalan mahsulü  konfederal teoriler uyduranlarla takviye edilirken, lumpen Kemalist sol karşıtlığında devlet üretme çiftliğinde üretilen çöl gericiliğinin ideolojik temelinde Osmanlı akıncıları güçlendirildiği gözden kaçmıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kürdlere karşı mücadele stratejisi değişti. Türkiye, maşa varken elini ateşe atmıyor. İslamcıları ümmetçilik politikasıyla, Kürd siyasi işbirlikçileri ise Türkiyelilik politikasıyla  ulusal devlet olmaya, Kürd özgürlük ve bağımsızlık mücadelesine karşı çıkararak amacına ulaşmayı tercih ediyor.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

MEZOPOTAMYA ASALETİNDE BAĞIMSIZ KURDİSTAN

Posted by kaniyasor 30 Mayıs 2017

k.y.Kani Yado – 30.05.2017:

Kurdistanın bağımsızlığı Kurd ulusunun kendi kaderini tayın etme hakkıyla beraber, bölge gericiliğine karşı insanlığın ileri bir karakolu olma yolunda Kurdlerden çok dünya için gerekli hale geldi.

Her önemli olay yeni bir çağın başlangıcı sayıldığına göre, Kurdistan devletinin bağımsızlık ilanından sonra bölgede meydana gelecek dengeler ve kendisini din ideolojisi üzerinden hala varlığını devam ettiren köleci toplum sisteminin tasfiyesiyle yeni bir dönem başlayacaktır.

Kurd toplumunun da aynı geriliği taşıdığı halde karanlık ortamın yırtılıp bölge aydınlığının zuhur etmesinde nasıl ebelik rolü oynayacağını hepimiz birlikte göreceğiz. Bu durum inkılapların mucizesidir.

Dünyanın başına bela olan 22 İslam devletinden sonra yeni bir bela açılmayacaktır.

TC’nin siyasal güdümüne giren bazı Kuzeyli Kurd siyasal dinamikleri Kurdistan’ın devletleşmesine karşı çıkması çok komik bir durumdur.

Kurdlerin devletleşmesi bölge denge ihtiyacından doğuyorsa buna karşı çıkmak gülünçtür.

TC’nin ve diğer rezil sömürgecilerin din ve siyaset üzerinden bizi vurmak istediklerini sağır sultan bile duydu. Bunlar kendileri birlerinin kölesidir, Kurdleri nasıl özgürleştirebilirler?

Devletsiz yaşamak başka devletlerin kölesi olarak yaşamak anlamına gelir. Bu duruma düşmemizi isteyen TC’dir.

Müstakbel sekular Kürdistan’ın özgürlüğü ve bağımsızlığı, dünya insanlığı için, dünya güvenliği ve insanlık erdemlerinin muhafazası için, çöl geriliğinin insafına terk edilmeyecek kadar önemlidir.

Biz daha TC işbirlikçisi unsurlardan kurtulmadan, işbirlikçiliğin ümmetçi versiyonu hareke geçti bile. Kürdistan düşmanları ümmet anlayışıyla gerici Kurd işbirlikçileriyle sosyolojik gelişmeleri ters çalıştırarak toplumları mağara yaşamına doğru geriye doğru götürmeye çalışıyorlar.

Avrupa, Roma Hıristiyan Şeriat döneminden kurtulduktan sonra adım adım ulus devlet olma erdemlerinin temellerini attılar.

Kurdistan’ın düşmanları şimdi Kürd milli mücadelesini Arap ümmetçiliğine malzeme yapmak için büyük gayret içindedirler.

TC ile işbirliği iflasa doğru gidince bu yeni işbirlikçi yönelmeler devreye girmeye başladı bile.

TC ve gerici işbirlikçi bölge güçleri Kurdlere karşı boş durmuyorlar! Çöl kültürünü, Kürd kültürü ve Kürd milli değerleri olarak Kürd milletine şırınga yapmaya çalışıyorlar.

Bu durum hem dünya için büyük tehlikedir ve hemde Kurdlerin tüm kazanımlarının boşa gitmesine neden olacaktır.

İslamiyet Arap toplumlarını ne millet yaptı, ne milli devlet yaptı ne de Kürdlerin ulusal sürecini tamamlamaya engel olmaktan geri durdu. Ümmetçilik Kürd kültürünü ve milli değerlerini  yozlaştırmasaydı biz millet olma şansına ve Mozopotamyalı asaletimize çok erken kavuşurduk.

Hala 1. Dünya Savaşı yıllarına ait fikirlerle yetinen muhafazakar kesim, 2. Dünya bunalımı dönemine ait milliyetçi sol ve 1400 yıl önceki çöl politikasıyla yetinenler kimseye bir yararları olmayacak.

Bu eskiler, bu eskiciler tüm Ortadoğu sahasında tarihin çarklarını geriye çevirmekle meşguldür.

Türk milliyetçi solu, halkların kardeşliği ilkesiyle Kürdlerin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini engellemeyi amaçladığına her gün şahit oluyoruz. Kürd milli değerlerini asimile etme misyonuna sahip Ümmetçi Kürdler de ümmet kardeşliği ilkesiyle Kürdistan bağımsızlık mücadelesini Arap milliyetçiliğinin vesayetinde boğmaya götürüyor.

Burada Kürd milliyetçilerine büyük görevler düşüyor. Kürd milliyetçileri Kürdistan’ın özgürlüğünden ve bağımsızlığından yana siyasal arenada yerlerini almak zorundadırlar.

Kürd milliyetçilerinin, Arap ve Türk sömürgecilerinin siyasal tercihlerinden uzak durarak halk kardeşliği ve ümmet kardeşliği entegrasyonuna karşı bir siyasal duruşa sahiptirler.

Kürd milli sorunu ortadayken Türkiye’nin demokrasi sorunu Kürdlerin siyasal gündeminde olmaması gerekiyor.

Sömürgeciler ve bunların emrinde olan unsurlar Kürdleri kendileriyle et-tırnak yaparak, dayı-yeğen yaparak veya din kardeşi yaparak düşkünlüğü Kürdlere dayatmaktan kaçınmıyorlar.

Kurdlerin Türkiye demokrasi sorunu yoktur, Kurdlerin ulusal sorunu vardır. Kürdler TC’nin bir partisi ile siyasette yer aldıklarında Kurd ulusal mücadelesinden bahsedemezler. TC yasalarıyla kurulan tüm partilerin durumu aynıdır. En büyük ayıp Kurdleri aldatı ile umutlandırıp Türk siyasetine dinamizm katmaktır.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TIRS Û BATIRSOK

Posted by kaniyasor 25 Mayıs 2017

k.y.Kanî Yado – 25.05.2017

Ol sazûman a koledariya kevn e.  Oldarî kevnefroşiye. Civak bi aqlê oldaran gavên xwe şûnda davên. Mirov dikare bêje şaristan hemberê olê ango sazûmana koledarî jiyana hevdemî ye.

Zordestan tirs a olî berdan dil û binbîr a Kurdan û Kurd bûn bindestê nezaniya hovan. Zordest hemberê jyana azad her dem hişyar in.

Bi gotin a wan, Xweda li jor hemberê mirov û civak gefok e. Hemberê gel va çi dujmintî ye!

Hemberê rewşa kevneperestî, şaristanî ronahî ye. Sazûmana ol a koledarî tariya reşe. Jiyana oldarî wek jiyana şevşevokan e. Ji roj û ronahiyê ditirsin.

Ronahî çawa dibe bindestê tariya reş? Di zagona Xweda yê dilavanê xwezayî de ronahî ya roj  eftab e, şev mehtabe. Her dem ronahî tariyê diqelêşe.

Tirsa zulfiqara Eliyê nezan û zordest û şûrê Yezîdê bê rêz û hov, di dilê mirov de cîh bigire mirov dibe batirsok û jiyana mirov dibe tariya reş. Xweda tofanek mezin bide ser hovan, hov bi derd û êşa xwe binalên!

Em xelkê Kurdîstana şêrîn bi ziman û çanda xwe Kurdin. Xweda her dem li ser zimanê me û di dilê me de be! Hoviya çolê û hoviya Tirkan ji me dûr dibe! Ereb û Tirkan bi dafa ol a çolê Kurd bindest kirin!

Kurd hezar û çar sed sale nexweş in. Xwadê derd daye, derman jî daye. Mirov pêwiste ku, bin bandor a Ereban û Tirkan bi jiyana bê şayan bije? Nexweşiyên siyasî û olî nexwaşiya bi derman e. Mirov ne bi aqlê koledaran, bi aqlê azadî bimeşe azad dibe. Ango dermanê bindestiyê azadiye.

Bi rastî, bin bandora tırsa şûr û zifiqara Elî, Ömer û Osman û Yezîd çawa gel bê tirs a tariya reş jiyana xwe derbas dike? Gel bi giyanê bindest be bi jiyanî jî bindeste. Miroj tev tirsa dil û çav û mêjî be mirov bixwe dibe batirsok!

Bin tesîra tirsa batirsokan kes nikare azad û şad û dilxweş be. Jiyana bêtirs û azadî û şadî jiyanek bi rûmete. Civak bi keda xwe hişyar û azad dibe. Jiyana Kurdan, bin bandora ol û siyaseta Tirk û Erebên rûreş azad nabe. Azadî di giyana gel de cîh bigire; jiyana  azad jî li ser welatê azad û rengîn cîh digire.

Hovên çolê, bêbext û derewîn botirsokên xwe berdane dilê û mêjiyê me, em çawa ji derewên wan destberdin? Me carek despêk de “la ilahe illellah Muhammeden resulellah” gotiye. Kûsî here ser darê jî em dest bi derewên Ereban bernadin, lê Xwedayê Kurdan, Xwedayê erd û ezmanan, çareserî bi wîjdanê cihanê çê dike.

gelê îslam û dewletên wan, ne bi tenhayî dijminê Kurdanin, dijminê hemû mirovatiyêne.

jiyana azad li ser serxwebûna welat ava dibe. Bê Kurdîstana serbixwe jiyana azad çê nabe. Civak bê welatê azad ne kamran e.

Boy her kes û boy hemû gelan azadî pêwiste. Serxwebûn a welatên bêazadî, wek zîndana tari navbera çar dîwaran de ye. Serxwebûn û azadî hevra bextewarî û ronahî ya jiyana gel e.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TC KÜRDLERİ KÜRDLERE KARŞI KIŞKIRTIYOR

Posted by kaniyasor 21 Mayıs 2017

k.y.Kani Yado – 21.05.2017

Cumhuriyet öncesinde İttihat ve Terakki’cilerin oluşturduğu Teşkilat-ı Mahsusa denen Teşkilat günümüze kadar çeşitli isimlerle geldi. Bu Teşkilat’ta her halkın keklikleri ve her siyasetten unsurlar vardır.

Dincilerin iktidar olduğu dönemde Ergenekon’un dinci/cinci patronu Fetullah’ın tasfiyesi taktik değilse çok önemli bir olaydır.

Bir şeyler değişiyor, değiştiriliyor. Kürdistan’ın devletleşmesini isteyen müttefiklerimiz Kuzey Kurdistan’ın Türkiye-NATO sınırları dahilinde bağımsız devletten yana olmayacağını bilmemek mümkün değildir.

TC, Kurdistan’ın kuzey parçasında derin unsurlar Kürdlerin adına inciler dökerek provokasyonlar yaparak, Türkiye’ye karşı ve Kürdlere karşı kışkırtarak toplumlar arası kavgalara tutuşturmaya çalışarak müttefiklerimizin gözünden düşürmeye çalışıyor.

Kemalist Kürd ümmetinin durumu da yobazlardan farklı değil. Kürdistan’ın kurtarıcısı diye kendilerini tanıtırlar, TC’ye peşkeş çekip Kürdistan’ın devletleşmesine karşı çelikten barikatlar inşa ederler!

Kuzey Kürdistan’ın Kürd Kemalistleri, diğer parçalardaki Kürdlere karışmamak koşuluyla Ankara sevdasında kalsalar Kürdlere iyilik ederler. Kürdler için Kemalizm’in bulaşmadığı koşulda yaşamak çok önemlidir.

Türkiye’de Ergenekon atmosferinde biçimlenen hiç bir siyasi müessese sağlıklı değildir. Kürdlerin başta TC devletine karşı çıkarılması bile bu rezil Ergenekon’un planıydı.

TC, Kürdlere umut verip zaman kazanarak Türkiyelileştirdi. TC, şimdi rahatlıkla dünyanın her yerinde Kürdlerin önünde Kürdlerden oluşturulan barikatlar kurabiliyor. TC, devlet olmanın imkanlarını kullanarak Kürdlerin önüne TC lehine projeler koyabiliyor.

Şimdi bir kısmı müttefiklerimiz ile birlikte şeriatçı gerici unsurlara karşı savaşıyorlar. Devletleşmenin doğru zamanlamasında uluslararası beğeni ile Kürdistan’a sahip olacaklar.

Şimdi laik bir Kürdistan Federe Devletimiz bağımsız bir devlet olarak dünya haritasında yerini alacak.

Kürdler, Kürdistan’ın bağımsızlığını istediği için değil, dünya aklıselim vicdanı Mezopotamya asaletinin sorumluluğunu omuzlayan Kürdistan devletine ihtiyaç duyduğu için Kürdistan devleti ilan edilecektir.

Kürd toplumu kendi sorunlarını pek doğru tartışmıyor. Biz buna oldukça üzülüyor ve yoruluyoruz. İnsanı farklı düşünceler değil, farklı olmayan düşünceler yoruyor. Her kes bir ezberi tutup giderken insanın yararlanabileceği farklı düşünceler ortaya çıkmıyor.

Türkiye’de de tüm ayarlar devlet tarafından veriliyor insanlara. İnsanlar ezberlere takılmazsa yanlışları bile doğruları güçlendirir. Haritayı alın, önünüze koyun, inceleyin sonuç: İslam coğrafyası Osmanlı şeriat bataklığı! Hepsi aynı ezberlerin içinde birbirine benzer biçimde debeleniyor.

TC bizim karşıtlığımızda kendi iç politikasına ayar veriyor. Bizi öcü olarak gösterip amaçlarına kavuşuyorlar.

TC hep bizi aldattı. Türkiye 1984’te Turgut Özal’la reform hareketine başlar başlamaz bizi silahlı başkaldırıya itip bunun karşısında Türkiye’de ne kadar devşirme halk, sipariş üzeri Anadolu’ya getirtilen farklı millet artıkları varsa onlardan Türklük kimliğini tazelediler.

Aksi halde  Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinde Türkiye dağılacaktı. Kimdir derinden derinden Kürdleri harekete geçiren TC gücü? Dert çoktur, uyurgezer insanlarımıza derman yoktur…

Türkiye bir NATO üyesidir. NATO üyesi Türkiye Kürdistan’ın komşusudur. Kürdistan NATO’nun müttefik gücü ve müstakbel üyesidir.

Kim Kürdleri kendi komşusu ve NATO üyesi Türkiye’ye karşı silahlı başkaldırı hesabını yaptı? Neden 1984?

Bunu tartışmanın zamanı gelmedi mi?

Türkiye’de devletin istemediği tek bir parti kurulmadı. Partilere göre kendimizi ayarlarsak işimiz yaş!

Bir misal vereyim. Bir mahallede bir üfürükçü peyda olsa tüm mahalleliye üfürür. Ama hiç bir mahalleli üfürükçüye üfüremez.

İşte güdümlü partiler ve din böyle bir şeydir. Mutlaka bunu aşmak için bir radikal çare bulunmalıdır!

TC, doğru düşünenle uğraşmakla zamanını kaybetmez. Milyonlarca Kürd insanın Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı durmasını sağlamak için yoğun bir çalışmanın içinde olur.

TC’nin bu uğraşısı dışa da taştı. Yarın Mars’ta Kürdistan’ın bağımsızlığı gündeme gelse orada da Kurdleri Kurdlere karşı barikat yaparak engel olmaya çalışır.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

ÇÖLLEŞEN ÜMMETÇİ KAFALAR KURDİSTANΠDEĞİLDİR

Posted by kaniyasor 16 Mayıs 2017

k.y.Kani Yado – 16.05.2017

Çöl kavimciliğinin en zehirleyici biçimi olan ümmetçilik Kurd milliyetçiliğinin düşmanıdır. Günümüzün koşullarında tek bir İslam ülkesi Kürdler için olumlu tavır almadığı yeterli bir kanıttır.

Kurdler için en büyük tehlike din üzerinden ruhların tutsak alınmasıdır. Başka şekilde Kurdlerin yenilmesi mümkün değildir. Sömürgeci komşularımız işgal ile ülkemizi, din ve siyaset ideolojileriyle Kurdlerin ruhunu işgal ettiler.

Günümüzde dünya gündemine giren Kurdistan, bölge dengelerinin istikrarı ile sonuçlanması için temel faktördür. Kurdistan’ın silahlı güçlerinin modern orduya geçiş yapması için müttefiklerle yapılana anlaşma ile yürürlüğe girecek devletleşmenin ilk büyük adımı atıldı.

Bu durum meselenin uluslararası siyasal boyutudur. Sosyolojik olarak Aşiretten millete evrimleşmenin ise sosyolojik bir tanımı vardır. Milliyetçi çizgisi olmayan toplumun devletleşmesi mümkün değildir.

Millet olma ise dini cemaatler şeklinde olamaz. Üretime bağlı emek ve maddi zenginliğin ortaya çıkardığı ekonomik dinamizmin kendine özgü pazarı üzerinde milletleşme mümkündür. Bu yüzden ümmetçi olan hiç bir İslam ülkesi henüz devlet tanımına girmiyorlar, sadece çeteleşmedir.

Cemaatler birliği şeklinde en bağnaz birlikler şeklindeki yapılanmalar olup,  günümüzdeki kanlı ortamın sebebidirler.

Milliyetçilik ile ırkçılık genellikle karıştırılıyor. Irk, ortak fiziksel ve genetik özellikleri taşıyan milletlerden oluşur. Siyasal ırkçılık ise aynı özellikleri taşıyan toplumların kudurmuş halidir. Beyazların siyahlara karşı düşmanlığı gibi…

Irkçı saldırganlık, insan-canlının saldırı ve savunma içgüdüsünün hala insanda baki kalan mirastır.

Türk milletinin Kürd düşmanlığı da  doğru tanımlanmalıdır. Türklerin Kürd düşmanlığı milliyetçi-ırkçı faşist bir düşmanlıktır. Bu durumda da, canlının aynı saldırı güdüsüyle ilgili olduğunu söylemek zorundayız.

Çağdaş demokratik ülkelerde yabani ördekler, tavşanlar ile insanlar iç içe yaşıyorlar. Burada insan-hayvan dostluğunun oluşmasında insanın sosyal evriminden bahsedebiliriz.

Türkiye’de yabani ördeklere 500 metreden fazla yaklaşamazsınız. Çünkü Türkiye halklarıyla aralarında paylaşamama nedeniyle düşmanlık vardır. İnsan düşmanlığı, ırkçılık, milliyetçi faşist düşmanlık da böyle bir şeydir…

Kurdistan’ın içinde yer aldığı jeopolitik konumundan dolayı milli sorununun çözüm şekli bireyleri aşan bir durumdur. Kurdistan coğrafyası bu konumuyla uluslararası sorun olarak gündeme geliyor.

Tüm çağdaş devletler alternatif üzerinde anlaşmaya vardılar ve Kurdistan’ın devletleşmesine destek verme kararına vardılar ve Peşmergeyi modern ulusal bir orduya çevirmek için çalışmaya başladılar.

Kemalizm’in rüzgarından etkilenip Selanik’e doğru esen TC ürünü Kurd yapay siyasal aktörler seslerini kesseler yeterlidir.

Kürdler Güneye ve Rojava’ya destek veriyor, silahlı güçlerine katılıyor. Kürdlerin millet olmaktan kaynaklanan haklarını kullanmasında Türkiyelilik politikasına saplananlar Kurd ulusal politikasına ters istikametlidir.

Kurd düşman dinamiklerinin din ve siyaset tuzaklarıyla istikametleri değiştirilen Kurdler genellikle düşünce alanında kendileri gibi düşünmeyenlere karşı Kurd düşmanlarının paralelinde bir tavıra sahiptirler.

Oysa farklı düşünen insanlar birbirine karşı öğretici olabilirler. Aynı düşünenler birbirlerine ne verebilirler!

Kafaları çölleşenler diğer tüm ezberciler gibi, dinciliğe çakılı kalmış, Kurd âleminden değil, İslam âleminden bahsederler.

Biz Rabbimizin kendi nurundan yarattığı tüm canlıları düşünürüz. Sahi neden insanlar ezberlere takılı kalmışlar? Yoksa evrim kazasına mı uğramışlar?

Henüz mağarayı terketmeyen insanlar var dünyada ama onların doğa ile bütünlüğü vardır. Çölleşmiş alanlarda bozulmalar çok derindir…

Bir Kürd’ün Kemalist olmasıyla, Arap milliyetçiliği dediğimiz ümmetçi olması arasında bir fark yoktur. Biri Mekke sevdalı, diğeri Selanik sevdalı olması Kurdlere yakınlığı ifade etmezler.

İnsanlığın demokratik erdemlerinden uzak yaşam biçimine çalıp kalan ve tekçiliği esas alan siyasal ve idari despotlukta boğulan Müslüman ülkelerinde demokrasi değil, despotizm hakimdir. Çünkü demokrasi özgür bireyin oluşturduğu toplumsal irade ile mümkündür. Liderlere kapıkulluğu yapan insan unsurları demokrasinin tanımını bile yapamazlar. Demokrasiyi tanımlamayanların demokratik uygulaması olabilir mi?

Kimi yönlendirilmiş Türkiyelilik siyaseti ile bizi arkadan vuruyor, kimi din siyasetiyle bizi arkadan vuruyor. İkisi de tabulaştırılmış Kurd düşmanlığıdır. Din siyasetinin torpilli çöl barbarları olunca inançlara saygı bize dayatılıyor.

Kemalizm ümmeti tabulaşan Kemalizm dinidir. Biz Selanik ümmetine ve çöl ümmetine saygıyı esas alırsak geride bize ait bir değer kalmaz. Neden çöl ve Selanik faşizmi bizim milli değerimiz oluyor!

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KURDİSTANIN DEVLETLEŞMESİ VE TC BELASI

Posted by kaniyasor 12 Mayıs 2017

k.y.Kani Yado – 12.05.2017

Devlet sadece Birleşmiş Milletler üyesi olarak tanınan arazilerin tapu sicilli devlet-i aliler değildir. Dini veya feodal  mihrak, bir üfürükçü Recep Tayyip’in çaldığı paralarla kurumlaştırdığı sultanlık da devlet sayılır.

Birleşmiş Milletlere başvurup devletler camiası üyesi olmayan IŞİD denen baş belası da devlettir.

IŞİD halihazırda hükümetini kurmuş bir şeriat devletidir ama Birleşmiş Milletler üyesi değildir, İslam şeriatına sevdalananların devletidir. Bu sevdanın muzdaripi olan çöl kafalı insanlara en uygun devlettir.

Dünya bu komediyi seyrederken hortlayan Ortadoğu mahallesinin şeriatçı çetelerini etkisizleştirmekle meşguldür.

Devlet ilanı zor değildir, önemli olan devleti kazığa bağlayıp milleti kudretli hale getirmektir.

Milliyetçi sol secdeciler ve İslamcı secdeciler köleliğe alışık oldukları için devleti güçlü, milleti zayıf hale getirme paradigmalarına sahiptirler. Özgür dünya köleliği tasfiye etme sürecindedir. “Ya Özgür Kurdistan ya hiç” noktasındayız. Secdecilik gericilerin kursağında kalacaktır.

İnsanlarımız bu kavramları farklı anlamda alıyor. Hür ekonomi ve hür piyasa sistemine ulaşmamış toplumlar millet sayılmıyor. Arap İslam ülkeleri bu yüzden henüz millet sayılmıyor.

Bu yüzden dünyanın başına bela olmuşlar, kendi hastalıklarını bize de bulaştırdıkları için biz iflah olamıyoruz bir türlü.

Geleneksel ve yerel anlamda devletsizlik yok, hali hazırda Kurdler çok devletli olduğu için milli devlet olamıyor.

İnsanlar anlattığımız musibetleri görmeden özgürlüğü tanımlayamazlar. Her şey kendi kuralında gelişir. Devletin zulmünü görmeyen kontrol altına alınması gereken devleti tanıyamaz.

Bu koşullarda Kürdlerin nasıl düşünmesi gerektiğini Kurdler belirlemdiler. Geçmişte Nurslular, günümüzde kontra Kurd nursuzları engeldir.

Türk Nazi hareketi olarak iki cihan harbi arasında şekillenen faşist CHP derin devleti yönlendirme aktörüdür.

Alaturka sevimsizler Anadolu’yu talan edip Anadolu uygarlığı yerine pervasızca çöl kültürünü ikame ettiler.

İşte sonuç: Ak Parti iktidarı!

Teşkilat’ın, Kurd dinamiklerini ruhen ve fiziken yok etme misyonuna sahip olduğunu bildiğimize göre, o zamanın derin Paşaların Teşkilatı tarafından yaratılan bediüzzamanlar ve günümüzdeki bediüzzamanların neler yaptığını da biliyoruz demektir.

Bu konuda Arap ümmetçileri cephesindeki Kurd ümmetçileri ve Tc cephesindeki Kemalist ümmet bu misyonları inkâr ediyorlar.

Geçmişi bilemezsek bu günün TC yaratması Bediüzzamanların Kürdlerin başına ne çoraplar ördüğünü bilemeyiz. Partilerin köleleri, efendilerinin icazeti olmadan öksüremiyorlar bile. Çıkmazımız budur.

Ahlâk çöküntüsü yaşayan Arap-Türk Müslüman güçler 14 asırdan beri bölgede insanlığı bitirmek amacındadırlar. Bu amaç kendilerinin sonunu getirebilir.

Çöl din ideolojisinin dejenerasyonuyla şekillenen ümmet, telkinlerle ulusal dinamizme kavuşmazlar. Ancak musibetler onlar için öğretici oluyor. Dünya için de musibet teşkil eden DAEŞ ve TC ve bunlara taşeronluk yapan dinamikler yeteri kadar öğretici oldu.

Kemalist ümmetine sevdalananlar da Kurd erdemlerini kaybettiler. Kaybedenler kendi aralarında anlaşamıyorlar. Kimsenin arabesk ve alaturka vahşilerine ait yaşam biçimini Kurdlere bulaştırmaya hakkı yoktur.

Kurd değerlerinden yabancılaşmış bu unsurlar yüzünden milli birlik sağlanamıyor. TC durmadan Kurdler için partiler kuruyor ve başlarına liderler atıyor.

Yabancıların çöplük siyaset ve inançlarıyla şekillenen insanlar ancak çöplük olur. Kürdler ister istesin veya istemisin bölge sorunlarının çözün anahtarı olan Kurdistan milli devleti ilan edilecektir.

Gelişmeler o kadar hızlıdır ki, ezberler akıllıların muhafazakar karanlığına saplandı, çok sayıda insan şizofren olup gölgesiyle kavga ediyor.

TC’nin hala hak iddiasında bulunduğu Kerkuk ve Musul’un statüsü belli olduktan ve Kurdistan devleti en azından Başûr ve Rojava parçalarında ilan edildikten sonra TC’nin Kürdlere ezberlettiği Türkiyelilik siyasetini savunma görevi kalmayacaktır. Demokratik Cumhuriyet, demokratik konfederalizm ve halkların kardeşliği siyasal paradigmalarının menşei TC devletidir.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

REHBER EŞEKLERİN EŞEKLİĞİ

Posted by kaniyasor 7 Mayıs 2017

k.y.Kani Yado – 07.05.2017

Geceleri develerle ve atlarla Mezopotamyalıların ülkelerini işgal etmek, kadınlarını gasp etmek, mallarını mülklerini, erdemlerini talan etmek için yola çıkan Mekkeliler, develerin ve atların önüne eşekleri koymuşlar.

O gündür bu gündür eşeklerin eşekliği devletlerin müsteşarı ve siyasi rehberi olduğuna şahit oluyoruz.

Eşekler karanlıkta ve her türlü çetin yollarda iz sürmede ustadırlar. Eşekler camiasının eşek aklıyla bildiği çok şeyler de vardır. Doğal olarak bildikleri her şey başkalarına hizmete amadedir.

Onların hiç bir ameli kendisi için değildir, hep eşekçedir…Türkiye Cumhuriyeti Devleti eşeklerin kabiliyetlerini bildiği için onları köy korucusu veya Türkiyelilik politikası kurgucusu yapmış.

TC, Kürdlerle savaşta istilacı militarist güçlerinin önüne köy korucularını, siyasal mücadele alanında demokratik cumhuriyetçi korucuları rehber olarak siyasetin önüne sürerler!

Kürd değerlerinden uzaklaşan Kürdlerin sığındığı demokratik cumhuriyet uydurması bunun ürünüdür.

Biz burada Hamidiye Alayları zamanından beri eşeklerin eşekliğinden ilham alan istilacı Osmanlı ve günümüzde TC’ye hizmet eden korucu Kürd eşeklerinin neye kadir olduğunu görüyoruz!

Biz koruculuğu dar kapsamda almıyoruz, TC resmi ideolojisine paralel, zihniyette Türkiyelilik politikasını esas almış siyasal tercihleri ve bunun sosyal ve siyasal Kürt Kemalist yaşam biçimini de bu koruculuk sisteminin kapsamı  içinde  görüyoruz.

Böylece biz eşeklerin  rehberleik maharetlerinin tarihçesini de bildiğimizi ileri sürürp kanıtlıyoruz.

Çöl barbarları Mezopotamya’yı işgal etmek için korucu köle savaşçılara rüşvet olarak altından Fırat ve Dicle’nin geçtiği cennet (yeşil Mezopotamya) ve cennetteki huri kadınları cariye olarak vaat ettiler.

İnsan edepsiz olunca bu sapıklığı yaptığı gibi, Orta Asya talancıları gelip Musulu ve Kerkükü de talan edebilir ve çöl barbarları gibi Rabbimizin adına yalanlar üfürerek en aşağılık amellerde de bulunabilir.

Dinci çöl barbarları talancılık esnasında öldüklerinde şehit olurlarmış! Barbarların inancına göre onlar ölmezler, eşekler cennetinde hurilerin tam ortasında kendilerini buluyorlarmış!

İnanılması güç ama IŞİD’in savaşma isteği gibi Türk militarizminin şuur altına yerleşmiş bu sapıklıktan ileri geliyormuş.

Onlara göre, bu koşullarda insan nasıl savaşıp cenneti tercih etmez?  Orada insana zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları ve tatlı su ırmakları meyve ve gül bahçeleri arasında şırıl şırıl akıyormuş!

Eşekler cennetine kavuştuklarında dünyevi evlerinde şenlik olur. Eşekler cennetine kavuşmanın sevincini “vatan-millet-sakarya” teneke sesleri gürültüsünde yaşıyor ve kutluyorlar! Vatan sağ olsun…!

Kürdler bu sapıklığa karşı Kürd erdemli kimliğini ve rüştünü ispat ederse bölgede büyük değişimlere neden olacak.

Pozitif ahlaktan yoksun semavi dinlerini ıslah edemeyen toplumların bu dinler tarafından köleleştirildikleri tarihi olaylarla kanıtlandı.

Çöl semavi dinleri dediğimiz Hıristiyan ve Müslümanların şeriat zulmü dünyayı milyonlarca insana mezar etti.

Sekularizm olarak ifade ettiğimiz sistemin uygulanmadığı her toplum ahlaktan yoksun kalarak dinlere ve diktatörlüklere tutsak olur. TC Kemalist sistemi sekular olmadığı için M. Kemalin Anıt- putperestliğini benimsedi. Bu böyle geldi, böyle gitmez!

Tabular, diktatörler, dinler, dînıkler, hinler, salaklar, dangalaklar, köleci siyasal sistemleri ve onların ezberci kapıkullarının insan bilincine yaptıkları ambargo delinmelidir!

Özgürlüğün, mutluluğun, istikrarın yolunu açan erdemli yaşamı esas alan örgütleme yeteneklerine kavuşturulmalıdırlar.

Sanırım bu yüzden Kemalizm’in siyasi şubelerine tutsak düşmeyen özgür insanın her cümlesi bir şiir mısrası kadar anlamlı oluyor.

Bilseniz ki, dünyada yalnız kalırsınız faşizmin emir ve talimatlı ve alt -üst faşist zincirinin halkası olunmamalıdır.

Erkeklerin erkekliği ile eşşeklerin eşekliğine akıl erdirilemiyor. Kimi zaman büyük fedakarlıklarla dünyanın yükünü sırtlarlar, kimi zaman şiddet kahramanlığı erkek aklıyla insanlığın yüz karası olurlar.

Sapıklığa dini kılıflar geçirmenin mucidi eşek erkeklerdir. Her erkek mutlaka kendinde beslediği zırzop eşek erkeği öldürmelidir.

Nihai zafer zihniyet devrimiyle olur. İki saatte kurulan TC Cumhuriyetinin arkasında nazist Avrupa vardı. Şimdi yarattığı TC faşizmi, ellerinde patlamaya hazır IŞİD bombası oldu.

Güçlü bir TC ordusu ve NATO TC’nin yanındaydı. İslamcı çöl zebanileri pusuya yatmışlardı. Muhafazakar AKP kurulduktan sonra tüm imkanları ellerine geçirip Recep Tayyip diktatörlüğünü ilan ettiler.

Hele Kurdistan’ın geleceğine bakın ne tehlikeler görüyorsunuz? O zaman, şimdiden tedbiri alınmazsa yarın dincilerin/cincilerin alay konusu olursunuz. Tıpkı şimdiki Türk siyasi muhalifler gibi…

Çöl barbarları müşriktirler. Müşrikler yarın Kürdistan’ı cehenneme çevirebilirler ve Türkiye’nin bugünkü akıbetine çevirebilirler.

Kafalarımızdaki çöl karakollarını yıkıp insanlık sevgisiyle dolduralım. Barbarların etkisinden kurtulmak için başka çare var mı?

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »