kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

KOMŞUMUZ ZALİM TC’DE VAZİYET-İ UMUMİYE

Posted by kaniyasor 5 Kasım 2016

k.y.Kani Yado – 05.11.2016:

Seçilmiş Kürd temsilcilerinin göz altına alınması, tutuklanması hür dünyanın ilan edilmekte olan Kürdistan devletinden yana olmasına karşı duyulan tepkidir.

Kürdlerin varlığına bile tahammül edemeyen TC, Kürd öncü demokratik güçlerini rehin alma kararında olduğunu gösteriyor.

TC, Rojava’da ve  Başûrî  Kürdistan’da aradığını bulmadı. TC’nin tekçi önderliğinin B planında Kuzey Kürdistan Kürdlerini ve onların öncü demokratik ögelerini Türkiyelilik politikası pazarında ucuz pazarlığa razı etmeyi amaçladığı gözden kaçmıyor.

Türkiye tarafından işgal edilmiş Kuzey Kürdistan aynı zamanda NATO üyesi Türkiye’nin siyasi sınırlarının içinde yer alıyor.

Geçmişte sınır ötesi bölgenin tampon bölge olarak varlığına razı olan Türkiye, şimdi iç tarafı kaybetmemek için pazarlık gücünü kuvvetlendirmek için Kürd demokratik öncü güçlerini rehin alma kararında olduğunu işaret ediyor.

Kürd toplumu olarak TC’nin lehine sonuçlanacak girişimler ve TC’ye biat etmeyi kabul etmeyeceğiz.

Komşumuz Türkiye nereye gidiyor?

Cumhuriyetin ilanıyla Avrupa tarzı bir devlet yapılanmasına gidip Osmanlı Şeriat sitemini terk  edilirken, batı muasır medeniyet seviyesine yükselme amaçlanıyordu.

Peki, Türkiye DAEŞ canavarını destekleyecek kadar ve dünyayı tehdit edebilecek kadar tehlikeli duruma geldiğine göre karanlık çöl zihniyetini güçlendiren tutumuyla çağdaşlaştı mı?

Türkiye’de tüm din istismarcılarının Kemalist diktatörlük karşısında baygın halden silkinip aktif hale gelmesi ve iktidarlaşması TC devletinin stratejik amacıyla ilgilidir.

TC, kendi işbirlikçi derin Kürdleri vasıtasıyla Kürdlerin beynine yumuşak inişle benimsetilmeye çalıştığı Misak-i Milli hür dünya tarafından farkedilerek başarı kanalları engellendi. Türkiye bu yüzden çılgına dönüyor!

TC’nin stratejik derin politikasıyla devlet kontrolünde geleneksel İslam yaşamını kullanarak, Türkiye’nin Kerkük, Musul ve Filistin’in üzerindeki hayasızca emeli hiç gözden kaçmıyor.

Müstakbel Petrol zengini Kürdistan’ın devletleşerek parlayan geleceklerine yaklaşmalarını önleyip bu sahalara sahip olmak Ortadoğu’da en büyük güç olmak anlamına geliyor.

Bu yüzden işgalci TC’nin  iştahı kabarıyor!

Çöl yaşam geleneklerin egemen olduğu geri toplumlarda ahlakî vaziyet, sosyal sorumluluk bilinci, bireyin kendi iradesini kendi istemiyle kendi tercihlerinde kullanamaması, çoğulcu demokratik sistemlere uygun değildir.

Türk toplumu ıslah edilemeyecek derecede vahşi bir toplumdur.

Şehir trafiğinde korna çalmak, trafikte kırmızı ışıklarda durmayacak kadar vahşi olmak, çağdaş uygarlık ilke ve kurallarına karşı duruştur. Kürdlerin bu çağdışı Türkiye ile birlikte yaşamanın imkanları kalmamıştır.

Hiç bir çağdaş sistem bu korkuluklar mezarlıklarına uygun olmaz. Sağıyla solu, laikiyle gericisi arasındaki farklar bile gerilik lehine asgari düzeydedir.

En ileri bir anayasa Türkiye anayasası olarak kabul edilse dahi değişen bir şey olmayacak!

Ümmetçi sürü yaşamın kanıksanması, tek diktatörlü siyasal sürü sistemini tercih etmeye neden oluyor.

Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesi mümkündür ama Türk tekçi önderliği, sürü-çoban ilişkisi şeklinde ortaya çıkar.

TC devletinin Ergenekon Operasyonlarıyla başlattıkları süreç Türk Silahlı Kuvvetlerin vesayeti altındaki hükümetlerin icraatlarını vesayetsiz bir yönetim biçimine devredilmesini amaçlıyordu.

Şimdi Türk Silahlı Kuvvetleri vasi durumdan çıkarak gerici çöl yaşam biçiminin geleneksel geriliğinde Ak Parti ile birlikte kurumlaşan bir devlet yapılanmasına dönüştürüldü.

Komşumuz Türkiye, Avrupa Birliği’nin baskısıyla anti militarist yasalar çıkarırken, diğer taraftan derin ilişkilerin taşeron terörist siyasilerle, Erkenekon militar mahkumlarıyla MİT aracılığıyla birebir görüşülerek yeni bir güçbirliği kurdu. “barış ve çözüm görüşmeleri” dedikleri süreçte aslında bu konuda mutabakat görüşmeleri yapılıyordu.

Şimdi vesayetli faşizm yerine kurumlaşıp devletleşen tekbirli faşizm yerli yerine oturdu ve aşkanlık sistemiyle iyice pekişecektir.

TC, Kürdistan’ın bağımsız bir devlet olmaması için tüm imkanları kullanıyor.

Bazan Güney Kürdistanda karışıklık yaratıyor ve her seferinde Kürd hükumetine karşı isyanları yönlendirmeye teşebbüs edecek kadar ileri giderek edepsizleşebiliyor!

Hür dünya Kürdistan’dan yanadır. Sonunda her unsur kendi yaptığından utanacak ve halkın yüzüne bakamayacak…

Türkiyede muhalif siyaset yoktur. Cumhuriyetin kurucu partisi CHP’nin 2. Dünya savaşında faşizmin yenilmesinden itibaren itibarsızlaşıp bölünmeye başlamasıyla yavrulamaya başladı.

Türkiyelilik politikasını esas alan ve TC’nin bölünmez bütünlüğüne sadakat yemini etmiş çok sayıda Türkiye partileri kuruldu.

1946 yılından önceki Cumhuriyet gazetesinin yayınlarında  Hitler övgüleriyle doludur. Kürd ulusal sorununda farklı düşünen Türk partileri yoktur. Hepsi TC’ye sadakat yemini etmiştir.

Aslında kimsenin kimseden farkı yoktur. Tek başına çöl necasetinin helal damgalı rantına konan çöl gelenekçileri, siyasal ve ekonomik rantları başkalarıyla bölüşmek istemiyorlar.

Türkiye’de sosyal demokrat tabanı ve çağdaş demokrat öncü olmadığı için CHP değişimi yaşayamaz ve böylece muhalefetsiz tek önderlikli siyasal sistem devam edecektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: