kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

Archive for Eylül 2017

DÜNYADA BÖLÜNEN ÜLKELER GÜÇLENDİLER

Posted by kaniyasor 29 Eylül 2017

k.y.Kani Yado – 29.09.2017:

Türkiyedeki tüm sol ve sağ gericiler pervasızca iğrenç demagojilerle bölücülüğe karşı en bağnaz biçimde savaş açmışlar. Oysa Türkiye bölünmedikçe gelişemeyecektir. Devlet Kürd düşmanlığını yaparken Türk toplumunu ahlaken çökertip dünyaya ters düşürmekten çekinmedi.

Her bölge kendi yükünü kendisi taşımalıdır. Türkiye, Almanya gibi özerk yerel yönetimler ve ayaletlere bölünseydi Avrupanın seviyesini yakalardı. Türkler, Kürtlere takıntılı kalmışlardır.

Bir anlamda Türkler Kürdlerin yükünü omuzlamışlar. Devletin ürettiği terör ile politika yaptılar. TC devletinin ve Türk toplumunun Kürd düşmanlığı kendilerini hem ekonik ve hem de ahlaki yönden vurdu.

Federal Almanya’da toplum zengindir. Devlet tasfiye edildi ve tüm il ve ilçelerde sadece bir sekreterlik ile temsil ediliyor. Devleti sembolik olarak temsil edenler seçilenlerin amiri değildir.

Yerel idareler tüm yetkilere sahiptirler. Avrupadaki krallıklarda ise krallar sembolik olarak devleti temsil ediyorlar. Demokrasi böyle bir şeydir..Gelişmiş ülkeler bölündüğü için süper güç oldular.

ABD 51 birleşik devletten ibarettir. Bu bölünme durumuna kimse bölücülük demediği halde, neden Türkiyedeki siyasi ucubelik hep bölünme korkusunu topluma empoze ettiklerini bilmemek mümkün değildir.

Federal Almanya çok sayıda federal hükümetlerden müteşekkildir. Kimse bölücülükten bahsetmiyor. Türkiyenin siyasasal muhterisleri sürekli bölünme ile kendi vatandaşlarını korkutuyor.

Türkiye federal bir devlet olamaz mı? Olsa kıyamet kopmaz ama siyasi sapıkların maskesi düşer. Bölünen tüm ülkeler süper devlet oldular. Ankarada bir Kürd bayanın Türk mezarlığında gömülmesine tahammül edemeyen katiller güruhuyla nasıl yaşayabiliriz?

Barbar toplumlarla birlikte yaşam koşulları olgunlaşmadığı zaman Kürdlerin kendi kaderlerini ayrılmaktan yana kullanmalıdırlar.

Kuzey Kurdistan şimdilik TC derin devletinin güdümündeki işbirlkçi aktörler aracılığızla TC uydu bölgesi olarak yönetiliyor! Güneyle Kuzey arasında Çin Seddi inşa edilmiş. Bu sorun ancak tüm dünya uygar ülkelerinin tercihi ve  ortak iradesiyle çözülür.

Şimdilik Türkiye’nin IŞİD’e yardım yolunu kesmek için Başur ile Rojava önemlidir. Öncelikle Kürdlerin Arap milliyetçiliğinden başka bir anlama gelmeyen ümmetçilerin tahribatlarını engellemek önemlidir.

Dünya bizi çöl kültürüyle kaynaşan yaşam biçimimizle kabul etmez. Araplarla ruh ikizi olmuş Kürdleri ve Türkleri dünya taşıyamıyor. Kürdler için fırsattır. Hepimiz rehabiliyasyona başvuralım.

Kürdler devletleşmede geciktiği için bu muameleye maruz kalıyor. Din kardeşliği ve derin TC projesi olan ortak vatan zırvaları devam ederken, bu zulümler boyutlanıp büyüyor. Bir milletin savunma gücü olan devleti yoksa namusunu, şerefini de koruyacak gücü olmaz. O zaman devleti olmayan uluslara hiç de güzel olmayan bir vasıfla isimlendirilir.

Türkiyede, Diyanet İşlerinden Sorumlu Devlet bakanı, Diyanet İşleri Başkanlığı, bakanlar, milletvekilleri, belediye Başkanları, hakimler ve savcılar bu durumda hepsi fiilen devlet memurudurlar.

Kapıkulluğunu dayatıldığı bir faşist ülkede yaşamanın ne denli zor olduğu ortadadır. Şimdi ölen insanlarımızın mezarlarına bile saldırıyorlar. Bu denli yamyamlaşmış bir millet için sözün bittiği noktadayız. Biz artık bu durumda Türklerle birlikte yaşayamaz bir sürece girdik

Kürd sorunu uluslararasılaştı. Uygar ülkelerin iradesi belirleyicidir. Önemli olan Kürdlerin çöl kirli kültüründen arınıp uygar ülkelerle uyumlu olmasıdır. Uygar ülkelerin çekinceleri budur.

İnsanı insan olarak görüp ortaklaşmak istiyorlar. Çöl vahşet kültürüyle şekl û şemali bozulmuş Kürdlerin Kürd sayılması mümkün değildir.

Bu dünya barbar çöl yaşamına terk edilmeyecek kadar insanlık için değerlidir. Sorun sadece mağdur Kürdlerin sorunu değil. Barbarlarla uygarların dünya çapındaki savaşıdır.

Barbarlar ile uygarların hesaplaşması yeni bir devrime kapıyı aralayacaktır. 2. Dünya savaşında hür dünya  nasyonal sosyalistlere karşı  hesaplaşma ile insanoğlu insan hakları alanında önemli adımlar attı.

Şimdi Çöl barbarları ile demokratik uygarlık arasındaki hesaplaşmanın sonuçlarının nasıl bir devrimsel olaya neden olacağını belki yakında göreceğiz, belki uzun yıllar sonra ortaya çıkar…

Reklamlar

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

GÜNEY KURDİSTAN REFERANDUMU VE BARBARLAR

Posted by kaniyasor 25 Eylül 2017

k.y.Kani Yado – 25.09.2017:

25 Eylül günü Kürd halkı bağımsızlık talebi için Referandum’a giderek Kurdistan’ın bağımsızlığına yüksek bir katılım ile onay verdi. İslamiyet’in ilanından kısa bir süre sonra talancı Mekke ordusunun Mezopotamya’yı işgal etmesinden günümüze kadar Kürdler işgalcilerin esareti altında yaşamağa mahkum oldu.

Bütün büyük dünya felaketlerini incelediğimizde barbar kavimler dini  mevzilere geçerek katliamlar gerçekleştirmişler.

Barbarların uygarlara karşı mücadele tarihi insanlık tarihi kadar eski olduğunu bir çok tarihi hadiseden dolayı biliyoruz.

Barbarların istilalarıyla darbelenen insanlık, her seferinde asırlarca gerileyebiliyor ve esaret koşullarında mağduriyeti yaşayabiliyor!

Hani Mezopotamya uygarlığı, hani Anadolu uygarlığı?

Orta Asya Göçleri hakkında da tarihi gerçekler sabittir. Bu akınların Anadolu ve Mezopotamya işgali de barbar kavimlerin akınları ismiyle tarihe düşmüş,  tüm bölge halkları bu akınlardan nasibini aldı.

Barbar akınları Avrupa’nın Balkanlar sahasını da çok mağdur etti. Mezopotamya ve Anadolu uygarlıkları barbar kavimlerin yarattığı karanlıkta perişan oldu. Bölgemizdeki cehalet ve dünyanın baş belası IŞİD bu durumun sonucu olduğunu söylersek yanlış olmaz.

IŞİD çöl faşist hareketi 3. Dünya savaşına neden oldu. Bu militarist şeriatçı güçler birliğinin başında CHP’nin derin-danışıklı işbirliğiyle Recep Tayyipçi Türkiye vardır.

Orta Asya barbar kavimleri Anadolu ve Mezopotamya ile insani açıdan ortaklaşmak için değil, talan ve katliam için geldiklerine göre icraatları da böyle olacaktır elbette!

Anadolu ve Mezopotamya, kendi asaletlerine dönmeleri için uygar dünya ile demokratik erdemler merkezli ittifak içinde olmaları zorunluluktur. Gericiliğe karşı ortak cephede kalmak zorundadır.

Gericilerin demokratik uygar ülkeleri emperyalist güç olarak değerlendirmesi ise daha farklı bir komedi. Oysa, demokratik uygarlık aşamasının temel noktası insan temel hak ve özgürlükleridir.

Çeşitli renklere giren gericilerin yaklaşımları dünya özgürlük mücadelelerini sabote ediyor.

Din sektörünün şeriat faşizmi uluslar arasılaştı. Bunlara karşı uygar toplumların verdiği mücadele de uluslar arasılaştı.

Barbarlar bize karşı sadece kılıç-kalkan kullanmadı. Bundan daha etkili din silahlarıyla ruh dünyamız katledildi veya esir alındı!

Talancı /istilacı barbar kavimler çeşitli beylikler oluşturarak yerlilere karşı kullandıkları din silahı hala etkilidir.

Selçuklular ve Osmanlılar isimlileriyle bölgede hakimiyet kuran bu barbar kavimlerin şeriat yönetimiyle asırlarca bölge haklarının manevi dünyalarını karanlık korkuluklar mezarlığına çevirdiler.

Biz 14 asırdır çöl zihniyeti taşıyan gerici devletlerin misyonerleri tarafından uyutulduk. Şimdi TC misyonerlerine esir düşmemiz katmerli tutsaklıktır. Ruh tutsaklığı insanı insanlıktan çıkarıyor.

Yeryüzünde yaşayan kaç Kürd ve diğer Müslüman halkların insanları çöl gerici vahşilerin ruh tutsaklığına mahkum olmadı?

Çöl vahşileri dinsel tabu olarak korkuluklarını yüreğimize indirmiş, bizi Arap çöl korkuluklarla dolu mezarlığa çevirmişler. Şimdi çağın değişen koşullarına uydurulan tabuları bize musallat oldu!

Ya o tabulara secdede kalacağız, ya özgürleşeceğiz! Biz özgürlüğü ve bağımsızlığı tercih ettik.

Özellikle çöl karanlığında biçimlenen tüm halklar Kürdlere karşı birlikte hareket ediyorlar. Bir Arabı, bir Türk’ü antropolojik laboratuara koyup incelediğimizde, farklı gömlekler giyen gericiler olduğu ortaya çıkıyor.

Türkler ve Araplar bizi kullandıkları zaman veya kullanamadıkları zaman da hiç bize dost olmadılar.

Ne çöl ümmeti ne de Kemalizm ümmeti bize dosttur. Kullanabildikleri kadar kullanırlar ve düşmanlıkları devam eder.

Bizi tutsak bir yaşama mahkûm etmek için, ümmet kardeşliği ve halkların kardeşliği zehrini bizi sürekli şırınga ediyorlar.

Kurdistan’ın devletleşmesi gündeme geldikten sonra camide, sokakta birlikte olduğunuz din kardeşimizin yüzü asılıyor.

Bakışları bize karşı değişen, sürekli “biz ayırım yapmayız” diyen Türk ve Arap komşularımızın bakışları her zaman kem bakışlardır.

Mimikleri şimdi bize karşı savaş açtı bile. Metropolde eriyip biten Kürdleri yeterli bulmuyorlar. Hepimizin Türkleşmesini veya Araplaşmasını bekliyorlar. Bunlar canavar değilse nedir?

Ölülerimizi bile mezardan çıkarıp atıyorlar. Bunlarla biz ne sokakta ne de mezarlıklarda bir arada yaşayamayız artık.

Rojava Başur ile birleştirilip Büyük Kürdistan ilanı gerçekleşecek, Türkiye havasını alacak.

Türkiye ile IŞİD arasında çelikten bir zırh oluşacak. Türkiye’yi bölgeden tecrit etmek Işid’in kesin yenilgisiyle sonuçlanır…

Biz zalim komşularımızın ablukasında zor koşullarda yaşıyoruz. Kendimizi savunmaya elverişli yaşam kalelerinin erdemlerinde savunacağız. Dünyanın bütün çirkinleri, kendini dünya güzeli olarak ilan ederken biz güzelliklerimizi görmezden gelmemeliyiz.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

BAĞIMSIZ KURDİSTAN BÖLGEYE İSTİKRAR GETİRECEKTİR

Posted by kaniyasor 20 Eylül 2017

k.y.Kani Yado – 20.09.2017:

Dünya, Müslüman şeriatçı şer güçlerinden tedirgin olurken, mağdur Kurdistan’ın bağımsızlığı gündeme geldi. İki bin yıldan beri Ortadoğu’nun ve dünyanın baş belası çöl barbarlığının din ve siyaset ideolojisi silahıyla bölge halklarına ve dünyaya maliyeti çok ağır oldu.

Şimdi aynı şekilde Kürdlere karşı düşmanca tavırların içinde olan barbar komşularımızın ablukasındayız. Din ve iman vasıtasıyla kılıcını bileyen müşrikler Kürdistan’a saldırmaya hazırlanıyor!

Kan ve gözyaşı koşullarında Kurdistan’ın dağlarında yaşamayı sürdüren Kürd ulusunun uygar müttefiklerimiz ile birlikte tarihi yeniden yazmak için yeni bir sürece doğru hızla sürüklendik.

Bölge coğrafyasının istikrarına katkı sunabilecek bağımsız Kurdistan ihtiyacı dünyanın gündemine girmiştir.

Uygar Dünya, barbar şeriatçı şer odaklarına karşı, Kürdlerin erdemli tavırlarına devam edebileceklerini umdukları takdirde büyük destek verecektir. Başta TC olmak üzere Kürd düşmanlarının tehdidi altında gerçekleşecek bağımsız Kurdistan devleti ilanı süreci başlayacaktır.

Belki de Irak ile birleşik devletler şeklinde devletleşme tercihi ağır basar. Amerika Birleşik devleleri olur da, Irak Birleşik Devletleri olmaz mı?

Arap yaşam ve inanç biçimiyle Kurdler  dünya üzerinde olumlu intiba bırakıp bırakmadığını henüz bilmiyoruz.

Kurdistanın bağımsız devlet olmasının güvencesi çöl vahşet inançlarından farklılaşmaktır.

Sanırım, dünya nezdinde sekular(laik) bağımsız  Demokratik Kurdistan statüsü Kürd toplumunun rüştünü garanti altına alıyor.

Bağımzsız devlet olmanın şartı tanınmaktır. Tanınmayan bir devlet Kuzey Kıbrıs devleti gibi dünyada komedi konusu olur.

Barbarlık adına, bütün Kürd düşmanı şahsiyet, kurum, parti ve devletler Kurdistanın bağımsızlığına karşı duruyorlar.

14 asır önce çöl barbarları Mezopotamya’yı işgal ederek dünyanın büyük bölümünü karanlıkta bıraktılar.

Mezopotamya asaletinin öncü gücü durumuna gelen Kürdistan bağımsızlığına kavuşarak, çöl karanlığına karşı caydırıcı bir güç olarak tarihin sahnessine tekrar çıkacaktır.

25 Eylül Referandumu Kurdistan’ın bağımsızlığına onay veren iradeden korkulması başlı başına korkunçtur!

Bağımsızlığın ilanı ise güçlü diplomasi gerektiren atılımlarla gerçekleşecektir. Bağımsız bir devlet olarak Birleşmiş Milletler’in bir üyesi olmak her Kürd bireyine moral katacaktır.

Çöl hurafeleriyle beyinleri çölleşmiş barbarlar dört koldan bizi çembere almışlar. Bağımsız Kurdistan onların maskelerini düşürecek. Bunlar Rabbimizin adına kitaplar yazmışlar, hurafeler uydurmuşlar.

Maskeleri düşecek diye Korkuyorlar ve saldırıyorlar!

Bizi kendilerine benzettiler olmadı.

Manevi dünyamıza kendi korkuluk tabularını indirdiler olmadı…

Bu sefer bizi ortadan kaldırmayı deneyecekler, o da olmayacak. Bundan ısrar ederlerse baaşların dünyanın taşları yağacak!

Kemalist ahmakların “bir Türk dünyaya bedeldir ” ırkçı faşist düşüncesi, Kürdistanın bağımsızlık konusunu küçümseyebilir ama tüm dünyanın dikkatleri Kürdistan’ın üzerine yoğunlaştı.

Kuzey Kurdistan’nı bu doymazlara teslim etmemiz halinde de bizden vaz geçeceklerini sanımıyoz. Başûrî Kurdistan’ı ve Rojavayı ve Rojhelat’ı da istiyorlar!

Galiba kavga büyüyecek ve uluslararası alana kayacak!

Her kes kendi kendine “acaba Kürdler kendi kendilerini yönetebilecek kudrete sahip mi?” diye akıllarından bir soru geçiriyorlar. Aslında bu kurgu askeri düdükle oturan ve kalkan Türklerin anlayışıdır.

Eski geleneksel takıntılı Kürdlerin yeni neslin önünde oluşturdukları barikatlar kalkarsa, Kurdistan’a hizmet edebilecek güçlü çağdaş öğeler vardır.

Çok sayıda bilim ödülü sahibi Nadir Nadirov da Kürdtür ve Kazakistan devlet müsteşarıdır. Bu insanımız çöl yaşam ve inanç biçimiyle alakalı olmadığı için Kürd kamuoyu nezdinde tanınmıyor.

Ülkede, Avrupa’da ve Amerika’da çağdaş eğitim görmüş yüz binlerce önemli Kürd şahsiyetler vardır. Bu şahsiyetler Türk-İslam gericiliğine saplanmadıkları için bu insanlarımızın önü kapatılmıştır.

Kürdistan, İran Şiî, Türkiye Kemalist ve Sünnî İslam tarafından üç cepheden kuşatılmıştır.

İlgili güçlerin devletleri örtülü ödeneklerle kendi çıkarlarını savunan parti ve kurumlar inşa ettikleri bilinen bir gerçektir. Milli bağımsızlık idealinde ortak noktada olmayışımız bu durumu daha iyi kanıtlıyor.

Aydınlığı kutsal sayan Kürdlerin bölgenin karanlıktan kurtulmasında başrolde olması Kürdleri onurlandıracaktır.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TANRI’NIN SERSEM HİNDİLERİ

Posted by kaniyasor 16 Eylül 2017

k.y.TANRI’NIN SERSEM HİNDİLERİ

Kani Yado -16.09.2017:

Biz bu makalemizin başlığını “Turkey” kelimesi ile kümeslerimizn sersem hindileri ile olan ilişkisini bildiğimiz için seçtik. Turkey kelimesi, İngilizce hindi anlamına geliyor. Recep Tayyip Paşa’nın paşalığı uygar ülkelerin nezdinde sersem hindi olarak sıfatlandırıldı.

Türkiye Cumhurdiktatörü Recep Tayyip Erdoğan Amerika’nın gündeminden düşmediği bu aylarda ‘hindi gibi sersem olma’ hali sık sık Amerika kamuoyu tarafından dile geliyor. Kimi kızıyor, kimi alay ediyor!

Biz günümüzün sorunlarını  tahlil etmeden önce, geçmişte aynı soruna temel oluşturan durumu gözden geçirmeliyiz.

İlkel Türk kavimleri, diğer toplumlar gibi, insan düşüncesinin gelişmediği dönemlerde devletin başını ilah olarak, başka bir deyimle Tanrı(Tengri) olarak görürlerdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın tabulaştırılması bu nedene dayandığını bilmemek mümkün değildir.

Tengri, Türk toplumunun Tanrı’sı olmadan önce de, “ol!” dediğinde oldu, “öl” dediğinde ölündü.

Tanrılar kendisi için kurban istediğinde, insanlar kendi çocuklarını kurban ettiler, kendi  tanrıları(Tengri’leri) için kendilerini yaktılar.

İradeleri asalak üst sınıf tarafından ellerinden alınmış maneviyatsız insanlar kendileri için TC tarafından atanan liderler için ölmeye hazır hale gelmişler zaten…

Toplum algısında “sizin tanrınız var, bizim yok mu?” şeklindeki sırtlarını güce dayatma talepleri gözden kaçmaz. Bu yüzden Yahudilerin Yahova’sı, İsa’nın babası Got, Arapların kadınlar hususunda bol kepçe ihsan sahibi Ellah’ı rekabet alanına düştüler.

Bu Tanrı Şirklerin yaratılışının altında farklı halkların korunma içgüdüsüyle sırtlarını kayaya dayama talebi vardır.

Beni İsrail kavminin resulullah Musa’sı ve Yahova’sı olur da Asurluların yetim İsa’sı ve İsa’nın babası Got olmaz mı?

Komşu Asur kavimlerinin Ellah babası olur da, Arapların rahman ve rahim olan Ellah’ı olmaz mı?

Tarihin sihirli bir diliminde, Orta Doğu çöl alanlarının bulunduğu sahalarda peygamberler enflasyonunun yaşandığı görülüyor. Doğu göçlerinin talancı yeteneklerini çöl talancılarıyla takviye etmeleri bu coğrafyayı daha da hareketlendirdi.

Neden bu coğrafya aynı zaman dilimde din ilanları patlaması yaşandı. Biz bu önemli konuya doğru açıklık getirmeliyiz.

Emeğin değer kazandığı zamandan beri insanlar tilki zihniyetli muhteris insanlara köle düştüler. O zamandan beri köleler köle sahiplerinin savaşçı köleleri, emek köleleri ve cariye olarak seks köleleri olmuşlardır.

İlkel komunal sistemden sonra şekillenip güçlenen bu sisteme biz köleci toplum sistemi diyoruz.

Bu sistemin ideolojisi olarak dinler de yerini almıştır. Türkiye’de Ak Parti iktidarının benimsediği tekçi sistem köleci toplum sisteminin günümüzdeki uygulama biçimi olarak değerlendirebiliriz.

Tüm diktatörlükler ilhamlarını bu sistemden alırlar. İdeolojik çalışma ile tek adam tabulaşabiliyor. Bu tekçiliğin sağda ve solda bir çok numuneleri vardır. Bu yapılanmaların hepsi köleci toplum sisteminde olduğu gibi savaşçılarını ideolojik doping ile alt sınıf ve tabakalardan devşirirler.

Roma köle ordusu, Osmanlı devşirme yeniçeri Bektaşi ordusu… bu orduların en ilginç olanlarıdır. Kölelerin sırtı sıvandıkça, cennette kadınlar ikram edildikçe savaş kabiliyetleri artıyor, daha renkli kahraman oluveriyorlar….

Dünya insanlığı, Ekim Devrimiyle toplumun köle sahiplerini alaşağı edip toplumsal iradeyi iktidarlaştırabileceğini ispatladı.

Daha sonra yeniden atak yapan egemen sınıf “nasyonal sosyalizm” taklidiyle yeniden ortaya çıktılar.

Biz etrafımıza baktığımızda sol veya sağ/dincilik/cincilik adına toplumsal iradeyi yeniden köleleştirip köleci toplum düzeni özlemi yeniden dillendirildiğini görüyoruz.

Liderlerin veya soyut durumların kapıkulluğu şeklinde kendini dayatan bu eskici zihniyet feodal toplum öncesinde yaşanan köleci toplum düzeninin özlemi olarak yeniden filizleniyor.

Eski olan her güç tarihin çarklarını geriye çevirir.

Kürdler, tarikatların kapıkulluğu olan gericiliği terk edip ulusal kimliği inanç kimliğin önüne geçirerek bölgede varlık iddiasında ısrarlıdır.

TC için yönlendirici güç olan taşeron siyasetlerin öncülüğünde gelişen oluşumlar Kürdlerin iradesini Türkiye lehine tutsak etmek çabasından vazgeçmeleri beklenmemelidir. Kürdler her koşulda bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyecektir.

Tanrısal mülkiyete dayanan dinlerin köleci toplum sisteminin günümüzdeki benzeri, kamusal mülkiyete dayanan sol diktatörlüklerle ile tekrar hayat bulması mümkün değildir. Bu dini ve siyasi sistemlerde insanlık onuru ve vicdanının ürünü olan demokrasi yoktur.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

KER KER E Çİ NÊR E Çİ MANKER E

Posted by kaniyasor 9 Eylül 2017

k.y.Kanî Yado – 10.09.2017

Xwadê rehmete xwe li ser Aziz Nesinê bêdin û bêîman bike, ser kertiya kerê Tirkan gelek pirtûk nivîsand.

Em jî, ser kertiya kerê Kurdan, mêraniya mêran dinivîsin. Lê ne ker ji kertiya xwe gavên xwe şûnda davêjin, ne jî mêr ji mêraniya xwe. Kerê nêr û mêrê camêr û mêrxwas bûne sosreta cîhanê û dibêjin “em şêrin, şêr şêr e, çi jin e çi mêr e”

Ê başe şêro!

Şêro şêro şêrê bindest! Şêr bi darîstanê şêre.

Bin bandora çeqel û rovî yên Ereb û Fars û Tirkan de şêrtî çawa dibe?

Kanê darîstan?

Kanê dewlet a Kurdistan?

Boy şêran darîstan, boy netewe ya Kurdan dewlet a serbixwe û azad pêwiste.

Kerên bindest bi hêrs guşkê xwe bilind kirin û der dora xwe temaşa kirin!

Serkerê keran, lingê xwe li erdê xist, dengê xwe bilind kir, toz û dûman rabû û erd hêjiya!

Bi hêrs û qêrîn got “yaşasın demokratik Türkiye, yaşasın halkların kardeşliği!”

Hemû hejal û dar û ber û çiyan, behr û nevalan hemberê ker û serkerê keran xeyidiyan û gotin”bijî Kurdîstan a serbixwe û azadî û demoqratî!”

Serên ser seran pewîste ku, hemberê bindestiyê be. Ser hene serserîne, ser hene serkerin, ser hene zikkerin.

Kes ne bêaqil e. Lê aqil mirov wezîr jî dike, rezîl jî dike. Mirov heye bi aqlê keran difikire, mirov heye bi aqlê mêran difikre. Xweda mirov bêrûmet neke!

Kî tev fikrê berjewendiya gelê xwe nebe, dibe xulamê neyaran, ango xulamên Tirk û Ereban.

Mirov azad nebe, her kes li mirov siwar dibe.

Ne ji gotinên nerm fam dikin ne ji gotinên wek kevirê hişk fam dikin. Bawerî ya wan ji nezaniyê ye, ol di dile wan de xof e.

Mirov derewîn be, dev wek kûna kera virikketî pir davê. Bi devê bêbext û derewîn û çavên kor berjewendiya dagirkeran kardixînin.

Mirov kurê kerê be, mirov bi kertiya xwe dikeve paşıla dijminê xwe.

Civak bi aqlê nezanan, bi ol ên çolê, bi şiklê barbariya Tirkan bimeşe, dawiya jiyana civak tarî dibe.

Mirovê çolê bêhişin. Ereb baweriya xwe ser çolê de bi navê  Ellah tînin, lê em nizanin  El îlah bi navê Ellah, xwarin û vexwerina wî çiye û çi dixwe çi vedixwe?

Ker bi kertiya mirov dikenin. Mirov kurê kerê be, mirov bi kertiya xwe dikeve paşıla dijminê xwe. Armanca  siyaseta kûr û veşartî de, tarîtî û daf heye.

Ker bi kertiya xwe ket bin barê dujminê xwe û bû êşa serê xwe. Ker dest kertiya xwe de ma, kûsî çû ser darê, ker dîsa kere…

Ker bi kertiya xwe, bindest be û  bi bindestiya xwe bextiyar be gotin diqede!

Her kes bizane ku, dujminê mirov, mirov bi xwe ye. Mirov nebe dujminê xwe, dujmintî ji holê ra dibe

Bi pêyv a dawiyê, civak bi aqlê keran, bi baweriya Ereban û bi barbariya Tirkan bimeşe jiyana mirov tarî nabe?

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

İNSANDA FAHİŞ EĞİLİM VE İKLİM

Posted by kaniyasor 5 Eylül 2017

k.y.Kani Yado – 05.09.2017

Biz insanlar ve diğer canlılar, yaşadığımız dünya üzerinde ve doğa-insan ilişkileri içinde biçimleniyoruz. Maddi dünyamız gibi ruhsal dünyamız da bu koşullarda biçim alıyor.

Çok eşlilik, doğal olmayan ilişkiler, kadını sadece seks kölesi olarak görme sapıklığı, insanda  normal olmayan ortamlarda biçimlenen kötü ahlakın eylemi olduğunu görüyoruz.

Sapıklığın soğuk ve ılıman ikliminde sıkça rastlanmadığı, bu ortamda yaşamın gerçeklerine pozitif açıdan bakıldığı görülüyor.

Sıcak alanlarda sapıklığın her türlüsüne sıkça rastlandığı, hatta sapıklığın cinsel fahiş ilişkileri çok eşlilik gibi bir yaşam biçimini doğurduğu iddia ediliyorsa, bunu insan ile doğa-iklim ilişkilerine bağlamak gerekir.

Canlılar yaşamlarını devam ettirmek için üzerinde yaşadığı toprak parçaları ile ilişkileri olduğu gibi, bu yaşam alanının normal iklim koşulları ile sağlıklı yaşam biçimine sahip olurlar.

İnsanın normal vücut ısısının çok üstünde ortaya çıkan iklim koşulları insanların maddi ve manevi dünyalarını olumsuz etkiler. Bu yüzden çöl sıcaklığında çok sayıda dinler ilan edilmiş hurafeler ortaya atılmıştır.

Suudi  Yarımadasında yalana dayalı binlerce dinlerin ortaya çıkması ve bu dinlerin güneşin yakıcı sıcaklığı gibi kızgın gerçekdışı iddiaları insanların ruh dünyalarını çok olumsuz etkiledi.

Normal koşullarda emeğe dayalı üretim varken, sıcak alanlarda talanları ganimet sayan asalak din sektörü yaşama egemendir.

Halife Ömer döneminde Talancı Mekkelilerin Mezopotamya’yı işgal etmelerinin nedeni,  yerleşik düzende yaşayan Mezopotamyalıların ürünlerini ve insanları köle cariye ve erkek köle olarak talan etmekti.

Hala günümüzde sıcak alanlarda yaşayan asalak yaşam biçimine sahip insanlar emek ile tanışmadılar. Petrol zengini tüm sıcak ülkelerde dışarıdan gelen işgücü istihdam ediliyor.

Havada bulup tavada yiyen asalak sınıf köleci toplum sisteminin üst egemen köle sahipleri sınıfı din istismarı ile kendini yaşatabiliyor ve insan-iklim ilişkilerinin tesirinde biçimleniyor.

Sıcak yerleşim alanlarında, barbar kavimlerin inançlarında tanrı lütfu olarak gösterilen sapıklık biçimleri ile de karşılaşıldı.

Ülkeler barbar kavimler tarafından talan edilince, esir olarak ele geçirilen kadınların cariye olarak el konması ve pazarlarda satılması bunların başında gelen en rezil durumdur.

Günlük yaşamda kanıksanan küçük kız çocuklarıyla dini nikâhla evlilik müessesesi çocuk tecavüz konusunun bir türüne girdiği için, sapıklığın en acı veren bir örneğidir.

Müslüman Mekkelilerin Mezopotamya talanı esnasında esir alınan kadınları cariye yapılıp pazara süren ve tecavüz yetkisinde tasarrufta bulunan çöl zihniyetinin kanıksandığı tüm İslam ülkelerinde insanlık erdemleri erozyona uğramıştır. Buralarda insan ne kadar insandır?

Günümüzde de IŞİD’in Kürd Êzdî kadınlarını cariye pazarında satışa sürmesi ve her bir kadın defalarca tecavüze uğraması, geleneksel ve inançsal çöl vahşeti  şeriatına göre yapıldı.

Ayrıca bu heriflerin şeriatına göre küçük yaşta çocuklar sarıklı ve cübbeli din istismarcıları tarafından dini nikahla hayatları karartılıyor.

Nereye bakarsak bakalım, kanıksanmış tecavüz vardır. Tecavüzcüler ortadan kalkmadıkça tecavüzler vuku bulmaya devam edecektir.

Önerimiz: Çöl sıcaklığında yaşayan bütün insanlar arazisi bol Sibirya’nın soğuk alanlarında  iskan edilmesi.

Soğukta güneş çarpması olayı olmadığı için kimse sapıklaşmaz. Soğuk iklimde insanların yalan söyleme içdürtüsü sıfırlanır. Bundan dolayı soğuk iklime sahip yerlerde dinler ve Recep gibi sahtekâr siyasiler ortaya çıkmaz.

Çöl dinleri, mezhep ve meşrepleriyle, Katolik’i ve Ortodoks’uyla, Alici Şiî’siyle ve Sünnîsiyle ileri uygarlığa karşı mücadele misyonuna sahiptir. Dinlerin asalak din adamlarını siyasal yaşamdan tecrit edilip din kurumlarına kapatılmadıkça onların suiistimalinden kurtulmak mümkün değildir. Siyaset toplumu kirletmek için her zaman dini kullanmıştır.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »