kaniyasor

kaniyasor.WordPress.com

Kürd Sosyologlar: Yeni Nesil Artık Kürtçe Konuşmuyor”

Posted by kaniyasor 9 Aralık 2018

kürt kentleri

Haberi aktaran: Kani Yado

Resmi olmayan istatistiklere göre Türkiye’deki Kürt kentlerinde Kürtçe konuşanların oranı gittikçe azalıyor. Kürtçe okuma yazma oranı ise çok daha düşük. Bu oranlar Diyarbakır’da ise daha çarpıcı açığa çıkıyor.

Konu hakkında araştırma yapan Kürt sosyologlar, Kürt kentlerinde yaşanan asimilasyon-oto-asimilasyona dikkat çekerek bu kentlerde yaşayanların %95’inin kendini “Kürt” olarak tanıttığını ancak Kürtçe okuyup yazanların oranının daha az olduğunu belirtiyor.

Sosyologlara göre Diyarbakır’da günlük yaşamda Kürtçe konuşanların oranı % 45 – 50 iken Kürtçe okuyup yazanların oranı ise sadece %5 ile 10 civarında.

Diyarbakırlı Hamit Aslan, “Halkımız Kürtçeyi unuttu ama Türkçe de öğrenemedi” diyor.

Yeni nesil içerisinde Kürtçe konuşma oranı daha düşük

PENa KURD eski Başkanı yazar Şeyhmus Sefer, Kürtçe üzerindeki yasak ve baskılara dikkat çekerek, Cumhuriyetin kurulmasından 1992 yılına kadar süren süreçte sistemli bir asimilasyon uygulandığını, baskı psikolojisinin zamanla oto-asimilasyona dönüştüğünü belirtiyor.

“Türkiye’de yıllarca Kürtçe yasaktı, konuşanlar cazalandırılıyordu. Kürtçe ağır bir yük gibiydi. Şimdi bu yasak kalktı ama Kürtler kendilerine yasak uyguluyor ve bu da oto-asimilasyona yol açıyor” diye belirtiyor.

Diyarbakır’a gelen Kürt konuklar da şikayetçi

Diyarbakır’da yaşanan bu durum kente dışarıdan gelen Kürtlerin de dikkatini çekiyor.

Rojavalı Emine Ahmed, “Biz burada Diyarbakır’da her kesle Kürtçe konuşuyoruz ama kimse bize Kürtçe cevap vermiyor” diyor.  

Sosyologlar otoasimilasyonun engellenmesi için Kürtçenin okuma yazma dili olarak kullanılması gertiğine vurgu yapıyor.

İsmail Beşikçi Vakfı Diyarbakır Şubesi Başkanı Said Veroj’un bu konudaki düşünceleri ise şöyle:

“Kürtçe okuma yazma dili olmadığı müddetçe bu asimilasyon ve oto-asimilasyon tehlikesi de devam edecektir. Kürtler kendi dillerine önem vermiyor, hatta bazıları dillerinden utanıyorlar. Doğal olarak bu kesim egemen dilin etkisi altına giriyor. Ve kısaca bu bir amaçtır zaten.”

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) 2009 yılında yayımladığı bir rapora göre dünya genelinde yaşayan 6 bin 700 dilden 2 bin 400’ü yok olma tehlikesi altında. Bu dillerden 15’i Türkiye’de.

Kaynak: krdhaber.net

Reklamlar

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

TRAJEDİYE DÖNÜŞEN KOMEDİLER

Posted by kaniyasor 8 Aralık 2018

 

k.y.

 

Kani Yado – 08.12.2018:

Siyasal ortamları tahlil eden herkesin komedi konularının zengini
olduğuna inanıyoruz. İnsan gözleriyle gördüklerini anlamıyorsa, anladığını
doğrulamıyorsa geri zekalı olması gerekiyor.

Biz 68 kuşağı olarak devletin kendi siyasal taşeronları
vasıtasıyla bizi ne hale getirdiğini o yıllarda yaşayanlar çok iyi biliyor.

78 kuşağı da ikinci defa çamurlu arazide yürümemesi için hiçbir
çabayı ciddiye almadı.

Tek tanrılı siyasal gericilik devam ettikçe insanlarımızın üçüncü
defa çamurlu alanlara saplanacağını tahmin etmemek mümkün değildir. Bir şey
yazacaktım vazgeçtim!

İnsanlar, Saddam Huseyn denen çamurdan yaratılan, ırkçı Arap
gericiliği  tarafından ruh üfürülen ilaha “bı can bı xwûn ez jı tereme ey
Saddam” sloganına duydukları ilginin kölelerin aptalca bir ilgisi olduğunu, bu
kapıkulu ilgisinin yok olması için özgür düşünceye ve özgür vicdana sahip olması
gerekiyor.

Orta Doğu’nun karanlık mezarlığında ruh dünyaları mitolojik
yalanlarla tutsak olan insanların özgür düşünce ile tanışması mümkün mü!

Türkiye’de insan farkında olmadan devletin inşa ettiği siyasal
şoselerden  yürüyoruz işte! Var mı bunun ötesi?

Birilerimiz idam edildik, birilerimiz vurulduk, cephelere
sürüldük, devleti çözenler ise, “bê yar û bê war” kaldılar. Devlet, hala
insanlarımızı birilerinin kuyruğuna takıp aldatıyor ve kimsenin umurunda bile
değil, goven’de devam!

Tek tanrılı siyaset böyledir, anaların gözyaşları, acılar…

Derin devletin gazıyla koşan köle mağdurların koşuda ödülü
kapıkulu olmaktır. Sonunda varılacak nokta vatan kurtaran şabanlık mertebesi!

Kazananı kim?

Kıbrıs hadisesini hatırlayanların bol komedi seyrettiklerine
inanıyorum.asker.mihver.

Kıbrıs hadisesinde köylülerimiz askerlik şubesinin kapısında
savaş patronlarına kazandırmak için gönüllü kuyruk oluşturdular. Sanki onları
öbür dünyada güzel huriler, cariyeler bekliyor!

Öyle ya! Şehitler ölmezmiş, cariye denen hurilere kavuşmak için
acele etmek gerekiyormuş! Çöl vahşet yalanları da işin içine girince bu trajedi
komediye dönüşüyor.

Bazı önemli olaylarda devletin kafasıyla düşünürsek sonumuz çok
gülünç duruma düşer ve dünya kamuoyu huzurunda selam verilmeyecek vaziyete ve
değersizliğe saplanırız.

Mesela, Kürdlerin dünya ülkeleri nezdinde olumlu imaj kaybetmesi
için Kürdlerin siyasal reflekslerini istediği biçime kanalize edebilecek kudrete
sahip TC her kımıldamayı kendi lehine çeviriyor.

TC, güzel insan merhum Ahmet Kaya’ya oyun oynayarak onunla
Kürdlere kardeşlik oyunu oynadı!

TC yılmaz Güney’i kendisi cezaevinden kaçırdı.

Yılmaz Güney’e “cezaevinden nasıl firar ettiğini” soran
gazetecilere “Beni hapsedenler beni hapisten kaçırdılar “dedi.

Devlet bir sinema ustasını cezaevinde çürümesini istemedi, çünkü
dünya Türk sinemasını Yılmaz Güney ile tanımıştı.

Ahmet Kaya’yı malum etkinlikte bir senaryo ile kaçıran TC,
“halkların kardeşliği” tuzağıyla Kürd ulusunu tutsak etmenin kafeste keklik
oyununu oynadı. Yoksa Ahmet Kaya’yı görmediniz mi?

Aslında TC hiç bir zaman halkların kardeş olmasını istemez. Ahmet
Kaya’yı “yaşasın halkların Kardeşliği” diye güzel kekliğin ötüş notasında
bağırtan TC’nin beklentisi puştçaydı!

Çakkal TC’den dost olmaz.

TC halkları erdemsiz yapmak için oyun oynar. Kimi bilerek
faşizmin oyunlarını yutar, kimi gözleri açılmamış canlı yavrular gibi oyunun
peşinden koşar.minareden ates

TC’nin devlet sırlarını açıkladığımız için Kemalist Kürdler ve
Türk ırkçı, milliyetçi solu ve sağcı kardeşleri kusura bakmasın, bizim vicdanî
sorumluluğumuz vardır.

Türkiye’nin stratejik politikası Kürdlerin karşıtlığında
Anadolu’da yaşayan tüm halkları birleştirip muhafazakar ve faşist bir çoğunluğun
desteğiyle Ortadoğu politikası planıyla iç destekli güçlü yapmacık imanlı bir
AKP devleti olmaktı. Onun için derin adamlarını devşirdi.

Devlet, Bediüzzaman rütbesini armağan ettiği Nurs Köyünden Mr.
Mele Said’de 7 kâtip ve 7 kilo mürekkep ve 7 tomar kâğıt vermişti. Nebiyul alem
olması, nebiyul Turkey olması, kabeyi İstanbula taşıyacak resulullah olması
için…

Ekip başardı. Resulullah Said Kürdlerden ve Türklerden bir ümmet
yarattı, imanlı mı imanlı. Göstermelik açık havada cezalar verildiğinde bile
daha verimli çalışıyordu.

Şimdi 21. asrın bediüzzamanı dediğimiz çağdaş resulullah Cepçı
Recep İbni Fetullah bilimi aştı, uzayın kara deliğinden uzayı aştı.

Sonumuz hayrola!Erdoğan

Fetullah Keremullah görevi Cepçi Recep’e devretti. Recep, ömrü
halife olmaya yetemeyen CHP’nin imamı Fetullah Keremullah için sarayda bir
köşede bir döşeklik, bir yastıklık yer ayarladı. Aksaray’daki yerinde bu dünyaya
veda edecek.

Belki de yerine gelecek takati kalmadı. Ben 100 yaşına girmeden
Kürdleri yarım asır oyalayan, kolektif çalışmada daha başarılı olan yeni çağdaş
Resulullah Cepçi Recep’i  görseydim iyi olurdu.

Bir çift sözüm var.

Kürdler devlet kurmaya yeminlidirler ve devlet kuracaklar.
Türkiye hıyar gibi bölünecek!

Türkiye’yi hıyar gibi bölünmekten kurtar ya Resulullah!

Ak Parti’ye taşeron olarak iktidar olması için görevi veren
devletin kurucu partisi olan CHP’dir. Türkiye’deki Kürdlere de kardeşlik
taşeronluğunu ikram eden CHP devletinin derinliğidir.

TC seçim dönemlerinde Kürdleri gaza getiriyor. İki parti de Türk
toplumunun “bölücülerle işbirliği yapma” suçlamasından korktukları için HDP ile
seçim ittifaklarını yapamazlar. Aslında HDP hangi nedenden olursa olsun şeklen
Türkiyedeki farklılıkları temsil ettiği halde yanaşamazlar.

Derin devlet politikasına ters düşmezler. Kürdleri karşılarına
alarak güçlenen partiler bu durumu çok iyi anlıyorlar. Sadece Kürdler durumu
anlamadılar. Hala ayıya dayı diyorlar.

Türkiyelilik partileri kaç Kürd kafasını kırrarsa o kadar oy
alıyor. HDP ve MHP az kafa kırıyor ve az oy alıyorlar.

TC’nin Ortadoğu hesapları gündemden düştükten sonra Ak Parti
gereksizleşeceği için dağılacak,

Türkiye’de yeni dengeler oluşacak. Biz politika ile
ilgilenmeyenler böyle düşünüyoruz. Belki de TC’nin derin ilişkilerini bildiğimiz
için böyle düşünüyoruz. Siyasetin taşeronluğunu yapanlar kör olmuş, biz vazife-i
vefa olarak körlerin yerine bakıyoruz.

 

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

ŞARK’TAN BAD-I SİYAH, ĞARB’TAN BAD-I ZİYA ESİYOR

Posted by kaniyasor 5 Aralık 2018

k.y.Kani Yado -05.12.2018

Eskiden “güneş şarktan doğar” denirdi. Şimdi doğudan karanlık esiyor algısı maalesef tüm dünyada ortak kanıdır. Mezopotamya ve Anadolu dediğimiz ikiz kardeşler Arap çöl karanlığına teslim olmadan önce etraflarına kendi aydınlıklarını saçıyorlardı. O zaman gerçekten güneş doğudan doğuyordu.

Rönesans’tan önce Hıristiyan şeriat karanlığını yaşayan Avrupa da çöl karanlığına saplanmadan önce Avrupa ülkeleri kendi insanlık erdemleriyle yaşıyorlardı.

Kendi değerlerini terk edip Hıristiyan gericiliğine saplanan zamanın din istismarcısı Vatikan Hıristiyan şeriat devleti,  dünya insanlığından özür dilemek zorunda kaldı.

Avrupalılar Hıristiyan çöl şeriat karanlığının acısını gördükten sonra sırtlarını karanlığa çevirmeye başladılar.

Mezopotamya’nın ikiz kardeşi Anadolu, Doğu’dan çöl karanlığı ve Batı’dan özgürlüğün ürettiği “ziya” dediğimiz aydınlığın buluştuğu köprü durumuna aday olmuştu.

Günümüzde arabesk karanlığı egemen kültür durumuna getirmeye çalışan TC devleti Türk Nazi Hareketi dediğimiz Kemalizm’i terk etmedi. Müslüman ülkelerin üzerinde  tahakküm kurmak için kendine muhalefet, dinci/cinci gericilere iktidarı bağışlayarak çağdışı Müslüman ülkelere sempatik görünmek istiyor ve  pusuya yattı.

Siyaset böyle bir şeydir. İnsanların geriliğinde pusuya yatmak! Tilkinin tavuk kümeslerine pusu kurması hayvanların yaşam biçimlerinde her zaman gördüğümüz vakalardır.

Türkiye tarihi taktiklerini hala kullanıyor. Yavuz Sultan Selim döneminde Şah İsmail’in Şiî İslam şeriat düzenine karşı Kürdistan eyaletlerinin Kürdlerden oluşan milis güçlerini kullanması Osmanlı devletinin bölgede güçlenmesine neden olmuştu.

Şimdi Kemalist devletin Kürdleri Türkiyelilik siyasetinde kullanması olayı aynı sonuca neden olmayacak mı? TC’nin, Kürdistan Hükümeti hükümranlık bölgesi ile Türkiye arasında Kürdlerden oluşturulan tampon bölge TC devletinin aynı talebiyle oluştu.

Türk Nazi Hareketi dediğimiz Türk sağ ve sol milliyetçilerinin iftiharla telaffuz ettikleri fethetmeyi, talancılığı amaçlayan İslamcı görünme taktiği bölgeyi ele geçirmeyi amaçlıyor.

TC derin devletinin ve çöl vahşet odakları dediğimiz komşu devletlerin derin devlet unsurlarına güdümlenmiş Kürd siyasal dinamikleri Kürdleri işgalci konumdaki TC’yi meşrulaştırma siyasetiyle Küdlerin milli duruşlarına suikast düzenliyor!

Biz yaşadığımız yörelerde gördüklerimizi, tecrübelerimizi tarihin görgü tanıkları olan mağdurların söylediklerini hatırlamaya çalışalım.

Osmanlı’nın dayandığı, erkek egemenlikli tanrıların bağışladığı imtiyazlı erkek şeriat siteminin gerçek yüzünün ortaya çıkması ile birlikte,  Osmanlıya bağlı  egemenlik  sahası kendi yerel taleplerine göre reflekslerini gösterdiler.

Bu durum Avrupa’nın Osmanlıların kirlettiği  Balkanlar’da yerel değerlere göre ulusal erdemlerin öne çıkmasına neden oldu. Biz Osmanlı şeriat düzeninde yüzyıllarca bir sürede yerel değerleri kirlenen Kürdlerin siyasal reflekslerini hep merak ettik.

Rabbimizin yardımıyla solun ve  dinci  asalakların kirli ve yönlendirilmiş kaynaklarına, kirli Müslüman devletlerin kaynaklarına, yalancı resmi  tarihlerin saptırılmış bilgilerine ihtiyaç durmadan tahlil etmeye çalıştık.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında ve Türkiye Cumhuriyetinin ortaya çıkış yıllarında Kürdistan’ın siyasal durumunu tahlil etmek aynı zamanda tüm bölgenin durumunu görmeye katkı sunar.

Osmanlı’ya bağlı Palu özerk Hükümeti’nin egemenlik alanlarında yaşadığımız için, bizim elimizde daha gerçekçi kanıtlar vardır. Biz günümüzde Kemalizm’in artıklarından oluşan sağ ve sol siyasal dinamikleri bu konuda ciddiye almıyoruz.

Her zaman TC derin devletinin ve kendine bağlı muhaberatın yönlendirdiği Kürd ve Türk siyasal unsurlarının değerlendirmelerini ciddiye alamayız.

Kürdistan gerçekleri her gün üzerinde dolaştığımız toprağın altında sızlayan atalarımızın kemiklerinde veya görgü tanıklarının ifadelerinde gizli kalan gerçeklerdir.

Sapık Osmanlı padişahlarının İslam aleminin halifesi olmaları avantajında, Osmanlı şarapçı Yeniçeri ordusunun savaşlarda ve sair baskınlarda ele geçirdiği Rabbimizin “kadın ana” dediğimiz kullarını gasp edip Halife Padişaha sunan Osmanlı Ordusunun namussuzluğuna karşı toplumu örgütleyeceklerine inanalım mı?

Sapık Osmanlı padişahlarının İslam aleminin halifesi olmaları avantajında, Osmanlı şarapçı Bektaşi Yeniçeri ordusunun savaşlarda ve sair baskınlarda ele geçirdiği Rabbimizin “kadın ana” dediğimiz kullarını gasp edip Halife Padişaha sunan işgalci ve talancı Osmanlı Ordusunun namussuzluğuna karşı toplumu örgütleyeceklerine inanalım mı?

Ve Osmanlı dağılıyor!

Cariye saltanatı dediğimiz cennet elden gidiyor!

Şeriat elden gidiyor!

Ne yapmalı?

Sahiden bu dağılma yıllarında, Amed’ten Palu’ya taşınan ve sonra evlatlarıyla akraba olduğumuz Hz. Hasan’ın soyundan olduğunu iddia eden büyüğümüz ve Şeyh Said efendinin dedesi Şeyh Ali Sebdî’yi kim bize gönderdi?

Hz. Hatice’nin İslam ütopyasını suya düşüren azgın çöl erkeklerinin İslamiyet’i erkeklerin cennetine çeviren, içten kemiren tarikatlar karanlığın nedeni olduğunu biliyoruz.

İnsanoğluna acılar yaşatan çöl barbarlığı da dağılıyor. Artık bad-ı siyah Şark’tan, bad-ı ziya Garp’ten esiyor.

 

شارقتان بادی س̇یاه، خاربتان بادی زیا ئه‌سیۆر
کانی یادۆ-۰۵.۱۲.۲۰۱۸
ئه‌سکده‌ن “گونه‌ش شارکتان دۆخار” ده‌نرد. شمد دۆخودان کارانلک ئه‌سیۆر ئالگس مائاله‌سه‌ف توم دونیادا ئۆرتاک کاندر. مه‌زۆپۆتامیا ڤه‌ ئانادۆلو ده‌دخمز ئکز کارده‌شله‌ر ئاراپ چۆل کارانلخنا ته‌سلم ئۆلمادان ئۆنجه‌ ئه‌ترافلارنا که‌ند ئایدنلکلارن ساچیۆرلارد. ئۆ زامان گه‌رچه‌کته‌ن گونه‌ش دۆخودان دۆخویۆردو.
ڕۆنه‌سانسعتان ئۆنجه‌ هرستیان شه‌رات کارانلخن یاشایان ئاڤروپا دا چۆل کارانلخنا ساپلانمادان ئۆنجه‌ ئاڤروپا ئولکه‌له‌ر که‌ند ئنسانلک ئه‌رده‌مله‌ریله‌ یاشیۆرلارد.
که‌ند ده‌خه‌رله‌رن ته‌رک ئه‌دپ هرستیان گه‌رجلخنه‌ ساپلانان زامانن دن ئستسمارجس ڤاتکان هرستیان شه‌رات ده‌ڤله‌ت، دونیا ئنسانلخندان ئۆزور دله‌مه‌ک زۆروندا کالد.
ئاڤروپاڵار هرستیان چۆل شه‌رات کارانلخنن ئاجسن گۆردوکته‌ن سۆنرا سرتلارن کارانلخا چه‌ڤرمه‌یه‌ باشلادلار.
مه‌زۆپۆتامیاعنن ئکز کارده‌ش ئانادۆلو، دۆخوعدان چۆل کارانلخ ڤه‌ باتعدان ئۆزگورلوخون ئوره‌تتخ “زیا” ده‌دخمز ئایدنلخن بولوشتوخو کۆپرو دورومونا ئادای ئۆلموشتو.
گونوموزده‌ ئارابه‌سک کارانلخ ئه‌گه‌مه‌ن کولتور دورومونا گه‌ترمه‌یه‌ چالشان تج ده‌ڤله‌ت تورک ناز هاره‌که‌ت ده‌دخمز که‌مالزمع ته‌رک ئه‌تمه‌د. موسلومان ئولکه‌له‌رن ئوزه‌رنده‌ تاهاککوم کورماک ئچن که‌ندنه‌ موهاله‌فه‌ت، دنج/جنج گه‌رجله‌ره‌ ئکتدار باخشلایاراک چاخدش موسلومان ئولکه‌له‌ره‌ سه‌مپاتک گۆرونمه‌ک ئستیۆر ڤه‌ پوسویا یاتت.
سیاسه‌ت بۆیله‌ بر شه‌یدر. ئ̇نسانلارن گه‌رلخنده‌ پوسویا یاتماک! تلکنن تاڤوک کومه‌سله‌رنه‌ پوسو کورماس هایڤانلارن یاشام بچمله‌رنده‌ هه‌ر زامان گۆردوخوموز ڤاکالاردر.
تورکیه‌ تاره تاکتکله‌رن هالا کوڵانیۆر. یاڤوز سولتان سه‌لم دۆنه‌منده‌ شاه ئ̇سمالعن شی ئ̇سلام شه‌رات دوزه‌ننه‌ کارش کوردستان ئه‌یاله‌تله‌رنن کوردله‌رده‌ن ئۆلوشان ملس گوچله‌رن کوڵانماس ئۆسمانل ده‌ڤله‌تنن بۆلگه‌ده‌ گوچله‌نمه‌سنه‌ نه‌ده‌ن ئۆلموشتو.
شمد که‌مالست ده‌ڤله‌تن کوردله‌ر تورکیه‌ڵک سیاسه‌تنده‌ کوڵانماس ئۆلای ئاین سۆنوجا نه‌ده‌ن ئۆلمایاجاک م؟ تجعنن، کوردستان هوکومه‌ت هوکومرانلک بۆلگه‌س ئله‌ تورکیه‌ ئاراسندا کوردله‌رده‌ن ئۆلوشتورولان تامپۆن بۆلگه‌ تج ده‌ڤله‌تنن ئاین تاله‌بیله‌ ئۆلوشتو.
تورک ناز هاره‌که‌ت ده‌دخمز تورک ساخ ڤه‌ سۆل مڵیه‌تچله‌رنن ئفتهارلا ته‌لاففوز ئه‌تتکله‌ر فه‌تهه‌تمه‌ی، تالانجلخ ئاماچلایان ئ̇سلامج گۆرونمه‌ تاکتخ بۆلگه‌ی ئه‌له‌ گه‌چرمه‌ی ئاماچلیۆر.
تج ده‌رن ده‌ڤله‌تنن ڤه‌ چۆل ڤاهشه‌ت ئۆداکلار ده‌دخمز کۆمشو ده‌ڤله‌تله‌رن ده‌رن ده‌ڤله‌ت ئونسورلارنا گودومله‌نمش کورد سیاسال دنامکله‌ر کوردله‌ر ئشگالج کۆنومداک تجعی مه‌شرولاشترما سیاسه‌تیله‌ کودله‌رن مڵ دوروشلارنا سوکاست دوزه‌نلیۆر!
بز یاشادخمز یۆره‌له‌رده‌ گۆردوکله‌رمز، ته‌جروبه‌له‌رمز تارهن گۆرگو تانکلار ئۆلان ماخدورلارن سۆیله‌دکله‌رن هاترلامایا چالشالم.
ئۆسمانلعنن دایاندخ، ئه‌رکه‌ک ئه‌گه‌مه‌نلکل تانرلارن باخشلادخ ئمتیازل ئه‌رکه‌ک شه‌رات سته‌منن گه‌رچه‌ک یوزونون ئۆرتایا چکماس ئله‌ برلکته‌، ئۆسمانلیا باخل ئه‌گه‌مه‌نلک ساهاس که‌ند یه‌ره‌ل تاله‌پله‌رنه‌ گۆره‌ ڕه‌فله‌کسله‌رن گۆسته‌ردله‌ر.
بو دوروم ئاڤروپاعنن ئۆسمانڵارن کرله‌تتخ بالکانلارعدا یه‌ره‌ل ده‌خه‌رله‌ره‌ گۆره‌ ئولوسال ئه‌رده‌مله‌رن ئۆنه‌ چکماسنا نه‌ده‌ن ئۆلدو. بز ئۆسمانل شه‌رات دوزه‌ننده‌ یوزیڵارجا بر سوره‌ده‌ یه‌ره‌ل ده‌خه‌رله‌ر کرله‌نه‌ن کوردله‌رن سیاسال ڕه‌فله‌کسله‌رن هه‌پ مه‌راک ئه‌تتک.
ڕاببمزن یاردمیلا سۆلون ڤه‌ دنج ئاسالاکلارن کرل ڤه‌ یۆنله‌ندرلمش کایناکلارنا، کرل موسلومان ده‌ڤله‌تله‌رن کایناکلارنا، یالانج ڕه‌سم تارهله‌رن ساپترلمش بلگله‌رنه‌ ئهتیاچ دورمادان تاهڵ ئه‌تمه‌یه‌ چالشتک.
برنج دونیا ساڤاش یڵارندا ڤه‌ تورکیه‌ جومهوریه‌تنن ئۆرتایا چکش یڵارندا کوردستانعن سیاسال دورومونو تاهڵ ئه‌تمه‌ک ئاین زاماندا توم بۆلگه‌نن دورومونو گۆرمه‌یه‌ کاتک سونار.
ئۆسمانلعیا باخل پالو ئۆزه‌رک هوکومه‌تعنن ئه‌گه‌مه‌نلک ئالانلارندا یاشادخمز ئچن، بزم ئه‌لمزده‌ داها گه‌رچه‌کچ کانتلار ڤاردر. بز گونوموزده‌ که‌مالزمعن ئارتکلارندان ئۆلوشان ساخ ڤه‌ سۆل سیاسال دنامکله‌ر بو کۆنودا جددیه‌ ئالمیۆروز.
هه‌ر زامان تج ده‌رن ده‌ڤله‌تنن ڤه‌ که‌ندنه‌ باخل موهابه‌راتن یۆنله‌ندردخ کورد ڤه‌ تورک سیاسال ئونسورلارنن ده‌خه‌رله‌ندرمه‌له‌رن جددیه‌ ئالامایز.
کوردستان گه‌رچه‌کله‌ر هه‌ر گون ئوزه‌رنده‌ دۆلاشتخمز تۆپراخن ئالتندا سزلایان ئاتالارمزن که‌مکله‌رنده‌ ڤه‌یا گۆرگو تانکلارنن ئفاده‌له‌رنده‌ گزل کالان گه‌رچه‌کله‌ردر.
ساپک ئۆسمانل پادشاهلارنن ئ̇سلام ئاله‌منن هالفه‌س ئۆلمالار ئاڤانتاژندا، ئۆسمانل شاراپچ یه‌نچه‌ر ئۆردوسونون ساڤاشلاردا ڤه‌ سار باسکنلاردا ئه‌له‌ گه‌چردخ ڕاببمزن “کادن ئانا” ده‌دخمز کوڵارن گاسپ ئه‌دپ هالفه‌ پادشاها سونان ئۆسمانل ئۆردوسونون ناموسسوزلوخونا کارش تۆپلومو ئۆرگوتله‌یه‌جه‌کله‌رنه‌ ئنانالم م؟
ساپک ئۆسمانل پادشاهلارنن ئ̇سلام ئاله‌منن هالفه‌س ئۆلمالار ئاڤانتاژندا، ئۆسمانل شاراپچ به‌کتاش یه‌نچه‌ر ئۆردوسونون ساڤاشلاردا ڤه‌ سار باسکنلاردا ئه‌له‌ گه‌چردخ ڕاببمزن “کادن ئانا” ده‌دخمز کوڵارن گاسپ ئه‌دپ هالفه‌ پادشاها سونان ئشگالج ڤه‌ تالانج ئۆسمانل ئۆردوسونون ناموسسوزلوخونا کارش تۆپلومو ئۆرگوتله‌یه‌جه‌کله‌رنه‌ ئنانالم م؟
ڤه‌ ئۆسمانل داخلیۆر!
جاریه‌ سالتانات ده‌دخمز جه‌ننه‌ت ئه‌لده‌ن گدیۆر!
شه‌رات ئه‌لده‌ن گدیۆر!
نه‌ یاپمال؟
ساهده‌ن بو داخلما یڵارندا، ئامه‌دعته‌ن پالوعیا تاشنان ڤه‌ سۆنرا ئه‌ڤلاتلاریلا ئاکرابا ئۆلدوخوموز هز. هاسانعن سۆیوندان ئۆلدوخونو ئددا ئه‌ده‌ن بویوخوموز ڤه‌ شه‌یه ساد ئه‌فه‌ندنن ده‌ده‌س شه‌یه ئال سه‌بدیعی کم بزه‌ گۆنده‌رد؟
هز. هاتجه‌عنن ئ̇سلام ئوتۆپیاسن سویا دوشوره‌ن ئازگن چۆل ئه‌رکه‌کله‌رنن ئ̇سلامیه‌تع ئه‌رکه‌کله‌رن جه‌ننه‌تنه‌ چه‌ڤره‌ن، ئچته‌ن که‌مره‌ن تارکاتلار کارانلخن نه‌ده‌ن ئۆلدوخونو بلیۆروز.
ئ̇نسانۆخلونا ئاجلار یاشاتان چۆل باربارلخ دا داخلیۆر. ئارتک باد- سیاه شارکعتان، باد- زیا گارپعته‌ن ئه‌سیۆر.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

EVÎNA TARÎTİYÊ Û JİYANA RONAHÎYÊ

Posted by kaniyasor 28 Kasım 2018

alakurdprofilKani Yado – 28.11.2018:

Mirov evîndarê şaşî û tarîtiya xwe be, rastiyê nabîne. Her tim dibêje “ez û ez”.  Heke kes bindestê kertiya xwe be, wenda dibe û xwe nabîne, herkesî sucdar dibîne. Şaşiya bêbinî bixwe serok, gelê xwe binok dibîne.

Kes  dibêje: “ez şaşim, şaş û serxweş û nexweşim?

Ê de başe!

Tu ne şaşî û tu başî!

Xweda yê erd û ezmanan mêjî yê çola tarî afirand?

Mêjî kir serê zilaman, jinan, keç û kalikan, bûk û zava û zarokan. Ereb û Tirkên hov jiyana  tarîtiyê ava kirin.

Tofanek mezin li ser hovan e. Tarîtiya wan, jiyana ronahî tarî kir. Kurdîstan bi vî awa, bi hovîtîya ola Erebên bêbext tarî bû rebeno.

Mirov çima bi vî awaye?

Bi min bawer bikin, Xweda zarokan wek fîlozof, wek melek diafirine. Lê Ereb û Tirk û Kurdên rûreş, zarokan bi rengê çolê, bi rengê tarîtiya xwe perwerde dikin û dikin sosreta cihanê.

Em ber Xwedayê xwe bigeriya Xweda mêjiyê zarokan û bedewîya zarokan ji Ereb û Tirkên hov û derewên wan biparêziya. Em bi dek û derewên wan, bindestê tarîtiya çolê bûn.

Bi zimanê Tirkan, ango bi zimanê gurên hov û rovî yên diz jiyan azad nabe! Mirîşkên belengaz tev roviyên diz nikarin jiyanek azad bijîn. Tev Erebên bêbext û derewîn, jiyan nabe. Jiyan bi zimanê Kurdî xweş dibe.

Bi destûra Xwudayê erd û ezmanan emê jiyana  netewî bi zimanê Kurdî bixemlînin. Mirov û ajal û dar û ber, karik û berxik û mî û bizin û ker, dîk û mirîşk, gul û kulîlk û çûk û masî û teyr, behr, kanî û newal û ciya û deşt û darîstan hevre bibe Kurdîstan.

Kurd bi zimanê Kurdî nas dibe. Zimanê Kurdî nasname ya Kurdane. Pewîste ku, her Kurd zimanê Tirkî ji devê xwe, zîhniyeta Tirkan û Ereban ji mêjiyê xwe pakij bike. Zimanê Kurdî perwerde bibin. Zimanê Kurdî wek Kurdîstanâ rengîn şîrîne.

Kurdên bi zimanê dujmin dijîn, ew wek darê bê gulî û bê pel û bê kulîlkin. Di mêjiyê wan de Kurdîstan, di dilê wan de mihrîvanîya Xweda, jiyana wan de mirovatî çê nabe.

Erebên çolê û Tirkên hov, bi derewên xwe hemû rûmetên mirovatî binpê kirin.

Mirov xayinê xwe, xayînê gel û netewa xwe ne be û bêrûmet nebe, mirov dikare bi zimanê Kurdî nimêja xwe bike, ber Xweda bigere,an jî boy yekî serxwaşî bixwaze.

Em malbatên Kurdan de dibîstanan bi zimanê Kurdî ava bikin, baştır nîne? Gelek Kurd hene bi tenhê Kurdî dizanin, lê serê wan û aqlê wan ji hev cûdane. Em çı bikin gelo?

mêjiyê mirov de tarîtî û hovîtiya ol a Ereb’ên çolê hebe mirov qet îfah nabe. Rewşa welatên Misilman ber çavane. Xweda tofanek mezin bide zaliman , em ji wan cûda bin.

mêjiyê mirov de tarîtî û hovîtiya ol a Ereb’ên çolê hebe mirov qet îflah nabe, Rewşa welatên Misilmanan ber çavane, Xweda tofanek mezin bide zaliman. Bi destûra Xweda em ji wan cûda bin û jiyanek serbixwe ava bikin. Paş şeva tarî, Roja ronahî ye.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

GÜLDÜĞÜMÜZDE YÜZ GÜL GÜLÜMSER YÜZÜMÜZDE

Posted by kaniyasor 23 Kasım 2018

k.y.Kani Yado – 23.11.2018

Devlet örtülü ödeneklerle her zaman adam tavlardı. Bu biçimsiz odun gibi adamları eğip bükerek, şekil vererek evliya, yazar ve sanatçı yapardı. Biz ise aval aval bakardık.

Şimdi devlet onların kafasına vurup, onları haraca bağlayarak örtülü ödenekleri geri alacak. Örtülü ödenek çamurundan yaratılan Fetullah Keremullah, Amerika’da suya düşmüş tavuk gibi tir tir titriyor.

Kürd uzun havaları ve şark muziği makamlarını notalı olarak Mir Ali Demirtaş’ın kervan sayarında Türkçeleştirildi. Yıxınklı Hafız efendinin ruhu şad olmadı.

Zaza Enver ve Paşa Demirbağ’ın ruhları şad olsun. Allah’ın rahmetine kavuştular, Recep’in eline düşmediler.

Neyse ki çalınıp Türkçeleştirilen Kürd eserleri TC Kültür Bakanlığında muhafaza ediliyor. Kevaşelerin  yardımıyla Ankara Qalasına Kürdistan bayrağımızı göndere çektiğimizde onları geri alacağız.

Merhum Enver ve Paşa, Kürdî uzun havaları Türkçe gazele çevirip güzel okurdu. Kürdler emek verdiği yüzyılların hakkını helâl etti mi etmedi mi bilmiyoruz.

Bizim Alirıza Tata Devlet baqanı, Meclis Başkanlığı yaptığında Palolî Pıçaqçi Husoyla konuştuğunda çok gülmüştüm.

“Ula Huso qehpe oğlî nêdêrsen? Bizim pırço Memê nêdêr? Palo’ye gidende one de, Anqere’ye vardığınde benim elimi öpmağe gelsin, onun qulaxlerini çekmeyi özlemişem” deyişini hiç unutamıyorum.

Alirıza Tata, TC’nin devlet boşluğunda, sosyal demokrat Ecevit Bey ile Mason süleyman Demirel’in faşist iktidar çatlağında Meclise sızmıştı.

Toplumu CHP’nin paşalar rezaletinden kurtarmaya çalışan Ecevit’in gücü MİT’e yetmiyordu. CHP’nin Teşkilat imamı Fetullah Keremullah’ın karşısında bir erin general karşısında durduğu gibi duruyordu.

CHP’nin Teşkilat imamı Fetullah Güllen, derin devletin Bediüzzam olarak ödüllendirdiği örtülü ödenek piyasası mahsulü Said-i Nursi’nin selahiyetlerini devralmıştı.

Fetullah da Bediüzzaman el Keremullah evliyaların evliyası Keremullah ünvanına kavuşmuştu. Üfürme nazariyelerini, ilmi kelamı ezberleye ezberleye ağzı ishal olmuş, çenesi düşmüştü,  hiç durmuyordu.

Devlet Teşkilat garantisi altında yaşayan Kürd, Türk, komünist, Kürdçü kim varsa çeneleri düşükoluyor her nesense.

Ben Cepçi Recep’i kendi hocası olan yüzünuranî aklı keranî Fetullah Keremullah’ın yanına göndermeden ölmeyeceğim. Kâtip bunu böyle yaz!

Derin Teşkilat’ın komutanı katil Talat Paşa’nın öz malı Nurs’lu Bediüzzaman ve Kemalist Fetullah Keremullah çok komik oluyorlardı maşallah!

Ben onları gördüğümde beni gülme krizi tutuyor billah!

Çok güzel dincilik cincilik rolü oynuyorlar MaşaAllah!

Derin devletin anlatılacak daha çok şeyleri var, ilerde yazarız, divana kalmaz inşaallah.

TC devleti, Kürdleri engellemek, Kürdlerine kendine sevdalanmasını sağlamak için, Kürdistandan Ankara üzerinden Selanike kadar koşturup “Yaşasın Xelklerin qardeşligi” diye bağırta bağırta kendine biat ettirdi.

Zaza Kılıçtaroğlu Kırşehir , nevşehir derken nihayet Sasa asaletinden kaça kaça Türkmen kurt yuvasına vardı…

Devlet oyuncağı dediğimiz siyasetle uğraşmayi tavsiye etmeyiz. Türk Devletinin Kürdlerden taşeron güçler yaratıp, iç  denge siyasetinde kullanmak üzere bazen terör estirir, bazen barışçıl duruma getirilir.

Buna askeri terim olarak düşük yoğunluklu devlet ayarlı savaş deniyor. Bu durum çok derinden bizi vurdu ve derin yaralar açtı. İnsanlarımızın evleri başlarına yıkıldı, göçe zorlandı, anne yüreklerine kor düştü.

Devletin ayarıyla ölen her asker, her Kürd evladının katili derin devlettir. Derin devlet başta CHP’nin devlet üretme çiftliğinde Fetullah Keremullah gibi imamlarla, TC ayarlı Kürd, Komünist, Alici İslam bireyler yetiştirildi.

Biz bunları TC’nin derin kaynaklarından öğreniyoruz. Burada devlet ne kadar satın aldığı unsurlara harcadığı  örtülü ödenekle bunu hasıl ettiğini anlatmama gerek bile duymuyorum. Devletin tüm sırları caddelere, sokaklara serpildi, askeri birliklerin çöplüğünde eskici çocukların eline geçti.

Vatan Partisinin topal başkanı ve başkan yardımcısının görev aldığı “Kürdleri  devlet için çalıştırma görevinin derin bilgilerini taşıdığını bilmeen yok. Recep Tayyip bu dosyaları TSK Genelkurmaylığından, dört yargıcın denetiminde teslim aldı. Onlara sorabilirsiniz.

Yedek subay olarak askerlik yaptığım yerde terhis olduğumda birliğin hatıra defterine “geldim, bana insan öldürmeyi öğrettiniz, ben kimseyi öldürmeyeceğim ve gidiyorum” diye yazdım.

Kemal Kılıçtaroğlu arkadaşımız ise uçaksavar birliğinde CHP’nin taşeron partisi AKP’nin lideri Recep’e karşı danışıklı savaşta Recep’in savaş uçakları sortilerine karşı savunmayı öğrendi. Kader bizi misyonumuzla buluşturdu. O danışıklı muhalefet lideri oldu, ben namlulara gül sürdüm.

CHP’nin savunduğu ırkçı sol hareketin Hitler’in Nazi benzeri doktrini vardır ve bu parti laik değildir. Laiklik bir anlamda inançların siyasal din istismarcıları olan asalak din sektörünün tekelindnkoparılıp özgürleştirilmesi demektir.

NAZİ, Milliyetçi Sosyalist(National Socialist) anlamına gelir.  Bu ucubeler sosyal demokrasinin düşmanlarıdırlar.

Hitler Nazizmi benzeri Kemalizm bu doktrine göre inşa edildiği için siyasal sistemlerin içinde yer buldu.

CHP nasyonal sosyalizm doktrinine sahip Kemalizmin yansımasından Kürd Şabanizmi, nesebi sahih olmayan Gürcü katırından Türk Recepizmi dediğimiz Ak Parti olarak ortaya çıktı

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

DAMDA FİLOZOF MUHYEDDİN AĞA VAR

Posted by kaniyasor 19 Kasım 2018

k.y.Kani Yado – 19.11.2018:

Ben inanıyorum ki, merhum Aziz Nesin Dep’te Ümmeti Muhammed ile Merhum Muhyeddin Ağa arasında krize neden olan gecekondu cami yapılması esnasındaki olaylardan ilham almıştır.

Üstad Aziz Nesin kendi vakfında, ben Dep’te yazdıklarımı yastık altında saklardım. Ben de Üstad gibi eşeklerin eşekliğinden, üfürükçü ahmakların aptallığından ilham alıyordum.

İyi ki güzel gözlü eşekler ve dînıkê Xwadê û ahmaklar vardır. Yoksa biz gülmesini unutmaz mıydık?

İyi ki varsın filozofum! Ben Muhyeddîn Ağa ile Ümmeti Muhammed arasında krize neden olayı yazmıştım ve şimdi yastık altından çıkarıp yayınlıyorum.

Yarım  asırdan daha fazla bir zaman önce herkesin bildiği Yeni Mahalledeki görkemli cami ve atom başlıklı füze gibi görünen minareye sahip olan caminin yapılması Muhyeddin Ağa ile Ümmeti Muhammed’i karşı karşıya getirmişti.

Günlerden bir gün Dep’te sofiler bir araya gelmişler. Bunların içinde en akıllısının aklına Allah gelmiş. Allahın Karakoçan’da evsizliğini gündeme getirmiş.

Öyle ya herkesin evi var ama her kesi yaratan Yüce Allah evsiz! Bu nasıl adalet?

Bu akıllıların içinde en akıllısı bir öneri vermiş! Elbirliğiyle Allah’a bir ev yaptıracaklar. Elbette kulların görevi Allah’ı mağdur durumdan kurtarıp ev sahibi yapmak kulların başta gelen görevidir. Hemen kolları sıvamışlar!

Biri çarşının içindeki Sofi Teyyar’ın evini başına yıkıp yerine Allah’ın başını sokacak evi inşa etmeyi önerir.

Hayır hayır bu olmaz!

Ev yıkanın başına gök kubbe yıkılırmış, yer yerinde durmaz, elek bêjing gibi sallanırmış!

Peki ev yapmak için arsa gerekmez mi?

Arsa bulmaktan daha kolay ne var ki?

İstediğin yere kazmayı vur! Yerleri ve gökleri yaratan Allah’ı evsiz bırakmak müminlere yakışmaz.

Ev yapılmak istendiğinde nere uygunsa orada Allah’ın başını sokacak gecekondu yapmak helaldir!

Müminler imanın gücüyle Allah için bir camikondu yapmak için kolları sıvadılar.

Muhyeddin Ağanın tarlasının çarşıya uzanan ucunda O’na sormadan kazmayı vurup caminin temelini kazmışlar.

Muhyeddin Ağa  tarlasına gidince  kazılan temeli görmüş ve çılgına dönmüş!  Tarla sahibine sormadan temel kazmak ve hem de evsiz kalmış Allah’ın evi için!

O esnada Ağa sıkışmış kazılan temelden daha uygun yer yokmuş. N’olacak yani altı üstü bir su dökünecek…

Allah’ın korumaları hemen karakola gidip şikâyet etmişler. Jandarma filozof Ağa’yı kelepçeleyip apar topar gözaltına almış.

Evsiz kalan Allah’ın gecekondu evinin temeline hakaretten suçun büyüklüğünü düşünün!

Daha sonra Ağayı savcının huzuruna çıkarırlar. Suçu ağır. Ümmeti tağutun manevi değerlerine hakaret etmek, sulamak! Artık kimse arsa gaspının da suç olduğunu düşünmez.

Savcıda sorgusu yapıldıktan sonra hakimin huzuruna getirilir. Manevi şahsiyetleri incinmiş Allahın işgalci haramzade mü’minleri Mahkeme salonunu doldurmuş.

Hakim kimkik tesbiti için sorar:

-İsminiz?

-İsmim George Brown

-Soy isminiz?

-Soy ismim AkûPak. Hakim bey, arsamı işgal edip kondu cami yapan Allah’ın korumalarına karşı davacıyım. Bu salaklara karşı Suç duyurusunda bulunmanızı talep ediyorum.

Bu söylem abtestli namazlı Hakim’in zoruna gider. Tam tersine ümmet-i salaka hakaretten Muhyeddin Ağa için bir dava daha açılır ve arsası işgal edilmiş mağdur hapishaneye götürülür.

Hapishane tek katlı toprak bir damdı. Bu medeniyet harikası toprak damlı, loğlu hapishane, Mustafa Kemal’in muasır medeniyetinin bir şaheseriydi. İçinde fareler cirit atıyordu.

Ne kadar ceza verildiğini hatırlamıyorum ama bir gün Muhyeddin Ağayı Hapishanenin damında nutuk atarken gördüm.

Pantolonunu, ceketini ve gömleğini giyinmiş, kravatı gömleğin yakasına takılmamış sadece boynuna atmıştı.damda.deli.iki

Bununla devletin yularlı adaletini teşhir ediyordu. Sanki Allah kendini savunmaktan aciz kalmış, Allahın hakkını hukukunu savunma adına insanları mağdur eden salaklara mesaj veriyordu. Filozof konuşuyor, bir sürü kravatlı, kravatsız, sarıklı, sakallı, pala bıyıklı, apoletli insan onu seyrediyorlardı.

Üfürükçülerin Allah’ın avukatlığına soyunduğu koşullarda bir filozof  toplumun içine paraşütle indiğinde böyle olur.

Sokrates Atinalıların anıt kabirlerine, ataputlarına, put ve  putperestlere inanmadığı için başına gelenleri bilirsiniz.

Merhum Aziz Nesin’in “Damda Deli Var” eserini okuyanlar, “leb” demeden leblebiyi anladılar sanırım.

Rabbimiz aklıselimi dünyanın her tarafına dağıttı. Bir Sokrates Atina’da olur, diğeri Palu’nun Dep köyünde olamaz mı?

Tepeköy  yanlışlıkla Karakoçan olmadan evvel nice filozoflar görmüştü. Bir halk filozofu da bize düşmüştü.

Bir Sokrates de Muyeddin Ağa oldu geldi. Rabbim rahmet etsin, yeri cennettir. 

Mekke’nin şeytan kovalayan putperestleri, Atina’nın Sokrates’i , bizim Muhyeddin Ağamız vardı.

Muhyeddin Ağa, Kürd miri Kara Cemşit zadelerden Demirtaş’ların etkin olduğu Palu Özerk Hükümetinin inşa ettiği Osmanlı Mekteplerinde tahsil yapmıştı.

Palu’da yöre münevverleri yani aydınları yetişiyordu. Şimdi mahalle üfürükçülerinin itibar kazandığı ortamlar hazırlanmış. Bu arazilerde artık filozoflar yetişir mi?

Selanikli Kemalin mekteplerinde okuyanlar bizim filozof Muhyeddin’imizin yanında çocuk yayılırdı. Osmanlıca dili, Arap dili ve edebiyatını okumuştu Fars dili ve edebiyatını da bilirdi. Gulistanı o kadar güzel okuyordu ki… Ruhu şad olsun!

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

EN BÜYÜK TEHLİKE CHP’İN İÇİNDE

Posted by kaniyasor 15 Kasım 2018

k.y.Kani Yado – 15.11.2018:

Herkes AK PARTİ’yi büyük tehlike sanıyor. Aslında tehlike CHP’in merkezinde pusuya yatan Türk Nazi Gücüdür. AK PARTİ’nin  Kemalist CHP’den kamu görevini devralan bir taşeron hükümeti olduğunu ya kasıtlı olarak gündeme getirmiyorlar ya da herkes derin devlet hakkında bilgiye sahip olmayı gereksiz buluyor.

CHP gibi Nasyonal sosyalist partiler Avrupa’da yasaklıdır. Avrupalı ülkeler bunlara güçlenme imkanlarını tanımıyorlar

“Devlet baba neylerse güzel eyler” düşüncesine sahip kapı kulları dediğimiz milletin efendileri, kırsal zihniyetin kanıksadığı umursamazlıktır!

Ak Parti, CHP devletinin taşeron icra hükümetidir. Bu yüzden CHP iktidarın alternatifi değil, işverenidir. Bu süreçte iktidar olma diye bir amacı yoktur CHP’nin.

İçinde bulunduğumuz Müslümanların terör koşullarında muhafazakar bir parti oluşturmak Filistin’i eski Osmanlı statüsüne kavuşturmak, Musul’u ve Kerkük’ü Kürdlere kaptırmamak, Ortadoğu’da söz sahibi olmak, Ortadoğu İslam Konfederal idaresini TC diktatörü  Recep Tayyip’in Beyaz Sarayında icra etmek…

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birleşik ülkelerinin yanı başında Müslüman Birleşik Devletleri projesini hazırlamak…

CHP TC’si Kürtlere kendi derin unsurları tarafından “konfederalizm nazariyelerini bu yüzden hala ezberletiyor, amacın uygulanmasına zemin hazırlıyorlar. Aslında, çakal derisinden post olmaz, Müslümanlardan kendilerine dost olmaz. Hayal edip duruyorlar.

Kimsenin ezberlerini bozmak diye bir amacımız yok. Sadece siyasetin görünmeyen yüzünü umuma gösteriyoruz. İnsan topluma enjekte edilen resmi ezberlerden kendini koruduğu zaman siyasetin görünmeyen yüzünü resimleyebilir.

Kılıçtaroğlu güvenilir bir şahsiyete sahip bir CHP müdürüdür. Misyonu ya tarihe geçer, yada unutulur gider.

CHP’in merkezinde Türk Nazi gücü vardır, Ecevitçi Kemal’e tahammül edemiyorlar. Fırsat ellerine geçse Kemali ve çevresindeki sosyal demokrasiyi savunan arkadaşlarını silerler süpürürler.

Sabretmek gerekir, bir gün TC’nin devlet sırları toplumla paylaşılacaktır. Derin devlet sır dosyaları TSK Genelkurmay Başkanlığından alınarak diktatör Recep’e teslim edilmiş.

Diktatör Recep kendi Kürd ve Türk sağcı, ortacı, solcu, futbolcu derin elemanlarını biliyor.

Selahattin Demirtaş TC’nin derin elemanlarına sadakat göstermediği için TC tarafından rehin alındı.

Derin TC’nin atadığı siyasi unsurlara bağlı olmayan tüm özgür insanlarımız tecride alınmış durumdadır. Çamurdan tanrılar, tanrı-liderler yaratma konusunda mahir olan çöl beyinli geri toplumlar çamurdan yaratılan tanrılara sadık kalırlar.

Korku, kölelik geleneği, özgürlükten kaçmak… gibi durumları anlatmaya gerek yok, bu dal psikologların alanına girer.

Türkiye gibi beyinleri Mekke çöl vahşet karanlığıyla kodlanmış toplumların kendine özgü iradeleri ve bu iradeye bağlı örgütsel dinamikleri yoktur, taşeronluk faaliyetleri vardır…

TC icazetiyle ortaya çıkan mevcut tüm dinsel ve siyasal dinamiklerin reddinde tek kurşun sıkmadan kendi milletleriyle kucaklaşılabilir ve yaşam gül bahçelerine çevrilebilir.

Kürdler ihanet danslarına son verirlerse AKP kendiliğinden dağılır. AKP’yi Kemalistlerin sol danslarının karşıtlığı ve Alevi düşmanlığı, Alevilere ekarşı gerici mevzilenme ayakta tutuyor.

Bu karşıtlıkların nasıl ırkçı Türk devleti tarafından kurumlaştırıldığı zamanı geldiğinde mutlaka anlatılacak ve insanlar anlamakta zorlanacak. Siyasetin görünmeyen yüzünü görmek gerekir. Aksi halde herkes karşı olduğu cepçi Recep faşizmine hizmet etmeye devam eder.

Mevcut siyaset ve din piyasasında herkes TC’nin kodladığı kendi beyninin ezberleri ile yetindiğinde TC devleti karşıtları nasıl ve hangi taktiklerle kendi hizmetine aldığını anlayamıyor, sadece siyasetin görünen yüzüyle siyasetin fanatiği durumuna geliyor.

Bölgede geleneksel siyasal taktiklerin devletin derin stratejik kurnazlığının ürünü olduğunu sorgulayamıyor.

Kimse bu beyinlere TC özel Savaşı tarafından monte edilen kodun ürünü olan ezberini bozmuyor. Gerçek yaşamda ve sosyal medyada TC kendi derin unsurlarının  nasıl aktif hale getirildiğini görüyoruz.

TC’nin stratejik Kürd politikası tek adam üzerinden Kürdleri kontrol etmek şeklinde olduğu için kimsenin aklıselim düşünmesini istemez. Özel savaşın çalışma şeklinde olduğu gibi bu durum net olarak görülüyor. TC “Bunu boşverin, şunu boşverin siz bize kulak verin” şeklinde kendi siyasal kalıplarını muhafaza ediyor.

Bu koşulların devlet tarafından kolaylıkla uygulanması, Kürdlerin TC’nin denetiminden çıkmalarını engelliyorlar. TC’nin din, mezhep ve meşrep politikası toplumsal yaşamı tam bir komediye çevirmiş.

Sünnîler camide TC ve Arapların ruhuna dua ederler, Aleviler cem evinde 12 Arap şeriatçı zebanilerinin gölgesinde ibadet eder duruma düşmüşler. Hele bir de Sünnî İslam dinamizmine bakın, Rabbimiz kimseyi bu kadar gülünç duruma düşürmesin.

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

DİKTATÖRLÜK İNSANLIKTAN YOKSUNLUKTUR

Posted by kaniyasor 6 Kasım 2018

 

k.y.Kani Yado – 06.11.2018:

Tek tanrılı siyaset dediğimiz diktatörlük, yukarıdan ayetler şeklinde emir ve talimat tebliğ eden, aşağıda bir kullar ordusuyla secdede durulan yapıdır. İnsanlar bu lanetlik duruma nasıl biat ediyorlar?

Geçmişte toplumu tanrı-soytarılara biat ettirme dinler vasıtasıyla gerçekleştirildiği gibi, günümüzde siyasal sistemler vasıtasıyla tanrı-diktatörlükler gerçekleşiyor.

İnsanların sınıflara ayrılarak yaşamaya başladığı zamandan günümüze kadar varlığını sürdüren tekçi soytarılık dediğimiz diktatörlük, demokratik uygarlık sistemine kadar kendini Avrupa’da da yaşattı.

Sadece Arapların tanrılarını günah keçisi göstermek gerçekleri saklamaktır.

Kürdler ve Türkler nice tanrı-diktatörler yarattı!

Yanı başımızda halkları esir alan çöl dinleri, bir sınıfın diğer sınıf ve tabakalar üzeride tahakküm biçimidir.

Köleleri köle sahiplerine tutsak eden ilkel koşulların sistemi  olduğunu söylemek yetmiyor, ilkel komünal sistem olduğunu bilince çıkarmak gerekiyor.

Rönesans öncesi Roma Hıristiyan şeriat sistemi de Avrupalıları canından bezdiren kamusal mülkiyete dayalı ilkel komün sistemidir.

Özel mülkiyete dayalı kapitalizmin feodal toplum düzenini tasfiye etmesinden sonra, kapitalizme karşıt kamusal mülkiyete dayalı ilkel komünal hasretin uyanmasıyla günümüzün komünist ütopyası gelişti.

İlkel yapıya çağın modasında yeni gömlek giydirilerek insan temel hak ve özgürlükleri din şuralarına benzeyen bürokratik hantal sınıfa kurban edildi ve liderler ataputlara çevrilerek yeni tanrılar üretildi!

Komünal toplum sistemlerinin çöl vahşet koşullarında sahip oldukları din ideolojisi insan beynini de tutsak aldı. İlan edilin dinlerin zulme,  katliamlara dönüşmesiyle çöl inanç merkezli Ortadoğu’da ezilmeyen bir insan, bir halk yok!

Böyle koşullarda, ezilmişliğin neden olduğu sendrom insanları o denli kötü etkiliyor ki, her keste nefret duyguları kişiliğe egemen olurken, aklıselim ile düşünen insanlar ortalıklarda görünmez oldu.

Bu sendromun sonucunda insanlar serbestçe hareket etme ortamını yakaladıkları zaman, bilinçsizce vahşet kılıçlarından kolye yapıp sağa sola saldırdığını görürsünüz.

Bölgede güç olma fırsatını yakalayan Kürdlerin birlik olamamalarının altında bu gerçek yatıyor.

Sendromun etkilerini kemiklerine kadar hisseden Alevi Kürdler, Êzdî Kürdler bu koşullarda Müslüman Kürdlere güvenebilmeleri için hiç bir neden kalmıyorsa biraz düşünmeli!

Şiddetin günlük yaşama egemen olduğu coğrafyada hala insanın insan üzerinde tahakküm kurma istemi dediğimiz hayvansal güdülerin en kapsamlı ve şiddetli biçimde mevcut olduğu görüldü.

Dini ve siyasi art niyetlerin insanı esir aldığı bu koşullarda birleşme telkinleri inandırıcı olamaz. Bütün birleşme çağrıları ”gelin bana biat edin” şeklindedir.

Çöl vahşet yaşam biçiminde dine dayalı orduların talanları sırasında her türlü ürünü ve kadınları kendileri için tanrının hak kıldığı ganimet olarak kabul eden inançlara bağlı insanların siyasal davranış biçimi sağlıklı olmaz.

Özgür insan bölge karanlık devletleri tarafından ayar verilememiş insanlardır.

Devlet tarafından ayar verilmemiş insana siyaset alanında rastlamak neredeyse imkansızdır.

Hatta devletlerin siyasi ve dini biçim vermediği insanlara toplum içinde, siyasal alanda yerleri yoktur.

Özgür insanın dayandığı liberal insanlık erdemleri topluma ters düşen durumdur.

Türkiye ve Türkiyelilik politikası için mücadele veren ve derin TC devletinin yönlendirdiği Kürd potansiyelinin, Kürd  milli değerlerine sahip olduklarını söyleyemeyiz.

Yönlendirilmiş TC vatandaşı Kürderi Kürd ulusal sorunu içinde mütalaa etmemek gerekir.

Ümmetçiliğe dayanan Arap milliyetçiliği ve Kemalizm ümmetçiliğine dayanan Türkiyelilik politikası TC devletinin stratejik hedefleri için kullanılan araçlardır.

Bu durumlar Türk sorunu kapsamındadır. Mekke şehir devleti haydutlarının Mezopotamya işgalinden sonra Kürdler yerel erdemlerini kaybedip kültürel erozyona uğradı.

Biz zihniyet dejeneresiyonuyla bozulmamış Kürdleri esas almak için çaba harcamalıyız. Din ve siyaset üzerinden Araplaşmış ve Türkleşmiş insanlar Kürd milli erdemlerini kaybetmişlerdir. Onlardan Mezopotamyalı Kürdlerin ulusal erdemlerini beklemek imkânsızdır.

İslamiyet ümmetçiliğini savunanlar Kürd milliyetçisi olamazlar. Çünkü ümmetçilik Arap milliyetçiliğidir, iki milletçilik birden savunulduğunda Müslüman kasabalarındaki üfürükçülerin gülünç durumu hasıl olur.

Bunlar sadece dini istismar ederek onların üzerinde tahakküm kurmak üzere İslamiyet’i öne çıkarıyorlar.

Din cambazlığıyla aklıselimin bir arada olamayacağı gibi, ümmetçilikle Kürd milliyetçiliği de bir yerde olamaz. Milliyetçilik,  esaret altına alınan milletlerin özgürlük ve bağımsızlık paradigmasıdır. Din istismarcılığı ise karanlığın ideolojisidir,  özgürlük karanlıkta zuhur etmez.

Dinci Kürdler işin üçkâğıtçılığını yapıyorlar. Kürd milli değerlerini Arap gelenekleriyle kirletenler mutlaka Rabbimiz Xweda’nın lanetiyle karşılaşacaklar.

Kürd dincilerinin diğer dincilerden farkları yoktur. Aynı karanlık membada şekilleniyorlar.

İlginç olan taraf TC’den ziyade Selanik sevdalısı Kürdlerin Kürd ulusal haklarına karşı olmaları.

Güney Kürdistan referandumu Kürdistan sorunu istismarcılarını ve tüccarlarını umutlandırdı. Bunlar tüm çağdaş Kürdlere tavır alıp Kürdleri köleleştirme istemlerine hazırlık yapıyorlardı. Dincilikle Kürdleri kolaylıkla aldatacaklarına inanıyorlar.

Dünyanın çöl dinleriyle yeteri kadar başı dertte iken, Arap çöl inançlarıyla  devletleşmeyi düşünmek çok rezilce bir istemdir. Bunlar çağın koşullarında din tüccarlığında ısrar ederlerse daha rezil bir duruma gelirler. Bizim uyarılarımızı ciddiye alsalar onlar için daha hayırlıdır.

Bundan sonra dinci rezillerin insan yerine koyulacağını sanmıyoruz. Bunların tüm maskeleri düştü. Takke düştü kel göründü! Din istismarcılığı, Müslüman ülkelerin Kürd düşmanlığı koşullarında insanlığa yapılmış düşmanlıktır.

Çöl vahşet dinleri ve mezhepleri dünyayı karanlığa gömmeye çalışıyor. Demokratik uygarlığın aydınlığı karşısında gözleri kamaşan bu vahşet sürülerinin yok olma telaşları kanlı ortamlara neden oluyor.

Gericilere verilen her taviz terör veya savaşla işlenen cinayetlerin suç ortaklığıdır. İslamcı ve İşgalci barbarların esareti altında Kürdler kendi iç sosyal dengelerini kaybettiler. TC’nin yönlendirilmesi altında Kürd düşmanlarının istediği istikametlere savrulabiliyorlar.

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

ALİCİ VE SÜNNÎCİ İLKEL KOMÜNİST ULEMASI

Posted by kaniyasor 2 Kasım 2018

k.y.Kani Yado 02.11.2018:

Son yüzyılların paradigması olan ve kamusal mülkiyeti esas alan  komünizm, bireyin insan olmaktan kaynaklanan temel hak ve özgürlükleri ve çoğulcu demokratik sistemleri karşısında tutunamadı.

Çağın sınıfları emek ve sermaye karşıtlığında propaganda gücüne ulaşıp inşa edilen komünizm, Türkiye ve diğer çöl gelenekli toplumlarda anlaşılmadığı gibi, doğru tartışıldığı söylenemez fakat ilkel komünist sistemler dinsel kurumlarda hala uygulamalı bir biçimde yaşıyor.

Şahsen tanıdığım ve sevdiğim bir Türk araştırmacı yazar bana gönderdiği mesajda “Abi no’lur Hz. Ali hakkında olumsuz bir şey yazma, O’nu çok seviyorum” demişti.

Bisiklet sürerken bile kitap okuyan istisna ve çok sevimli bu arkadaşımızı önemli bir platformda konuşmacı olarak entelektüel birikimle Marksizm’i anlatırken görmüştüm.

İnsan teorik birikimle Marksist dünya görüşünü savunması ve  iman gücüyle dinsel kurumlarda uygulanan ilkel komünizmi iman gücüyle savunması daha antik oluyor.

Marksist bir Alici olunabileceği hiç aklıma gelmemişti. Daha sonra bu kardeşimi iyi anladım.

Gerçekten semavî dinler ve bu bağlamda Yahudicilik, Hıristiyancılık, Müslümanlık, Alicilik, Muaviyecilik, Yezitçilik denen din, mezhep ve meşreplerin komüncülüğün ilkel biçimleri olduğunu hatırlayınca kendisine hak verdim.

Sünnî şeyh dergahları, Şiî bozması tekke ve zaviyeler ilkel komünal uygulamalarıdırlar. Şeyhler, dedeler, babalar, seyitler, tapınaklar, çaputlar, darıklar…

Şeriatla yönetilen Hıristiyan ülkelerde toplum Hıristiyan papazlar şurası  tarafından Allah adına komünal tarzda yönetildiği  gibi, şeriatla yönetilen Müslüman ülkeler İslam Şurası tarafından Allah adına komünal sistemle yönetiliyor.

Din istismarcılar sektörleri tarafından yönlendirilen insanların büyük bölümü neden ısrarla  bu şuraların tutsağı olmak istiyor?

İnsanlar çağın giysilerini giymekle çağdaş olamazlar. Sünniler, Aliciler 1400 yıl geri bir komünal dinsel sisteme geleneksel muhafazakârlıkla bağlı oluyorlar.

Yahudi komünal geleneklerini sürdüren Mekke merkezli Müslümanlar  insanların cinsel organlarını sakat bırakmaktan vazgeçmediler hala.

Zerdüşt dininden beri kölelerin köle efendilerine, seneme  karşı secdede kalma ve daha sonra Tanrılarına karşı icra ettikleri namaz gelenekleri sürdürülüyor.

İlkel komünal sisteminin uygulandığı süreçte  köle ve köle sahipleri sınıflarının ortaya çıkmasından sonra, köle sahiplerini temsil eden dini otoriteye karşı secdede kalmak namaz ritüelleri olarak devam ediyor.

Çağın giysilerini giymek insanı çağdaş uygarlıkla buluşturmaz, aksine insanı, üstü Mekke, altı Washington giysileriyle komedi konusu eder.

Dinlerin kamusal mülkiyete dayalı ekonomi-politik sistemler, Rabbimizin doğasında  güdü olarak mevcut olan özgür yaşam içgüdüleri karşısında tutunamadı. Bu ilkel sistem işgücünün yarı köle, yarı özgür emekçiliğini dinamik olarak içinde  barındıran feodal sisteme yenildi.

Dinsel kurumlar feodal sistemde işsiz kalmamak için bu sefer feodal toplum sisteminde yarı Tanrı vasıflarını terk ederek Tanrının sınıf çıkarları inadında rantın Tanrı vekili komisyonculuğunu yapmaya devam ettiler.

Hangi sisteme bakarsanız bakın, sınıflar belirleyici oluyor. Sınıflar ya tahakküm kurarak işlevini sürdürür ya da bir sınıf diğer sınıfı aldatarak kamusal mülkiyet cazibesinde kullanarak.

Kapitalist sistemde işgücünü pazarlayarak yaşayan dinamik olan emekçiler, geleneksel sınıf tahakkümünün kamusal mülkiyetin yeni koşulların siyasal üslubuyla komünist sistemde yeniden özgürlük yolculuğuna girerken yeni bir bürokratik ve askeri egemen sınıfın tahakkümü altına girdiğine tarih şahit oldu.

Sovyet devrimi cazip iddialarla tüm ezilen halkların ve sınıf ve tabakaların umudu olurken insan özgürlüğünün vazgeçilmezliği karşısında tuzbuz oldu.

Bu durum kapitalizmin ve sosyalizmin tezlerinde çağdaş  demokratik uygarlığın sentezi ortaya çıktı.

İnsan ihtirası bu erdemli yaşam biçimine ne kadar tahammül edeceği merak konusu iken, toplumsal iradeye yenik düşen erkin bir daha canlanacağını düşünmek yersizdir.

Toplumsal iradenin zaferi olarak anlaşılması gereken demokratik uygarlık sistemi, insanların geleceği için büyük umut olduğu görülüyor.

Barbarlığın iktidarlaştığı Türkiye bu gelişmelerden nasıl nasibini alabilir?

Bu koşullarda Anadolu’yu talan eden barbarların biçimlendirdiği yapay Türkiyecilik ve Türkiyelilik ilkel zihniyetinin insanlık değerlerine karşı düşmanlığın nasıl  bertaraf edileceği bu halkların genetik olumsuzluğundan dolayı merak konusudur.

Türkiye bir taraftan Ortadoğu gericiliğinin radikal yapılanması olan IŞİD denen yapılamalara karşı olduğunu söylerken, bir taraftan IŞİD’in militan personel ihtiyacını karşılıyor.

Bu koşullarda demokratik uygarlık sistemiyle barışık olması mümkün mü?

 

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »

CHP’NİN TAŞERONU AKP İKTİDARININ DİLİ

Posted by kaniyasor 27 Ekim 2018

k.y.Kani Yado – 27.10.2018

Ak Parti iktidarının siyaset dili, Ergenekoncu TC derin devletinin dili olduğu her halinden bellidir. TC devletinin saha egemenliği amacıyla yönlendirdikleri Kürdler de açık bir şekilde Türkiyeliliği stratejik olarak savunuyorlar.

AKP tüm siyasal faaliyetlerini muhafazakâr toplumu oyalama ve yönlendirme şeklinde icra ediyor.

CHP’in taşeronu AKP iktidarı, batının ve Türkiyelilik gömleği giydirilen derin Kürdlerin ve Alevilerin muhalif duruş desteğini alarak iktidarda kalmayı başarıyor. Çünkü TC derin devletinin derin projesi buydu.

CHP’nin taşeron partisi AKP ve iktidarı, ırkçı muhafazakâr Türk toplumunun desteğini yapay batı karşıtlığı Alevi ve Kürd düşmanlığı üzerinden sağlıyor.

CHP’nin babası Kemal de batı karşıtlığı görüntüsü altında batılı bir devlet kurmuştu.

Çöl karanlığında ve kum fırtınalarında uyuşan gerici Sünnîleri binek eşeği yapan Ak Parti iktidarı, atası CHP gibi Türk Nazi Hareketinden farklı bir icraata sahip değildir.

Bu süreç nasıl başlatıldı? Ak Parti İktidarı, CHP’nin yetiştirdiği ve devletin derinliğinde görev verdiği Albay Said’in yerine atanan Fetullah Gülen’in devre dışı bırakılarak kendi halifesini devletin tepesine oturtması bir yenilik değildir.

TC ırkçı siyasetinin geçmişi bilinmeden günümüzdeki taktik ve stratejik hedefleri bilinmez. Bu önemli siyasal durumlar devletin kendilerine sunduğu kısmî bilgilerle yetinen kurbanlara sunulmaz.

TC ırkçı devletini kuran ve İttihat ve Terakki Fırkası‘nın devamı olan CHP’nin atadığı taşeron Ak Parti iktidarı dünün derin şahsiyeti Talat Paşa, Albay Said’i ve bunların devamı olan General Fetullah‘tan farklı bir siyasal dile sahip değildir.

Ergenekon operasyonları sürecinde yakalanan tüm sivil ve askeri generaller şimdi TC devletinin yeni siyasi dengelere, yeni koşullarlara göre icraatlarına katkı sağlayacak şekilde görevlerine devam ediyorlar.

Fazla değişiklik olmadı. Ergenekon’un imamı Fetullah Gülen yerine O’nun öğrencisi başkanlık yetkisiyle donatılan Recep Tayyip Erdoğan geçti. Derin şahsiyetler şimdi daha açık olarak Türk ülküsüne, Türk turan emeline, Türkiyelilik temel stratejisine göre hizmet ediyorlar.

Her nedense her barışçıl çözüm gündeme geldiğinde bir gizli ve maskeli el şiddeti tırmandırıyordu. Bu ilahi el her istediğini Kürdlere kabul ettiriyordu.

Kürd düşmanlığı TSK derin talimatlarıyla yürütülüyordu. Her geçen gün Kürdlerin ismini terörle ifade etme daha da hızlanıyordu. Dışarıda Demokratik eylem biçimleri istenen şekilde olmuyordu.

Her gün Kürd imajı daha fazla erozyona uğruyordu. TC derin devletinin işlerini kolaylaştıran zalim işbirlikçiler Kürdleri hep başarısızlığa itiyordu.

Kürd toplumu bir türlü sivil general Yaçın Küçük, Doğu Perinçek ve legal ve legal olmayan partileri avuçlarının içine alan takım arkadaşlarının devletle derin ilişkilerini göremedi.

Türkiye Cumhuriyeti ırkçı devletinin, Kürdlerin özgürlük taleplerine karşı düşmanlığın nasıl boyutlandığını aşağıda sunduğumuz  Türk Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanlığının 6 Temmuz 1993 tarihinde  kendi devlet birimlerine  gönderdiği gizli talimatta net olarak görülüyor. Öyle görülüyor ki, bu talimat Türkiye’de ve Türkiye dışında eksiksiz olarak karşılığını bulmuştur.

Kürdlere karşı barışçıl dili esas alan Turgut Özal’ın Genel Kurmay tarafından ölümü sağlandığından 2 ay geçtikten sonra TSK Genel Kurmayı Kürdlere karşı mücadeleyi öngören bir talimatname yayınladı. Bu talimatnameyi yorumsuz olarak okuyucuların takdirine sunuyoruz:

“Genel Kurmay tarafından 6 Temmuz 1993 tarihinde hazırlanan ve ilgili birimler tarafından tartışılıp onaylanarak yürürlüğe konan iş bu „PKK ILE MÜCADELE PROGRAMI“ Genel Kurmay ve MGK’de sevk ve idarede görevli yetkililer dışında kimselerin okuması ve üzerinde bulundurması her ne surette olursa olsun yasaktır.

Not: Çok gizlidir.

Bu programın sevk ve idaresinde Türk Silahlı Kuvvetleri yetkilidir. Takviye olarak iç güvenlik görevlileri (Jandarma, Emniyet Teşkilatı, Özel Birlikler ve Köy korucuları ) tarafından desteklenecektir.

Irak için özel strateji ve savaş programları hazırlıklarının son değerlendiresi yapılarak kuzey Irakta geniş taarruz uygulaması en kısa sürede başlanacak.(Kürtleri pasifleştirme programı)
Program Saddam muhalifi Iraklılar, Mısırlı, İsrail ve ABD’li uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır.

Bir grup MGK uzmanı ise bu programın ülkeyi parçalamaya götüreceğini belirterek bir an önce uygulamadan çekilmesini istemiş, muhalefet şerhini koymuşlardır.

 

1.Bölüm: Siyasi partiler, sendikalar
Mevcut siyasi parti genel başkanı ve üst düzey yöneticileri teşkilat ve propaganda başkanları ile özel ilişkiler kurulacak. „Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunması için „ Genel Kurmayın bu konudaki plan ve programının benimsenmesi sağlanacak.

Sendikaların desteği mutlaka sağlanacaktır. Sürekli olarak Ermenistan’ın ve Hıristiyan devletlerin Türkiye’yi böldürmek istediği teması sürekli olarak tekrarlanarak bu mesaj genel ve etkili biçimde işlenecek.

Genelkurmayın plan ve programına aktif olarak katkıda bulunmayan, eleştirenler ve anti propagandasını yapan siyasi parti ve sendika ilgilileri için etkili yaptırımlar uygulanacak. Hukuki gerekçeler hazırlanıp, ilgililerin cezalandırılması, bu durumdaki siyasi partilerin kapatılması için gereken işlemler yapılacak.

Etkin köken ve bölgesel propagandaların işlendiği siyasal toplantılarda her türlü yönlendirme sağlanacak, suç delillerinin temini için özel unsurlar değerlendirilecek.

Etnik taleplerin kurumlaşmasına çalışanların propagandalarına karşı halk mitingleri tertip edilecek. Bu mitingler tertip edilecek. Bu tepkiler yaygın şekilde kamuoyuna duyurulacak. Lazım gelen ihtiyaçlar için askeri levazımat araç gereç alımları hızla temin edilecek ve bu hizmetlerde kullanılabilecek.

ABD, İsrail, Mısır ve Almanya ile varılan anlaşmaların gereği yapılacak.
Kürt bölgelerinde yaşayan Türk kökenli aşiretlerinin devletin yanında yer alması için bilim adamları tarafından eğitim verilmekle birlikte, can ve mal güvenliklerine ilişkin kuşkuların ortadan kaldırılması için gereken güven verilmesi sağlanacak.

Doğu ve güneydoğuda değerlendirme yapılırken devlet yanlısı aşiretler listesi göz önüne alınacak. Bu aşiretlere verilecek olan eğitimde, PKK’nin yaptığı bütün eylemlerin, Ermenilerin amacına yönelik olduğu anlatılacak. Devleti desteklemeden kaynaklanan nedenlerden dolayı güç duruma düşen Kürtlere mali destek sağlanacaktır.

Program gereği yapılan kapsamlı olaylardan sonra „Devletin şefkat eli“ teması genel olarak ulusal medyada geniş kapsamlı olarak işlenecek, PKK’nin kitlelerin gözünde olumsuzlaşması sağlanacak.
Bütün bölgelerde operasyonların günlük olarak sürdürülmesine devam edilecek.

DGM’lerde ve diğer mahkemelerde bu olaylarla ilgili davaların süratli sonuçlandırılmasının sağlanması için her türlü yatırımlar yapılacak, gerekli katkılar sağlanacaktır.
Özel Savaş için oluşturulan birliklerde sevk ve idare ile koordinasyon yönergesi harfiyen uyulması sağlanacaktır.
Özel Çelik güçlerde Bosna-Hersek’ten getirilen ve Azeri kökenli olanlara imha timlerinde görev verilmesinde öncelik tanınacak.
Terörle Mücadele Kanununun kapsamı genişletilecek. Mücadelede engel olan maddeler temizlenecek.
Terörle mücadelenin giderleri için özel mali kaynak oluşturulacak. Terörle mücadele fonu kanunla yasal hale getirilecek. Bu fon hakkında biçim ve yöntem belirlenip en kısa zamanda yürürlüğe sokulacaktır.
Kurullarımızca tespit edilen ilkeler doğrultusunda bölücü propagandaya karşı zorunlu birliktelik sağlanacak. Kürtlere karşı bütün etnik grupların birlikte karşı durması sağlanacak. Birlikteliğin zorunlu olduğu teması işlenecek.

Din birliği ön planda tutulacak. Kürtçülüğün dine de aykırı olduğu belirtilecek.

PKK’nin eylem ve düşüncelerine karşı dinsel tepki sağlanacak. Gösteri ve mitinglerde büyük halk yığınlarının bir arada toplanması, dinsel tepkilerin değerlendirilmesiyle sağlanacak. Bütün giderler özel fondan sağlanacak.
Bu programın icrası sırasında istismarı önlemek için her türlü tedbirler alınacaktır.

Basın ve televizyonlarda PKK’ye karşı kapsamlı programların yayınlanması için gerekli teşvikler ve girişimler yapılacaktır.
Mevcut koalisyon hükümetinin devamı teşvik edilip, sağ ve sol düşünce yelpazesinin beraberliği sağlanacaktır.
Ekonominin ve asayişsin iyiye gittiği, çağdaş demokratik yenileşmenin ve değişimin uygulanmaya başladığı ve devam edeceği mesajı sürekli olarak işlenecektir.

Doğu ve Güneydoğu’da her ne suretle olursa olsun devlete küsmüş, devlete karşı çıkmış yöre vatandaşlarının devletin yanına çekmek için kısa ve uzun vadeli benimsetici ve caydırıcı programlar başlatılacaktır. 
Bu mücadelede dini temaların nasıl kullanılacağı konusunda Diyanet İşleri Başkanlığından programlar istenecektir. Onaylanan programların bütün cami ve televizyonlarda yayınlanması sağlanacaktır.

Değişik kökenden evli olanların propagandası en ön plana çıkarılacaktır. Bölünme durumlarında bu ailelerin durumunun ne kadar kötü olacağı vurgulanacaktır. Evlilik konusunda içte ve dışta yeterli kamuoyu oluşturulacaktır.
2. BÖLÜM: 
Irak’a mutlaka savaş kapsamı niteliğinde etkisizleştirme hareketi yapılacaktır. Kerkük-Musul konusu dünya kamuoyunun gündemine getirilecektir. Türkiye Ortadoğu politikasında başta PKK konusu olmak üzere azami ölçüde her koşulda İsrail ile işbirliğine gidecektir. Bunun için askeri konularda varılan mutabakat muhtırası yürürlüğe konulacaktır. İslam ülkelerinin tepkilerini ortadan kaldırmak için özel programlara devam edilecektir. Iran, Irak, Suriye ve Lübnan ile yapılan resmi görüşmelerin olumluluğu kamuoyuna duyurulacaktır. Bu konu kamuoyuna PKK’nin sıkıştırılması ve tükenişi olarak işlenecektir.
Komsu ülkelerin dışişleri yetkililerine kendi ülkelerinin de Avrupa tarafından parçalanmaya götüreceği teması islenecek. PKK sizi de kullanıp parçalanmaya götüreceği fikri islenecek. 
Yunanistan ve Ermenistan‘da iç karışıklıklar yaratıp, durum önemle değerlendirilecek. Gürcistan’daki gelişmeler yakından izlenerek gerekli katkılar sağlanacak.

İsrail’in Türkiye‘ye verdiği destek kısa sürede görülecektir.
Suriye ve İsrail ile ilişkilerde GHD 1 ve GHD 2 , SHD 2 stratejilerinde uzmanların görüşlerine önem verilecek.

Azerbaycan’ın içişlerinde uzlaşma sağlanacaktır
Özel devlet milislerinin görev alanları içte ve dışta genişletilecek.
Koruculardan ve yöre halkından işbirliği sağlananlar istihbarat eğitimine tabi tutulup özel eğitimden geçirilecek.

Devletin Doğu ve Güneydoğu politikası bir ana baba şefkati olduğu kamuoyuna işlenecek.
Silah dağıtılan köylerde özel ilişkilerle mutabakat sağlanmasından sonra PKK teröristlerinin o bölgelere kaydırılması sağlanacak. Bu yolla PKK’ye karşı imha planları gerçekleştirilecek.
Tel’in ve tepki mitingleri yapan kişi ve kurumlara sosyal, maddi ve güvenlik desteği verilecektir.

Doğu ve güneydoğu Anadolu’da karma iskan mutlaka sağlanacaktır.
Demokratikleşme programı çerçevesinde yerel yönetimlerin radyo ve TV yayını yapması konusunun işlenmesi sağlanacaktır.
Bütün dernek, sendika ve partiler üzerinde her türlü psikolojik ağırlık sağlanacaktır. Buralarda milli birlik hareketine katılmaları için her türlü tedbir alınacaktır.

DEP ve bağımsız Kürt aydınları ile siyasileri etkisizleştirilecektir. Etkisizleştirilmesi için her türlü hukuki dayanak derhal temin edilecektir.
Bütün bölücü yayınlar etkisizleştirilecek, bölücü yayın yapan bütün gazetelerin kapatılması koşulları saçalanarak kapatılacak. Yönetici ve mensupları hakkında cezai yöntemlerin uygulanmasına devam edilecek.

Bölücü faaliyet ve eylemlerin yurtdışındaki merkezlerine yurtdışına gönderilen görevlilerin yerleştirilmesiyle içeriden çökertme, tepkilendirme uygulamaya konacak, bulundukları devlet tarafından tecrit edilmesi ve cezalandırılması sağlanacaktır. Verilen veya verilmesi düşünülen desteklerin kesilmesi sağlanacaktır.

Bölücü örgütün yaptığı eylemleri Avrupa devletleri nezdinde teşhiri için çaba harcanacak, PKK’nin yurtdışındaki eylemlerine karşı bu ülkelerin aldığı önlemleriyle çökertme hareketine haklılık temeli sağlanacaktır. PKK’ye karşı psikolojik savaşa büyük önem verilecek, bu konuya öncelik verilmesi sağlanacaktır.”

Posted in BÜTÜN MAKALELER | Leave a Comment »