kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

AK PARTİ GERİCİLİĞİNİN SINIFSAL DAYANAĞI

Posted by kaniyasor 23 Nisan 2016

k.y.Kani Yado – 23.04.2016

TC derin devleti, darbelerle toplumu ne isteyeceğini bilmez duruma sokarken, üretici olmayan orta sınıfın öne çıkmasına neden oldu. Siyaset, ordunun ve sermayenin elinden kayıp giderken, üretime hiç katkısı olmayan parazit sınıf ve tabakaların egemenliğine geçti.

Bu kesim din istismarlarıyla toplumun desteğini pekiştirirken, Türk Silah Kuvvetlerini bu parazit aracı-tefeci sınıfın koruyucusu olarak yeni bir alanda yerini aldı. Böylece üç dinamik güç yerini alırken üretime katkısı olmayan ve büyük pay kapan parazit sınıf ve tabakalar muktedir duruma geldi.

1-Yatırımcı mal ve hizmet üretimi müteşebbisleri,

2-Mal ve hizmet üretimindeki emekçiler,

3-Din istismarcı sektörü parazitleri, silahlı bekçiler, aracılar, tefeciler.

Bölgede üçüncü kategorideki havada bulup tavada yiyen parazit din sektörü, aracılar, tefeciler iktidar olduğu için sosyal denge bozulmuştur.

Nazi’lerin döneminde Avrupa’da da sosyal denge bozulmuştu, sözün bittiği noktaya gelinmişti. Tek çözüm dünyanın birleşerek faşistlere karşı savaşmak ve savaşla ıslah etmekti, bu başarıldı.

Şimdi İslam toplumlarında muktedir parazit din sektörü dediğimiz ve üretim dışı bir şekilde palazlanan asalak dinci faşistlere karşı dünyanın aynı şekilde birleşerek zorla ıslah etme eğilimi güçlendi. Çünkü artık dünya çıkardan önce İslam terörünün tehlikesini görüyor.

Toplumsal ve siyasal hareketlerde sınıf tahlili doğru yapılmadığı zaman sorunların teşhisi ve tedavisi doğru yapılamaz. Bir kişinin siyasal niteliği ancak mensup olduğu sınıf ile ölçüldüğü gibi, topluma egemen olan sınıfın tercihleri o toplumun niteliğini belirler.

Türkiye’de projeli olarak iç çatışmalarla köyler yakılarak ve operasyonlarla göçe zorlandı. Madımak devlet tarafından yakılırken olay Sünnîlerin Alevî düşmanlığı olarak anlatıldı. Sanki her kes devletle danışıklı bir siyasal mevzilenmenin içindeymiş gibi görüntüler ortaya çıkıyordu.

Kürdistan’da köyleri yakmak için ilkin yakmanın gerekçeleri yaratıldı ve kısa sürede köyler yakıldı. Sıvasın kırsal alanı göçle şehirlere kaydığı gibi, köyleri yakılan Kürdler şehirlere savruldular.

Anadolu’nun tüm kırsal kesimlerinden ve kışkırtılmış diğer kırsal yörelerden şehirlerin etrafı kuşatlırken iktidara gelebilecek bir çoğunluğa ulaştı. Şehirlerin etrafından şehirlerden daha büyük köy-kentler oluştu! Köy-kentler, başı ambalajlı kadınlar, tüm sokaklarda minare minare serpilmiş ibadethaneler ve ellerinde ibrikleriyle imanlı hacılarından geçilmez oldu!

Gerilik ve ilericilik çelişkisinde, başları ambalajlanmış kadınları tartışmanın merkezine koyulurken ne şehirli ne de köylü kalan yeni bir türün geliştiği doğru anlatılmadı.

Tarihte en acılı köylü hareketi Pol Pot hareketidir. Hitler zulmünden daha büyük zulümler yapıldı. Okuma ve yazma bilen her kes katledildi.

İktidarı yıkılınca Çin’e kaçtı. Orada da tutunamadı, Kamboçyalıların suikast yapacağı korkusundan oradan da kaçtı. Adalarda korumalı saklanma şansı da yoktu!

Burada, köylü hareketlerinin hala köleci toplum sisteminin kalıntısı olduğu gerçeği vardır. Köylü ağırlıklı tüm iktidarlar ve örgütler sorun olmuşlardır. Köylü hareketleri tarihin çarklarını geriye çevirir. Çünkü genetik olarak efendilerinin ahlak mirasını taşıyorlar.

Köyden firar edip büyük kentlere iltica eden bir köylü genç çağın sosyal ilişkilerine uygun olmadığı için saldırgandır.

Çekirge gibi kapitalizmin üzerinden atlayarak sosyalist sistem barınaklarına kaçar. Orada da işe yaramadığı anlaşılınca dinlere, mezheplere, meşreplere sığınır, orada kendini ifade etmeye çalışır. Bu süreçte Filistin solcuları gibi IŞİD yapılanmaların içinde varlığını devam ettiremezlerse unutulup giderler.

Cengâver köleler efendilerine sadıktırlar. Geleneksel köleci toplum sistemi, inançlar üzerinden, özgürlükten korkan zaaflarıyla ve efendilerine sadakatte kusur etmeyen mağdur sınıf tarafından günümüze kadar yaşatarak sürdürebiliyor.

Yönlendirici kudret, üst köleci sınıfın temsilcisi asalak ruhani sınıf olabilir ama bu gerçek değişmez. Şiddetin silahşorları kölelerdir.

Bizim çevremizde, boyunlarında katliamın simgesi olan Zülfikar kolye olarak taşıyan çok insan vardır. Sünnilik üzerinden geleneksel Muaviye, Ömer, Osman, Yezit zulmünün gelenekçileri olanlar da aynıdır.

Mekke çöl barbarlarının Arap mezhep ve meşrep çatışmaları inançlar üzerinden kanıksandığında bu gericilikten kurtulmaları ancak dünya çapında devrim ile mümkündür.

Avrupa Hıristiyan şeriat sistemi de Avrupalılara yaşamı dar etmişti. Asalak din adamlarının mezhep diktatörlüğüne karşı verilen silahlı mücadele 100 yıldan fazla sürdü.

Avrupa asalak din adamları sınıfından kurtulup onları sekular sistemle kiliseye kapatarak siyaset dışına itildikten sonra bu yasaklardan kurtulmak mümkün oldu. Günümüzde İslam toplumunda durum aynıdır. Başka çözüm şekli olamaz!

Şeyhin huzuruna giden kul-köle nasıl kölece yerde sürünerek, Mehmet Metiner gibi bükülerek çıkıyorsa, seyidin huzuruna aynı şekilde kölece sürünen kul o esaret sistemini çağrıştırıyor.

Şimdi biz Avrupa’nın o Rönesans dönemi öncesi karanlık ortamına, kan kokan sürecine geldik. Hıristiyan gericiliği Avrupa’ya milyonlarca ölüme neden oldu.

Bölgemizin üzerine çöken 14 asırlık Alici, Muaviyeci, Ömerci, Osmancı karanlığın neden olduğu kudurmuş aklın ne kadar insan canına mal olacağını tahmin etmek çok güç…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: