kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

ORTADOĞU İLLETİ VE KÜRD MİLLETİ

Posted by kaniyasor 15 Şubat 2020

k.y.Kani Yado – 15.02.2020

Kürdlerin de içinde bulunduğu Müslüman toplumların durumu gerçekten birer acı komedi şeklinde tecelli etmiş. Ümmeti Muhammed’in dine dayalı vahşi zihniyeti her zaman Kürdlerin millet olmasına engeldir.

Hiçbir Müslüman halk millet olmamıştır ve devletleşmemiştir. Bunlar cemaatler, tarikatlar ve İslam şuralar tarafından yönetiliyorlar.

Recep’i yöneten ve yönlendiren derin devlet şurası vardır. Dini anlayışta Yukarıda 7. katta alemlerin korkutucu şirk Tanrısı, aşağıda kapı kullarından oluşan derin icra-î illet vardır!

Toplumların kendi iradesiyle kendilerini yönetmek tanrısal iradeye karşı suç olduğu, küfür olduğu kanıksanmıştır.

Din ideolojisini ülkelerinin bekası olarak gören cemaat ve din şuraları toplumsal iradeye dayanmadığı için millet ve devlet sayılmazlar. Bu yüzden dünyada hiçbir Müslüman halk millet değildir.

Din istismarcılarının, cemaatlerin ve şeriata dayalı İslam şuralarının yönettiği ülkeler devlet sayılmazlar. Bu hasta toplumlar günümüzde rehabilite olması gereken toplumlardır.

Bunlar hepsi hasta ruh dünyalarına sahip insan topluluklarıdır. Mazallah Kürdistan böyle bir tımarhaneye döneceğine ölürüz daha iyi….

Kurdistan mevzularını konuştuğumuzda Mekke karanlığı denen din ideolojisini karıştırırsak Kürdistan’ın tüm mahalle üfürükçüleri iktidar olma talebiyle başımıza kalkarlar. Xwedê biparêze!

Üfürükçüler siyasal dinamik olurlarsa develerin ayakları altında eziliriz. Ellerinde Alicilerin zülfikarları, Sünnî gericilerin Yezitçi kılıçları develerin sırtında allah alllah! deyû üstümüze üstümüze gelen zebanileri rüyamızda bile görsek korkudan yataktan kalkamayız, ölürüz…

Dinler yasaklanarak etkisizleşmezler, tam tersine dinler özgürleştirilerek zararsız hale getirilirler. Din istismarcılarının önüne biraz arpa, biraz küşne konduğunda dünya çapında büyük bir sorun çözülebilir!

Müslümanlık devlet tarafından kullanılarak tutsak edildi. Tutsak kaldıkça sapıklaşır, sapıklaştıkça din istismarı artarak güçlenir.

Böylece bu dinler çılgınlaşıp insanların erdemlerine tecavüz ediyor. Dinler devlet sisteminden ayrılarak özgürleştiği zaman herkes inandığı tabu ile kendisi arasındaki ilişkinin sınırları dahilinde kalır. Buna laik tedbir denir.

Müslüman papazlar dinin hurafelere dayanan bilgilerinden ziyade pozitif bilimle donatıldığında gericilikten kurtulur.

Soldan Kürd millî değerlerimize saldıranlarla, sağdan dinsel gerekçelerle millî değerlerimizi, millî hedeflerimizi Arap vahşetinin din ideolojisine bağlayanlar aynı TC kaynaklarından tahrik ediliyor ve besleniyorlar.

Kemalist solun Türk derin yapıları tarafından Kürd milli mefkuremize karşı örgütlendirildiğine dair elimizde 1972 ve daha sonraki tarihlere ait somut deliller vardır.

TC’nin maskeli emir erliğini yapmadığı için can veren yüzlerce erdemli insanlarımızın anıları hatırına çöl kafalı ve Kemalist kafalılara itibar edilmemelidir.

Ne çöl kafalılar Kürd milliyetçisidir ne de Kemalist Kürdler Kürd devrimcileridirler. Her kes kendine ait yere yerleşmelidir.

TC oyunlarına ve bölgedeki gericiliğe karşı doğru duruş aciliyetini koruyor. Beş para etmez çöl kafalıların elindeki arabesk avantajlar yerle bir edilmeli, ait olduğu yere geri gönderilmelidir…

Gerçekten zulmün ve zalimlerin biçimlendirdiği toplumlarda birlik ve beraberlik talepleri şovdur. İnsan ne ise odur, neden bu kadar yırtınıyorlar?

Munafık toplumlarda en fazla dillendirilen birlik ve beraberlik söylemleri açıldığında içinde kocaman bir yalan ortaya çıkıyor.

Hele her çöl Arap bayramlarında yayınlanan, barış ve huzur mesajları sunulduğu esnada ve birbirlerinin bayramlarını kutladıklarından daha komik görünüyorlar.

İster danışıklı savaşçılar olsun, ister olmasın bu komedinin yansıması çok trajiktir. Çağdaş demokratik laik uygarlığın dünyada ileri çıktığı koşullarda insanların bu kadar barbarlıkta ısrar etmesi anlaşılır gibi değil!

Bayram mesajları tam bir ibretlik komedi! İnsanlıktan çıkarılarak Müslümanlaştırılmış, Araplaştırılmış, çölleştirilmiş geri toplumlarda birlik ve beraberlik siyasal şovları birbirini aldatıp birbirlerini kendi egemenliğine alma şovlarıdır.

Hiçbir Müslüman toplumlarda özgürlük için birleşme, güçlenme talebi olamaz. Çünkü sadece zulmün masallarını dinleyerek yaşamışlar.

Alinin zalim zülfikarı, Yezidin katliamcı kılıçları şiddetin kutsallaştırılmış araçlarıdırlar.

Böyle ortamlarda yaşayanların ne olacağını tahmin etmek zor değildir. Bu şiddet araçlarını öncelikle birbirine karşı kullanırlar.

ABD Güney Kürdistan üzerindeki kontrolünü henüz sağlayamadığı yıllarda üç Kürd partilerinin birbirine karşı meydan muharebesini unutur muyuz?

Müslümanlaşarak çöl barbarlarının şiddet kültürünü benimseyen Kürdlerin kendine düşman tutumundan ne zaman kurtulacak?

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KÜRDİSTANDA MİLLÎ SİYASET

Posted by kaniyasor 6 Şubat 2020

k.y.Kani Yado – 06.02.2020

TC’nin biçimlendirdiği siyasetin tahribatları insanlarımızın hayatına ciddi biçimde mal olduğu gibi bölgede belirsizliklere neden oluyor. Kürdistan’ın somut varlığı TC ve binlerce yıllık gericiliği bağrında taşıyan çöl zihniyeti tarafından sürekli darbeleniyor.

Kürdlere musallat olan sömürgeci TC, Kürdler üzerinde büyük düşünsel tahribatlar yaratıyor.

TC’nin yetiştirdiği Kürd taşeronlar üzerinden ikide bir yeni iddialarla yalanlar üretiyor. TC’nin kuyruklu yalanlarını okumayı veya onları dinlemeyi artık midemiz kaldırmıyor.

T.C. yapabildiği kadar genç dinamiklerimizi ölüm tarlalarına sürüp yok etti, bununla yetinmeyerek sağ kalanların beynini hurafelerle veya gerçekdışı iddialarla bilimsel düşünmenin yollarını kesti.

İnsanlarımızı millet kavramının Arapça ve ulus kavramının Türkçe olduğunu bile tefrik edemeyecek düzeye getirdiler.

Milliyetçilik denen kavrama istedikleri renkten elbise giydirerek “ilkel milliyetçlik” gibi uydurma kavramlar ürettiler.

Sosyoloji, toplumu inceleyen bilimdir. Her toplumun gerçeklerini sosyoloji bize anlatır. Milliyetçiliğin ilkeli yok. Milliyetçilik sosyolojik bir tekâmül sürecinde milletleşme ile doğar, yaşar, insanın ömrünü tamamladığı gibi o da ömrünü tamamlar ve ölür.

Milliyetçiliğin T.C. cumhuriyeti faşizmi veya Alman Hitler Nazizm’i gibi kuduruk akıl sahibi olduğunu iddia etmek doğru değildir.

Çöl alanlarının sosyolojisi, geriliğinin nedenleri coğrafik olarak malum olan sıcak bölgelerde incelenir.

Kendine has hurafelere dayalı dinlerin ortaya çıkıp dünyayı kanlı ortamlara sürüklemesi ve toplumların millet olarak tekâmül etmesini engelleyen bir güce dönüşmesi incelemeye değer bir vakıadır.

Kürdler ve Araplar ümmetçilik engelini aşmadıkları için millet olamadıkları gibi milliyetçilik oluşmadı ve milli birlik gerçekleşmedi.

Bu yüzden asalakların biçimlendirdiği yapısal özelliklerden dolayı  Kürdistan’da birlikten bahsedemiyoruz.

Taş devrinden kalma cemaatler, tarikatlar, mezhepler, meşrepler kendi özelliklerini taşıyan bataklıklar oluşturdular.

Hür teşebbüs milletin yaşadığı bir alanda piyasa ihtiyacını duymadan milletin oluşumu gerçekleşmez.

Yaşam alanlarında asalak sınıf toplum üzerinde egemenlik kurmuşsa kendine uygun algıları oluşturur.

Şimdi mahallelerin en ücra köşelerine kadar hükmeden dinci, cinci, üfürükçü dediğimiz asalak güçler milli dinamikler değildir. Milli dinamikler mîrlerden ve sermayeyi elinde tutan müteşebbis yatırımcılar ve bunlara bağlı mal ve hizmet üretim iş gücüdür.

Asalak sınıfın milliyetçiliği slogan olarak kullanması taktiktir. Asalakların yurtseverliği yoktur, toplumu esir alma talebi vardır.

Bizim için temel kaynak TC’nin ve arabesk gerici Kürdlerin nazariyeleri değil, ekonomi politik ve sosyolojik gerçeklerdir.

Bu gerçekler siyaseti belirlediğinde milli dinamikler doğru stratejiyi belirler. Siyaset ve dinî gerici unsurlar gerçekleri tutsak aldığında malûm huzursuzlukların nedeni olur.

Siyasetin eskici pazarındaki görüşlere ortak olmayalım.

Gerçekleri gerici solun ve gerici sağın karanlığına hapsetmeyelim.

Bilim toplumu ikiye ayırıyor:

1-Üretenler(yatırımcı müteşebbisler, mal ve hizmet emekçileri denen işgücü, bilim insanları, düşünürler)

2-Asalaklar(din adamları, falcılar-üfürükçüler, ordular) Burada her kes kendine ait yerdedir.

TC derin devleti Kürdleri uyuşturup siyasal dansa kaldırmasaydı parçalı bohça şeklinde bulunan tüm Türkler birbirine karşı silah çekeceklerdi, biz onların hedefi olmaktan çıkardık. Geçmişe ait bir rüyamı anlatayım:

“Rüyada Millattan önce biz bir kurumda sosyal insanlar olarak güzel bir çalışma yaptık. Tüm gericiler bize karşı birleşip mide bulandırmaya başladılar.

Bu tehlike üzerine biz aradan çekildik, çok zaman geçmeden o gericiler başladılar birbirlerini yemeye ve hepsi birden kaybetti, insanlık erdemi kazandı”

İnkılapçı öncülüğün çok önemi vardır. Türkiye’yi bu durumdan kurtaran siyasal danstaki Kürdlere kimse ödül vermeyecek.

Kuzey Kurdistan parçasında yaşayan Kürdler ne yapmak istiyorlar ki? Türkiye bir NATO karargahıdır.

Ortadoğu karanlığına karşı dünya insanlığını koruyan NATO ve ABD caydırıcı güçtür ve mağdur olan tüm halkların yanında olduğu gibi tüm parçalarda yaşayan Kürdlerin müttefikidir…

Çöl eksenli hurafeci vahşet ve Türklerin talancı akıncı zihniyetine karşı uygar ülkelerin demokratik laik siyaseti ve caydırıcı askeri gücü bu karanlık kafalıların Kürdlerin soykırımdan geçirilmemesi için büyük bir güvenlik gücüdür.

Kafasını kaldıranın kafası ezilecektir. İnsanlıktan anlamayanlar helak olacaklardır. Bu barbarlar kendi gerici cehennemlerini kendi elleriyle yaratmıştır.

Hükümlerini Rabbimiz verdi. Sopanın dilinden anlıyorlar “al size sopa” dedi. Siz bakmayın Recep’in öküz gibi böğürmesine. Recep’in dizleri tir tir titriyor. Barbarlığın bedeli ağır olacak.

Gericiliğe saplanan İslamist-Kemalist gerici Kürdlerin de durumu aynıdır. Recep’in ümmetiyle beraber cehennem hararetinde yanacaklar.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

SELOM CANDIR CAN

Posted by kaniyasor 31 Ocak 2020

k.y.Kani Yado –

Her demokrasiden bahsedildiğinde Selahattin Demirtaş akla gelir. Demirtaş alışılmış siyasetin dışında bir duruşa sahiptir. Söylemlerinde rant siyaseti yoktur.

“Size su, elektrik, yol, bela… getireceğim” söylemlerinden çok uzak, çağdaş bir duruş sergiliyor.

Demirtaş’ın en çarpıcı özelliği bilinçaltı temizliğidir. Gördüğü rüyalarında mareşal olması hiç düşünülemez, rüyalarında mutlaka gül bahçelerinde kendini görüyordur.

selo.mitingPsikolojik sorunlu siyasiler rüyalarında şahadet parmağını tehdit parmağı yaparak koyunlara hitap ederler.

Demokrat liderlerin söylemlerinde “ben” hastalığının yansıması hiç yoktur.

İnsan çeşitli koşullar altında kendini değersiz gördüğünde kişiliğe yansıyan aşağılık kompleksi bireyi diktatör olma sevdasına sürükler.

Köylerden pırtlayıp şehirlerde okuyup uyum sağlamayan misafir köylü gençliğinin vatan ve Sakar söylemlerinde bulunmaları ve hatta dünyayı kurtarma paradigmalarından bahsetmeleri sınıfsal geçişler arasındaki deli boşluktur.

Yerine oturmuş sosyal yaşama entegre olan insanların kişilik yapılanması sağlıklı ruh dünyasına sahiptir.

Geri sınıf ve tabakalar yaşamı çağa uygun bir şekilde inşa etme taleplerine sahip değildirler. Devlet olmanın HDP ile ne ilgisi vardır? HDP Türkiyede demokratik siyaseti amaç edinen partidir. Bundan daha ileri bir amaç var mı? TC yasalarıyla kurulan bir partinin amaçlarının dışında misyon biçmek sadece demagojik yaklaşımdır. Yıpratma siyasetidir. Günü geldiğinde yerleşim alanlarında Avrupada olduğu gibi özerklik, bölge bazında federatif yapıyı gündemine alabilir. Bu durum demokratik amaçların kapsamına giriyor. Şunun böyle bilmeli ki, demokratik uygarlık siyasetinden daha ileri bir talep yoktur. Diğerleri sadece teferruattır.

Ben Demirtaş için birşeyler söylesem köylüsünü savunur diyecekler. Bizim köylerde sadece deliler çıkar. Bir akıllı çıktı Selahattin’in ailesi, onlar da delilerin önünden kaçıp Diyarbakırda iltica ettiler.

Bizde üfürükçüler çoktur. Devlet çok sayıda İslam şeyhi mevzilendirmiş. Üfürükçüler doktorlar gibi muayenehane sahibidir. Her derdin ayrı fiyatları tabelada yazılıdır. Çocuğu olmayanlar, göbeğe üfürmek, kafayı üşütenler ayrı ayrı muayyene ücretine tabidir.

Biz aklı abaşında olanlar boşuna Selo’yu sevmiyoruz. Selo candır can, tımarhanelik Elazığlılara benzemiyor. O Paşa ur dedesinin torunudur. Onlarda çürük adam bulunmaz.

Bizim ilçe Palu’da ” egit egitin gözlerinden tanêr” derler.  Bizim orada Cumhurbaşkanlığı için  Recep’e %88 oy çıkarken Selahaddin’e % 6 civarında oy çıktı. Selahattin çürük biri olsaydı Elazığlılar % 99 oy verirlerdi. Bu durum dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş.

Ben boşuna Elağlılara Hacı cavcav demiyorum, tımarhane delilerinin de ötesinde  hepsi hacıdırlar, her kes 99 luktur. Din iman, sadakat, salatalık, maydanuz  uyuşturucu, alkol … ne desen var.

Türkiye’de alkol ve gogo denen dişi kendirden bir dumanlı uyuşturucu var, sanırım başka yerde ona esrar diyorlar.Bu uyuşturucuların kullanımında Elaziz listenin başlarındadır. Konya alkol tüketiminde birinciliği Elazığa kaptırabilir.

HDP olmazsa Kurdistanın NATO dayanağı çöker. HDP NATO’nun arazisinde Bağımsız Kürdistan mi ilan etseydi? Böyle bir istem insanın baltayı ayağına vurması gibi bir şeydir. Avrupalılar Anadoluyu barbarlardan koparıp aldılar. Bu dünya için büyük bir zaferdir.

Türkiye’de tüm bilgiler kirlidir. Çanakkale savaşı danışıklıydı. Sarıkamış katliamı Allah’la anlaşarak Anadolu gençlerini dondurdular. Türkiye’de danışıklı olmayan bir şey yoktur. Kürd Said ile Kemalin takışması, cezalar, göz hapsi, ev hapsi hepsi danışıklıydı. Şimdi de danışıklı cezalar  yaşanıyor…

TC Miralay Nurslu Said’e yazma imkanı sağlıyordu. Rahatsız edilmemek için asker kapısının önünde nöbet tutarken içeride büyük faaliyet vardı. Cezaevlerinin basım yayın evine dönmesi derin âdettendir. Şimdi de devam ediyor…

demirtaşAma bizim Selo’ya yasak koyuyorlar, kâtipler atamıyorlar. Selomuz kendi imkanlarıyla binbir zahmetle yazıyor. Çünkü teşkilattan değildir, demokrattır. Recep’e karşı danışıklı bir akşam darbesi yapıldı. Sabahı göze alamadılar, çünkü kontrolden çıkabilirdi. İhtiyar Fetullah’ın yerine genç Recep’İ kahramanlaştırıp vazgeçilmezliği için planlandı.

Şimdi Recep, Perinçek ve diğerleri ile TEŞKİLAT’ın partneri oldu. Hala danışıklı karşıtlıklar formülü uygulanıyor. Nazım milliyetçi sosyalisttir ve Kürd düşmanıdır. Nazımın eşeğinin kuyruğu Orta Asya’daydı, başı Anadolu’daydı…

 

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KARAKOÇANDA EYLEMCİ KAHRAMAN MURO

Posted by kaniyasor 31 Ocak 2020

k.y.Kani Yado – 31.01.2020

Muro çocuk iken geçirdiği hastalıkta yanlış tedavi sonucunda özürlü hale geldi. Konuşma ve organları kullanma zorluğu çekiyordu ama beyni herkesten daha sağlıklıydı.
Evde faşistlere ve din istismarcıları dediğimiz yobazlara karşı konuşulduğu için Muro tehlikenin ve topluma karşı işlenen suçların kaynağını fark etmişti. Fırsat ortaya çıktıkça onlara karşı kendi tarzında eylem koyuyordu.
Muro ilk demokratik eylemini Süleyman Demirel’in evinde gerçekleştirdi.
Babası askerliğini Isparta’ya yakın bir yerde yedek subay olarak yaptığında ailece oraya taşınmışlardı.
Bayram izinlerini Palu’ya bağlı Karakoçan kasabasında geçirmek için ailece arabayla yola çıktılar.
Yolları, Süleyman Demirel’in köyü İslamköy’ün yakınından geçiyordu. Ailece Süleyman Demirel’de bir kahve içmeye karar verirler ama Muro’un bir eylemci olduğunu unutmuşlar.
Eve varırlar, Demirel’in merhum annesi onlara tam kahve ikram ederken, eylemci Muro ayağa kalkarak başlar slogan atmaya:
-“Kahrolsun faşistler, kahrolsun faşistler!” Diye sesini yükseltmeye başlarken annesi hemen fırlayıp ağzını kapatıyor.
Demirel’in merhum annesi müdahale eder:
-“Kızım birak bağırsın bağırsın, Türkiye çok sesli olmalı, faşizm kahrolunca Türkiye yıkılmaz. İnsanlar yürümelidir, yürümekle yollar aşınmaz” der.
Kahvelerini içtikten sonra Muro’nun annesi Muro’nun babasının kulağına fısıldar:
-“Biz kalkalım Muro eyleminin B planını uygularsa rezil oluruz.
Kadın onları kapıya kadar yolcu eder ve onlar kazasız belasız arabalarına atlayıp yola çıkarlar. Nihayet Karakoçan’a varırlar.
Muro Karakoçan’da daha aktifleşiyor. Muro tehlikenin kimden geldiğini iyi kavramış. Bu sefer camide eylem yapmaya karar verir.
Muro caminin karşısında pusu kurar bekler. Herkes camiye dolup namaza başlar başlamaz Muro kapıdan içeri girer. Her kes namaza durmuş. Muro Cemaatı geçerek ön tarafa imamın yanına gider ve arkasını dönerek birkaç tane bomba patladır ve kahkaha atar. Kahkaha psikolojik savaş tarzıdır Muro’nun.
Her zaman saldırıya hazır olan biri bağırarak:
-“yakalayın yakalayın bu çocuk Alevidir, Aleviler maksatlı olarak göndermişler yakalayın!” diye bağırırken, bir diğeri hemen müdahale eder:
– “çocuğa bir şey yapmayın o Hacinin torunudur, ben tanıyorum bırakın” der.
Muro’nun ailesini tanıyan biri Muro’nun ellerinden tutup evine teslim eder ve camiye döner. Muro artık başarı üzerine başarı sağlar.
Muro artık bir kahramandır!
Bir polis gördüğünde arkasını çevirip bombasını patlatır ve kahkahasını atar. Terörist diye yakalanır ama oralarda birileri:
-“memur bey o hacının oğludur, bizden akıllı bir özürlüdür” der ve her seferinde terörden yargılanmaktan kurtulurdu.
Karakoçan’ın blûrcû Huso’su terörist diye öldürüldükten sonra halk bu konuda hassas olmuştu. Ben Muro’nun annesine dedim ki:
-Kardeşim Muro’nun yanında yobazlardan, faşistlerden bahsetmeyin, böyle devam ederse Muro faşizmi Türkiye’nin başına geçirir, camiyi cemaatin üstüne yıkar.”
Kısa bir süre geçtikten sonra gece bir çatışma çıkar. Bir tarafta Türk karakolu, bir tarafta Kürd savaşçıları!
O anda her kes yere yatıp kurşunlardan korunma tedbiri alırken, Muro kıçını evlerine yakın olan karakola çevirerek yine bombalarını patlatır, arkasından kahkaha atarken Türk askeri müfrezesinin moralini bozmayı düşünürken annesi kollarından yakalayıp yanına yatırır. Silah sesleri kesildikten sona her kes normal vaziyete geçer.
Not: Bu bir uydurma senaryo değildir, yaşananları yazdık. yazının uzamaması için kısa kestik. Muro’yu bu yıl kaybettik. Rabbim Hûda merhum Muro’muza ışıklar içinde firdevsi nasip etsin.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

Divê Em ji Xweda Nebitirsin, Ew Mîhrîvan û Dilovane

Posted by kaniyasor 23 Ocak 2020

k.y.Kanî Yado – 23.01.2020

Divê em çima ji Xweda bitirsin an jî em çima ji Xweda nebitirsin? Civak her dem ji Xweda ditirsiya.  Bi tesîra tirsa tarîtîyê, mirovatî û bedewîya xwe jî wenda kir.

Jiyan a bêtirs çima giringe?

Jiyan a bêtirs jiyanek birûmete. Vî jiyanê de tirs û tarîtî û nezanî  tune. Ronahî ya azadî wek rojek ronahî yê ye.

Civaka demokratik di jiyanek birûmet û azad bextewar dibe. Azadî ji bo jiyanek bextewar giringe.Jiyana tarî malbat a tirsan e. Tirs bi xwe gefxwerin e.

Xweda evîna dilê meye.  Ji ber ku, evîn ne tirs e. Ji ber viya, di dilê me de tirsa Xweda tune. Evîna Xweda heye. Çi ku, Xweda mîhrîvan û dilovan e. Em di her despêkan xwe de “bi navê Xwedayê mîhrîvan ê dilovan” dibêjin.

Xwedayê erdan û ezmanan hêzek bê sînor e! Xweda mîhrîvan û dilovan e.

Bawerî yên kevneparêzan li ser bingeha derewan ava bûye. Armanca tirsdayînê pêşketin a sistema koledarî ye. Zordestên hov tirsan berdidin dilê miroven belengaz û êsîr digirin.

Pûtperestî hemberê Xweda bêrûmetî ye. Di sazûmanên wan de gorî wan rêgez û zagon hene.

Di sazûmana zordestên hovan de rêgez û zagon bi xwastina serokên wan çê dibe.

Dîktatorên wan jî batirsok in. Hemû bindest bin bandora wan de dilerzin!

Zordestên hovan jî, gel digirin bin bandora xwe û wan dixapînin.

Xweda yê me navê xwe ji dayîn û zayînê girtiye. Ango, mîhrîvanî û dilovanîya Xwedayê me wek dayîkan e. Bedewî ya dayîkan jî ji bedewî ya Xweda ye.

Dayîkan mîhrîvanî û dilovanî ya xwe jî, ji Xwedê girtine. Gelo em çima bi zimanê dayîka xwe napeyvin?

Di herêma ku em dijîn gelê me bi zimanê bîyanî xwe nas dike û xwe didin naskirin. Bi vî awa çanda Kurdan gav bi gav wenda dibe û ol û baweriyên me jî bedewî û dewlemendiya xwe wenda dike.

Xwe wenda kirin çawa çê dibe?

Eger mirov xwe û gelê xwe piçûk bibine, ziman û çanda xwe jî piçûk dibîne. Bi vî rewşa nebaş de xwe wenda dike.

Eke ne ûsaye, Kurd çima di bazirganiyê de zimanê xwe bikarnaynin?

Gelên bindest bi psîkolojiya koletiyê pêrîşan dibin û divê bi ziman û ola dagirkeran dijîn! Ango xwe dikujin û bi nasnameyek biyanî xwe bi rengek din ava dikin!

Me di nivîsek xwe de li ser dîsîplîna psîkolojî nivîsand. Wer wiha me derbarê rewşa azadî û jiyanek xizanî û binbîra kesayetî hanî ser zimîn.

Me bi zimanê dîsîplîna felsefê de jî şîrove kir û mijarên kesitî û civakî bi zimanê zanistî hanî ser zimîn.

Em çima hewceyiya zimanê zanistî ne?

Armanca me jiyanek bextiyar de ziman û çand û hemû rûmetên neteweyî biparêzin.

Netewe bi ziman û çanda xwe tê naskirin.

Heke gel pak be, siyaset û jiyan a wan jî pak tê dîtin.

Bin bandora hovan, mirov bi hovî perwerde dibe. Kurd bi sed salan bin bandora binbîr a biyanî jiyan a xwe derbaz kirin.

Jiyan a herkesê de tesîra çanda bîyanî û kevneperestî heye. Pêwîste ku, em xwe bi ol û çand û hemû rûmetên xwe pak bikin û bi rûmet nav neteweyên cîhanê de cîh bigirin.

Eger mirov bi zimanê dayîka xwe binivîsîne û xewn û xeyalên xwe bibîne, bi rastî saxiya giyana xwe jî serrast dibe. Çawa giyan û jiyan hevrene, Xweda û Xweza, ziman û zanayî, dayîn û zayîn jî bi hevrene.

Em dixwazin jiyana Kurdan mîna çemê Ferat û Dîcleyê zelal biherike, û gelê me bextiyar be.

 

دڤێ ئه‌م ژ خوه‌دا نه‌بترسن، ئه‌و میهریڤان و دلۆڤانه‌

کانی یادۆ – ۲۳.۰۱.۲۰۲۰

دڤێ ئه‌م چما ژ خوه‌دا بترسن ئان ژی ئه‌م چما ژ خوه‌دا نه‌بترسن؟ جڤاک هه‌ر ده‌م ژ خوه‌دا دترسیا. ب ته‌سیرا ترسا تاریتییێ، مرۆڤاتی و به‌ده‌وییا خوه‌ ژی وه‌ندا کر.

ژیان ئا بێترس چما گرنگه‌؟

ژیان ئا بێترس ژیانه‌ک بروومه‌ته‌. ڤی ژیانێ ده‌ ترس و تاریتی و نه‌زانی تونه‌. ڕۆناهی یا ئازادی وه‌ک ڕۆژه‌ک ڕۆناهی یێ یه‌.

جڤاکا ده‌مۆکراتک د ژیانه‌ک بروومه‌ت و ئازاد به‌خته‌وار دبه‌. ئازادی ژ بۆ ژیانه‌ک به‌خته‌وار گرنگه‌.ژیانا تاری مالبات ئا ترسان ئه‌. ترس ب خوه‌ گه‌فخوه‌رن ئه‌.

خوه‌دا ئه‌ڤینا دلێ مه‌یه‌. ژ به‌ر کو، ئه‌ڤین نه‌ ترس ئه‌. ژ به‌ر ڤیا، د دلێ مه‌ ده‌ ترسا خوه‌دا تونه‌. ئه‌ڤینا خوه‌دا هه‌یه‌. چ کو، خوه‌دا میهریڤان و دلۆڤان ئه‌. ئه‌م د هه‌ر ده‌سپێکان خوه‌ ده‌ “ب ناڤێ خوه‌دایێ میهریڤان ئێ دلۆڤان” دبێژن.

خوه‌دایێ ئه‌ردان و ئه‌زمانان هێزه‌ک بێ سینۆر ئه‌! خوه‌دا میهریڤان و دلۆڤان ئه‌.

باوه‌ری یێن که‌ڤنه‌پارێزان ل سه‌ر بنگه‌ها ده‌ره‌وان ئاڤا بوویه‌. ئارمانجا ترسدایینێ پێشکه‌تن ئا سسته‌ما کۆله‌داری یه‌. زۆرده‌ستێن هۆڤ ترسان به‌رددن دلێ مرۆڤه‌ن به‌له‌نگاز و ئێسیر دگرن.

پووتپه‌ره‌ستی هه‌مبه‌رێ خوه‌دا بێروومه‌تی یه‌. د سازوومانێن وان ده‌ گۆری وان ڕێگه‌ز و زاگۆن هه‌نه‌.

د سازوومانا زۆرده‌ستێن هۆڤان ده‌ ڕێگه‌ز و زاگۆن ب خواستنا سه‌رۆکێن وان چێ دبه‌.

دیکتاتۆرێن وان ژی باترسۆک ئن. هه‌موو بنده‌ست بن باندۆرا وان ده‌ دله‌رزن!

زۆرده‌ستێن هۆڤان ژی، گه‌ل دگرن بن باندۆرا خوه‌ و وان دخاپینن.

خوه‌دا یێ مه‌ ناڤێ خوه‌ ژ دایین و زایینێ گرتیه‌. ئانگۆ، میهریڤانی و دلۆڤانییا خوه‌دایێ مه‌ وه‌ک داییکان ئه‌. به‌ده‌وی یا داییکان ژی ژ به‌ده‌وی یا خوه‌دا یه‌.

داییکان میهریڤانی و دلۆڤانی یا خوه‌ ژی، ژ خوه‌دێ گرتنه‌. گه‌لۆ ئه‌م چما ب زمانێ داییکا خوه‌ ناپه‌یڤن؟

د هه‌رێما کو ئه‌م دژین گه‌لێ مه‌ ب زمانێ بییانی خوه‌ ناس دکه‌ و خوه‌ ددن ناسکرن. ب ڤی ئاوا چاندا کوردان گاڤ ب گاڤ وه‌ندا دبه‌ و ئۆل و باوه‌ریێن مه‌ ژی به‌ده‌وی و ده‌وله‌مه‌ندیا خوه‌ وه‌ندا دکه‌.

خوه‌ وه‌ندا کرن چاوا چێ دبه‌؟

ئه‌گه‌ر مرۆڤ خوه‌ و گه‌لێ خوه‌ پچووک ببنه‌، زمان و چاندا خوه‌ ژی پچووک دبینه‌. ب ڤی ڕه‌وشا نه‌باش ده‌ خوه‌ وه‌ندا دکه‌.

ئه‌که‌ نه‌ ئووسایه‌، کورد چما د بازرگانیێ ده‌ زمانێ خوه‌ بکارناینن؟

گه‌لێن بنده‌ست ب پسیکۆلۆژیا کۆله‌تیێ پێریشان دبن و دڤێ ب زمان و ئۆلا داگرکه‌ران دژین! ئانگۆ خوه‌ دکوژن و ب ناسنامه‌یه‌ک بیانی خوه‌ ب ڕه‌نگه‌ک دن ئاڤا دکن!

مه‌ د نڤیسه‌ک خوه‌ ده‌ ل سه‌ر دیسیپلینا پسیکۆلۆژی نڤیساند. وه‌ر وها مه‌ ده‌ربارێ ڕه‌وشا ئازادی و ژیانه‌ک خزانی و بنبیرا که‌سایه‌تی هانی سه‌ر زمین.

مه‌ ب زمانێ دیسیپلینا فه‌لسه‌فێ ده‌ ژی شیرۆڤه‌ کر و مژارێن که‌ستی و جڤاکی ب زمانێ زانستی هانی سه‌ر زمین.

ئه‌م چما هه‌وجه‌ییا زمانێ زانستی نه‌؟

ئارمانجا مه‌ ژیانه‌ک به‌ختیار ده‌ زمان و چاند و هه‌موو ڕوومه‌تێن نه‌ته‌وه‌یی بپارێزن.

نه‌ته‌وه‌ ب زمان و چاندا خوه‌ تێ ناسکرن.

هه‌که‌ گه‌ل پاک به‌، سیاسه‌ت و ژیان ئا وان ژی پاک تێ دیتن.

بن باندۆرا هۆڤان، مرۆڤ ب هۆڤی په‌روه‌رده‌ دبه‌. کورد ب سه‌د سالان بن باندۆرا بنبیر ئا بیانی ژیان ئا خوه‌ ده‌رباز کرن.

ژیان ئا هه‌رکه‌سێ ده‌ ته‌سیرا چاندا بییانی و که‌ڤنه‌په‌ره‌ستی هه‌یه‌. پێویسته‌ کو، ئه‌م خوه‌ ب ئۆل و چاند و هه‌موو ڕوومه‌تێن خوه‌ پاک بکن و ب ڕوومه‌ت ناڤ نه‌ته‌وه‌یێن جیهانێ ده‌ جیه بگرن.

ئه‌گه‌ر مرۆڤ ب زمانێ داییکا خوه‌ بنڤیسینه‌ و خه‌ون و خه‌یالێن خوه‌ ببینه‌، ب ڕاستی ساخیا گیانا خوه‌ ژی سه‌ڕاست دبه‌. چاوا گیان و ژیان هه‌ڤره‌نه‌، خوه‌دا و خوه‌زا، زمان و زانایی، دایین و زایین ژی ب هه‌ڤره‌نه‌.

ئه‌م دخوازن ژیانا کوردان مینا چه‌مێ فه‌رات و دیجله‌یێ زه‌لال بهه‌رکه‌، و گه‌لێ مه‌ به‌ختیار به‌.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KÛRDÎSTANA SERBİXWE RÛMETA MİROVAHİYÊ YE

Posted by kaniyasor 11 Ocak 2020

k.y.Kanî Yado – 11.01.2020

Kurdîstan bi sedê sed dibe devletek dê serbixwe, laîk û demokratik. Karê yekem ji bo me ew e ku, em bi zîhniyeta çolê ya Erebên tarî xilas bibin û şaristanîya Mezopotamî ya laîk demokratîk pêk bînin.

Heke Kurd nekarin paşverûtiya xwe bibînin, heke ew nikarin destên xwe yên qirêj bişon, heke ew nikarin hişê xwe yê qirêj paqij bikin, ew çawa dikarin  pirsgirêkên welatê xwe çareser bikin û bibin dewletek azad û serbixwe?

Kurd di her şert û mercî de nikarin bibin dewlet. Vijdanê cihanê  rênade dewletek olî ya paşverû û rûreş!

Ji bo nûvekirina mirov; divê yek alî wenda neke. Ji ber ku kesayetiya tarî û derewîn ku mirov di nav xwe de diafirîne pêşî lê dide ku bi rastiyê re rû bi rû bimîne.

Sedema ku kesayetiyên hilweşîner ên li erdnîgariya me serdestiya li civakê li vir tê veşartin.

Di vê navberê de, paşvekeftina şexsî bi paşvekêşana civakê bi derbên muhafezekar re hevaltî ye.

Ji bo ku mirov karibin paqijiya giyanî ya xwe bikin, ji bo her yekê girîng e ku her kes destên xwe yên qirêj bibîne.

Kesek ku bextewariya xwe vedişêre nikare xwe ji trawmayên ku êş kişandî xelas bike. Em dikarin ji bo civakê vê analîzê bikin.

Di dîrokê de gelek mînak hene. Ma heke ew neynikê bi xwe ve nagire, meriv çawa xwe dibîne?

Bi heman rengî, ger civak nekare paşverûtiya xwe bibîne çawa dikare pêş bikeve?

Heke mirov bi domdarî paşverûtiya xwe veşêre; hergav karesat dê çêbibin.

Daxwaza pergala olî ya kevin li herêma me bûye pirsgirêkek cîhanê.

Mirov bûn yekîndar. Wan destên xwe yên çepê nîşan dan û dijberên xwe bi destên xwe yên rast gulebaran kirin. Wan destên xwe yên rast nîşandin û bi destên wan ên çepê ketin. Wusa dixuye ku ew durûtî ye!

Ma almanan ji ber barbariya xwe ji dinyayê lêborîn nedan? Ma Papa ji ber barbarbûn û komkujiyên bertekên xiristiyan li Vatîkanê ji mirovahiya cîhanê lêborîn negot?

Ewrûpa ji van lêborînxwazan zêdetir rêz girt.

Ma çima tirk ji mirovahiyê ji bo ku dev ji barbarî û kuştinên xwe berdin, lêborîna xwe ji mirovahiyê naxwazin?

Di vê rewşê de, ew ê çawa bibin hevparê civaka mirovî li Ewropa?

Whyima mirovên cîhanê bêdeng in?

pêşengên Kurdan de, ji ber ku ew li sûcên Osmanî Tirkiyeyê hevbeş in û ji bo lêborînê ji dinyayê berî mirovahiyê divê cihê xwe weke dewleteke rêz di cîhanê de bigirin.

Kengê serxwebûna neteweyî ya wan derdikeve holê, ew dîsa ne bi îdeolojiya resmî ya erebî û ne jî ji dîktatorên fanatîk ên bîrdoziya fermî ya Kemalîst serî radikin!

 

کانی یادۆ – ۱۱.۰۱.۲۰۲۰

کوردیستان ب سه‌دێ سه‌د دبه‌ ده‌ڤله‌ته‌ک دێ سه‌ربخوه‌، لائیک و ده‌مۆکراتک. کارێ یه‌که‌م ژ بۆ مه‌ ئه‌ڤ ئه‌ کو، ئه‌م ب زیهنیه‌تا چۆلێ یا ئه‌ره‌بێن تاری خلاس ببن و شارستانییا مه‌زۆپۆتامی یا لائیک ده‌مۆکراتیک پێک بینن.

هه‌که‌ کورد نه‌کارن پاشڤه‌رووتیا خوه‌ ببینن، هه‌که‌ ئه‌و نکارن ده‌ستێن خوه‌ یێن قرێژ بشۆن، هه‌که‌ ئه‌و نکارن هشێ خوه‌ یێ قرێژ پاقژ بکن، ئه‌و چاوا دکارن  پرسگرێکێن وه‌لاتێ خوه‌ چاره‌سه‌ر بکن و ببن ده‌وله‌ته‌ک ئازاد و سه‌ربخوه‌؟

کورد د هه‌ر شه‌رت و مه‌رجی ده‌ نکارن ببن ده‌وله‌ت. ڤژدانێ جهانێ  ڕێناده‌ ده‌وله‌ته‌ک ئۆلی یا پاشڤه‌روو و ڕووره‌ش!

ژ بۆ نووڤه‌کرنا مرۆڤ؛ دڤێ یه‌ک ئالی وه‌ندا نه‌که‌. ژ به‌ر کو که‌سایه‌تیا تاری و ده‌ره‌وین کو مرۆڤ د ناڤ خوه‌ ده‌ دافرینه‌ پێشی لێ دده‌ کو ب ڕاستیێ ڕه‌ ڕوو ب ڕوو بمینه‌.

سه‌ده‌ما کو که‌سایه‌تیێن هلوه‌شینه‌ر ئێن ل ئه‌ردنیگاریا مه‌ سه‌رده‌ستیا ل جڤاکێ ل ڤر تێ ڤه‌شارتن.

د ڤێ ناڤبه‌رێ ده‌، پاشڤه‌که‌فتنا شه‌خسی ب پاشڤه‌کێشانا جڤاکێ ب ده‌ربێن موهافه‌زه‌کار ڕه‌ هه‌ڤالتی یه‌.

ژ بۆ کو مرۆڤ کاربن پاقژیا گیانی یا خوه‌ بکن، ژ بۆ هه‌ر یه‌کێ گرینگ ئه‌ کو هه‌ر که‌س ده‌ستێن خوه‌ یێن قرێژ ببینه‌.

که‌سه‌ک کو به‌خته‌واریا خوه‌ ڤه‌دشێره‌ نکاره‌ خوه‌ ژ تراومایێن کو ئێش کشاندی خه‌لاس بکه‌. ئه‌م دکارن ژ بۆ جڤاکێ ڤێ ئانالیزێ بکن.

د دیرۆکێ ده‌ گه‌له‌ک میناک هه‌نه‌. ما هه‌که‌ ئه‌و نه‌ینکێ ب خوه‌ ڤه‌ ناگره‌، مه‌رڤ چاوا خوه‌ دبینه‌؟

ب هه‌مان ڕه‌نگی، گه‌ر جڤاک نه‌کاره‌ پاشڤه‌رووتیا خوه‌ ببینه‌ چاوا دکاره‌ پێش بکه‌ڤه‌؟

هه‌که‌ مرۆڤ ب دۆمداری پاشڤه‌رووتیا خوه‌ ڤه‌شێره‌؛ هه‌رگاڤ کاره‌سات دێ چێببن.

داخوازا په‌رگالا ئۆلی یا که‌ڤن ل هه‌رێما مه‌ بوویه‌ پرسگرێکه‌ک جیهانێ.

مرۆڤ بوون یه‌کیندار. وان ده‌ستێن خوه‌ یێن چه‌پێ نیشان دان و دژبه‌رێن خوه‌ ب ده‌ستێن خوه‌ یێن ڕاست گوله‌باران کرن. وان ده‌ستێن خوه‌ یێن ڕاست نیشاندن و ب ده‌ستێن وان ئێن چه‌پێ که‌تن. ووسا دخویه‌ کو ئه‌و دورووتی یه‌!

ما ئالمانان ژ به‌ر بارباریا خوه‌ ژ دنیایێ لێبۆرین نه‌دان؟ ما پاپا ژ به‌ر بارباربوون و کۆمکوژیێن به‌رته‌کێن خرستیان ل ڤاتیکانێ ژ مرۆڤاهیا جیهانێ لێبۆرین نه‌گۆت؟

ئه‌ورووپا ژ ڤان لێبۆرینخوازان زێده‌تر ڕێز گرت.

ما چما ترک ژ مرۆڤاهیێ ژ بۆ کو ده‌ڤ ژ بارباری و کوشتنێن خوه‌ به‌ردن، لێبۆرینا خوه‌ ژ مرۆڤاهیێ ناخوازن؟

د ڤێ ڕه‌وشێ ده‌، ئه‌و ئێ چاوا ببن هه‌ڤپارێ جڤاکا مرۆڤی ل ئه‌ورۆپا؟

وهیما مرۆڤێن جیهانێ بێده‌نگ ئن؟

پێشه‌نگێن کوردان ده‌، ژ به‌ر کو ئه‌و ل سووجێن ئۆسمانی ترکیه‌یێ هه‌ڤبه‌ش ئن و ژ بۆ لێبۆرینێ ژ دنیایێ به‌ری مرۆڤاهیێ دڤێ جهێ خوه‌ وه‌که‌ ده‌وله‌ته‌که‌ ڕێز د جیهانێ ده‌ بگرن.

که‌نگێ سه‌رخوه‌بوونا نه‌ته‌وه‌یی یا وان ده‌ردکه‌ڤه‌ هۆلێ، ئه‌و دیسا نه‌ ب ئیده‌ئۆلۆژیا ڕه‌سمی یا ئه‌ره‌بی و نه‌ ژی ژ دیکتاتۆرێن فاناتیک ئێن بیردۆزیا فه‌رمی یا که‌مالیست سه‌ری ڕادکن!

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

BÜTÜN ÜFÜRÜKÇÜLER BİRLEŞİNİZ!

Posted by kaniyasor 10 Ocak 2020

k.y.Kani Yado – 10.01.2020

Amerika, Alici terörist başı şeriatçı Kasım Süleymanî’nin nokta atışıyla canını aldıktan sonra enternasyonalist Alici, hurafeci, Sünnî dinci cinci üfürükçülerin imanlarının şiddet eğilimi ibresi hayli yükseldi.

Yirmi birinci Yüzyılda bilimin ve tekniğin ulaştığı boyuta baktığımızda, gericilerin  kurşun geçirmez imanlarının hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur! Çağın bilimsel imanı Rabbimizin tekâmül kanununa sırtını dayamış, çöl karanlığının geriliğinin yarattığı zindanı çayıra çevirir!

Komedi yazan her insan insanları komedi malzemesi yaptığı zaman yüreği acıyor. Keşke güzel gözlü gericiler kendilerini malzeme yaptırmasalar! Devlet ayarı verilmiş insanların derdine derman bulunmaz.

Aziz Nesin deliyi dama çıkardığı zaman içi acımıştır. Üstad Toplumun ahmak yüzdesini matematiksel ifadeyle izah ettiğinde içi nasıl burkulduğunu tahmin etmemek mümkün değil…

Ben Elazığ Tımarhanesinden bahsettiğimde üzülmüştüm. Aslında ne ben haksızdım ne de Elazığ delileri.

İsmet İnönü Paşa’nın bir delirtme projesi vardı. Bu projede  Elazığ ve Bingöl’ü delirtmek, Erzincan’ı ve Tunceli’yi’ arabesk karanlığa yaklaştırarak yüzlerini gözlerini tanınmaz hale getirmeyi amaçlıyordu.

Paşalar düdüğü çaldığında derhal uygulama başlatıldı ve kesin sonuç alınırken bize bol komedi malzemesi çıktı.

Bu komedilerde vatan kurtaran Şabanları küçümsemek zorundayız. Başka şekilde edebiyat değeri olmaz.

Paşalar camiasında bir askerin düğmesini koparmak vatana ihanet sayıldığı halde,  komedi yazılarımda onbaşılardan tutun miralay ve generallerine kadar düğmesini koparmadığım düdükçü paşa kalmadı.

Bir de derin devlet yaratması sivil generaller var ki, paşa mı paşa! Bunlar ne güzel maşa!

Tabi benimki bir sanal düğme koparma eylemidir. Düşünceler eyleme geçirilmeden T.C. yasalarına göre vatana ihanetten dava açılmaz.

Allah, kendilerini bana malzeme yapanları ve Cepçi Recep’i benden korusun!

Hala sağda solda bizi kurtarmak için çalışan komedi malzemesi yapabileceğimiz Şabanlar vardır. Resmen şizofrendirler.

Biz “be kardeşim bizi kurtaracağınıza, ruh sağlığınıza bakın, doktora gidin kendinizi kurtarın” diyoruz.

Beyni ve vicdanı özgür olmayan insanlar eski siyaset dediğimiz dinin ve yeni din diyebileceğimiz siyasetin kapı kulu olurlar.

Bunlar kendi çamurlarından yarattıkları tabularla yaşamlarına heyecan katarken birbirlerini çamurla sıvayarak dokunulmaz dedikleri kendi şirk Tanrılarına esir düşmekten kurtulamazlar.

Bu siyasi Tanrıların”Made in Turkey” olup olmadığına bakmazlar. Sevdalanırlar, sevdaları dağları deler, ovaları aşar, uğrunda kurban olunur…

Bir de yarattıkları Tanrının hindi gibi kabarışına bakalım. Tanrı Neron mu Neron, Saddam mı Saddam! Derin devletlerin dopingle şişirdikleri Mübarekler sanki tanrıların tanrısı Zeus!

Günümüzde cepçilerin tanrısı Cepçi Recep tüm tanrıları solladı. Derin devletin yarattığı tüm siyasi tanrıların tanrısı oldu…

Tanrılar gürlediğinde yukardan yıldırımlar çakar, yer yerinden oynar! İnsanlar bu siyasi Tanrılara kul olduğunda, tanrı-kul ilişkileri gereği uğrunda ölünecek sadakat nazariyeleri üfürülür ve…

Din olur, iman olur insanın beyninin kiri olup karanlığın kalıcı belası olur…

Uygar toplumlarda emek ve sermaye çelişkisi ve ilişkisi yaşama damgasını vurur. Din esasları üzerinde inşa edilmiş ülkelerde üfürenler ve üfürülenler sınıfları siyaseti ve sosyal yaşamı belirler.

Gönül isterdi ki havada bulup tavada yaşayan parazit din istismarcılarının özgür dünyaya karşı tutumunun nedenlerini siyasi ezberciler açıklayabilseydiler bari! Şeriatçı ilkel komünal sistem ile köleci toplum sisteminin geleneksel yaşam biçimi siyasallaşarak hür dünyaya karşı reaksiyon durumdalar!

Meydana çıkıp “Bütün üfürükçüler birleşiniz” malûm enternasyonal sloganlarını atmaktan geri kalmadılar!

Bu durum Hitler’in önderliğindeki Avrupa Nasyonal Sosyalistlerinin sonu gibi olacağı muhakkaktır.

Kendine çağdaş diyenler içinde bulunduğumuz durumları doğru tahlil edip doğru bir duruş sahibi olmak zorundadır.

Aliciliği veliciliği, tekke ve tarikatları çağımızın gündemlerine sokacak kadar gericiliğin bataklığına saplanmış arkadaşlarımız çöl gericilerini bile geçtiler.

Kim bu keskin sloganları ezberletiyor? Kim bu ayarları veriyor acaba?

Allah’ın dini üzerinden Arapların veya yüz yıllarca şeriat komünal düzenlerine taşeronluk yapmış Osmanlı’nın kötü ahlak numuneleri olan insanların günümüzdeki devamı olan bireylerin her biri bir şiddet numuneleri olan onbaşı, yüzbaşı ve generaldir sanırsınız!

Karanlığın huyunu almış, tüyünü kapmış, suyunu içmiş, seyidi ve şeyhi tarafından üfürülmüş Osmanlı şeriat bakiyesi toplumu ait bireylerin durumunu gördüğümüzde ürküyoruz.

Henüz kendini kurtaramamış bu aklı evveller bize cennette arsa satmaya çalışırlar. Kırmızı halıları ayaklarımızın altında sererek sizi bizi cennete yolcu edip bizi kurtarmaya çalışıyorlar.

Oldu mu be Şaban? Sen seni kurtar, biz bir yolunu bulup peşinden geliriz Şaban oğlu Şaban!

İlerici olarak kendine fiyat koymuş sağ, sol dinci cinci ne kadar teferruatlar varsa hepsi sanki tek Osmanlı şeriat kalıbından çıkmışlar.

Kimi siyasi onbaşıdır, generaldir, albaydır! Korkuyorsunuz ürküyorsunuz yanaşamıyorsunuz! Sol, sağ dinci, cinci ne varsa devlet ayarı almış!

Sorsanız vatan kurtaran Şaban’a:

Bizi nereye götürüyorsunuz be kardeşim?

“Değirmene değirmene!” derler. Sırtınıza, emeğinize, alın terinize binerek sizi kendilerinin de bilmediği bir meçhule götürürler…

Siz siz olun, içten gelen bir selamla size yaklaşmayanlardan kendinizi koruyun. İnsan olamayanların fırlattığı her gülücük tiyatro oyununun bir sahnesine aittir. Gülün geçin gülücüklerine…

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

Tahakküm Güdüsü ve Ormanın Hanedan Ayısı

Posted by kaniyasor 4 Ocak 2020

k.y.Kani Yado – 04.01.2020

Tahakkümden bahsedildiğinde insanların yaptığı gibi pusu, tuzak ve avlanma stratejilerine sahip canavarlar, diktatörler ve mağdurlar akla gelir. Doğal yaşamda hükmetme konusu açıldığında ormanın kralı aslanı ve ormanın ihtişamlı hanedanı olan ayıyı da unutmamak gerekir.

Orman yaşamında, orman kralları aslan ve kaplanlarla, bunların av artıklarından yararlanma siyasetinde uzmanlaşmış gedikli çakalların stratejileri insanların rant çakallığını bile aratmıyor!

Çiçeklere sevgi dölleyen ve yaşama tat veren, yaşamı sabah rüzgârı hafifliğinin mutluluğunda keyifli keyifli kanat çırparak uçan kelebeklerin bize işaret ettikleri özgür yaşam biçimlerini düşünmemek mümkün mü?

Çöl vahşet yaşam biçiminden, siyasetin baş çavuşlarından uzak bir tanıma sahip, bal toplayan emekçi arıların en iyi balının ve en iyi armut cinsinin ihtişamlı müşterisi ayının bize verdiği dersler…

Ne biz Rabbimizin bu güzel anarşist partnerlerimizden ders çıkarabildik, ne de vahşetin karanlığında bize tahakküm etmeye çalışan din ve siyaset istismarcıları dediğimiz parazitlerinden!

Ey çamurdan yaratılan ve birbirine çamur atan insan oğlu insanlar! İnsanın cinsiyetine dahi dil uzattınız, ana kadının analığını bile istismar ettiniz! Siz Rabbimizin bizim için görev saydığı dengeli yaşam ilkelerinde hayvanlar kadar erdemli olabildiniz mi?

Güller, çiçekler, arılar ana ve baba aşklarında yaşarlar. Gülleri, çiçekleri, aşkları doğadan ayırmak denge ihlalidir.

Cinsiyet ayrımı köle sahiplerinin uzantısı olan erkek sistemlerinin kurduğu erkek egemen iktidarlardan bize kalan mirastır.

Bu sistem siyaset ve dinden beslenir. Egemen erkek köle sahipleri sınıfının tanrısal-kamusal mülkiyete dayalı komünal yaşamı esas alır.

Bir sınıfın diğer sınıf özerinde vahşi erkek tarzında tahakkümün olduğu yerde her rezalet olur. Hele çöl koşullarda durum çok vahimdir.

Henüz iki ön ayaklarını yeni el olarak kullanmaya başlayanların cinsel ayırım, sapıklık boyutundadır. Karanlığın zebanileri kendi mitolojilerinde Kadın Ana’yı çamurda yaratılan Ademden doğurtur.

Rabbimiz Hûda’nın rahman ve rahim olan hikmetlerinin doğuran, seven, doyuran kadın anada olduğuna tahammül etmeyerek, erkek egemen sisteminin dinin tahakküm ideolojisini insan beynine işliyor.

Kadın anayı çamurdan eril Adem’den peyda ettirilme yalanının neden olduğu tahrifatlarının sonuçları üzerinde ezberlere takılı kalmadan biraz düşünmeliyiz. Bakın mitolojik yalanlara inanan ülkeler ne hale geldi!

Egemenlik için hurafelerin beslediği, geliştirdiği köleci toplum aile ve klan yapılanmasının içindeki bireyin ruh dünyası korkularla biçimlenmesi, sistem için köle esareti ve köle sahipleri için savaşçı köle personel dediğimiz cinayet ordularının ortaya çıkması demektir.

Egemen köleci sınıfın tahakküm şekli Tanrısal-kamusal mülkiyete dayanır. Din şeriatının istibdadı altında kalan insanlar efendilerinin komünlerinde yaşamlarını sürdürürken, cinsiyet ayırımı en yüksel dozda ve en vahşi biçimiyle ortaya çıktı.

Toplum, sınıflara ayrışmadan önce ilkel yaşam ile din denen eski siyasetin  ideolojik ve sınıf egemenliğinin iktidar olmaları dönemleri farklıdır.

İnsanlar sınıflara ayrılmadan önce insan unsuru piyasa malı olarak değerlendirilmedi.

Din ideolojisiyle korkuluk haline gelen köle sahiplerinin egemenlik döneminde köle mal olarak geçerli emtiadır.

Burada kadın, erkeğin hayvansal güdüleri için cazip görüldüğü için daha tercih edilen cariye köle durumundadır.

Köle sahipleri sisteminin piyasasında egemen erkeğin vahşi hayvan karakteri çok öne çıkar. Bu yüzden çöl vahşileri din ideolojilerinin gereği olarak köle sahipleri sınıfının öncü bireylerinin ihtişamlı duruşlarıyla damızlık boğa karakterinde tabulaştırıldılar.

Sınıfsız ilkel yaşamda ortaklaşma, ihtiyaç maddelerini toplayıp aralarında paylaşarak tüketme yaşamına komunal toplum denemiyor. Çünkü burada mülkiyet unsuru yoktur. Kamusal mülkiyete dayalı yaşam ancak komünal olur. Her sınıfsızlık komunal değildir. İnsanın olmadığı yerler de sınıfsızdır ama komünal değildir.

Günümüz koşullarda din şeriatının ekonomi politikaları kamusal mülkiyeti esas alan köleci toplum gelenekli komünist siyasal yaşam ile tahakkümcü sınıfın kurbanı olan 19. yüz yıl komünist sistem arasında fark yoktur. Bu yüzden çöktü ve alay konusu oldu.

Tarihin çarklarını geriye çeviren karakteriyle tanınan köylülüğü örgütleyen yapay siyasal aktörlerin de Türkiye dahil birçok yerlerde gördük. Polpot rejimi bir faciaya dönüştü!

Köyden firar edip İstanbul’a paraşütle inen köylü firarileri sosyalizm iddiasıyla fabrikaların önünde işçilerle çatışırsa biz bunu bilimsel metotlarla tahlil edip nazariyeye çevirip sunmak zorundayız.

Bizim bir Apê Musa’mız vardı. TC taşeronluğunda geliştirilen piyasa siyasetine göre düşünmezdi.

Siyasiler ona tahammül edemediler, Jitem’e servis edip yok ettiler. Çünkü beyni TC’nin Türkiyelilik siyasetine kodlanmamıştı.

Apê Musa ezber kalıplar yerine bilime, bilimsel yönteme uygunluk mantığını ölçü alıyordu. Siyasi taşeron yapılanmaların korkusundan halk ona layık bir şekilde cenazesine bile sahip çıkamadı.

Şimdi gerçekler, TC tarafından beyni kodlanmış siyasal aktörlerin kalıbına uymuyorsa siyasetin hergele pazarında değer kazanmıyor. Özgürlüğün bereketinde düşünemiyor ve yaşayamıyoruz.

Geçmişten günümüze kadar, egemenlerin beynimizin karanlığında inşa ettikleri TC ve Arap karakollarda çavuşlar, başucumuzda namluları bize uzatan baş çavuşlar…

İnsan özgürlüğünü esas alan erdemli yaşam hakkında anlatılması gereken çok önemli mevzular vardır. Tutsak kaldığımız kendi çamurumuzdan yarattığımız tabuların kapı kulluğunu terk etme yasağı var, anlatamıyoruz!

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

CEPÇİ RECEP İLE BİR YIL DAHA GEÇTİ

Posted by kaniyasor 31 Aralık 2019

kani yadoKani Yado – 31.12.2019

Yıllar gelip geçer, yeni yıllar da yaşanır geçer. Biz mi zamanı terk ederiz yoksa zaman mı terk ediyor hiç düşünmüyoruz. Telaşa gerek yok, bu dünya kimseye kalmaz, yaşama hakkımızı kullanıp gideriz. Kesin bildiğimiz durum bu dünyadaki misafirliğimiz.

Biz kimiz?

Nereden gelip nereye gideriz?

Bir kısmımız yaşamın son basamaklarına geldik. Artık gidiciyiz. Biz ölecek olanların kalanlardan çoktur isteğimiz.

Biz yaşarken çöl vahşet dinlerini dayatarak sizi taciz etmedik, biz ölürken siz de bizi Arap gelenekleriyle ve Arap diliyle bizi taciz etmeyiniz.

Biz tertemiz ve günahsız olarak Rabbimiz XWEDA’nın huzurunda olmak isteriz.

Arap günahlarıyla, Mekke putperest ve müşriklerin kirliliğiyle ölmek istemeyiz.

Gericilerin yarattıkları ruh kirliliğini, çıkarcıların  yarattığı  doğa kirliliğini bırakıp gideceğiz.

Kim kırkımızda yemek isterse, ben sağken ölümümden kırk gün önce buyursun gelsin yesin.

Gelirse Arapça selam vermesin, ana diliyle selam versin.

Yaşamaya devam edenlerin camilerine gidip usulsüz duruşlarımızla kimse ile birlikte ibadette bulunmadık.

Sırtımızı ve kıçımızı Rabbimize dönmedik, başımızı yere koymadık, putperest müşriklerin secdesinde bulunmadık, onlarla birlikte put haneye gidip şeytan kovalamadık. Yaratanın karşısına günahsız gitmeye karar verdik.

Biz öldüğümüzde siz de geleneklerin mide bulandırıcı halleriyle ölenleri taciz etmemelisiniz!

İnsanlar neden geleneklerin esiri olmuşlar bilir misiniz?

İnsanlar beyinden vurgun yiyince düşünce kötürümü olur.

Düşünce mağdurları tetikçi olur, çocuklarının cücüğünün suikastçısı olur. Yedi gün yedi gece zurnalar çalar, davullar vurulur.

Önemli olan çağdaş yaşamın estetiğiyle sahip olduğumuz hayallerle doğru yaşamaktır.

Manzara-î umumiyeye baktığımızda, Türkiye büyük hızla geriye savrulurken Kürdler bundan eksik kalmıyor.

Herkes gidiyor Mersin’e Türkiye toplumu gider tersine! Ortadoğu coğrafyası ile Avrupa arasında kurulan Cumhuriyet köprüsü cehaletin, çöl karanlığının harcıyla karışmış, çökmeye yüz tutmuş.

Ne güzel hayallerimiz vardı! Avrupa’da inşa edilen demokratik uygarlığı Anadolu üzerinden Ortadoğu’ya özendirecektik ve binlerce yıllık çöl barbarlığı çökecekti.

Gerici Alicilerle gerici Sünnîler hayallerimizin önünde barikatlar kurmuşlar.

Beyin felç oluyor ve insanlık erdemlerini yavaş yavaş kaybediliyor, çöl maymunlarına dönüyoruz!

Çağdaş uygar ülkeler artık köleci toplum dinlerine, geleneklerine, yaşam biçimine karşı daha fazla toleranslı olamıyor!

Kürdlerin uygar ülkelerle ittifak içinde olmasından sonra insanlığı terk etmiş bütün Müslüman Kürd düşmanları Kürdlere karşı el altından veya açıkça birleşerek, IŞİD denen şeriat devletini silahlandırıp Kürdlerin üzerine sürdükleri halde hezimete uğradılar, çil yavruları gibi kaçıyorlar!

Kürd düşmanları Kürdlerin devletleşmesini de engelleyemezler ancak Kemalizm dininin Kürd ümmeti ve Müslüman Kürd üfürükçüleri Kürdistanın devletleşmesine en büyük engeldir.

Hür uygar dünya gericilere karşı bölgeyi denetim altına almışken Kürd Kemalist ve İslamaist gericilerinin Kürdistan’da inisiyatif sahibi olmasını istemediği için Kürdistan’ın bağımsız devlet ilanı gerçekleşemiyor.

Bu gericiler Birinci Dünya Savaşından beri bölgede bağımsız bir Kürd devletinin ilanına engel oluyorlar. Serpêçık ve dûpışkler artık yakamızdan düşsün!

TC derin devletinin onaylamadığı bir Kürd ne lider olabilir ne aydın ne de düşünür.

1980 den günümüze kadar neler olduğunu, köylülerin nasıl Kürd milli değerlerine karşı kullanıldığını hepimiz gördük. Ağzını açan kardeş kurşunuyla öldü.

TC istibaratına bağlı melleler ve şeyhler Kürd mirlerini ablukaya alıp tasfiye ettiler.

Demek ki Kürdlerin gözü TC devletinin onayındadır. Geçenlerde “Kürdler dünyanın en meşhur Kürd bilim adamlarından biri olan Brûkî aşiretinden Nadir nadirov’u tanımazlar ama siyasi ve dini mahalle üfürükçülerinin hepsini tanırlar” demiştim.

Suriye çağdışı Alici gericilerle Sünnî gericilerin savaş ve talan alanıdır. İslam gericiliği halledilmeden buraya dokunulamaz, gericiliğinin Alici ve Yezitçi ateşi haretlidir, yakar.

Tek çare gericileri başbaşa bırakıp kendileri kendilerini bitirmeleridir. Hümanist batılılar bırakmıyolar ki birbirlerini bitirsinler.

Gününüzde tıp hastalık yapan mikroplara karşı yamyam mikropları bünyeye salıyor ve yamyam mikroplar hastalık yapan karşı mikropları bitirirken hasta sağlığına kavuşuyor.

Tıp bilimiyle Ortadoğu’nun beyin vurgunu insanlarının sorunlarını çözüp dünyayı huzura kavuşturmak mümkündür.

Başka şekilde mümkün mü?

Mekke delileri bir kuyuya taş atmış dünyanın tüm akıllıları o taşı çıkaramıyor. Tek çare TIP bilimiyle çözmek. Mümkün olsaydı çöl mezheplerine fare zehiri verirdik, o da olmuyor.

Kamusal mülkiyete dayanan Komünizm ve şeriat komünizmi dediğimiz İslamizm dünyada büyük ahlakî tahribat yaptı.

Yahudilik ve Hıristiyanlik şeriatı tarihin çöplüğüne atıldığı gibi artık Arap çöl komünizmi dediğimiz Müslümanlık şeriatı da reform sürecini yaşayarak zarar vermez duruma getirilecektir.

Toplum reforma tabi tutularak zararsız hale gelmiş geleneksel inançlarla idare etmeye devam ederken insanlık erdemlerine zarar vermeyecek duruma gelir.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

ŞAŞI SİYASET KOMEDİSİ

Posted by kaniyasor 25 Aralık 2019

k.y.Kani Yado – 25.12.2019

Kürdler için devlet olmak kapıya dayanmış. Elin gavuru ısrar diyor, ille devlet olun diyor! Bizim bir milletimiz yok ki devlet olalım. Çöl karanlığına sevdalı ümmetimiz var.

Ümmetten millet olmaz, çöl sevdalılarından devlet olmaz. Şimdi ne olacak? Uzaylılardan adam ithal etsek mi etmesek mi?

Siyasetin Şabanları toplumsal gerçekleri hesaplamadan bol bol atarlar. Öyle ya, Şabanlar bol bol atar, biz bol bol güleriz…

Bu durum sosyolojinin gerçeğidir. Müslüman olmuş hiçbir halk Kürdlerin başına gelmiş talihsizlik gibi millet olmamış.

Bu halkları çağdışı cemaatler ve tarikatlar ve taşeron barikatlar ve şura-i islam cübbeli ve cübbesiz serpêçıkleri idare ediyor.

Serpêçıklerden hayır olmaz, olsaydı Afganistan hayır görürdü. Bizim serpêçıklerin işi çok zordur!

Kürdler çöl ümmet engelinden dolayı ulus olmanın koşullarını yaşayamadı. Hırıstiyan Avrupa da Roma Hırıstiyan ümmetinin kasıp kavurduğu koşullarda Avrupa’da uluslaşma bu gerici Hıristiyan ümmet barikatına takılmıştı.

Hıristiyan ümmetçiliğinin etkisini kaybettiği koşullarda uluslaşma ve ulusal devletler ortaya çıktı.

Avrupa bugünkü demokratik uygarlığın temelini Hıristiyan dini cemaatlerden kurtularak attılar.

Eğer bölgedeki cemaat, tarikat, gerici şura yönetimleri ulus kabul edilirse tüm Müslüman toplumlar ulus sayılır. Böyle düşünülürse sosyoloji bilimi de katledilmiş sayılır.

Dincilik ve geleneksel despot anlayış engelinden kurtulup meseleye bilimsel gerçeklerin penceresinden bakmak zorundayız. Aksi halde Kürd düşmanlarının taşeron unsurlarına kurban oluruz.

Siyaset bizim kasabamızın üfürükçüleri gibi oynaktır ama bilim her zaman gerçektir. İlm-î mirovnasî’den başka yol göstericimiz yoktur. Cemaatler ve tarikatlar halinde yaşayan Kürtlerin millet sayılması için gerekli koşullar olgunlaştı mı?

Millet olmak için gerekli koşulların önünde barikat kurmuş ümmet-i Muhammed selallahu aleyhi vessellemin insanı çöl vahşet topluluklarına dönüştüren kudreti ne olacak?

Bitmek tükenmek bilmeyen Osmanlı geleneksel oyunlarıyla Sünnî toplumunu iktidara taşımak devletin bir derin planıydı.

Her bir siyasal çizginin arkasında bir şer gücü, tarikat, barikat, cemaat vardır. Mümin gerici Alevi ve Sünnî kardeşlerimiz kavga ederler veya barışırlar. Bu bir Türk milli siyaset refleks planıdır.

Bunun için çeşitli oyunlarla Alevileri kendine muhalif hale getirmek ve Yezit sopalıları bu mümin zülfikarlıların karşısında ordulaştırmak Türkiye’nin ayakta kalması için devletin bir ihtiyacıydı.

Türkiye’ye bağlılık sadakatinden hiç şüphe duyulmayan Alevi ve Sünni vatandaşlar el birliğiyle birbirine karşı düşmanlık yaparak, gönül ve inanç birliğiyle Türkiye’yi günümüze kadar ayakta kalmasını sağladılar. Kürd siyasetinde de durum aynıydı.

Türkler ve Kürdler elele vererek birbirlerine düşmanlık yapıp karşıtlıkta gönül birliğiyle kan dökerek, birbirini öperek Türkiye’nin ayakta kalmasını sağladılar. TC istedi biz uyguladık, bunda ne var yani?

Bizim tek kişilik bir Kürd partimiz de var. Ve tek üyelik bir parti. Kendilerine Kürd milliyetçiliği süsü veren Arap ümmet sevdalısı Kürdlerden daha işgüzar. İsmini söylemem ayıp olur.

Bir seferinde Kürdistan haritasını yapmıştı. Avrupa’nın yarısını, Asya’nın yarısını, Afrikanın Kuzey kısmını işgal etmişti.

Büyük bir Kürdistan haritası yapmıştı. Eğer Kurdistan bağımsızlığını ilan ederse onu cumhurbaşkanı olarak mutlaka aday göstereceğim, bir oy alarak teklikte dünya şampiyonu olur.

Madem Kürdlerin lehine bir sonuç çıkarmak istiyorlarsa kendilerini dayatmasınlar. Mutabakatı kurumlaştırmaları gerekiyor.

Şabanlar ve Partileri öyle yapmıyorlar “gelin hepinize bineyim, benim egemenliğimde kalın” demek istiyorlar.

Öyle değil mi ey cemaat-ı Müslümin?

İşin ilginç tarafı 50 kişilik partiler öyle büyük atıyorlar ki, sanki 4 parçadaki Kürdler hepsi bunların arkasında koyun sürüsü gibi arabesk ve alaturka makamda çalan kaval eşliğinde yürüyorlar!

Biz siyasal bilimler disiplininde buna demokratik tavır demiyoruz, zırtokratik ukalalık diyoruz. Palu’da böyle tek taraflı desteksiz atanlara” de get qehpoli qıbrax!” derler.

Neden bu hafiflikte hiçbir çağrı ciddiye alınmıyor?

Açıkçası TC devletinin istemediği hiç bir şey olmaz. O zaman göbekten TC’ye bağlılıktan bahsetmemiz lazımdır.

Kuzey Kurdistandaki ekşimiş partilerin büyük atmaları insanı çok güldürüyor. Atma Recep atma din kardeşiyiz! Türkiye NATO’nun arazisidir ve tapusu vardır. Kürtler dünyayı hesaba koyamıyorlar galiba…

Ortadoğu karanlığında politika ve din, güçlü olanın güçsüzlere binme talebinden doğar. Onun için politika insanî ölçülerle tanımlanamaz.

Bir bakarsınız birileri size yanaşır size değer verdiğini söyler ve arakasında binme isteğini, binip kafasına yuları takıp değirmene götürme istemini  çaktırmadan çok kurnaz sözcüklerle sunar.

Birlik ve beraberlikten, canavar gibi dişli olduğundan bahseder psikolojik verilerle ve güç propagandasıyla binme istemini farklı şekillerde anlatır. Hele bir de “birlik beraberlik”, “iri diri olma” atışları alaturka makamda musiki tadında sunduğunda kemikler yumuşar akılsız baş önüne düşer!

Orada TC derin devletinin maskeli biri haşmetlisi çıkar ve “Size ölmenizi emrediyorum, marş marş!” diye haykırır ve yer yerinden oynar!

Sonra olan olur, ölen ölür, kalan sağlar eskici pazarlarına düşmeye devam eder. Tarih bu şekilde kendini tekrar etmeye devam eder.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »