kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

ÇİRKİNLİĞİN ÜLKESİ TÜRKİYE

Posted by kaniyasor 25 Ağustos 2016

Kani Yado – 25.08.2016:k.y.

Son günlerde Antep’te Kürd düğününe katliam planını IŞİD’e servis eden Türkiye Cumhuriyeti devletinin bunu gerekçe yaparak Kürdlerin Rojava’da  Akdeniz’e açılan yollarını kesmek için planladığı ortaya çıktığından sonra dünyada tartışılmaya başlandı.

Bütün toplumda kalite konusu çeşitli boyutlarıyla konuşuluyor. İnsanın kalitesi, üretilen mal ve hizmetlerin kalitesi gibi ele alınıyor…

Müslüman halkların din yoluyla idraklerine, insanlık erdemlerine yapılan suikastlardan sonra içine düştükleri ahlaki ve siyasi çıkmazlar geri İslam toplumların da kalite sorunu dünya gündeminde sıkça tartışıldı.

Böylece biz  toplumdan bireye ve bireyden topluma şeklinde konuyu ele aldığımızda çarpıcı sonuçlara varıyoruz.

Bir insan, bir kavim, bir ulus kendine bir değer biçer. İkinci şahıs, ikinci güç veya dış etmen o değere göre muamele eder.

Düşünün, bir halk kendini Mekke İslam sistemi üzerinden çöl vahşetine özeniyor, kapıkulluğunu kutsuyor.

Bir millet düşünün ki, onların başına, talancı ve zalim TC tarafından atanan liderler, onlara devletleşmenin kötü olduğunu telkin ediyor ve o millet “amenna” diyor!

Kürd ve Türk toplumları bu değersizliğe nasıl sürüklendi? “Kıymetini bil ki, kıymetin bilinsin” sözü burada çok yerindedir.

Düşkünlüğü insanlara dayatan ve dünyayı felakete doğru sürükleyen hangi İslam ülkesinde insanlık erdemlerinin yaşama şansı vardır?

İşte Müslüman toplumlar kendi değersizliğini bu çöl değersizliğinde kanıksıyor. Mekke çöl inancını/kültürünü veba gibi kapan hastaların itlaf edilip edilmeyeceği değil, sağlıklı olanlardan yeni bir nesil yaratılmasının sorunu çözeceği bilinmiyor.

Türkiye’de gerici İslam gelenekçilerinin sandığının aksine, devletin imkanlarıyla tankların üzerine çıkmak demokrasi mücadelesi değildir ve bu siyasal rezalette demokrasiye geçilmez.

Demokrasi mücadelesi, diktatörlerin tazısı olmak değildir, toplumun karar gücü olma mücadelesidir.

Demokrasilerde diktatörlere sahip çıkılmaz, diktatörler yok edilir, devlet tasfiye edilerek küçültülür, toplum güçlendirilir.

Üfükçülerin Türkiyesinde diktatör güçlendiriliyor, devlet daha büyütülüyor ve bu güçlendirilmiş yamyamlar sistemi demokrasi olarak ifade ediliyor. Ne komik değil mi!

Türkiye’de tüm imkanlar devletin iki büyük çetesi FETÖ ve RETÖ tarafından ele geçirilmiş ve bu imkanlar üzerinde  tepişmektedirler. Bu gerici terör örgütlerinin sokak çatışmlarına demokrasi mücadelesi olarak vasıflandırılıyor.

Tam tersine, demokrasi bu tekbirli/üfürükçü çapulcuların savunduğu tek tanrılı siyasal sistemlere karşı müesses olan toplumcu erdemdir. Türkiye ve demokrasi arasında, diğer gerici İslam ülkelerde olduğu gibi kan uyuşmazlığı vardır, birlikte olmaları mümkün değildir.

İslam’da her şey Tanrı’nındır ve devletin zirvesi Tanrı adına cariyeler dahil tüm imkanları tasarruf eder.

Bir yüzük ile siyasete giren ve dünyanın büyük bir şirketi olarak talancı Türkiye Cumhuriyetinin diktatörü olan Recep tayyip Erdoğan’ın bu İslam algısından kolaylıkla yararlandığı görülmektedir.

Bu zihniyetin tarihi geçmişine bakmak yararlıdır. İslamiyeti ilan eden şehir devleti Mekke’nin Emevi devleti ve sonrası şeklinde gelişmesi ve talanlar gerçekleştirerek üç kıtaya yayılması doğru tahlil edildiğinde, aynı şekilde  çapulcu Türkiye’nin Kürdistanı işgal ederek geniş bir bölge devleti olma amacında olduğu görülüyor.

Türkiye Cumhuriyeti korsan bir devlet olarak kurulduğunda gasp ve talan yeminiyle işe başladı.

TC derin devletinin derin politikası olan Türkiyelilik politikası için çalışan işbirlikçi Kürdlerin de Newroz bildirinde savundukları Misak-i Milli TC’nin talan ve istila yeminiydi.

Nasılda  gözü kapalı Kürdlere yutturuldu!

TC dünya için utanç verici bir musibettir! Darbelerin  amaçlarının başında korsan TC devleti kurucu generallerinin gasp ettikleri maddi imkanlarını kaybetmek istemeyen general torunlarının telaşlarıdır.

İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerde gasp edilen gayri menkullerin sahipleri araştırıldığında  bu gerçek ortaya çıkacaktır. TC sadece yaptığı katliamların hesabını vermeyecek; aynı zamanda  TC çapulcu devleti gasp ettikleri Anadolu yerli halklarına ait tüm menkul ve gayri menkul  değerleri sahiplerine geri vermek zorundadır.

Şimdi darbe teşebbüsüyle Türkiye’de üfürükçü develer tepişirken, birileri ayak altında ezilecektir.

Diktatör Recep Tayyip bu tepişmede yetkilerini artırmak için gerekçeleri eline geçirdi.

Türkiye’nin tek tanrılı siyaset diktatörü Recep Tayyip ve AK Parti’ye sahip çıkmayı darbe karşıtlığı ve demokrasi yandaşlığı olarak tanımlayan geri zekalılar yanıldıklarını anlayacaklardır.

Militarist canavarlar ve sivil üfürükçü/tekbirli maymunlar arasındaki çıkar çatışmaları demokrasi mücadelesi değildir. Bu çirkef Osmanlı oyunlarında taraf olmak necasete boğazına kadar batmak anlamına gelir. Kürdistan’dan ve Kürdistan’ın devletleşmesinden yana olmak tarihi bir görevdir.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: