kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

*

 

 KANi YADO

 

 

 

 

 

 

ÇAĞDAŞ KÜRD ŞAİRİ OCCO MAHAMAD

 

 

 

 

 


 

OCCO MAHABAD2

DENGBÊJ

KÜRDÇE KISA FİLM

KÜRDÇE TİYATRO

KÜRDÇE MASALLAR

KÜRD DESTANLARI

KÜRDÇE BELGESEL FİLM

KÜRDÇE KOMEDİ

KÜRD SİNAMASI

KÜRDÇE ÇİZGİ FİLM

KÜRD KLASİKLERİ


Kadir Keleş’in Kürt şair Occo Mahabad ile yaptığı röportaj

1.Öncelikle kendizi tanıtırmısınız?Kimdir Occo Mahabad?

Occo Mahabad ezilen,sömürülen,direnen halk kitlelerinin sesidir.Yeri gelir gösteride öldürülen çocuktur,yeri gelir tankların önünde namaz kılan annedir,yeri gelir çok kötü çalışma koşullarıyla 20 saat çalışan işçidir,yeri gelir uluslararası tekellerinden kıskacında sefalete sürüklenen köylüdür,yeri gelir linçlenen travestidir,yeri gelir dışlanan aşağılanan eşcinseldir,yeri gelir ucuz işgücü bile olamayan işsizdir,yeri gelir Brakuji-kardeş katlidir,yeri gelir dağda özgürlük mücadelesi veren gerilladır,yeri gelir işkence gören candır…

Occo Mahabad sömürülen,acılar çeken,direnen halkın şiir işçisidir…

2.Şiir yazmaya ne zaman başladınız ve şiirlerinizi topluma yansıtma ihtiyacını neden duydunuz?

Gençlik yıllarımdan  beri şiirle ilgilenen biriyimdir.Ama üniversiteden sonra yazmaya başladım.Her şair gibi bende yaşamın renklerini kalemime aktarma ihtiyacı duydum.Halkın acılarını,sevinçlerini,aşklarını,toplumsal-siyasal sorunlarını kalemime yansıttım.Direnen mücadele eden bir halkın bireyi olarak yaşananlara kayıtsız kalamadım ve yazdım.Her şair isterki yazdıkları bir kitap haline gelsin ve okuyucuya ulaşsın bu amaçla Helbesten Dinık kitabını oluşturduk ve okuyucuya sunduk.

3.Şiir kitabınıza neden –Helbestên Dînik- ismini verdiniz?kitappp.occco

Helbesten Dinık kitabı delice,çatlak şiirlerden oluşmaktadır.Bugüne kadar en çok nefret edilen ve bir o kadarda en çok sevilen sahiplenilen kitaplardan biridir.Helbesten Dinık kitabı duvarları,sınırları,telleri.hücreleri,korkuları,kaygıları olmayan özgür bir aklın ortaya koyduğu özgür ve serbest bir dille yazılmış şiir kitaplarından biridir.Helbesten Dinık bugüne kadar cesaret edilemeyen birçok konuya el atan korkunç bir fikir hürriyetiyle yazılmış bir kitaptır.Bu yüzden adını Helbesten Dinık koymayı uygun gördüm.

4.Kendinizi Kürt Edebiyatının neresinde görüyorsunuz?

Bugün Kürt edebiyatında iki ana ekol oluşmuştur.Birisi halkın gündelik kullandığı dille,halkın dertlerini,sevinçlerini,sorunlarını anlatan Halk Şiiri akımıdır.Diğeri ise halkın anlamadığı bir dille,adına akademik denilen ama dünyanın heryerinde sadece üniversitelerde akademik faaliyetlerde kullanılan Aristokratik,halka yabancı bir dille,tarzla şiirler yazanların savunduğu akımdır.Ben bunlara şiirin Aristokratları demekteyim.Bunları Ortaçağ Saray şairlerine benzetiyorum.Onlar  halk şiirini şiirden görmez,sürekli halk şiirine hakaret eder,aşağılarlar.Halkı ve onun kullandığı dili ve şiirini sürekli küçümserler.Bu Aristokratik kesim sadece kendilerini şair görür,sadece kendi yazdıkları şiirleri şiir görür ve sadece dünya şiirlerinden kendilerinin anladıklarını iddia ederler.Çünkü onlara göre şiir işçinin,köylünün,emekçinin,ezilen sömürülen kitlelerin anlayacağı bir şey değildir.Bu Aristokratik kesim küçük burjuva değer,mantık ve zihniyetleriyle şiire yaklaşırlar.Kendini beğenmiş,ukala,her şeyden anladıklarını sanan Halkı ve Halk şiirini  her zaman aşağılayan,küçümseyen ve şiir bile görmeyen kesimlerdir yani hastalıklı bir bakış açıları vardır ve her şeyi bu küçük burjuva sınıfsal kafalarıyla değerlendirir yorumlarlar.

Ben kendimi halkın günlük kullandığı dille Halk Şiiri yazan bir şair olarak görmekteyim.Kendimi Halk Şiiri akımının bir parçası olarak görmekteyim.Ve bana göre şiir Halk diliyle yazılmalı ve Halkın bütün yaşadığı sorunları yansıtmalıdır.

5.Etkilendiğiniz Kürt şairler varmı, varsa şiir yazma tarzınızı etkiledimi?

Her şair doğal olarak birçok şairden etkilenir.Bende her şair gibi hem Kürt klasik şiirinin hemde Kürt  modern şiirinin temsilci ve üstadlarından etkilendim.Ama bugünkü şiir yazma tarzımı etkileyen başlıca büyük üstadlardan biri Cegerxwin’dır.Cegerxwin modern zamanın halk şiiri ekolünün en büyük temsilcilerindendir.Sınıfsal,siyasal,toplumsal,ulusal mücadele veren ezilen,sömürülen halk kitlelerinde Kürt şiirinin direnen,savaşan sesi olmuştur kalemiyle.Bugün eğer Aristokrat Saray şairleri gibi halka ve halk diline yabancı olmadan şiirler yazabiliyorsam bunda büyük üstad Cegerxwinın payı çok büyüktür.Bu büyük üstadı sevgi,saygı ve minnetle anıyorum.

6.Kürt edebiyatına yeni başlayan genç Kürt şairlere neler önerebilirsiniz?

Genç şairlere önerim Cegerxwinın halk şiiri ekolünden uzaklaşmayıp halkın diliyle halkın anladığı şiirler yazmalarıdır.Eğer bugün Cegerxwin yaşasaydı halk şiirini aşağılayan bu Aristokratik zihniyetle şiire yaklaşan kesimler hergün Cegerxwinın şiirlerini hor görüp şiirden bile görmezlerdi.Tek dileğim genç şairlerimizin halka ve onun şiirine sahip çıkmalarıdır.

7.Sizce şu an Kürt edebiyatı Dünya edebiyatının neresinde yer alıyor?

Maalesef Kürt edebiyatı Kürt yayınevlerinin kapitalist ve pragmatist zihniyetinden dolayı dünya edebiyatı içerisinde hak ettiği yeri bulamamıştır.Edebiyatla uğraşan çok yetenekli gençlerimiz maddi sıkıntılar yüzünden edebiyat dünyasında seslerini duyuramamaktadırlar.Kürt yayınevlerinin büyük çoğunluğu kitapları yazardan alınan paralarla bastırmakta,parası olmayan genç yetenekler kendilerini bu yüzden ifade edememektedirler.Eğer Kürt edebiyat dünyasında bir Balzac,bir Dostoyevski bir Emil Zola yoksa bunun en büyük sorumlusu Kürt yayınevleridir.Çünkü bu yayınevleri yeteneğinize değilde cebinizdeki paraya bakmaktalar.Maalesef bu konuda çok ciddi sıkntılar yaşanmakta.

8.Şiir kitabınızda öyle bir şiir var ki Kürtlerin acılarını haykırıyor.Sanırım –ka guhdari bıke- şiirinden bahsettiğimi anladınız.Bu şiirin çıkış noktası hakkında bizleri aydunlatabilirmisiniz?

Ka Guhdari Bıke şiiri üç ana temadan oluşur:Birincisinde Kürtlerin en büyük yarası olan Brakuji-kardeş kavgasından bahseder.İkinci temada ulusal ve toplumsal özgürlük mücadelesinde verilen bedellerden bahseder.Üçüncü temada ise bir toplumun işkence tezgahlarından geçirilmesi vardır.Bu şiirim Kürt toplumunun yaşadığı sıkıntıları dile getirir.

9.Edebiyat sizin için neyi ifade ediyor?

Siz edebiyat sayesinde görülemeyeni görür,anlaşılamayanı anlar,duyulmayanı duyarsınız.Edebiyat size sonsuz ufuklar sağlar,sizi aydınlatır size yol gösterir.Eedbiyat sizi geliştirir ve nesnelere,olaylara bakış açınızı zenginleştirir..Edebiyat bir sihir gibidir bazen çok gerçekçidir canınızı acıtır bazende sizi sonsuz hayalgücünün dünyasında yolculuklara sürükler.Edebiyat binlerce pencereden yaşamı algılamanızı sağlayan müthiş bir araçtır…

10.Helbestên Dînik kitabınızda yer alan birçok şiiri ücretsiz bir albüm haline getirdiniz.Bundaki amacınız neydi?  Neden ücretsiz?

Evet belirttiğiniz gibi Helbesten Dinık adıyla tamamiyle ücretsiz olan bir şiir albümü oluşturduk.Bu şiir albümünü hazırlarken istedikki halkımız her şeyin alınıp satıldığı bir dönemde ücretsiz Kürtçe şiir dinleyebilsin ve Kürtçe şiirin tadına varabilsin.Albüm internet üzerinden ücretsiz dağıtılmaktadır.Bütün hakları tamamiyle halka ait olan bir albümdür.Buradan bu albümün şekillenmesinde sesi ve emeği ile katkı veren bütün arkadaşlarıma teşekkür etmek isterim.

11.Son olarak okuyucularınıza bir şeyler söylemek istermisiniz?

Bütün okuyucularıma sonsuz sevgi,saygı ve selamlarımı iletmek isterim.Dilerim her zaman halk şiirine ve bunun temsilcisi halk şairlerine sahip çıkarlar.

Bu güzel röportaj için de sizlere teşekkür etmek istiyorum.

Çalışmalarınızda başarılar….

KADIR KELEŞ

RÖPORTAJ® WWW.DEREWIN.COM

________________________________________________________________________________________

 

 

Mehmet Raşit ER’in Şiirleri

 

HAZİRAN’DIR

ve Haziran’dır

Ilık bir Haziran gecesidir.
Ay ince, ıssız gece.
Ay dolunay’dır belki ama daha dolmamıştır geceye!
Ay ince aklımda çözülmeyen bir bilmece.
Büyük usta Ahmed Arif’in dizeleri gelir aklıma ama söyleyemem,
ses tonum cıvıktır bu gece.
Haziran’da ölen şair’leri düşünürüm.
Her biri bir birinden yiğitçe!
Ay’a bakarım sonra, ay seyahat halinde.
Derken top, tüfek sesleri böler gecemi,
Haber sınırda da olsa, yakıyor sinemi…
Savaştan uzakta olmak huzur vermiyor insana.
Yitirilen canlar var, yine bu Haziran’da.
Garip bir duygudur belki,
yada gariban bir heves benimkisi,
Barış diliyorum tüm halklara Haziran’dan.
Derken ay seyir alanımdan uzaklaşıyor.
Yıldızsız bir gece, ve yorgun bir şair’in dûşleri kalıyor benliğimde.
Haziran’dır biliyorum ölmek zor gelir bedenlere.
Lakin ölenler var bu Haziran gecelerinde!
Orta Doğu kan ağlıyor…
Kürdistan’da yer, yer sıcak çatışmalar var.
Ve Haziran’dır, ölüm genç bedenlerde yaşar.
Cezaevinden bin çığlık yükselir!
Siyasi tutuklu bir kürt çocuğu bedenini vermiştir ateşe, daha yaşı 17′lerde!
Ve Haziran’dır ölüm zor gelir rahat bedenlere!
Köpek sesleri böler gecenin sessizliğini.
Ama gecedir örter bûtûn gerginliği.
Nazım Hikmet’i düşünürüm mavi gözlü bir dev olur düşlerim.
Ama Haziran’dır ve ölüm gezer doğduğum topraklarda!
Ay gider usulca, çünkü dolunay’dır ağır, ağır.
Yıldızsız gece ve ben kalırım gecenin ortasında.
Küçük Gerilla’ları düşünürüm,
Filistin’den.
Angola’dan.
Kürdistan’dan.
Ve Acırım yüreğime, yüreğimde yaşayan küçücük öykülere!
Ay gider vedasız, ve hoşçakalsız…
Beni yalnız bırakır bu ahmaklaşan Haziran’lı gecede!
Ve Haziran’dır ölüm gelir, ölüm var gecede…
Tüm ölümlü ayları sökesim geliyor takvimlerden.
Mart’ı, Mayıs’ı, Haziran’ı…
İşgalci kahpe pusulamalar yapılıyor toprağımda, toprağım kirleniyor, yüreğim isyanlarda.
Önü kesilen derelerim akar yüreğime doğru.
Gözlerimden üç mısra şiir akmaz bu lanetli gecede.
Ve Haziran’dır ölüm yükselecek birazdan şafaklardan.
Haziran’dır zordur, zulümdür herşeyin farkında olana.
Ve Haziran’dır ölüm gelir, ölüm var gecede…

Tarih:03.Haziran.2012
Şiir: Mehmet Raşit ER

 

CUMARTESİ

Bu gün Cumartesi…
Tuttuğumuz yas çok eski.
Çok yeni!..
Bitmeyen acı…
Her gün…
Her Cumartesi…

Ellerimizde fotoğraflar.
Yüreklerimizde matem var.
Cumartesi yaralar, bir başka azar.
Bu gün Cumartesi, yasımız var…

Galatasaray Meydanında.
Ha Amed ha varoşlar…
Gözü yaşlıdır anneler.
Bu sistem zalim ve zulümkâr…

Kayıplarımız saymakla bitmez.
İsimleri Feryat, Figan, Şîvan.
Kemiklerine bile razıyız inan…
Yeter ki bulunsun, bilinsin bir mezarları var mı?

Bu gün Cumartesi…
İstanbul’da kara bulutlar.
Ya yağmur yağacak…
Ya da yas var……

Adları olmuş Cumartesi…
Beyazdır baş örtüleri.
Anneme dedim Cumartesi…
Matemdir insan olana, Cumartesi!…

Not: Bu şiir Cumartesi annelerimiz için yazılmıştır…

Tarih: 27.Mayıs.2012
Şiir: Mehmet Raşit ER

Kısa Sözler

Üstüme, üstüme geliyor gece’

devirmek istiyorum, gökteki tüm yıldızları bu faşizan düzenin üstüne!

söz:MR ER

Korsan bir cd gibidir hayat; ufacık bir çizikte gasp ediliyor yaşamak!

Söz:MR ER

Haziran’da ölmek Zor…
Haziran’da ölmek Zordu…
Ama onlar zoru başardılar…
Onlar Haziran’ın güzelliğine aldırmadan öldüler…
Ahmed Arif… …
Nazım Hikmet Ran…
Orhan Kemal…
Onlar zoru başardılar…
Ve Haziran’da ölme cesaretini gösterdiler..
Haziran’da ölmek Zormuş…
Onlar için bu hiç zor olmadı!…
ve Haziran’da öldüler…
İsimlerini ölümsüzler kervanında perçimlediler…
Onları saygıyla anıyorum…

söz:MR ER

Q X W Kurdî çiqâs xweşé.

yasaklanmış bir alfabe gibiyim, seni seviyorum yazamam!

Söz:MR ER

Kararsız adımlarla girdim bu karanlık geceye. Geceye adını yazdıranlara selam olsun.

Söz:Raşit ER

Bu gün hiç ben bende değilim!

Bir kaç kalp kırdım, beynim şizofrene bağlamış kendini,

ancak beni doğa paklar dedim vurdum bu çılgın bedenimi ormana.

şimdi kırsal bir alandayım.

Oturdum koca bir meşe ağacının dibine,

toprak gibisi yok ancak toprak bende ki bu kötü şizofren elektrik akımını alır üzerimden.

Söz:MR

Dokunaklı Sözler

Dokunaklı Sözler
Bilerek dokunaklı sözler yazmıyorum artık’

kabuk bağlamış yaralarınız aşınsın istemiyorum!

Yüreğiniz kanamasın azıcık, dolmasın gözleriniz diye!

Yoksa bu coğrafyada hangi köşeye söz yazsam;

mutlak ağlayacaktır birileri!

Söz: Mehmet Raşit ER

Hevî

Hevî
Bi rastî dîsa şev çû nîvé şevé.

Gel ketin xwéwâ şirîn.

Gerîlla li çîya,

kerén weké min jî li pîya.

Ezé dîsa bikevim xemmû xéyala.

Çi çâx té sibe,

ezé heya sibe xort bikim hevî.

Jibo ronahîya cîhané.

Hevî yé tow bikim ji ézman.

gotin:Mehmet Raşit er

SUR

Sur

Amed Sur’ları gibiyim.
Hiç benzemem,
Muş Ovası’nın o upuzun maviliğine.

Hele Van Gölü’ne hiç benzemem ben.

Ben Amed Sur’ları gibiyim…
Dimdik ayakta, taşa dönüşmüş kalbim.
Amed Surl’arı gibiyim…
Hiç benzemem Ovacığ’a, Munzur’a.
Hele, hele Riha’ya hiç benzemem.
Amed Surları gibiyim,
eteklerimde
ciğerciler,
çaycılar,
dilenciler.
Amed Surları gibiyim ben,
gece çökünce bende sabahlıyor şarapçılar.
Bazen Bazît’e gidesim geliyor.
İshak paşa sarayını göresim geliyor.
Lakin kalkıp gidemem ya!
Alışkın değilim gezmelere, tozmalara.
Taş yerinde ağırdır bilirim.
Taş yanımda kelebek gibi hafif kalır.
Ben Amed Sur’ları gibiyim.
Ağır,
görkemli
vede heybetli…
Benzemem Gimgim’e, Cîzre’ye hiç.
Kalkarsam yerimden, yer yerinden oynar!
Wekê Sûr’ên Amed’ê me ez.
Gever qet naşibîne min wekên min nîne.
Gever sivikê…
Zû radibe pîya zû jî dihejîne xwe.
Dawû dişîne kulma zû dibe agir Gever…

Le ez Sûr’ê Amed’ê me wekê min kes tune!..
Amed Sur’ları gibiyim ben.
Gitmem gürbete kalkmam yerimden.
Dayanamam ülkemsiz yaşamaya.
Amed Sur’ları gibiyim…
Kürdistan’ın gözbebeği Amed’in tarihçesiyim ben.
Dört kapım kırk kuralım var benim.
Gecem başka günüm başka.
Öğlen, ikindim başka.
Akşamlara ay yürür…
Akşamlar bende uyur.
Amed Sur’ları gibiyim ben.
Güneşim,
Yıldızlarım başka durur.
Amed Sur’ları gibiyim ben…
Suskun, sitemkâr, serhildan…

Dîroka nivisê: 01.Hezîran.Coxînan.2012
Şiir: Mehmet Raşit ER

Gözü Dönmüş Kalem

Gözü Dönmüş Kalem

Ancak çoğu insanlar uyuyunca,
ben kendimi anlatabilirim geceye.
Erken uyuyanlar, beni anlayamadılar.
Anlamazlar…
Ben ne ettimse de!
Acaba hangi şehir üzerine, bir şiir yazsam?
Yada öldürülen hangi çocuk için bir ağıt yaksam!
Bir fikri olan var mı bu konuda?
Benim hiç bir fikrim yok.
Çok kararsızım bu konuda.
Yazılacak çok şehir,
anlatılacak çok öykü,
ağıt yakılacak binlerce katliam var,
bu coğrafyada…

Bir ağıt,
Bir çocuk,
Bir şehir,
Bin katliam,
Bir şiir,
Bir adam,
Yere göğe sığmaz hüzünler ve,
Kararsız bir şair,
Tehlikeli fikirler,
Gözü dönmüş bir kalem,
Uçsuz, bucaksız,
bembeyaz,
ve mısralara sevdalı sayfalar,
var karşınızda…
Bin katliam ve kirini sel götürmez bir ülke,
Şizofren’e bağlamış şairler
Gözü dönmüş kalem.
Gözü dönmüş sistemci çıkarcı yalaka kalemler.

30.Mayıs.2012
Şiir: Mehmet Raşit ER

Gitmem Nurhak’a

Gitmem Nurhak’a

Nurhak dağlarına hiç düşmedi yolum.
Düşürmedim yolumu Nurhak dağlarına.
Belki acıtır, belki sızlatır, diye değil!
Üzerime Nurhak’ın hüznü çöker diye!

Orada öldürülenler ülkemizin geleceğiydi.
O katliam başlı başına emperyalizmin köleliğene hizmetti.
Sinan’lar Kadir’ler Alparslan’lar yok edildi.
Her doğan çocukta isimleri yeniden yeşerdi, filizlendi.

Kısacık ömürleri bu sistem bizlere reva görmüş.
Hâlâ gencecik ölümlere tanık oluyoruz!..
Polis yasal mermilerle katlediyor gençliğimizi.
Yasal bombalar atılıyor çocuklarımızın üzerine.

Konuşanın diline kilit vuruyorlar.
Çoşanın etrafını dört duvarla örüyorlar.
Bu ülke’de faşizim çok farklıdır, çünkü çok ahlaksızdır!
Bu ülke insan olana dar geliyor, ahmaklara cennet sunuyor.

Şerzan Kurt’u polis sırtından vurarak öldürür.
Murat Elibol aynı biçimde öldürülür.
İbrahim Oruç hem öldürülür hemde tekmelerle dişleri döktürülür.
Bu ülke’de faşizm çok farklı seyreder;
Ceylan Önkol’u yasal askeri bombalar 145 parçaya böler.

Daha bu gün bir genç daha katledildi polisin attığı biber gazıyla!
Bu güne kadar yüzü aşkın insanımız öldürüldü polisin gaz bombalarıyla.
Bu ülke’de faşizm çok farklı seyrediyor!….
12 yaşındaki Uğur Kaymaz’a 13 kurşun sıkılır babasınada 8 kurşun sıkılır evlerinin önünde.
34 gencimiz bombalanır katledilir Uludere’de Roboskî’de…
Bu ülke çok farklıdır faşizmin en büyük yuvasıdır…

Bu yüzden hiç gitmedim Nurhak’a…
Bu coğrafyada her yer Nurhak!…
Gitmem Nurhak’a Yoldaş.
Nasıl olsa eninde sonunda bir gün mutlaka Nurhak bana uğrar…

30.Mayıs.2012
Mehmet Raşit ER

TABUT

Tabut

(Naaş gibiyim)

Tabutta bekleyen bir naaş gibiyim.
Suskun, sakin ve hareketsiz.
Sanki birazdan cenaze namazım kılınacak.
Bu dünyaya veda edeceğim var…

Etrafımdaki insanlar durmadan konuşuyor.
Cenaze namazıma toplanan insanlar gibi.
Duyarsız, saygısız, ahmakça…
Kimi gülüyor, kimi dedikodumu yapıyor.

İmamın kayığına binmiş bir naaş gibiyim.
Teslimiyetli, iradesiz, dirençsiz…
Birazdan toprağa gömüleceğim sanki.
Eylemsiz, cevapsız, vasıfsız…

Bir tabut gibiyim bu aralar…
Anlamsız, sevgisiz, sevdasız.
Bu naaşı kim yıkayacak bilemem.
Bu dünyaya vedam olsun…

tarih:27.Mayıs.2012

Şiir: Mehmet Raşit ER

ADAM

ADAM

Bir adam tanıdım.
Kel, kör, topal…
Bir adam tanıdım.
Tombul, lafazan, fodur…
Bir adam tanıdım.
Yalancı, riyakâr, sahtekâr.

Bir adam tanıdım.
Ölümden korkar.
Allah’tan korkmaz.
Bir adam tanıdım.
Kendince kendini kral sayan.

Bir adam tanıdım.
Bir yanı yalan, bir yanı talan.
Bir adam tanıdım.
Evinde zulümkâr, soytarıdır toplumda.

Bir adam tanıdım.
Dünyayı beyninde toplamış, dünya ona dar.
Bir adam tanıdım.
Çok asaletli, çok asil yaptığı iş amelelik.
Bir adam tanıdım.
Hem tembel, hem sitemkâr.

Bir adam tanıdım.
Dünyaya küsmüş, dünya ondan habersiz.
Bir adam tanıdım.
İnsan gibi insan…

Bir adam tanıdım.
Çok adam var…
Bitmez bu adamlar…
Bir adam tanıdım.
Adam gibi adam…

Bir çok adam tanıdım.
Bir yanları hep duman.
Bir adam tanıdım.
Adamlığın adını batırdılar.

tarih: 27.Mayıs.2012
şiir: Mehmet Raşit ER

15 GÜL

15 Gül

15 gül dağlarda solmuş dediler…
Bu açık yarama tuz eklediler.
Her biri birinden yiğit dediler.
Bahara çıkmadan soldu, bu yiğit güller…

Yiğidin erkeği, kadını olmaz.
Yiğidi doğurur, yiğit anneler…
Başı dumanlıdır, Serhad dağlarının.
Bu dağlardır, yiğitlerin mekanı…

şiir: Mehmet Raşit ER

Dîjle

Dîjle

Çûm kêleka çême Dîjle.

Min jê pirsî halê dinê.

Got hevalo qet nepirse.

Ev dinyakî direwçîne.

Ev dinyakî telak reşê.

Dîjle got ez avêkî şirîn bum.

Dîjle got ez çêmekî zelal bum.

Mirovên qetilxâr û zorbaz ava min şêlû kirin.

Mirovan kujtin avîtin nava avâ min

Êdî bîhna xwînê te ji tema min.

Min got belê tu rast dibejî.

Mirov, mirovayî yê jibîr kirine.

Jibo rengên dinya bebext tu direwçîn xwê reş kirine.

Jibo malû milkên dinyaye deste xwe xwînê dâ şûştine.

Birayên xwe kujtine, zarokên van sêwî hijtine.

Le le Dîjle çême heja, tu nekevê navan xema.

Tu çême evîna xorta, tu rewşa Mezopotamya.

Tu şahîya vî welatê, tu axîna gelle Botan’ê.

Tu Dîjle’yî nexêyîde tu carî ji jîyanê, tu Dîjle’yî têma Kurdistan’ê

Dîjle, Dîjle tu, tu xêmla Amed’e…

Dîjle, Dîjle tu zelalya jîyanê…

Dîjle tu dikişî, diçî li nava Kurdîstan’ê

Dîjle tu jînî, jîyanî biterâ xweşê…

helbest: Mehmet Raşit ER-26.Gulan.2012

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: