kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

Archive for Nisan 2017

ŞİRK TANRILARIN MERKEPLERİ

Posted by kaniyasor 28 Nisan 2017

Kani Yado 28.04.2017:k.y.

Şiddet toplumlarında hakim erk, siyasi, idari ve hukuk sistemini oluştururken Tanrı adına ileri sürülen söylemlerin sahibi olarak ortaya çıkan Tanrı-şirk veya Tanrı-krala ihtiyaç duydu.

Kendini bir güce dayayarak güvende hissetmek isteyen toplum, karanlığın boşluğunda korkuluklarla dolu mitolojiler, ruh dünyasını gasp eden dinler bir sığınak halini aldı.

Toplumculuğu taklit eden ve  kendi tabularının önünde secdede kusur etmeyen milliyetçi sosyalistler de Tanrı-diktatörlerin önünde sadakat sınavı vererek  dinci/cinci kardeşlerini yalnız bırakmadılar!

Burada dine ve siyasete dayalı mümin insanların faklı sahalardaki benzerliği dikkat çekicidir.

Her ikisinde de Tanrıların merkepleri şirklere olan sadakatten dolayı özgürlüklerini kaybediyor.

Her ikisinde de mülkiyetin tapusu Tanrıların merkepleri tarafından, Tanrı-devlet veya Tanrı-Sema’ya havale edilerek, kamusal mülkiyet hilesine damgalarını vuruyorlar.

Şeriat devletleri ile komünist devletlerin ekonomi politikalarının benzerliği tesadüf değildir.

Tanrının merkepleri inanç kanıksamasında binlerce yılık yaşam biçimlerini günümüze taşıdılar.

Şirk Tanrı-Kral dönemlerinin kamusal mülkiyetçiliğine dayanan ekonomi politikalarını günümüze kadar getirip uygulayabiliyorlar.

Kamusal mülkiyete dayalı sistemlerin anlayışları incelendiğinde bu gerçeği net olarak görebiliyoruz.

Birine göre mülk Allah’ındır, diğerine göre mülk kamusaldır. Birinde faiz haramdır, diğerinde faiz yasaktır. Yani her ikisinde de Şirk Tanrının merkepleri “Allah-Devlet” kudretinin karşısında tabulara sadakatten dolayı secdede kalmayı ihmal etmezler.

İkisinde de “devlet malı deniz, yemeyen domuz” atalarının sözü sık sık dillendirilir. İkisinde de çalan devlet adamlarından hesap sorulamadığını güncel olaylardan anlıyoruz.

Diktatör Recep Tayyip Erdoğan’ın merkepleri, diktatörden, diktatörün hırsızlık yapan bakan denen memurlardan hesap sorabilirler mi?

Siyasal Şirk Tanrılar misyonu buyruklarla, Tanrıların merkepleri sadakatle yaşamlarını sürdürürler. Tanrı şirklere tutsak düşmüş bu unsurlar kendi iradeleriyle kendi  tercihini yapmazlar.

Şirk Tanrıların üst aklı, topluma nasıl bir ayar verirse sonuç öyle tecelli ettiğini anayasa referandumunda gördük.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürdleri Türklerin Şirk Tanrıların  merkeplerine öcü gibi gösterip çoğunluğu sağladı.

İşte bu misalde gördüğünüz gibi Şirk Tanrılar kendi merkeplerini tımar etme becerilerine siyaset demişlerdir.  Dünya uygarları bu beceriye politika dediği halde İslam arazisinde siyaset demişler.

Seyislik maharetiyle karşıtlarıyla uyum sağlayarak referandum meşrulaştırıldı ve zalim şirk Tanrı merkeplerin üzerinde diktatörlüğü baki kıldı!

Bölgede şirk Tanrıların çiftliğine dönmeyen hiç bir ülke yoktur. Zalim Şirk Tanrıların merkepleri onlar için tahakküm imkanları yaratmıştır. Bölgede gerici yaşama sahip olmayan bir millet var mı?

Bu yüzden bölge aktörlerinden uygar ülkelerin Kürd sorununa bakışına, Kürd partileri ile ilişkilerine güveniyoruz. Kürdler güvenilir oldukça çağdaş güçler Kürdlere güveneceklerdir.

Kürdlerin kaderini çağdaş güçler belirleyecektir. Kürdler birbirilerine düşmanlık etmezlerse bizim için yeterli dilektir.

Tanrılaştırılan Hitler’in öncülük ettiği ‘milliyetçi sosyalizm’ doktriniyle insanlığın başına bela olan faşizmin döktüğü kan henüz kurumamışken, Tanrılaştırılan Tayyip’in öncülük ettiği çöl faşizmi dünya sorunu haline geldiğini görüyoruz.

Hür dünyanın 2. Dünya Savaşı’nda zafer senedi anlamına gelen İnsan Hakları Evrensel İnkılabı çöl faşizmine karşı kazanılacak zaferle daha anlamlı hale gelecektir.

Bu şeriatçı Osmanlı bakiyesi Türkiye tam bir bataklıktır. Sırtına dünyanın acıları vurulan vatandaş merkeplerin yarattığı  Şirk Tanrı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftliği haline gelen Türkiye’nin geleceği karanlıktır.

Referandumun mücahit merkepleri Türkiye’yi kurtaramazlar. Bölgenin zalim Tanrı şirkleri  talan-ganimet siyasetini din üzerinden sistemleştirmişlerdir.

Şirk Tanrı liderlerle ülkelerinin tüm yükünü sırtlarında taşıyan merkep vatandaş ilişkileri dün nasıldıysa bu gün aynıdır.

Haritayı alın bakın, hangi İslam ülkesinin toplumu aklıselimdir?

Anadolu yerlilerinin kanı üzerinde yaşam kuran Şirk Tanrılar iflah olmayacaklardır. Bu toprakların üzerinde çalarak/çırparak gününü gün eden katiller bunu hiç unutmasınlar!

Şirk Tanrılar en azından dünya insanlığından ve katlettikleri halklardan özür dilemeleri gerekiyor ve katil olduklarını itiraf etmeleri gerekiyor. Kana doymayan zalim Tanrı şirkler ve onların merkepleri  kendi kanlı ellerini ve  kendilerini saklamakla sorunlar çözülemez…

 

Reklamlar

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

CHP NAZİ DİKTATÖRLÜĞÜNDEN AKP ÇÖL DİKTATÖRLÜĞÜNE

Posted by kaniyasor 23 Nisan 2017

k.y.Kani Yado – 24.04.2017

Türkiye’ye diktatörlük Ak Parti ile gelmedi. Var olan diktatörlük nitelik değiştirerek yeni bir boyut  aldı. Avrupa, milliyetçi sol(Nazi) diktatörlüğüne karşı zafer kazanınca toplum tekâmül ederek demokratik sistemle buluşarak demokratik uygarlığın temelini attı.

Türkiye, Ak Parti ile askeri vesayet sisteminin  anayasasını tasfiye ederken 14 asır geriye gitmeye eğilimlidir. Bu ters gidişat Türkiye Cumhuriyeti devletinin sonunun başlangıcı da olabilir.

Türkiyelilik siyaseti gereği gerisi gelecektir. Osmanlılık Ocağından sonra Türklük Ocakları sırası da gelecek. Biz Türkiyelilik siyasetinin derin devletin bir projesi olduğunu korka korka, elimiz titreye titreya yazmıştık.

Gerçekleri yazarken, insan ta karşıda bir Türkiyelilik tetikçisi namluyu bize uzatmış, namlu patlamadan biz susalım hissine kapılıyorduk.

Palu da içler acısı! Palu tam Türkiyelilik siyasetine layık bir duruma geldi. Bir Tata’mız vardı, Muhammed Septioğlu MHP ile AKP arasında gelip gitti! Bizim Selo tam zamanında Palo’dan kaçıp Amed’de iltica etti.

Lider olmak ona çok görüldü, siyasi hayatı öldürülerek, TC kendi ürettiği liderleri öne çıkaracak. O kim ise tam Osmanlı olacak. Tüm Ortadoğu’yu Osmanlı konfederalizmi hilesiyle Osmanlılaştırma sevdasıyla yanıp tutuşuyor!

Çöl muhafazakarlarının “her şeyde bir hayır vardır” diye bir ata sözü vardır. Nereden kopyalamışlarsa doğru bir sözdür.

Kuzey Kürdistan’da on yıllarca Selanikli Kemal Ümmetinin zulme dayanan siyasal şekillenmesinde ortaya çıkan bir insan manzarasının Kürdlere faydası olamaz. İlan edilecek Kürdistan devletine karşı durmaları belki Kürdistan için hayırlı olacaktır. Bu konuyu fazla kaşımak doğru değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemi, Ekim Devrimine muhalif Avrupa’nın faşist dönemine rastlıyor.

Avrupa uydusu Türkiye’nin kurucu partisi CHP diktatörleri dediğimiz 1. Adam ve 2.Adam döneminde Kemalizm namıyla Avrupalıların nasyonal sosyalizm dedikleri  faşizm zulmünü doya doya yaşadı.

Türkiye’nin müttefikleri olan faşist devletler dünyaya kafa tuttular ve ikinci dünya savaşında yenildiler. Bu yenilgi Nazi hayranı CHP’yi dünyanın gözünden düşürürken Türkiye’de artık hileli seçim galibi de olamadı.

TC devleti yeni bir sürece girdi. Avrupa ülkeleri kendi nazi hareketlerini ve bunlara bağlı Gladyo’yu tasfiye ederken, Türkiye’nin iktidar partisi Ak Parti Türk Gladyosu dediğimiz Ergenekon kadrolarıyla bir bir görüşerek onlarla Gladyoyu yeniden teşkilatlandırdı.

Referandum bir nevi yeni Ergenekon Terör Örgütünü kendi iç politikalarına uyarlayarak yeniden inşa etmeye yönelikti. Hayır çoğunluğu Kenan Evrenin askeri anayasası meşru hale getirilecekti.

Referandum iptal edilmezse gerici Recep diktatörlüğüne yeni bir biçim verilerek TC’nin nazi sistemi daha muhafazakar duruma gelecektir.

Demokraside üfürükçülerin de kendini ifade etme hakkı olduğunu iddia eden gericilerin inşa edecekleri diktatörlük daha komik duruma gelerek komedide Türk edebiyatına büyük katkılar sunacaktır!

Diktatörlük Kürd ve Türk Kemalistlerin tekelindedir ama üfürükçüler de diktatörlüğün tadını alsınlar. Hep birlikte kardeşçesine dünya ucubesi diktatörlüğün tadını çıkarılacaktır.

Her kes tek adam denen uzun korkuluktan korkuyor. Müslüman Türkiye gericileri tekçilik çamurundan bir korkunç sırık gibi Şaban oğlu Tanrı Recep yaratmışlar. Korkuluk olarak yaratılan tanrı şirkler korkunç sonuçlara neden olacak, yaşamı karanlık bir mezarlığa çevirecektir.

Bir tek adamdan korkan tekçi insanlar her zaman tek adam korkuluklarını yaratırlar. HAYIR cephesi çoğunluğu yaratsaydı aynı şekilde geleneksel Kemalist korkuluklara devam edilecekti.

Sadece gerici tek sırıkçı Müslüman Türkler değil, Hakan Fidan’ın başarısı olarak ifade ettiğimiz Kürdlerin Türkiyelilik Stratejik Politikası da TC devletinin tekçilik stratejinin Kürdlere uygulanmasıdır.

Kürd milli sorununu ıskalayıp üfürükçü Müslüman Türklerin sorunlarıyla ilgilenme işgüzarlığının komik durumundan başka derin TC devletinin başarısı olarak kabul etmeliyiz.

Türkiyelilik siyasal paradigması üzerinde planlanan TC Kemalist işbirliği stratejisinin mimarı olan Kürd unsurlar da Kürdlerin asimilasyonunun uzan bir sürece yayarak gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.

RETÖ Teröristbaşı diktatör Recep Tayyip Erdoğan dünyanın nefretini kazanmaya devam ediyor. Terör kötü insanın en iğrenç amelidir. Rabbimiz XWEDA insanları terör belasından korusun.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TÜRKİYE’DE NASYONAL SOL (NAZİ) HAREKETİ

Posted by kaniyasor 19 Nisan 2017

Kani Yado – 19.04.2017:k.y.

Almanya’da Hitler’in liderliğinde dünyayı büyük tehlikelerle karşı karşıya getiren Almanya Nazi Hareketi’nin benzeri hatta bu harekete ilham kaynağı olan CHP, Anadolu’yu kasıp kavuruyordu.

Herhangi bir konuda olduğu gibi Türkiye’nin son siyasal gelişmelerini doğru tahlil etmek için Türkiye’deki siyasal durumunun sebep ve sonuç ilişkisini ortaya koyarak doğru sonuca ulaşmak zorundayız.

Doğru siyasal tahlile göre, iktidar partisi Ak Parti,  ganimetçi Osmanlı İslamcı geleneğine sahiptir. Muhalefet ise Birinci Paylaşım döneminde Anadolu’yu talan eden İttihat ve Terakki siyasal geleneğine sahiptir.

İttihat ve Terakki Fırkası Cumhuriyet döneminde isim değiştirerek CHP ismiyle iki dünya  savaşı arasındaki dönemde bir nasyonal sol (Nazi) hareketi olarak yerini aldığını görüyoruz.

Bu ittihatçılar Kürd toplumunu aldatarak hala devam eden bir dinamizmle  Kemalistlerin kuyruğuna takılmasını sağladılar.

Türk Nazi Hareketi olarak da adlandırabileceğimiz CHP kendini feshedip sosyal demokrat bir programla siyasal sahneye çıkmadıkça bu iç siyasal denge bu şekilde devam edecektir.

Toplum CHP denen korkuluktan çekindiği için Ak Parti barınaklarına kaçıyor. Bunun ispatı Ecevit dönemidir. Ecevit bir sosyal demokrattı,CHP’yi sosyal demokrat bir partiye dönüştürmek istiyordu.

Toplum o zaman da muhafazakardı. Toplum CHP’yi TSK paşalarından kurtardığı nedeniyle Ecevit’i “Karaoğlan” yaptı.

Toplum bu mesajı verirken TC derin devleti, sosyal demokrasiden korunmak için Türkiye’de mal darlığı yaratarak ilk tedbirlerini aldılar ve  daha sonra yavaş yavaş Ecevit’in canını aldılar.

TSK’nın bünyesinde yuvalanan derin devlet  1970’lerde Kürdlerden ve Türklerden oluşan bir sürü paravan örgütler oluşturdular.

Türkiye’yi Türk Silahlı Kuvvetlerine muhtaç bir duruma getirmek için 1980 başlarında Kürdleri  NATO üyesi Türkiye’ye karşı savaştırıp terör görüntüsü vermek için Genel Kurmay derinlikli plan ve programlar uyguladılar.

Bu süreç çok kanlı geçti. Kürd düşmanlığı yaratılarak karşıtlığında tüm Anadolu halklarının desteğini alarak askıda kalan Türk kimliğini pekiştirdiler. Daha sonra dünya Sovyetler Birliğinin dağılma sürecini yaşarken TC’nin oyununa gelen Kürdlerin sayesinde Türkiye ayakta kalmayı başardı.

Kılıçtaroğu yeterli bir lider olsa ne fark eder? CHP Türk NAZİ hareketidir. MHP O’ndan kopan muhafazakar kanadıdır. Kürdlerin ve anti faşist diğer halkların CHP’den ne beklentileri olabilir?

CHP kendini feshedip sosyal demokrat bir parti olarak yeniden yapılanmazsa faşist karakteriyle kalacaktır. Naziler İslam faşistleriyle barışık olabilirler. Recep Tayyip’i siyasal alana çeken CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dı.

Türk NAZİ hareketi olan CHP Ecevit tarafından sosyal demokrat bir partiye dönüştürülmek istendi ama başarılamadı.

Kemal Kılıçdaroğlu da başaramayacak. Muhafazakar toplum NAZİ hareketinden kaçarak AKP barınaklarına kaçıyorlar. İvedilikle CHP kendini feshedip sosyal demokrat bir yapılanmaya gitmelidir ve böylece Paşaları CHP’den kovan Ecevit çıkışı gibi ilgi odağı olmak zorundadır.

Bu süreçte Kemalist Nazizm’in İslam faşizmi tarafından yenilgiye uğratılmasından sonra örgütlenme olanaklarının doğup doğmayacağını henüz bilmiyoruz. Bu kadar yozlaşmadan sonra nitelikli bir öncü gücün doğacağına ihtimal vermek büyük iyimserliktir.

Ak Parti iktidarı İslam faşizmini inşa ediyor. Muhalefet ise Türk Nazi hareketi ve onunla ittifak yapan yavrucuklarıdır.

Karşıtların niteliğine dikkat ettiğimizde TC’nin ne kadar karanlık olduğunu fark ederiz. TC toplumu kendine benzeterek ruhen katletmiştir. Bu katliam en derin etkisi olan bir katliamdır.

Türkiye sosyal demokrat yapılanmaya gitmek zorundadır. Kemal Kılıçdaroğlu şahsen tanıdığım çok iyi bir demokrattır. Lidere itirazım yok. Bu yapı kendini feshedip sosyal demokrat bir partiye dönüşmeli.

Ecevit Bey denediği zaman ben CHP’de aktif bir çalışandım. TSK Ecevit’in canını yavaş yavaş aldı ve bitirdi. Kemal Kılıçtaroğlu iyi bir Ecevitçiydi. Bu çizgide yürümesine izin verilmiyor.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KURULUŞU TARTIŞMALI TÜRKİYE’NİN ŞAİBELİ REFERANDUMU

Posted by kaniyasor 16 Nisan 2017

k.y.Kani Yado – 15.04.2017:

Kuruluşu tartışmalı olan  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeni anayasa  referandumunda hangi sonucu almak istiyorsa Osmanlı oyununa başvurup  ayarı o şekilde yapacağını daha evvel belirtmiştik.

Biz devletin biçimlendirdiği siyasal fanatiklerin aksine EVET ve HAYIR denen tercihlerin hayırlılığını veya hayırsızlığını devlet güdümlü TC yeminli partilerin bakış açısıyla değerlendirmiyoruz.

TC tarafından hangi ayar verilmişse sonuçta verilen ayar istenen sonuca ulaşacaktır. TC devletinin çok ince ve çapraz politikaları vardır. Kendi vatandaşını hep ters köşeye yatırır.

Boykotun bir tercih sayılması bu koşullarda mümkün değildi. Boykot, tüm muhaliflerin birlikte aldığı tavırla ancak etkili olur ve anlamlı olurdu.

Toplumsal sözleşme olarak tanımladığımız anayasa tasarıları toplumsal mutabakatla meşru hale gelir.

Halkın vekilleri taslakta mutabakat sağladıktan sonra  halkın oyuna sunulması halinde meşru hale gelir. “Evet ve hayır” birlikte bir aşağı bir yukarı oyla referanduma  meşruiyet kazandırmaz.

Bu gerçek ortada iken, iki ucu boklu zalim sopa dediğimiz Kenan Evren’in eski askeri TC anayasası ve tek tanrılı gerici siyasetin yeni anayasa taslağını tercih etmek arasında fark kalmıyor.

Biri işkenceci Kenan Evren’in askeri diktatörlüğe aittir. Diğeri Ak Parti sivil iktidarının  cezaevlerindeki eski Türk Gladyosu dediğimiz Ergenekon’un Ak-Ergenekon terör örgütü ile anlaşarak meydana getirdiği ucube  tasarıdır.

Irkçılıkta sağı ve solu birbirine eşit olan toplumlarda olduğu gibi, Türkiyede Kürd meselesinde birbirinden farklı düşünmeyen sağ ve sol tercihinde EVET=HAYIR’dır. Matematik mantığına göre sağ = sol olunca, evet=hayır olur. Yani X değer sol, Y değer sağ ise X=Y olur.

Diktatör Recep Tayyip, iki durumu da kendi işine yarıyan bir görevi zorunlu birliktelikle  yaşayan Türkiye halklarının önüne koydu.

Türkiye şimdi onunla zaman geçiriyor. Sonuçta X değeri Y değerine eşit olacak. Buna Osmanlı Oyunu desek isabetli olur.

Bu anayasa taslağı HAYIR duvarına çarpsaydı, üfürkçü faşist Hacı Recep diktatör kalmayacak mıydı?

Talimatlarla tutuklatan, talimatlarla yargılatan, talimatlarla yargıçlara karar aldıran diktatör Hacı Recep diktatör kalmaya devam edecek.

Türkiyenin coğunluğu kendi gerici çamurundan kendi diktatörlerini yaratma geleneğine sahiptir, diktatörlükten vazgeçemez.

Tek tanrılı siyasal tercihe sahip ırkçı Türk toplumu kendi çamurundan ürettiği diktatörüne demokrat olma şansı tanımaz. HAYIRcıların kazanması halinde de diktatörünü kendi çamur emellerinden yaratır.

Üfürükçü Recep’in çok maharetleri vardır. Şeytan’a bile üfürmüş. Başta eski genel kurmay başkanı olmak üzere Ergenekon artığı tüm serokları emrine aldı. Allah yolunda ganimet olarak çaldığı helal paranın kudretiyle her kese üfürüyor ve her kese iman pompalıyor!

Kim demiş hakaret hakkımız yok?

Ben her gün bu diktatöre “üfürükçü Recep ” diyorum. Kürdler ve Türkler  kendi diktatörlerinin karşısında secdede kalırken üfürükçü Recep’e diktatör deyişimiz adil olur kanaatindeyiz. Diktatörleri yaratama ve ona sevdalanma durumu Mustafa Kemal’in Türkiyesinde ortaya çıkan benzeşmedir.

Türkler kendi diktatörleri için iki takla Mehmet Metiner olurken, Kürdler kendi diktatörleri için bin takla atıyor. TC kudretli derin devleti her kesi birbirine benzer yaratmış maşallah!

TC devleti “ol!” dediğinde olunmuş, “öl!” dediğinde ölünmüş. Bu ne biçim sadakattir ya Rabbim!

Her şeyi anlıyoruz da, derin Kürdler ve TC devleti tarafından Selahattin Demirtaş’ın unutturulması ortamına neden seçmen sessiz kaldı?

Sanki bizim Selo yokmuş, sanki dünya tarafından takdir edilmemiş gibi. İnsan oyunlardan şüpheleniyor! Yoksa Rezil Recep Selo’nun yokluğunda mı kazanma şansı aradı?

Tek adama tapıcıların Recep’in tek adamlığına karşı çıkması sadece komedidir. Hayırcılardan ve evetçilerden tek bir diktatör sevdalısı olmayanı gösteremezsiniz. Siyasi ümmetin müminleri ya bu buna ya şuna secde ederler.

Barbar TC devletinin ve bu devletin yasalarına göre kurulmuş güdümlü Türk ve Kürd partilerinin Kürdlere getirisi yoktur, Kürdlere verdikleri acılar vardır. TC bir devlettir, bu konuda yatırımını yapmış, oyununu iyi oynuyor.

Bizim tek güvencemiz dünyanın uygar güçlerin vicdanıdır. TC son kozlarına kadar tüketti. Kürdistanın kaderini çağdaş güçler belirleyecek.

TC devleti istediği sonucu almak için gerekli ayarı verdi. Çoğunluğun HAYIR demesi halinde Recep Tayyip, Kenan Paşa gibi bir diktatör olacaktı.  EVET demesi halinde  Hızır Paşa gibi bir diktatör! Burada ehven-î şer yoktur.

Bu koşullarda partileri arkalarına alan Bekçi Murtaza tiplerinin kahrı çekilecek gibi değildir. Siyasi onbaşılar ise general pozundaydılar. Halk bu şabanlara karşı korunmak için öz güvenlik sorunlarını çözmelidirler .

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

YA ÇAĞDAŞ KURDİSTAN YA HİÇ!

Posted by kaniyasor 12 Nisan 2017

k.y.Kani Yado – 12.04.2017:
Asırlarca çöl barbarlarına tutsak düşen Kürdler için çöl vahşet yaşam biçiminden uzak tertemiz bir milli devlet gerekir. TC yeminli Kürdlerin aksine, Kurdler ulus-devlet ile yok olmaktan kurtulacaklardır.
Temiz toplum, ulus-devlet yapılanması üzerinde tekamül ederek inşa edilir. Bu güne kadar çöl cahiliye ümmetinin hizmetinde şaklabanlık yapan gerici unsurlar zihniyet temizliği İster mi?
Din istismarı ne kadar işin içine girerse o kadar karanlıklar çöker. Kurdlerin kendi kökleri üzerinde uygar dünyaya entegre olması için bölgenin çöl geleneksel kirliliğinden uzaklaşması gerekiyor.
Ak Parti musibetinden ders çıkarmalıyız. Yeteri kadar çöl karanlığından nasibi almış baş belası din devletleri vardır.
Bölgenin gerici devletleri, dünya insanlığı için büyük sorun teşkil eden durumuyla şimdi yaşanan 3. Dünya Savaşı’nın sebebidirler. Yeter ki devletimiz olsun” nasıl olursa olsun” anlayışı sakat bir anlayıştır.
Kurdistan çoğulcu, özgürlükçü ve laik bir devlet olmayacaksa diğer tüm gerici devletlerle beraber batsın! Dünya daha fazlasını kaldıramaz!
Dünyada insanlıkla uyum sağlayan tek bir erdemli İslam devleti var mı? Bir tane daha mı ekleyelim?
Dincilerin/cincilerin bütün devletlerinin hepsi dünya ucubesi. Ya temiz bir devlet ya hiç. Temizlik ulusal mutluluğun garantisidir.
Bölgede Kürdistan’dan daha fazla öne çıkan ulus yoktur. Biz sıfırdan yükseldik, gelişmemiz daha muhteşem olacaktır.
TC, Kürdlerin parlayacak geleceklerini gördüğü için Kürdleri Kürdlere karşı kullanarak gelişmenin önünü kesmeye çalışıyor.
Korkunun ecele faydası yok, laik Kurdistan Cumhuriyet inşası hızla devam ediyor ve devlet ilan edilecektir.
21 Eylülde gerçekleşecek Kerkuk referandumu Kürdistan’ın devletleşmesinin önemli adımlarından biridir.
Rezil TC’nin rezil Ak Parti iktidarı Türk toplumundan destek almak için önce Kürd şehirlerini yakıp yıkma gerekçesini yarattı. Bu gerekçeyi yarattıktan sonra katliamı gerçekleştirdi. TC’nin bu kararında işbirlikçi Kürdlerin rolü olduğu için dünya ve Kürd toplumu seyirci kaldı.
Dünya bölgenin despot önderlikler yüzünden 3. Dünya Savaşı’na sürüklendi. Daha fazla acılara dayanamıyoruz. İnsanlar liderleri tabulaştırarak düşkünlüğe sürükleniyorlar. Bağımsızlığa ve özgürlüğe doğru koşan bir ulus tabulara tutsak düşmekle özgürlüğe ve bağımsızlığa ulaşamaz.
Anadoluyu işgal eden barbarların günümüzdeki nesilleri sağıyla, soluyla, dincisiyle, cincisiyle Anadolu’yu yaşanmaz hale getirdikleri yetmiyormuş gibi, Kürdistana da göz koymuşlar.
Kürdler devletleşme aşamasında Arapların ve Türklerin dini ve siyasi karanlıklarından kurtulmayı esas aldıklarında dünya tarafından anlamlı görülecektir. Aksi durumda dünyanın yeni bir baş belasına ihtiyacı yok!
Barbarlar işgal ettikleri Anadolu’da bu kadim toprakların yerlileriymiş gibi utanmadan nara atarken, biz kendi ülkemizin Kerkuk kentinde kalbimizin resmini çizerken barbar TC ve barbar Arap devletleri kıyameti koparıyorlar!
Dünya bu barbar ve gerici unsurlardan kurtulmadan barış içinde bir arada yaşamın koşulları oluşamayacaktır.
Dileğimiz daha beteriyle karşılaşmamak. Kürdistan’ın devletleşmesine bir adım kala tüm şer güçleri pusudan çıkacak.
Kürdistan’ın devletleşmesini engelleme görevini icra etmekle meşgul olan işbirlikçi Kürdler ya Kürd ulusal güçleriyle birlik olurlar ya da TC devleti saflarına geçip Kürdlere karşı açıktan savaşırlar. Çünkü başka seçenekleri yoktur.
İslamcı Kürdler IŞİD’e katılamayacaklarına göre şimdilik Kürd milli hareketleri için milli saflarda kalacaklardır.
Kürdistan’ın geleceği için potansiyel tehlike teşkil edecek olan ve Arap inançsal kültürünü yaşayan ümmetçi Kürdler dengelerin değişmesiyle birlikte eskiden oynanan oyunların tekrarında İslam kardeşliği demagojisiyle gerici güçlerin denetimine girebilirler.
Türkiye’deki tüm siyasal ve dinsel kurumlaşmalar TC derin yapısının stratejisine göre yönlendirilmişlerdir. Biz TC’nin yönlendirmesindeki Kürdlerin bakış açılarını ciddiye alamayız.
Kürd ulusunu yok sayan Kemalist, ırkçı, İslamcı bir toplumla oluşturulan Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal yaşamında muhalefet yoktur. Türkiye’de her kes tek çizgiye oturtulmuştur!
İktidar olan ırkçı gerici zihniyetle örülen siyasette iç çatışmaların varlığı muhalefetin varlığı anlamına gelmiyor. Muhalefetsizlik çözümsüzlüğü üretti, çözümsüzlük Kemalist sistemin sonunu hazırlayacaktır.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

YER ALMADIĞIMIZ ANAYASA İÇİN REFERANDUMA KATILMAK!

Posted by kaniyasor 7 Nisan 2017

k.y.Kani Yado – 07.04.2017

Yönlendirilme sonucunda ortaya çıkan Türkiyelilik politikası bağımlılığı gereği Kendini Türk veya Türkiyeli hisseden Kürdler ve diğer vatandaşlar için referandumda BOYKOT, HAYIR ve EVET demek zorunluluk oluyor.

Referandum süreciyle vatan kurtaran Şabanlar siyasetin heyecanından fırtına gibi esiyorlar!

Emir derinliklerden gelince emir demiri keser ve koşa koşa sandık başına varacaklar…Elbette ağa için rant, züğürt için çene!

Tamtamlar içinde HAYIR’a ve EVET’e doğru koşacaklar. İşkenceci katil faşist Kenan Evren’in anayasasının üstüne atlayan HAYIR’cılar ile  faşist Recep Paşa’nın yeni anayasa taslağını okumadan sahip çıkan EVET’çiler kıran kırana!

Manzaraya bakın manzaraya!

Vatan kurtaran Şabanlar Kenan Paşa’nin faşist anayasası veya  Recep Paşa’nın faşist anayasa taslağıyla mı Türkiye’yi demokratikleştirecekler?

Türkiye’nin demokratikleşmesi sorunu Kürdlerin sorunu değildir. Esir bir halk her koşulda esirdir.

Bizim ulusal sorunumuz vardır. Türk devleti, Türk solu veya sağı tarafından kullanılmak insana şan/şeref katmaz.

TC, yönlendirdiği Kürdleri korkuluk olarak Türklerin önüne atıyor ve böyle bir taktikle Türk toplumunu AKP’nin kucağına oturtuyor.  İşte geçmişte de her zaman siyaset böyle devam etmiş.

Türk toplumu bize düşman olabilir ama bu toplumu üfürükçülerin, dincilerin, cincilerin kucağına atmak büyük suçtur.

Bu koşullarda yozlaşmak, asimile olmak şeklinde Kürdler cezalanıyor. TC’nin en üst derecede korumasında olan yönlendirme merkezleri topluma hesap vermezler.

Türkiye’yi komşu olarak tanıma hakkımız vardır ama başımıza taş olan anayasasının evetine ve hayırına karışma hakkımız yoktur, çünkü biz kendimizi Kürd olarak tanımlıyoruz.

Kürdler, kullanılmaktan vaz geçse, Türklerin burunlarının önünde bir korkuluk olmaktan çekilse, Türk toplumu AK PARTİ’yi desteklemekten vaz geçer. Burada görülüyor ki, Kürdler bir korkuluk olarak gösterilerek Türk toplumu faşistlerin kucağına atılmış her zaman.

Bu ne korkunç  derin politika! Kürdlerden Türklerin birliğini desteklemeyi beklenmemeli. Halklar arasında daha sağlam dostluklar için Kürdlerin, diğer halkların Recep’in  önüne atılmasına neden olmaması gerekiyor.

Kürdlerin anayasal ortaklık sözleşmesinde yeri olmadığı koşullarda demokratik anayasalara da ilgi duymayız.

Türk olup HAYIR demeyenlerin Kürd dostluğu da olmaz. TC Kürdleri korkuluk olarak Türklerin burunlarının önüne sürerek Türk toplumunun AKP’nin kucağına atlamasını sağladı.

Kürdlerin kullanılması bize acı veriyor. Türkiye, dünyanın tepkisinden çekindiği için topyekün soykırım yerine Kürdleri düşük yoğunlukta soykırımdan geçirme stratejisine sahiptir. Kimini infazlarla, kimini düşmana yem olarak atılarak, kimini bombalanan Kürd şehirlerinin enkazları altında kalmasını sağlayarak, kimini Türkiyelileştirip asimile ederek…

Anadolu yerlilerinin kanı üzerinde yaşam kuran devşirme toplumun dincisi, solu, sağı, üçkâğıtçısı, üfürkçüsü… her kes Kürdler hakkında farklı düşünmez. Esareti kabul etmek koşuluyla kardeş kalırlar. Esareti kabul etmeyen Kürdleri milliyetçilikle suçlayıp düşman sayarlar. Yani milliyetçiliği de kendi tekellerine almışlar.

Kendileri ırkçı temelde milliyetçilik yaparken Kürdlerin meşru haklarından bahsetmemizi suçlarlar.

İşte buna dünya ucubesi talancıların ortak karakteridir. Araplar da esareti ret eden Kürdlere tamamıyla düşman oldular.

Artık ümmet kardeşliğinden bile bahsetmiyorlar. Türk ve Arap devletlerinin esaretinden uzaklaştıkça insanlıkla ortaklaşmayla sonuçlanacaktır.

Kürdlerin tüm dünya dost ve müttefikleri, Kürdlerin Kürdistan için mücadele etmelerini  sağlamak için destekleyebileceklerini açık açık söylüyor.

Sanırım Kürdler bundan sonra Türkiye ile değil, Kürdlerin müttefik güçleriyle birlikte olmayı kabul edecekler ve Kürd ulusunun kaderini belirlemek için evrensel haklardan yararlanmayı düşünebileceklerdir..

TC’nin evetlerinden, hayırlardan Kürdlere hayır gelmez. Bunlar Ankara üzerinden Selanik yolcularıdırlar.

Evet- Hayır kavgası dayı-yeğen kavgasıdır, biz araya girmeyelim. Komşumuz Türkiye’nin iç işlerine karışmamak iyi komşuluk görevidir. Biz yarın yüzyüze bakacağız.

Konuştuğumuz tüm sol, sağ ve dinci Türkler sanki bir kalıptan çıkmışlar. Hepsinin söylemi Kürd meselesinde aynıdır. Hepsi kardeş kazığı atmak için aynı söyleme sahiptir. Kürdlere de benzer söylemleri söyletiyorlar. Karanlık kapılar ardında ne konuşulmuş, ne kararlar alınmış bilmiyoruz ama dışa yansıma ile fark ediyoruz.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KÜRDLER ULUS DEVLETLE ÇAĞDAŞLAŞACAKTIR

Posted by kaniyasor 2 Nisan 2017

k.y.Kani Yado . 02.04.2017

Suudi Yarımadasının çöl barbarlığı ve  Orta Asya çöl barbarlarının istilalarıyla ulusal özellikleri erozyona uğrayan Mezopotamyalı milletler çöl geriliğinin zihniyetiyle asırlardır dünyanın başına bela olan bir durum hasıl oldu.

Çöl geriliği Romalılar üzerinden Avrupa’yı Hıristiyan Katolik şeriat istibdadıyla istila ederken Avrupa’da Yüz Yıl Savaşları’yla insanlığa milyonlarca insanın ölümüne neden olurken, Mekke üzerinden günümüzdeki İslam ülkelerini çöl gerici zihniyetine sürükleyerek günümüzdeki felaketlerin habercisi oldu.

Günümüzde hala bu talihsizliğin yansıması olan siyasal kirlenmelerle  Kürdler bölgedeki rolünü oynamakta zorlanıyor.

Kuzey Kürdistan bölgesi Kemalizm çıkmazında debeleniyor. Kürdleri demokratikleşme oyunlarıyla yönlendiren Türkiyelilik politik tercihidir. Osmanlının eski hükümranlık sahasında konfederal yapılanma paradigması da TC’nın Misak-i Milli stratejik hedefidir.

Ulus devlet, sosyolojik bir süreçtir. İslam ülkeleri ulus devlet değildirler. Yani geri çöl cemaatçilikle günümüze kadar devletleşemeden ucube cemaatler halinde bir ilkel sömürü alanlarını oluşturmuşlar.

Bu ilkel cemaatler toplumu yönlendiriyor. Bu yüzden evrim kazasına uğradılar. Taş kesilip kaldılar. Bu taşlaşma 3. Dünya savaşına neden oldu. Kürdler ulus devlet olmazlarsa ilkel çöl cemaatleri gibi parazitlerin, dincilerin, cincilerin cemaatleri olarak kalırlar.

Bütün politik oyunlar Kürdlerin devletleşmemesine odaklanmıştır. Bölünme korkusunu yaratarak insanlar aldatılıyor.

Oysa, dünyada en gelişmiş devletleri bölünen devletlerdir. Farklılıklara göre ya ABD gibi birleşik devletler, ya kantonlar şeklinde İsviçre misali oluşumlar yada Almanya ve İngiltere gibi bölünmüş devletlerdir.

Biz Kürdler olarak  geri çöl vahşilerinden çok çektik. Bu saatten sonra Kürdler geri ümmet birliklerine katılmazlar. Kürdistan ulus devlet olarak dünya çağdaş devletler arasında yerini alırken hayırlı bir kopuş yaşayacağız. Bu kopuş Ortadoğu Rönesına da neden olacak diye düşünüyoruz.

Halihazırda dünyada bir Müslüman devlet yoktur, sınırları çekilmiş ilkel cemaat oluşumları vardır. Kendi karanlıklarında parazit yaşamı esas alarak, İnsanlara yalan üreterek yerlerinde sayıyorlar!

Mezopotamya güneşinden korkuyorlar,  ilmî ışık gördüklerinde cemaat mağaralarında saklanıyorlar.

Ulus devlet olmanın sosyolojik nedenleri olur. Mesela Roma Hıristiyan şeriat imparatorluğuna karşı verilen ve uzun süren savaştan sonra Avrupa’da milli devletler kuruldu ve Avrupalılar insanlıkla tanıştılar.

Din birlikleri, askeri birliklerle oluşan çeteler sadece dünya terör vakaları olarak değerlendiriliyor.

Rabbimiz dünya insanlığını bu karanlıklardan korusun.Eli kana bulaşmış her kes bu bölgede döktüğü kanın bedelini bir şekilde ödeyecek. Her eli kanlı birey, ceza olarak erdemli bir insan olacak. Gericiler için bundan daha ağır ceza yoktur.. İnsan olmak o kadar kolay değildir. Avrupa’da Katolikler de insanlaşarak cezalarını çekmediler mi?

Biz artık Kürdistan’ın devlet ilanına şahit olacağız. Bu bir doğumdur. Kurdistan Kuzey Suriye ile birleşerek Akdeniz’e açılacak.

TC Milli Güvenlik Kurulu, Kürdistan Cumhuriyeti ile ekonomik çıkarlar sebebiyle iyi ilişkilerin geliştirilmesi için tavsiye kararı alacak.

Biz müneccim değiliz ama Perşembe’nin geleceği Çarşamba’dan dolayı bellidir. Türkiye ile Kürdistan Cumhuriyeti iyi komşular olarak geçinip gidecekler. Neden olmasın? Komşu değil miyiz?

Kürdistan süper güçlere katılacağı zaman Türkiye’nin ne zararı olur? Tam tersine bölgece çağdaşlığın bir ayağı daha zuhur eder.

TC devleti, Kürtlerin kendi kaderlerini belirleme hakkını kullanamamaları için bölgedeki gerici güçleri silahlandırırken, dünya için büyük bir tehlike oluşturduğuna şahit olduk. İhtiraslar yüzünden mağlubiyetlerle sonuçlanan bu durum TC’nin tarihteki karanlık yerini tescil etti!

Türkiye işlediği suçun bedelini bir şekilde ödeyecektir. Kürdler ise, uygar dünyaya karşı dostluk elini uzatırken, Kürdistan’ın devletleşmesine engel teşkil eden TC ile tüm sübjektif derin bağlantılarının koparılması için ciddi bir uğraşı vermek zorundadırlar.

Kürdistan’ın kadim şehri Kerkük’te Kürdistan bayrağına bile tahammül etmeyen ırkçı gerici din istismarcısı Araplara ve Türklere  kardeş halk demenin bir anlamı kalmadı.

Türkler sağıyla, soluyla, dincisi/cincisiyle ortak vatan için bizi örgütlemeye yeltenmeleri boşuna olan bir çabadır.

İşgal ettikleri yerler yetmiyormuş gibi Kürdistan’ı içine alan ortak vatan oluşturma kurnazlığı çok gülünç görünüyor.

Bu kadar açgözlülük eldeki avuçta olanın da kaybedilmesine neden olabilir diye düşünüyoruz, ne dersiniz?

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »