kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

DİN SİYASETİ VE SİYASET DİNİ ÇOCUKLARI KİRLETİYOR

Posted by kaniyasor 13 Nisan 2018

k.y.Kani Yado – 13.04.2018:

Bizim mahallede Molla Abdullah isminde 10 yaşında bir arkadaşım var.  Güzel mi güzel, sempatik mi sempatik. Aynı zamanda komşum.  Molla Abdullah’ın Kapı komşum oluşu ona verilen arabesk ayarları daha yakından görme şansına sahip olduğumdan dolayı kendimi çok şanslı görüyorum.

Bir gün bizim bahçede Molla Abdullah’ın elinde taş, bir arıyı kovaladığına şahit oldum. Şeriatçı terör örgütlerinin çaresiz insanları nasıl kovalayıp öldürdükleri aklıma geldi.

Çiçekten çiçeğe konmak için bahçemize misafir olan arılardan bir tanesini gözüne kestiren Molla Abdullah’ın pususuna düşen arı, defalarca zikzaklar çizerek Molla Abdullah’ın elinden kurtulmaya çalışıyordu. Bu  arının feryatlarını görseydiniz!

Benim -yaratılanı Yaratan’dan dolayı- canlı severlik imanım hemen devreye girdi:  “Abdullah bu güzel arıyı Allah yarattı, yaşaması gerekir.” dedim.

Arı, akrep, domuz, ayı, keçi, koyun, kuş, fare, yılan, insan ve diğer hayvanlar şüphesiz hepsi Allahın güzel eserleridirler. Bunlara düşman olmak Allah’a düşman olmak demektir.

Allah hiç bir canlıyı ve cansızı sebepsiz yaratmaz. Bu arının da diğer canlılar gibi yaşaması gerekiyor. Bu arının yaşam hakkını neden elinden alıyorsun?” diye sordum.

Büyükler tarafından katliam eğilimine yönlendirilen arkadaşım Abdullah arıyı öldürmekten vazgeçti ve gözlerimin ortasına baktı. Bir dakika kadar suskunluktan sonra arabesk-akaturka beynini çalıştırarak bana “sen Müslüman değilsin, sizin bahçede Ramazan ayında yemek yediğini defalarca gördüm” dedi.

Ah be izleniyormuşuz! Ben suçüstü yakalanan bir insanın mahçubiyetiyle “bak Abdullah, ikimiz Kur’an okuyalım, kim güzel okursa o daha iyi Müslümandır.” dedim.

Abdullah bu sefer beni çok kötü yakaladı! Hiç camide görmediğini söyledi, yani Allahın kulu anlamına gelen isim taşıyan arkadaşım Abdullah Arap çöl fırtınası oldu esti de esti!

Sanki bir Yahudi mümin gibi kendini tüm insanların efendisi olarak Allah tarafından yaratılan bir şımarık kul gibi mağrur duruyordu.

Sözlerini katliamcı çöl zülfikarı ve yezit’in keskin kılıcı şeklinde bileyerek üzerime üzerime geldi. Ben imanımla dolu çuvalımın ağzını açarak “Ya rabbim beni çöl barbarlığının büyüklerinden ve çocuklarından koru!” deyip dua ettim.

Çocuklar nasıl bu hale geliyorlar?

Çocukların güzelliği ışıl ışıl! Zamanla büyükleri tarafından kafalarına yerleştirilen çöl karanlıklarıyla ne hale gelirler!

Tam kafayı yemiş gibi Musa oldum ve  Allah’la konuşmaya başladım. “Senin yarattığın dünya harikası çocuklar daha dünyaya gelir gelmez müşrikler cücüklerine katliam yapıyorlar.

Kafalarını hurafelerle dolduruyorlar, kendilerine benzeterek savaş manyağı haline getiriyorlar….Ya Rabbim bize bunu neden yapıyorsun? Biz ne suç işledik Ya Rabbim? ”

Çocuklar neden cengâver büyüklerine benzediler?

Bu dünya harikası güzel çocuklar büyüdüklerinde din siyasetçileri veya siyaset dincileri tarafından tutsak düşürülüp dünya kahırlarının tutsak yük eşeği yapıp özgürlüklerini kaybettiklerinde çirkinleşirler.

Musa’yı Siyon Dağı’na çıkarıp Allah ile  konuşturuyorlar, İsa’yı Allah’ın oğlu yapıyorlar, Muhammedi Allah’ın iktidar kabinesinde ulaştırma bakanı yapıyorlar…

Allah’ın ne yalancı kulları varmış. Allah’ın bize emanet ettiği nur topu gibi  güzel çocukları ne hale getirmişler!

Hayr ve şer Allah’tandır diyorlar ve Allah istediğini iyi yaratır, istediğini kötü yaratır diyorlar. Suçu hep O’na yüklüyorlar…

Her türlü kötülük yapar, suçu Allah’a atıp “Allah suç işlemeyi önceden alnıma yazmış, kaderimde bu varmış” diyorlar…

Vay zırtolar vay! Kendini suçsuz göstermek için ne yollara başvurmuşlar!

Barbaristan diye adlandırdığımız ve beyinleri cin çarpmış uyurgezerlerin yaşadığı ülkelerde dinin ve siyasetin kapıkullarına ait kendi düşünceleri yoktur. Korkulukların peşinden koşarlarken, Rabbimizin insan için gerekli bulduğu beyin işlevsiz kalıyor!

Bunlar doğru ve yanlışları esas almazlar, kapılarında kul oldukları palyaço liderlerin ve üfürükçü zebanilerin, elifi tanımaz müştehidlerin,  okuma yazmasız alimlerin talimatlarına göre yaşarlar…

Beyinleri kızgın güneş altında pişmiş kelleye dönmüş insanlar yalanların cazibesinde gericileşirler. Kızgın güneş altında kızaran insanın beyni  pozitif düşünce üretmez.

Sami ırkından olan akraba kavimler olan İsrail kavmi, Surlular, Araplar üfürükçüler, Allah adına yalan söyleyenlerin biriktiği Kudüs, Sur, Mekke, Medine arasında deve kılı kadar din ilan etmişler ve günümüze kadar birbirini kırıyorlar.  Kızgın beyinliler din ilan ederler, beyni olmayanlar bu dinlere inanırlar!

Sağa sola saldırarak malları, kadınları gasp etmişler. Bunu Allahın onlara ihsan ettikleri hak olarak kitaplarına geçmişler. Biz ise kafamızda onları süsleyip dünya güzeli ilan ediyoruz.

Barbar toplumları insanlık vasıflarıyla maskelemek insana zarar verir. Bunlar birbirini kesip biçen lanetliklerdir. Yezit ne kadar zalim ise Ali, Osman, Ömer o kadar zalimdi.

İçinde bulunduğumuz Güneş sisteminin ve diğer galaksilerin ciddiyetine yemin ediyorum ki, bu vahşilerin inandıkları şirktir. Şirkler adına yalan söyleyen bu üfürükçüler hakkında hüküm veremeyiz ama Rabbimiz onların kara yüzlerini dünyaya teşhir edecektir.

Bu bölgede uydurulan dinsal yalanlar şişe şişe balon gibi patlayarak savaşa dönüşüp dünyanın istikrarını bozdu. İslam olmakla övünen putperest Mekkeliler şirklerin adına uydurdukları destekli yalanlar daha korkunçtur!

Kimse  yaşadığımız yaşam alanlarında sahip oluduğumuz inançların saygıdeğer olduğunu  iddia etmesin!

Bölgede şahit olduğumuz tüm saçmalıkların, hurafelerin, şiddet eğilimlerinin nazari kaynağı bu çöl inançlarıdır. Nebileri, velileri abdest alırken hava kaçırmışlarsa hepsi havalanmayı kutsal sayar. Develer kutsal sayılmışsa deve idrarı da kutsal addedilerek içilir!

Çöl vahşet alanlarında ordulaşan talancıların sistemleştirdiği talanı tanrısal ganimet sayan tüm din, mezhep ve meşrepleri Alicisiyle, Yezitçisiyle, Osmancısıyla, Ömercisiyle  birbirlerini boğazlamayacak kadar erdemli değildirler.

Yahudilerin, Hıristiyanların, Müslümanların mitolojileri, masalları, hikâyeleri savaş ve savaşın palyaçoları üzerine anlatımlarla doludur.  Cennete gitmeyi hayal ederlerken, cehennemin kızgın savaş, kavga ve şiddetiyle  kötü ahlak pratiğiyle  her zaman  cehennemin çukurlarına yuvarlanmaları bu yüzdendir.

Belki çağdaş insan olamamalarının nedenleri burada gizlidir. İşgalleri, katliamları kahramanlık övgüleriyle maskeleyen barbarlar güçlerini, heyecanlarını  saldırı güdülerini hurafelerle beslerler. Sarıkamış’taki katliamı ve Çanakkale Zaferi dediğiniz katliamın nedenini öğrendiniz mi ey cemaat-i tağut?

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: