kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

Archive for Mart 2017

“BIJÎ DİKTATÖRÜM SENİN İÇİN ÖLÜRÜM!”

Posted by kaniyasor 29 Mart 2017

Kani Yado – 29.03.2017:k.y.

Ucubeliğiyle ve dünya uygar ülkelerine Kasımpaşa külhanbeyliğinde attığı postalarla dünyanın dikkatlerini üzerine çeken Recep Tayyip Erdoğan, tarihte Tanrı-Kral dönemimi hatırlatıyor.

Tanrı-Kral dönemine köleci toplum sistemi diyoruz. Köle sahipleri tarafından, dinler üzerinden köleleri hayvansal arzularla teşvik ve tahrik ederek savaştırmak için cariyeye sahip olmayı, taşınır ve taşınmaz malları talan etmeyi tanrısal lütuf şeklinde ganimet olarak taahhüt edilir.

Böyle sapıkça umutlarla dinsel nazariyeleri nakşederler. Köle sahipleri böylece savaşçı köleleri kendi ideolojilerine bağımlı kılar.

Köleci  sistemin günümüzdeki temsilcisi olarak tanımlayabileceğimiz Recep Tayyip Erdoğan bu hızla devam ederse Uganda diktatörü İdi Amin gibi elindeki kelle koparan satırla mazlum insanların erkeklik uzuvlarını kendi makam masasında infaz ederse hiç şaşmamalıyız!

İnsanlar, Tanrı-Kralın emir ve talimatlarıyla yaşadığında önüne konan statükoya harfiyen uyar.

Karşıtlıklar birbirine karşı tahrik edilerek bu koşullarda kimse ne yapılması gerektiği üzerinde düşünmez, ” Tanrı-Kral’mız Hz. Erdoğan efendimiz ne derse doğru der?” şeklinde kölece düşünür.

Şirkler çoğaldıkça sinyaller birbirine karışır, siyasal yaşam Arap çorbası olur. Üç kıta üzerinde egemenlik kuran Osmanlı barbarları çöl şeriat karanlığı adına nüfuz ettikleri her yeri kendine benzetti.

Sanki tüm  mümin kardeşlerimize çöl güneşi çarpmış, insanlık erdemlerini kaybetmişler. Dincilik/cincilik yüzünden dünya ucubesi toplumlara dönüşmüş, çözümsüzlüğün içinde debelenip duruyorlar.

Çöl vahşet yaşam biçimiyle yaşayan tüm mü’min kardeşlerimiz taptıkları şirkler yüzünden aslında mutsuzdurlar!

Sırf mü’min kardeşlerimizin yüzü suyu hürmetine biz askeri diktatörlükleri ve Sırık Recep diktatörlüğü denen erdemsizliği paylaşamayız!

Kendi yarattıkları karanlıkta yaşamaya devam etsinler, biz Kürdler kendi kaderimizi belirleme hakkını kullanacağız!

İki ucu boklu referandumda Recep diktatörlüğünü meşrulaştıran  EVET ve HAYIR’cılarla birlikte sandığa gitmek bizim için Türk sömürgeciliğini peşinen kabullenmektir.

Biz Kürdler neden TC’nin kapıkulları ile birlikte rezalete ortak olalım?

Bir mağdur bir ulus olarak, Türklerden farklı olduğumuz için dünya tarafından saygın bir yere taşınıyoruz. Irkçılığıyla dünyanın midesini bulandıran  Türkiye Cumhuriyeti devletinin barbarlığı fark edildikçe Kürdlerin nasıl bir düşmanla karşı karşıya geldiğini  tüm dünya milletleri görüyor.

Faşist TC rezil oldukça Kürdler aziz oluyor. Biz Türklerle birlikte rezilliği ortaklaşmayız, ulusal erdemlerimizde kalırız. Sırık Recep Türkiye’yi nereye götürürse götürsün biz bu seyrüsefere katılmayız.

Diktatörler yaratan köle ruhlu toplumlarla yaşamak çok zordur. TC siyasal geleneği tarih boyunca diktatörlerin kapıkulu biçiminde yaşamışlar.

TC devleti bu erdemsiz yaşamı Kürdlere de dayatıyor, kendi çatma unsurlarıyla Kürdleri kapıkulu olmaya zorluyor, kendi diktatörlerini “biji diktatörüm, senin için ölürüm!” detirtiyor!

Diktatörlerin kedisi öldüğünde, köpeği öldüğünde toplum yas tutmazsa cezalandırılabiliyor. Bununla Türkler acının ne olduğunu görsünler. Şeriatçı Osmanlı torunları onların canını leş kargaları gibi lime lime etsin!

Kürdlerin ölümüne, işkence görmesine sevinen Müslüman Türk toplumu diktatörlere esir düştükçe acıları tadacaktır.

Diktatörlerin kapıkulu olmaktan daha erdemsiz bir yaşam yoktur. Her kes “bijî serok Recep!” demek zorundadır. Hadi Türkler hepiniz bir ağızdan “Bıjî Führer Recep!” diye bağırın! Elinize ne geçecek? Her gün dünya huzurunda teşhir oluyor, dünya ucubesi durumuna düşüyor!

Osmanlı şeriat devletinin dünyaya çektirdiği dünya tarafından hala acısı çekilirken Türkiye’nin Osmanlı  barbarlığı biçiminde yeniden hortlaması DAEŞ denen dünya ucubesi İslam şeriat ordusunu yaratmakla yetinilmedi, savaş alanlarında esir aldıkları kadınlar selefi İslam anlayışıyla cariye olarak pazara sürülmesi yeniden Mekkelilerin vahşet dönemlerini dünyaya hatırlattı!

Türkiye, İslam şeriat düzeni Osmanlı kalıntısıdır. Yüzyıllarca insanlıktan çıkarılan toplumdan demokratik erdemler bekleyemeyiz.

Topkapı müzesini görenler, Padişah Sarayının şeriatla imtiyaza dönüşen edep yoksunluğu koktuğunu fark eder.

Türkiye’nin Führer’i Recep Tayyip böyle imtiyazlı padişahlığa özeniyor. Recep Tayyip’in bilinçaltı enkazı Şeriatçı Osmanlıdır.

ABD ve müttefik dostlarımız olmasaydı, Osmanlı erdemsizliğinde İslami biçim alan Kürdler biri birini bitirmiş olacaktı.

Artık yaşadığımız bölge her isteyenin kendisini dayatacağı yer olmayacak. Kürdistan yaşam alanlarında da bu hususta da belirleyici olan Kürdler olmayacak. Uygar dostlarımızın sayesinde milli birliğimiz pekişecektir.

Yer küre üzerinde devletleşmiş uluslar gibi biz de ulusal ordumuzu güçlendireceğiz ama sonra başımıza taş olmayacak şekilde olacak.

Türkiye’de İslamist asalak sınıf ve askeri despotluk iktidarlaşma eğilimde olduğu için dünyanın başına bela oldu.

Biz Türkiye denen ucube devletten ders çıkarmalıyız. Derin TC devletinin oluşturduğu ortam bir musibettir. Biz bu musibetten ders çıkardığımız için ulusal stratejiden bahsediyoruz.

 

Reklamlar

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

AK DEVLET BABA’NIN MUHALEFETİ SOL KABURGASINDAN

Posted by kaniyasor 25 Mart 2017

Kani Yado – 25.03.2017k.y.

Adem babanın sol kaburgasından Havva ana olur da, devlet babanın sol kaburgasından muhalefet ana olmaz mı?

Yahudiler, kendilerini Tanrı’nın aziz kavmi olarak yaratılışını Adem baba ile Havva anaya dayandırır. Anadolu’nun yerlileri olmayan Türklerin kan üzerinde yaşam kurmanın da mitolojisi olmalı.

Adem baba  ile Havva ana mitolojinde Adem baba Havva anayı doğurmuş, yani sol kaburgasından pırtlamış.

Kendilerini Allahın aziz kulları olduğu yalanını kutsal kitaplarında tescil ettiren Yahudi dincileri ve cincileri insanoğlunun ve insankızının mitolojisini böyle masalımsı biçimde anlatıyor. Çöl medeniyetinin sahipleri olan Mekkeliler de İslam diniyle bu şekilde dünya insanlığına postasını koymuş!

Kavimler ve bu kavimlerin tekâmûl ederek milletleşmesiyle, Devlet babanın ana muhalefeti doğurmasının mitolojisi budur. Bakın ana muhalefet partisi CHP, yavrularını nasıl etrafında toplamış, devlet babaya muhalefet yaparken devlet babanın ayakta kalmasını sağlıyor!

TC Devlet Baba sol kaburgasından pırtlattığı Ana muhalefet CHP ve ananın yavruları MHP ve diğerleri birlikte Türkiye’nin mitolojisini oluşturuyorlar. Kürdlere “her bijî Türkiyelilik politikası Osmanlı salatası Misak-i Milli” demek kalıyor!

Oysa Kürdler Mezopotamya’nın kadim halklarındandır. Kürdlerin, Türkiyelilik iç yapay politik dengesinin içine kapatılması bir faciadır.

Bu konuda Kürdler çok gayretkeştirler. 40 yıldan beri Kürdler bu azim ile TC devletini ayakta tutuyorlar. babalar babadır, her baba  ayakta kalmalı! Bu görev muhalefet ana ile birlikte evlatlarına da düşer!

Görüyor musunuz Türkler, Kürdler ve baba devletin sol kaburgasından pırtlayan ana muhalefeti?  Ya muhalefet anadan pırtlayan yavrular nasıl hayırlı çıkmışlar devlet babalarına!

Tüm evlatlar ne güzel muhalefet ediyorlar! Buna güdümlü muhalefet mi diyelim yoksa güdümsüz muhalefet mi diyelim?

Hepsi biliyor ki referandumun iki ucu da necasettir. Devlet babaya duyulan sadakatten dolayı neler yapılmaz ki!

Bir ucunda Başkan Kenan Evren oturmuş, bir ucunda başkan Sırık Recep. İki ucunda boklu kıçına bez bağlamış yavruların bindiği Tahterevalli.

Bazı dostlarımız bana “sen insanlarla alay ediyorsun” diyorlar. Biz de diyoruz ki, Aziz Nesin az mı alay etti?

De git işine be adam! Biz bu dünyaya ağlamaya gelmedik, efendilerin silahını kuşanıp onlar için savaşmaya da gelmedik.

Başkanların ihtirasları için ölmeye ne anlam verilebilir ki? Başkan Recep’in ümmeti Türkiye çayırlarına salınıp azad edilmiş Ergenekoncu sivil ve askeri generallere dayanarak askerlerin kafalarını koparmadı mı?

Ey başkansız bir gün bile yaşamak istemeyen TC güdümlü Kürdler siz de diktatörlerin önünde iki kat Mehmet Metiner olmadınız mı?

İzin verin Türkler de  bu erdemsiz tadı alsınlar, Recep’i başkanlık sarayına taşısınlar, imanlarını tazelesinler, önünde secde etsinler! İnsan yaşamı Mezopotamya’da  özgür Kürdistan’ın asma bahçelerinden yükselen kahkalarla güzeldir. Bu ne silah sesleri, bu ne barut kokuları!

Cengaverlik sektöründe taşeron şirketler de moda oldu! Ölümlere, zulümlere çanak tutmak insana göre değil. Tabi insan insan ise!

Siyasal bilimler ukala siyasetçilerin yanında halt etmiş. Siyasetçiler Kürdlerden, Türklerden odunlar yaratır, odunlardan ordular yaratır.

Militar, paramilitar, Hamidiye Alayları, köy koruculuğu… Türkiyelilik polikasından TC koruculuğu… ne dersen var û var oğlu var!

Rabbim her şeyi ne güzel yaratmış! Yeri göğü yarattı,  denizleri karaları yarattı. Canlıları ve cansızları yarattı. Bitkileri ve hayvanları yarattı. Maymunları ve benzerinden insanları yarattı.

İnsanların masalımsı ve fablımsı yaradılış öyküsü vardır. Bu öyküde devlet baba ile muhalefet ana da vardır.

Rabbimiz Hz. Adem’i yaratır, sol kaburgasından Havva anamızı yaratır. Türkiye Cumhuriyetinin  baba devletini yaratır, sol yanından ana muhalefeti yaratır. Ana muhalifinden yavrular olur. Kız ve erkek kardeş yavrular birbiriyle evlenir evlad-ı zina bir nesilden insanlar ortaya çıkar.

Bak işe, yine unuttuk!

Devlet babaya secde etmediği için meleklerin başı Şeytan’ın görevine son verilmiş.

Hikaye biraz da Fettullah Hocamızın görevine son verilmeye benziyor. Sahiden İblis hangisi?

Devlet baba yeni yeni Şabanları, köy muhtarlarını seferber ederken bu melekler hep birlikte Allah deyu deyu  zikrederken Fetullah Recep’e secde eylemedi, meleklerin başı görevinden azletti.

Allahın işine bak! Kulak boynuzu geçti. Recep daha iyi üfürüyor. Üfürükçü müminler de bir alem! Hiç gülesimiz yoktu. Güldürdüler bizi.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

NEWROZ AN NUROJ

Posted by kaniyasor 20 Mart 2017

Kani Yado – 20.03.2017:k.y.

Nuroj Bayramı’mızı gerçek anlamıyla anlatmanın zamanı geldi. Yalanlara dayalı hurafelerin kurbanları olan milyonların karşısında Kürdlerin ataları olan Mezopotamyalıların 21 Mart astronomi gerçeği müşriklere karşı anlamlı bir zihniyet başkaldırısı olarak değerlendirilebilir.

Dünyanın güneşin etrafında döndüğünü iddia ettiği için Galileo’yu ölümle cezalandırmak için zindana atan Hıristiyan Şeriatının tarihe kara leke bıraktığı gerçeği 21 Mart Newroz’uyla ilişkisini fark edebiliyor muyuz?

Rabbimizin adına uyduruk söylemlerle ortaya çıkan şirk dinlerine dayalı anlayışlar  dünya ve evrenle ilgili gerçek dışı bilgiler/hurafeler Mezopotamya uygarlığının gerçekçiliği karşısında kapkara yüzleriyle yalanlarından vazgeçmeyerek gerçekdışı iddialarına devam ediyorlar.

Çeşitli çöl müşrik dinleri, mezhep ve meşrepleri, güneşin dünyanın etrafında dönerek gündüz ve gecelerin oluşma yalanı bölge coğrafyası için büyük bir talihsizlik ve günümüzde dökülen kanların sebebi olduğunu unutmamalıyız. Arap barbarların Mezopotamya işgaliyle bölgeye karanlık çöktü.

Dinsel ve mitolojik yalanları Allahın adına neşrettikten sonra Nuroj ve farsların değimiyle Newroz kutlamaları yeni bir döneme girdi. Günümüze kadar Mezopotamya ışığından korkan yarasaların yasaklamalarına maruz kaldı.

Nuroj (farsça Newroz) Bayramı’nın yasaklanmasının gerçek nedenini biraz daha açarsak, çöl barbarlarının inançlarına göre dünya sabit, güneş dünyanın etrafında pervane olurken gece ve gündüzlerin zuhur ettiği yalanıdır.

Mezopamyalıların 21 Mart astronomi gerçeği, bu gericilerin Tangrı veya Ellah adına söyledikleri yalanla çelişiyor.

Mezopotamya halkları ve diğer İranî halklar bu yasağı delmek için farklı gerekçelerle kutlamaya devam etmişler.

Mitolojik anlatımlar bu gerçeğin halk tarafından dillendirilen sözlü edebiyat veya yazılı edebiyattaki süsleridir.

Nuroj Bayramı’mızın gerçek anlamıyla kutlamak, devletleşmekte olan Kürdistan  için bir sınavdır.

NUROJ Bayramımız masallarla ifade edilmeyecek değerdedir, bu değerimizi daha görkemli kutlamak için ileriye yönelik olarak kolları sıvamak zorundayız. Aksi durumda uyduruk masallara kurban edilebilir.

Bir çok kavimler bu yasağı delmek için 21 Martı Allahın veya Ali’nin doğum günü olarak kutlamayı bile denemişler.

Bu günü efsanelere bağlamak gericiliğe eğilimli toplumların bilim dışı anlatım kolaylığından olması gerek.

Dünya kendi yörüngesinde ve kendi ekseninde milim şaşmaz, şaşıran yalanlara ve hurafelere kurban edilen insandır. Köleci toplum yaşam biçimi bu coğrafyada siyasette, dinde kanıksandı. Bu kanıksama kırılmalıdır.

İslam coğrafyasında yaşayan insanlar sağıyla, soluyla, dinciyle/cincisiyle önüne konan ezberlerle yaşıyorlar. İstisnalar hariç, kimse beyniyle düşünmez, başkaları tarafından düşündürülür.

Bilim adamları  ve erdemli düşünürler gericilerin elinden çok çektiler. Kiminin derisi yüzüldü, kiminin kafası uçuruldu.

Astronomi, matematik bilimi adamı, şair ve filozof Omar Hayyam’ın içtiği şarabından başka derdini anlatacak aklı başında kimseyi bulamıyorsa düşürülmüşlüğün o tarihten beri derinleştiğini görüyoruz.

Çok sayıda insan çöl barbarları tarafından mağdur edildi. Hele kadınlar! Omar Hayyam cennet-i firdewste Rabbimizin sevgi ve şefkati ve rahmeti üzerine olsun.

Kürdler Mezopotamya asaletinin sorumluluğunu omuzlamış durumdadır. Artık bölge inkılabı için ciddi hazırlık gerekir.

İnanlık şirk/krallara karşı uyandı, diktatörlükler sarsıldı, diktatörler kaçtı, diktatörler fare deliklerinde yakalandı, heykelleri devrildi. Artık liderlerin kapıkulu olma düşürülmüşlüğü sorgulanıyor!

Toplum çıkarcıların su-i niyet ve ihtiras potansiyeline karşı, paraları ayakkabı kutularında transfer edenlere karşı, kendi iradelerini makarnaya tahvil etmeyecek kadar hassas olmalı ki hakça sistemlerini kalıcı hale getirsinler.

Kandırıkçıların kullandığı din yoluyla aldatma dünyada hala toplumlar için tuzak kurmakta başarılı olabiliyor. Rabbim tüm insanlara yardımcı olsun. İhtiras hala tehlike olmaya devam ediyor.

Dünya insanlığı yeni bir sürece girdi. Artık insanlar ezberleri ayaklarının altına almalıdırlar. Sınıflar tahlil edilirken, toplum sadece sermaye sahipleri ile emekçi sınıflar olarak görülmemelidir.

Çağın çok gerisinde  din devletlerinde iktidarlaşan parazit sınıfın üretim ilişkilerinin içinde bulunmayan, seyidiyle, şeyhiyle ve buna bağlı hurafe sektörleri, sahtekarı, yalancısı, siyasi cambazı, sadece havada bulup tavada yiyen asalak dini unsurlar ve askerler yeniden sorgulanmalıdır.

Köleci toplum sisteminin geleneksel siyasal yaşamı parazit yaşamı esas alan biçimiyle günümüze kadar ya din maskesiyle yada ‘sol-sağ’ maskelerle kendini yaşatabiliyor. Biraz da meseleye bu açıdan bakmalı.

İslam ülkelerinde devlet sosyolojinin ölçülerinde devletler değildir. Sadece dünya ucubesi vakalardırlar. Çağdaş anlamda devlet olmadıkları için çözümsüzlüğe sürüklenip gidiyorlar. İnsanlara yazık olmuyor mu!

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TC’NİN TÜRKİYELİLİK BARİKATLARI YIKILACAKTIR

Posted by kaniyasor 15 Mart 2017

Kani Yado – 15.03.2017:k.y.

TC, Kürdlerin geleceğinden korktuğu için iç ve dış politikasını Kürd karşıtlığında şekillendirdi. Türkiye sınırları etrafında et ve kemikten oluşan Kürd harcından tampon istinat duvarları ördü.

Biz bu durumu çözmeye çalıştığımız zaman az zayiatla doğru sonuç almayı esas almak zorundayız. Araplar da ümmetçilik üzerinden Kürdleri en derin yerinden vurdu.

Biz Osmanlı oyunlarına gelirsek, TC’nin oyununa gelerek tüm Kürdleri düşman saymış olacacağız. Biz sakatlarımızı, kandırılmışlarımızı, yanılgıya düşenlerimizin hepsini Kürdistan milli birlik cephesine almak için çok ciddi tedbirler almak zorundayız.

Paralı askerlik mesleğini geçim kaynağı olarak gören Hamidiye Alayları devamında köy koruculuk  sistemi ve Türkiyelilik siyasetiyle iştigal eden TBMM yeminli siyaset mesleği sahiplerinin kendilerini gözden geçirme  zamanı gelmiştir.

Kürdleri karşı karşıya gelme olaylarını TC’nin başarısı olarak görüyoruz. TC her zaman Kürdistandaki tek tipsizliği, yani farklılıkları kaşımıştır!  Her zaman farklılıkları birbirine karşı kışkırttı. Şimdiki durum yeni değil, Türkiyenin Kürdleri kullanamanın getirdiği bir sonuçtur.

IŞİD Şengale saldırdığı zaman bile TC bu olayı kendi lehine kullandı ve halâ kullanıyor!  Kürdleri Kürdlere karşı kışkırtmaya devam ediyor…

TC bilhassa 1970 yıllarının başından itibaren, Kürdleri Kürdlere karşı örgütlemede büyük başarılar elde etti.

Kürdlerin boynuna esaret boyunduruğu olarak kabul ettiğmiz Türkiyelilik stratejisi de TC derin aklının ürünüdür. Böylece Kürdler geniş bir alanda Kürdlere karşı mevzilendirilmiş oluyor.

Din ve din şeklinde gelişen ideolojiler böyledir. Ulusal erdemler yok edilip bu anlamsızlığa mürid olunur. Bütün sorunlarda bu konunun önemi görülmezse hata üzerine hata yapılır.

Sonuçta Kürdler ulusal bağımsızlığa kavuşacaktır ama milyonlarca Kürd kurban bu barbar düşmanlarına sevdalanmışlığın nedeniyle asimilasyonun çeşitli biçimleriyle Türkleşecek veya Araplaşacaktır.

14 asırdır Ümmet-î Arap Hacı Fışfış’ların sevdasında özgürlüğe geciktik. Şimdi 14 asır daha ümmet-î Kemal sevdasında kalırsak bizde Kürdlük kalmaz. Bir deri bir kemik kalırız.

Biri sorsa “Kürd kültürü nasıldır?” diye. Korkunç bir şeyle karşılaşırız! Arap kültürünü ve Selanik kültürünü mü anlatacağız?

Şimdi Kürdler Kürdlere saldırıyorlar. Artık insan olanlarla olamayanların karşılaşması olacak. Uygar dünya bizimle beraberdir.

Kürdler son sözü söyleme noktasına geliyor. Kim Kürdlere kafa tutarsa tarihin karanlığına gömülecek.

Köy korucularına askeri literatürde “paralı askerlik” denir. Kürd olup Türkiyelilik siyasi hareketlerine takıntılı olanlara siyasi literatürde Arapça bir kelime var, uygun geliyor ama ayıptır yazmayacağım.

Bir başka olay daha var, Kürdlerin tüm semavi dinlere kaynaklık eden kendi dinleri ve peygamberleri vardır.

Her nedense Arap çöllerine sevdalanmışlar, tıpkı Kemalist Kürdlerin Selanik sevdası gibi, buna da bir isim bulmak lazım.

Bence TC iç çatışmayı yaşıyor. Bizden uzak yesinler birbirini. Her kes işine bakarsa devletleşmeye engel olmak işine bakanlarin engeli bir anlam teşkil etmez. Kimi engelleyerek işini yapar, kimi vicdani görevle devletleşmenin önündeki engel olmaktan çıkar.

Dünya Kürdleri devletleşmek için ikna etmeye çalışırken biz ikna olmuşa benziyoruz, galiba. Kürdler belki zorunlu olarak Mezopotamya uygarlığından geri dönerek çöl vahşetine sevdalanmıştı. O yüzden Arap ümmetciliği dediğimiz Arap milliyetçiliğine saplanıp kalmıştı.

Şimdi Selanik sevdası baş belası! Onu da aşacağımız muhakkaktır. Kürdistan önem kazandı. Sanırım TC, Kürdistan’ın önünde diz çökmek zorunda kalacak ve  Kemalizm sorgulanacak, işlenen suçlar oranında itibarsızlaşacak.

Kuzey Kürdleri tek tanrılı siyaseti yaşadıkları için tek tanrılılıkta ikiz kardeşleri olan Türklerin durumunu iyi bilirler. her şey emir ve talimatlarla yürür. Devlet üretmesi politik ortamlarda her kes birbirine benzer.

TC bir devlettir. Bu devlet ölüm üzerinde kurduğu yaşamla toplumu kendine benzeterek kendi renginde şekillendirdi. İnsan tek kişi ile ihtilafsız olabilir. İki kişi olunca TC’nin rengi baskın çıkar. Kürdler 14 asır önce çöl barbarları tarafından işgale uğradıktan beri milli özelliklerini kaybetti.

Araplaşan toplumun gürültüsünden ortadan kaybolan Kürd millî ve aklî melekeler bir daha geri gelmedi.

Ortadoğu mezarlığında hiç bir örgütsel yapınn toplumun iradesiyle şekillenmediğini de gördük. Kime anlatsak “biz hariç doğrudur” derler. Böylece bu doğrular da işe yaramıyor. Deneyimlerimiz de işe yaramayacak.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

DİKTATÖR RECEP VE KOMŞUMUZ TÜRKİYE KOMEDİSİ

Posted by kaniyasor 11 Mart 2017

k.y.Kani Yado – 11.03.2017:

Dünya şimdi Uganda soytarısı diktatör İdi Amin’den sonra  Türkiye diktatörü Recep Tayyip Erdoğan komedisini konuşuyor. Diplomatik görüşmeler esnasında dünya devlet otoritelerinin önünde diz çöken diktatör, televizyon kanallarının karşısına geçtiğinde erkekleşiyor!

Neden bu böyledir?  Diktatörler ucube toplumlarını, yoksa bu ucube toplumlar mı diktatörleri yaratıyor?

Dünya, diktatör Recep Tayyip Erdoğan’ı kendi laboratuarına koymuş inceliyor, toplum ve devlet ilişkisini çözmeye çalışıyor!

Ordu malı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, devletin kapıkulu sadakatinde  biçimlendirilen ve asker olarak doğan, asker olarak ölen Aziz Nesin’lik komedilere malzeme olan toplumdur.

Aslına benzeyen bu sivil toplum her alanda sorun oluyor. Dikkat edilirse Cumhuriyet tarihi boyunca sivili içtimaya çeken TSK,  şimdi Ak Parti iktidarının önünde secdede duruyor.

TSK nasıl esas duruşunu bozabilir? Her türlü emrivakiliğe rağmen esas duruşunu bozmuyor.

Toplumun üzerinde bir zulme dönen, toplumu sürekli aşağılayan, çeşitli infaz timleri kurarak susturan bu unsurlar şimdi kendi vatandaşının anasını avradını belden aşağı vuran Recep Tayip’in önünde secdede duruyor ve her koşulda emre amade olmuş vaziyettedirler.

Öcalan’ın İmralı’ya getirilmesiyle başlayan ve Ergenekon iktidarları dönemlerinde her türlü suça bulaşan TSK generallerinin ve Ergenekon’un başkomutanlığı durumundaki  Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’a kadar  müebbet hapislerle cezalandırıldı.

General düzeyinde inisiyatif sahibi olan sivil ve askeri Ergenekon kadroları her biri TC devletinin  kara kutuları durumundaydılar.

Devlet sırları kapsamında olan bu kara kutular şimdi Recep Tayyip Erdoğan’ın zimmetindedir.

Bu koşullarda hiç biri ağzını açamıyor. İleri gitseler Teşkilat’ın sırları çarşav çarşav toplumun önüne serileceğini çok iyi biliyorlar.

Recep Tayyip, 12 Eylül öncesi ve sonrasında TC derin devleti dediğimiz Ergenekon gediklisi Kürd ve Türk siyasileri şantajla ele geçirerek Ak Part’inin hizmetine koşturdu.

“Barış ve Çözüm Süreci Görüşmeleri” yaygaraları aslında Ak Parti iktidarıyla vardıkları  mutabakat görüşmeleriydi.

Recep Tayyip Paşa, Genel Kurmay kozmik sırlar dosyalarını önüne koymuş, Ergenekon’daki görev bölümü konumlarını görüyor.

Hangi Ergenekon gediklisi Ak Parti iktidarına sadakat göstermezse bütün incilerini topluma açıklayacak.

Ergenekon suçlarına bulaşmamış Kürd siyasilerin hapsedilerek susturulması başlı başına acı bir olaydır. Bu gerçek ortadayken toplumun yapay gündemlerle meşgul edilmesi iktidarın devlet politikasının icrasında nasıl başarılı olduğunu gösteriyor.

Recep Tayyip Erdoğan kendine has diktatörlük anayasa taslağını hazırlayıp referanduma sunduğu halde kimsede ses çıkmıyor.

Anadolu yerli halklarının kanı üzerinde yaşam Kuran Türkiye’nin dayandığı ordu ile siyasî vesayet kurarak siyasal ortamı da kirleten zihniyet militarizme dayanarak günümüze kadar geldi.

Kendine bir sivil parti görünümü veren CHP Türk Silah Kuvvetlerinin partisi olarak siyaset üzerindeki vesayettir.

1970 yıllarının başından itibren dönemim askeri despot siyasal ihtiyaçlarına göre aktif hale gelen Ergenekon, 12 Eylül 1980 yılında darbe ile devletin militarist  biçimiyle şekillenen Türkiye’yi yeni bir sürece soktu.

Anadolu halklarının kanı zerinde yaşam kuran TC devletinin temel stratejisi, toplumu koplumla vurmak, Kürdü Kürt ile vurmaktı.

Kürdleri bağımsızlık özlemiye yürütüp teslimet durağına sürerek Kürdler pasifleştirildi.

TC’nın tüm hesabı, Kuzey Kürdlerini Türkiyelileşmeye ve asimilasyonla Türkleşmeye hazırlamaktı.

Kürdleri kendine karşı savaştırıp çıkmaz sokaklara yönlendirmesi, Hamidiye Alaylarının devamı olan paramilitarist Köy koruculuğu ve Türkiyelik siyasal projesi, Kürdlere karşı Arap ve Türkmen nüfusunu artırma planı…

Bu projelerin hepsi, Kürdlere karşı devletin hesaplı/planlı olarak gerçekleştiği çalışmanın ürünüdür.

Bu sırada Ak Parti iktidarı karşısndaki muhalefet partileri iktidar olsaydı faşizmin ömrü daha fazla uzardı. Çünkü muhalefet temiz gömlek giyen kirli insanlarla doludur.

Son perdede Kürdleri Türklere öldürttüler. Başta çok sayıda iç infaz var. Sanırım “şeriatın kestiği parmak acımaz” şeklindeki islamî anlayışın kanıksanması hesabıyla Kürdlerin gündemine gelmedi. Dünyada bu olay kadar acı veren olay yoktur. İnsanın ölümü Kürdlerin eliyle olduğunda çok acı veriyor ve Kürdlerin dünyadaki kalitesi düşüyor.

Ciddi bir siyasal ve ideolojik proje ile Kürdler misak-i milli ruhuna uygun şekilde kendi milletinin karşısına yönlendirildi. Burada ideoloji, çağın siyasal metodları kullanıldı. Siyaset böyle bir şeydir. Türkler deneyimlidir, tek bir solcusunu veya dincisini kendimize yandaş yapamıyoruz.

Hepsi Türkiye’nin çatısı altında kardeş olma şartını bize öneriyor. Böyle neheq kardeşlik olur mu gelo?

Bizim de bizi yağmurdan, yaştan, doludan koruyacak bir devlet çatımız olduğunda sorun çözülür. başka şekilde olmuyor.

Devletleşmeyi Kürdlere kötü gösteren, zararlı gösteren zat-ı muhteremlerin kim olduğunu  düşünebiliyor muyuz?

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

DÜNYA ÇAĞDAŞ DEVLETLER AİLESİ VE KÜRDİSTAN

Posted by kaniyasor 7 Mart 2017

k.y.Kani Yado – 07.03.2017:

Her ailede, her toplumda aklı başında, yaşam deneyimli olanlar kontrolü elinde tutuyor ve yaşam yara almadan devam ediyor.

Dünya devletleri organizasyonu olan Birleşmiş Milletler Örgütü(UNO), ABD ve diğer müttefik güçler olmasaydı şeriatçı DAEŞ  dünyayı felakete götürürdü. Global gerici teröre karşı, global tedbirlerin gereği olarak uygar ülkelerin ittifakı gerekli oldu

Kürdlere karşı yüzyılarca süregelen düşmanlığın, Kürdlerin Kürdlere karşı kullanmanın  en şiddetli biçimi kendini göstermeye başladı. Bu durumun merkezinde TC’nin milli yemin dediği Misak-i Milli işgal emeli vardır.

Aktörler arası çelişkilerin neden olacağı boyutu göreceğiz. Karşımızda geliştirilen büyük bir ihanet cephesi ve mevcut Kürd düşmanları. Yanımızda Kürd milli gücü ve morali ile birlikte müttefiklerimiz.

Öyle görünüyor ki, tufan kopacak! Karanlıklar, toz duman birbirine karışacak. Geleceğmizin şafak vaktinde güneş yeni bir günde doğacak. Bölge barbarlığ yenildiği zaman dilimi ikinci dünya savaşı sonrasındaki İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin ciddi biçimde dünyaya mal olacağı tarihi sürece yaklaşıyoruz.

Dede ve babalarımız İkinci Cihan Harbinde dünya faşizmine diz çöktürülmesini gördüğü gibi, biz de bunun kadar önemli olan çöl barbarlığının gerici temeline dayanan bölge faşizminin diz çökmesini göreceğiz.

Dede, nine, baba , anne ve çocukları biz bir aile olarak insanlık dönüşüm tarihinin şahitleri oluyoruz.

Bizden sonraki nesiller bizi tarih bilimi aynasında seyredecekler. Direnişimizi, milli hamlemizi, İhanetimizi, şiddet eğilimimizi, ihtirasımızı tahlil ederken, kimi yerde gülümseyecekler, kimi yerde lanetleyecekler.

Kötü gidişatı devraldık, iyi bir geleceğin ortamını hazırlıyoruz. Kürd milleti Mezopotamya asaletinde devletleşecektir, kimsenin kuşkusu olmasın. Düşmanlarımız kendilerini yeni ortama göre hazırlıyorlar, dostlarımız bölge karanlığından kurtuluşun heyecanını şimdiden yaşıyorlar.

Dünyanın huzurunu bozan TC ve diğer gerici çağdışı sinsi partnerlerine karşı mücadelede belirleyici olan uluslararsı aktörlerdir.

Kuzey Kürdistan iyi bir sınav vermiyor. Keşke Kürdler, NATO üyesi olan Türkyede politikayı kenddileri belirleseydi. Nasıl bu hale geldik? Cevabı ancak TC’nin derinliğinde bulabiliriz.

Ankara açıktan Kürd düşmanlığını yapamadığı zaman, kendi işbirliğinde olan güçleri devreye sokuyor, gerici misyonunu İran’a devrediyor, İranı kendi yerine devreye koyup devletleşmeyi engellemeye çalışıyor. Başarabilecek mi? Hayır kesinlikle.

Bütün Kürd düşmanları olan sömürgeciler, her  türlü tedbiri önceden aldıkları ortaya çıkıyor, bazı olaylarda semeresini alıyor.

TC’nin politik tarzından siyasi durum iç açıcı değil. Özgürlük mücadelesi siyasetin kapıkulu olma durumuyla sonuç almaz. Özgürlük savaşçılarının politik dinamizmi enerjisini özgür bireyden alır. Kendi vicdanıyla, kendi beyniyle düşünen kaç Kürd siyasal aktör vardır? İnsanlarımız nasıl bu düşünsel tembelliğe sürüklendi!

Her kesin sadakat vaziyeti “Efendim söylerse doğru söyler” şeklindedir. Hiç kimse Ankara faktörünün Kürdler için zulüm olacağını hesap etmedi. Şimdi Ankara tokmağı Kürdlerin kafasına inip kalkıyor ve Kürd sersemleşiyor.

Şer güçleri tarafından Êzdîler  çok sinsi oyunlarla yem yapılmak isteniyor. Êzdîler bitirilirse Kürdlere ait hangi erdemler geride kalır? Ankara ve Bağdat taşeron güçleri Êzdilerin yakasını bırakmalıdır. Êzdiler ve Êzdilerin kutsal mekânları uluslararası güvencelerin garantisinde kalmalıdırlar.

Ankara ve Bağdat sadece ölüm getirir. Gerici sömürgecilerin ablukası altındaki farklı inançları taşıyan topluluklar uluslararası güvenceye sahip olmak zorundadırlar. Bunun için girişimde bulunulmadıkça sorunun anlaşılması mümkün değildir.

Pusuya yatan zalim TC, Arap Şiî ve  Sünni İslam gericiliği ve taşeron yapılar bu durumu değerlendirmeye başladılar bile. Müslüman olmayan toplulukların kendilerini güvenceye alma hakları vardır.  Tek bir Müslümana bile güvenmeme hakkı vardır. Çünkü Müslümanların sicili temiz değildir.

Şengal sadece Kürdlerin değil, tüm dünya aklıseliminin namusudur. Aklıselimle buluşmanın doğru yöntemi kendini doğru tanımlamaktır. Yani aklıselim siysaset Bağdat ve Ankara pususuna düşmek değildir.

Kürdistan sadece Kürdlerin vicdanına teslim edilirse sonucun ne olacağı belli olabilir mi? Bu yüzden uluslararası dengelerin ortasında kalan Kürdlerin çağdaş anlamda özgürleşmesi de uluslararası dayanakla mümkündür.

Dünya aklıselimi Kürdistana sahip çıkmış vaziyettedir. Etraftaki kuru gürültünün etkisi olmayacak. Devletsizliği bize dayatan akl-ı evveller zamanla alışacaklar.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

EVLİYA TORPAĞİ

Posted by kaniyasor 3 Mart 2017

Kani Yado – 15.08.2014:k.y.

Ta uzaklarda bir köy vardı. O köy bizim köy sayılırdı. Köyde kafayı yemiş bir gariban vardı. Kendini dünyanın kurtarıcısı ilan etmişti! Beyaz bir fistan giymişti. Fistan dediğin böyle ak ve pak, beyaz mı beyaz…

Temizlik imandan gelmez mi?

İşte imanlı insan böyle olur. Evliyaların evliyası!

Mahalle üfürükçüleri ulemasının dehası. İmanlı dediğin böyle olur.

Kurtarıcı imanlılar şah olur, kral olur, önder olur, şahı şahan olur, Şaban olur…

Kurtarıcı olmaya itirazımız olmaz. Dinlerde, siyasetlerde temel gaye kurtarıcılık değil mi gelo?

İnsan Şaban olur kurtarır, kimi Recep olur kurtarır, kimi nebi olur kurtarır, kimi veli olur kurtarır, kimi solcu olur kurtarır, kimi sağcı olur kurtarır.

Bizim Palu’daki kurtarıcıları söylemenem. Kurtarıcılar kurtarıcıların gözlerinden tanır. Egit egitin gözlerinden tanımaz mı?

Benim gençlik yıllarımda okul arkadaşım Kemal Kılıçdaroğlu da  eline hesap makinesini, kalemini, defterini, kitabını alıp CHP’yi Ergenekon’dan kurtarmadı mı?

Kurtarmalar kutsaldır, kurtarıcılar kahramandır.

Aha burada söylüyorum Anadolu’nun kıçına yapışan kanlı-katliamcı Misak-i Millici CHP’nin kıçına yapışan keneler düşecekler, işte burada huzurunuzda masaya tak tak!

Sorunlar çoktur çok! Bir sorun denizde bir damla. Sorunlar yığın yığın!

Yığınlar kandan, terden. Yığınlar kanlı mı kanlı. Sorunlar yalanlardan fışkırmış. Allı pullu, kızıl, yeşil ve kara. Karalar maskara ve kara bela.

Karalar karanlıklardan, karanlıklar çöl kanunu!

Çölün köleci kanunları kutsal kitap olmuşlar insanlığın başına bela olmuşlar: “Ölün lan ölün aha sizi cennette huriler bekliyor!” diye yazar.

Nereden mi öğreniyoruz?

Bizim mahallenin üfürükçüsünden öğreniyoruz.

Bizde mahalle üfürükçülerine alim denir.

Mahallemizin uleması, alimlerin ilimleri, evliya torpağlari böyledir.

Bizde babaların, dedelerin, mahalle ulemasının, hacıların, hocaların, seyitlerin çok olduğu yerlere “evliya torpaği” derler.

Ah be torpağ, bereketli torpağ! Ne evliyalar görmüş bu torpağ! İnsan bile torpağın çamurundan, çamurun hamurundan yaratılmış!

Geniş ve kutsallık bereketinde üretilen yalanlar yedi kat göğe ulaştı, tepesine bir kurtarıcı kartal, kartalın üstünde aslan, aslanın üstünde öküz vardır.

Kurtarıcıları kızdırmamalı!

Kartal pençesiyle, aslan keskin dişleriyle, öküz dünyayı başının üstüne almış, kızdırsan dünyayı yerden yere vurur!

Kafasını salladığında dünya sallanır deprem olur!

Rahmeti olduğu kadar zulmü vardır, bu ilahlar, bu krallar, bu liderler korkuluk gibi korkuturlar!

Bazen bu kurtarıcı bir darık bir paçıktır.

Bir asa bir masadır, bir masi, bir kursidir.

Çaput maput, darık marıktır ama kudretlidir de, kudretinden yeri sallar deprem olur, göğü sallar bêjıng gibi tufn bırakır, fırtınalar kopar, sağanak olur, ırmak olur, deniz olur tsunami olur!

İnekten tanrılar yaratırlar, çaputtan, darıktan, asadan, masadan olmaz mı?

Çöl fırtınalarının  çamur yağmuru deyip geçmeyin!

Çamur insanın harcıdır. Çöllerden kopup gelen çamur fırtınalarıyla yedi düvel çamurlanır, imana getirilir, erdemi varsa bitirilir, insanlığı varsa yitirilir!

Çamurdan yaratılan Adam vardır, bu yüzden insanlık erdemleri yerine çamurdan adamın marifetleri anlatılır.

Çamurdan Adem kardan adama benzemez, güneşte erimez bitmez. Bu çamurdan adam üretkendir, tüketkendir.

Adem çamurdan yaratıldıktan sonra sağ yanından bir yerden acıların içinden Havva pırtlar. Bu yüzden kadınlar acılı olur, acıları yara olur, yaralar kanar da kanar!

Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar geçer aylar geçer, aylar yılları bulur. Kış olur soğuk olur, bahar gelir kuşlar şarkılar söyler, çiçekler meyveye hamile kalır, yaz olur sıcak olur.

Ömrün sonbaharı ölüm korkusu!

Dünyanın suyunu havasına, havasını ciğerine çekerler ve Adem ile Havva aile olur ve erkek ve kız çocukları olur ve kardeşler  büyürler  ve biribirileriyle evlenirler ve onların da çocukları olur, çocuklar çoğalır ordu olur. Ellerinde mızrak, katır kanatır!

Adem’in ve havva’nın çocukları neseb-i sahih mi değil mi, ben karışmam.

Bizde insanın piçine, ağacın puçuna rağbet yok ya!

Elalemin piçinden bize ne?

Adem maymuna benzer mi benzemez mi, ben ona da karışmam.

Maymunun elleri var, ayakları var. Gözleri var, gözyaşları var, tombul tombul memeleri var, Ademe ve Havvaya benzer veya benzemez ben yine karışmam!

Sıcak güneşte kavrulmuş kafalardaki beyinlerin ürettiği yalanlar böyledir işte! Kardeşleri bile birbiriyle evlendirir!

Kadın anayı  cariye yapar, piyasaya sürer ticaretini helal sayar, hak sayar. Maymuna çok benzedikleri için maymunları rakip düşünürler.

Aynaya baktıklarında yine de kendilerini maymun görürler.

Maymunlar insanlar gibi yalan söylemez ama iki ön ayaklarını el olarak kullanabilirler. İnsanlar gibi, hop ayağa kalk! İki ön ayaklar insanda da havada!

Bizim köyün bir evliyası vardı, Müslüman mı Müslüman, imanlı mı imanlı, alim mi alim!

İki Fatiha, bir Ayeti Kursi, bir Bakara, bir Yasin, bir Nisa al sana ilim!

Bizim mahallenin alimi “gavur icadıdır” diye çağın araçlarına binmezdi. Boyu posu, endamıyla, uzun sakalı, sarığı ve cübbesiyle eşeğine bindiğinde hep Nasraddin Hocayı aklıma getirirdi….

Hey be dünya! Sen ne mahalle alimleri, imanlı insanlar gördün!

Rabbini tanımaya kudretleri yetmeyince  ne hallere girdiler, ne rollere girdiler!

İnsanlar zifiri karanlığa battıkça Arap yalanlarına battı, tepeleri ziyaret yaptı üfürdü, ağaçlara çaput bağladı, üfürdü umuda katık yaptı.

Ölülerin mezar taşlarına yüz sürdü murat diledi, ölülerden medet umdu ömrünü bitirdi, ömrü gam ve keder, yara, kan, acı. Bu ne acı kader!

Şirk tanrı enflasyonunda İstanbul başta gelir. sağda ziyaret baba, solda ziyaret baba!

Telli Baba dedi telli turna tilili çekti, Zilli Baba dedi zil çaldı murat aldı.

Her Osmanlı padişahı ve paşası baş belası! Padişahın kabri bir başka kahir. Bursa bir başka bela. Kerbela başa bela.

Kasım Paşa kabadayısı yeni Osmanlı belası Abdul Recep Paşa  bir başka inatçı paşa. Küfürbaz mı küfürbaz!

Seninle olmaz be Hızır paşa! Al  küfürlerini Çankaya’ya git be paşa!

Baş belası paşa! Sizin kahrınızdan bankalardaki paralar firar etmiş ayakkabı kutularında, yastık altında saklanmışlar be paşa!

Paşa Cumhurbaşkanlığı Çankaya padişahı olunca sicili temizlenirmiş, hakkında cezai müeyyide de uygulanmazmış!

Bu paşanın paçası tutuşmadı. Üfürükçülerin medarı iftiharı Paşa paçayı sıyırdı!

Firar eden paralara af yok artık! Saklandıkları ayakkabı kutularında, yastıkların altında saklanacaklar.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »