kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

KARANLIĞI DEMOKRASİ SÖYLEMİ İLE MASKELEMEK

Posted by kaniyasor 29 Mart 2018

k.y.Kani Yado – 29.03.2018

Türkiye ve diğer İslam ülkelerin toplumsal manzaralarına baktığımızda siyasal ve dinamiklerin, kendi kara yüzlerini gizlemek için sürekli bir çabanın içindedirler. Tekçi devlet ve siyasal dinamikler, demokrasi kavramını kendi kapıkullarına ezberleterek tek tip insan birlikleri istihsal edildiğine şahit olduğumuzu orta çıkan  sonuçlarda görüyoruz.

Bu konuda Kürdler de benzeştikleri Türkler ve diğer çöl dinlerinin mağdurları olarak köleci toplum siyasal ve dini yaşam tarzının kurbanları olarak çağın pozitif değerleriyle barışık değildirler. Bu yüzden çözümsüz kalıyorlar.

Kürdler hangi milli erdemlerle Kürd olduklarını iddia edebilirler ki? Kürleri biraz avucunuza alıp sıkıştırdığınızda her taraftan Alici ve Muaviye-Yezitçi arabesk  karanlık fışkırıyor!

Türkiye’de ve Kürdistan’da demokrasi ile başlayan kavramlar havalarda uçuşuyor!

“Demokratik cumhuriyet, demokratik konfederalizm, demokratik özerklik… daha neler neler!

Hele tanrılaştırılmış liderlere, nemır tabulara tapma konusunda Mekke putperestlerini bile geçtiler.

Bu halle demokrat olmak? Pîrê nemire bahar tê!

Lo siz ne zaman demokrat oldunuz bizim haberimiz olmadı? TC derin devletine olan sadakatiniz yüzünden bir gün “demokratik Kurdistan” demeye yüzünüz tutmadı.

Gerici yaşam biçimleri yüzünden birbirine çelme atmaktan dolayı akıllarına gelmedi belki!

Demokratlık öğrenilemez ve öğretilemez; demokrasi ancak yaşanabilir. Demokratik ülkelerle, demokratik olmayan ülkeler ve bu ülkelerin insanlarını karşılaştırdığımızda, İslam ülkelerinin hiç birinin çağdaş anlamda devletleşmediği ortaya çıkıyor.

Kürdler tekâmûl etmeden boşuna devletsizlikten yakınmasınlar. İki bin yıllık köleci toplum zihniyetiyle devletleşmiş İslam kardeşlerinizden ve Türkiye’deki derin bağlarla kardeşleşmişlerin hangi duruşlarına özeniyorsunuz?

Bu ülkelerin toplumsal yaşam biçimleri hala iki bin yıl önceki ilkel bir yapıya sahip olduğu için devletin yerini somut tabular ve somut olmayan tabular almıştır.

İslam ülkeleri, ulusal devlet olamadıkları ve tekçi asalak tanrısal devlet oldukları için halk bu rezil sistemleri tasfiye edebilecek erdemlere sahip olamadıkları gibi, halk iradesi tarafından tasfiye edebilecek bilinçte olamadılar.

Havada bulup tavada yiyen, eski Roma Hıristiyan şeriat gericiliğinde olduğu gibi kilise otoritelerine  benzer asalak siyasal ve dinî mihrakların Ortadoğu coğrafyasında ülkelerini nasıl aile çiftliklerine çevirdiklerini bütün dünya gördü!

Bunlar tanrı-şirklerin SS birliklerine mensup oldukları için kimse cesaret edip sorgulayamıyor! Her kes kendi liderlerine, kendi şeyhlerine ve seyitlerine kapıkulu sadakatinde bağlıdır. Hatta ayak bastıkları yerde toprak olacak kadar!

Çağdaş anlamda devlet olmaları için üretim ilişkileri içinde aktif olan bir sınıfın iktidarı olması gerekiyor. Sosyal yaşam binlerce yıllık geleneksel kurallara uygun yürüdüğü  için çağdaş sınıflar ilişkileri sınıflar arası çelişkiler boyutunda ortaya çıkmıyor.

Havada bulup tavada yiyen asalak güçler üretim dışıdır. Bunlar dini veya askeri  güç olarak siyasal ortama sahiptir.

Bu üretim dışı iktidar, kendi vesayet kudretini kaybetmemek için alışılmamış baskıcı yöntemlere baş vururlar.

İdarî erk, toplumsal iradeye dayanmaz, şirk/ tanrı iradesi esas alınır. Üretici sınıflara dayanmayan ögelerden oluşturulan legal veya illegal örgütler de aynı ucube biçimle ortaya çıkıyor ve şeriat despotizmi gibi daha biçimsiz olabiliyorlar.

Normal koşullarda iktidarlaşmayan asalak güç iktidarlarını sonsuza kadar sürdürmeleri için çeşitli projelere sahip olurlar. Çağdaş toplumsal dinamiklerin dışında mücadele veren taşeron örgütlerin arkasında bu güçler vardır.

Bu gerici güçler, gerici amaç için mücadele verdiklerinde kendileri ortaya çıkmazlar, taşeron örgütlerli ileri sürerler. Böylece kendilerini saklarlar. DAEŞ tüm İslam ülkelerinin ortak taşeron yapısıdır.

Bu korkunç görüntü 3. Dünya savaşının başlangıç görüntüsüdür. Bu çirkinliğe bulaşan her örgüt, her gerici güç layık olduğu sonuçla karşılaşır.

Çöl gelenekçililiğine boğazına kadar saplanan Kürdlerin kafalarına yerleştirilen insanlık düşmanı gerici karakolları bir türlü yıkılmıyor! Bu yüzden sorunları çözümsüz kalıyor.

Kürd ulusal hakları yerine, sömürgeci devletlerin yeminli ve danışıklı taraftarlarının ise yüzleri tarihe kara olarak geçecek.

Her taşeron yapılanma efendisinin sadakat bekçisidir. Ayrışma günüdür artık. Her kes ve toplumsal dinamikler ait olduğu ulusal kimlik etrafında çağdaş ölçüler içerinde kalmak suretiyle birleşmeli.

Kürdistan geri sınıfsal yapılarıyla  bağımsızlığı dünyanın  çağdaş toplumlarına kabul ettiremez. Çünkü dünyanın başı geri devletlerle belada iken, yeni bir bela ile karşılaşmak istemiyor.

Tüm belalar şimdi Kudüs için yamyam danslarına başladılar bile! Bu durum gericiliğin çağdışı kimliğini belirliyor.

Dünya,  çağımızın ilişkilerini benimser. Bir görüşmeyi dahi suiistimal edip görülmemiş üslupların kullanılması normal bir şey değildir.

Kürdistanı kuşatan devletler kendi taşeron güçlerini biraz da çağdaş insan ilişkileri ilkelerine göre eğitseydi bari!

Her nedense coğrafyamızın ülkeleri ve örgütsel siyasal ilişkileri geçmişi gibi karanlıktır.

Türkiye’de kurulmuş her Kürd partisi ulusal birlikten bahsettiği zaman, bu birliği kendi inisiyatifinde oluşmasını ister. Kimsenin Kürdistan Ulusal Kurtuluşu ve her halk için vazgeçilmez olan ulusal özgürlük derdi yoktur, kendi efendilerine sadakatleri vardır.

Kuzey Kürdistan, dünyanın askeri gücü olan NATO’nun sınırları dahilindedir. Bu dünya, isteyenin istediğini uygulama alanı değil. Biz Kürd ulusal bilincine önem veriyorsak bu önemli noktayı gözardı edemeyiz.

12 Eylülcü Ergenekon döneminde eğer Kürdlerin devletleşmesi konuşularak Kuzey Kürdleri öne çıkarıldıysa, TC tarafından Kuzey  Kürdlerini çıkmaza sokmak içindi. Şimdi her kesin aklını başına toplaması dönemidir.

Kuzey Kürdistan’ın güdümlü partileri Kürd sorununa yaklaştıkça Kürdlerin devletleşmesi ve Kürdleri özgürlük arayışları daha çok zorluklarla karşılaşır.

TC’nin derin Kürd politikalarıyla kafaları karmakarışık olan Kuzeyli Kürdler yavaş yavaş aklıselim düşünmeye başlayacak. Biz buna rehabilitasyon süreci dersek yanılmış olmayız.

Kuzeyin tüm partilerinin idraki TC derinliğine güdümlüdür. Her Kürd kendini Türk ve Arap zihniyetinden kurtarmadıkça Mezopotamyalı asaletiyle buluşması asla mümkün olmaz.

Pek, demokratik uygar ülkelerde siyasal yaşam nasıldır?

Demokratik uygar ülkelerde devlet, sadece sekreterlik düzeyinde temsil ediliyor. Halk devlet denen mekanizmayı egemenliği altına alarak zararlı olmaktan çıkarmıştır.

Halk iradesi her yere egemendir. Bu yüzden “halk idaresi” anlamına gelen demokrasi, gerçek anlamını pratikte yerini buluyor. Halkın toplumsal idaresi, halk iradesiyle şekilleniyor.

Avrupa’nın demokratik ülkelerinde devlet gücü ve yetkisi en asgari düzeye düşürülmüştür. İdarede devletin yetkisi yok denecek kadar az olup,  devletin dayandığı iktisadi devlet teşekkülleri de en asgari düzeye düşürülmüş durumdadır.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: